20 maddede Kaypakkaya Kemalizm’i niye eleştirdi?

Ahmet Kaya albümlerinde gizli kalmış 12 şair

“Biz ekmek istiyoruz! Ama gül de istiyoruz!”

20 şiiriyle Ülkü Tamer

Ahmet Kaya albümlerinde gizli kalmış 12 şair

Kültür Sanat, Listeler, Müzik 17 Nisan, 21:59'de eklendi

Müzik tarihinde eşine az rastlanır bir üretkenliğe sahip olan Ahmet Kaya’nın neredeyse her albümü milyonlara ulaştı. Albümlerinde ise her sanatçıya nasip olmayan bir şekilde hemen hemen bütün parçaları söz konusu milyonlar tarafından ezberlendi, dilden dile yayıldı. Kaya’nın söz ve müziği kendisine ait olan şarkılarının yanı sıra sözleri ünlü şairlere ait çok sayıda bestesi bulunuyor.

Usta müzisyenin Ahmed Arif, Nazım Hikmet, Attila İlhan, Yusuf Hayaloğlu, Can Yücel, Hasan Hüseyin Korkmazgil ve Yılmaz Odabaşı gibi şairlerin şiirlerini bestelediği yaygın olarak biliniyor. Bir ‘Hasretinden prangalar eskittim’ veya ‘Bahtiyar’ ezgileri hala şairleriyle beraber kulaklardadır. Ancak albümlere gizlice girmiş ve toplum hafızasına kazınmış şairler Kaya’nın ezgilerinde şiir okumayı sürdürüyor.

Ahmet Kaya’nın ezgilerinde gizli kalmış şairleri ve şiirlerinin can verdiği şarkıları sizler için liste olarak derledik.

1. Arif Damar

‘Barikat’ lakaplı şair Arif Damar, işportacılık, hapishane ve kitap toplatmalarla geçen yaşamının ardından 20 Ekim 2010’da dünyaya gözlerini yumduğunda miras olarak onlarca şiir bırakmıştı. Bu şiirlerden birisi de Kaya’nın ilk albümü olan ‘Ağlama Bebeğim’de yer alan ‘Bırak Beni’ adlı şiirdi.

Bırak beni gayri uçam

Uçam da yollara göçem

Ben uçmasam bil ki içem

Uçsuz yollara, yollara

Ben uçmasam bil ki içem

Uçsuz yollara, yollara

 

Kuş ehline durak olmaz

Durur ise yüzüm gülmez

Ben uçmasam bahar gelmez

Gonca güllere, güllere

Ben uçmasam bahar gelmez

Gonca güllere, güllere

 

Bir gün gelir ben giderim

Yedi iklim, yurdum yerim

Bellenmeyen türkülerim

Düşer dillere, dillere

Bellenmeyen türkülerim

Düşer dillere, dillere


2. Ersin Ergün

 

Şiirlerine 12 Eylül darbesinin rengini verdiği şair Ersin Ergün, belki de bu sürecin bütün mağdurlarının bir biçimde içinde kendisini hissettiği ‘Beni tarihle yargıla’ adlı şiirlere sesleniyor. O mağdurlardan biri olan Ahmet Kaya ise kendine has tonuyla şiiri yorumlar ve ‘Başkaldırıyorum’ (1988) adlı albümünde besteye yer verir.

Titrek bir mum alevinin havaya bıraktığı bulanık bir is,

Ve göz gözü görmez bir sis değildik biz

Beni bilimle anla iki gözüm, felsefeyle anla,

Ve tarihle yargıla…

 

Bal değildir ölüm bana,

İdam gül değildir bana,

Geceler çok karanlık,

Gel düşümdeki sevgilim,

Ay ışığı yedir bana…

 

Ahh… Ben hasrete tutsağım,

Hasretler tutsak bana

Bıyığımdan gül sarkmaz,

Bıyık bırakmak yasak bana,

Mahpus bana, sus bana.

Yağlık ilmek boynuma…

Sevgili yerine

Koynuma idamlar alır, idamlar alır yatarım,

Ve sonra sabırla beklerim,

Bulutları çekersiniz üstümden,

Suçsuzluğumun yargılayıcılarını yargılarsınız,

Ve o güzel geleceği getirirsiniz bana…

Ölüm tanımaz işte o zaman sevgim,

Tırnaklarımı geçirip toprağın sırtına, doğrulurum,

Gözlerimde güneş koşar,

Ve çiçekler ekersiniz, çiçekler ekersiniz toprağıma…

 

Duygu bana, öykü bana,

Roman gibi her an bana

Hücremde yalnızım gel,

Gel düşümdeki sevgilim,

Soyunup hazırlan bana.

 

Biraz sonra asmaya götürecekler beni,

Biraz sonra dalımdan koparıp öldürecekler beni,

Hoşçakalın sevdiklerim;

Dört mevsim, yedi kıta, mavi gök…

Bütün doğa hoşçakalın…

Hoşçakalın sevdalılar,

Çocuklar, üniversiteliler, genç kızlar,

Sonsuz uzay, gezegenler ve yıldızlar,

Hoşçakalın…

Hoşçakalın senfoniler, oyun havaları,

Sevda türküleri ve şiirler.

Bildirilerimizin ve seslerimizin yankılandığı şehirler.

Dağlarında yürüdüğümüz toprak,

Yalınayak eylem adımlarıyla geçtiğimiz nehirler hoşçakalın…

Hoşçakalın ağız tatlarım;

Sıcak çorbam, çayım, sigaram…

Havalandırma sıram, banyo sıram, kelepçe sıram…

Parkamı, kazağımı, eldivenlerimi, ayakkabılarımı,

Ve kalemimi, ve saatimi,

Ve kavgamı bıraktığım sevgili dostlar

Hoşçakalın, hoşçakalın…

 

Dostum bana, sevdam bana,

Soluğunu geçir bana,

Uyku tutmuyor gözüm,

Anılar sıraya girdi.

Gel anne süt içir bana.

 

Hoşçakalın anılarımı bıraktığım insanlar,

Mutluluğu için dövüştüğüm insanlar,

Yedi bölge, dört deniz,

Yedi iklim, altmış yedi şehir,

Okullar, mahalleler, köprüler, tren yolları…

Deniz kıyıları, balıkçı motorları, takalar,

Asfalt yolu boyu dizilmiş fabrikalar,

Ve işçiler ve köylüler…

Hoşçakal ülkem

Hoşçakal anne, hoşçakal baba, kardeşim,

Hoşçakal sevgilim, hoşçakal dünya,

Hoşçakalın dünyanın bütün halkları,

Sınırlı olmayan mekâna,

Sınırlı olmayan zamana gidiyorum ben;

En sevda halimle, en yaşayan halimle,

Gidiyorum dostlarım,

Hoşçakalın, hoşçakalın…

Beni yaşamımla sorgula iki gözüm,

Beni yüreğimle, beni özümle,

Bilimle anla beni, felsefeyle anla beni,

Tarihle anla beni,

Ve öyle yargıla.


3. Georgi Svejin

Ahmet Kaya, Türkçe külliyatta hakkında pek bilgi olmayan Georgi Svejin’in ‘Koru Kendini’ adlı şiirini besteleyerek iyi bir bestekar olmasının yanında iyi ve dikkatli de bir şiir okuru olduğunu göstermiştir. Şiir, yine ‘Başkaldırıyorum’ albümünde kendine yer bulmuştur.

Kaldırınca tabancasını

Nişan almak için sarı saçlıya

Parıldayıverdi gözleri

Koru kendini

Kırlangıçlar uçuştular

Korkudan çığrışıp

Kanat çırparak koru kendini.

 

Hadi söyle bana müziği seversin sen

Nasıl çalar insan hapishanede

Ağrılardan, sızılardan sonra

Romatizmanın zincirleri kemirdi elleriyle.

 

İşte nişan aldı tam

Kemanının üstüne

Iskalamaz iyi nişancıdır

Koru kendini

Ama teller gene şakıdılar

Doldular havayı titrek titrek hiç umursamadan.

 

Hadi söyle bana müziği seversin sen

Nasıl çalar insan hapishanede

Ağrılardan, sızılardan sonra

Romatizmanın zincirleri kemirdi elleriyle.

 

“Havasız bir delikte

Gıcırdayan somya üstünde yatakta

Yakalanmışsın berbat bir öksürüğe

Hih gel de şarkı söyle.

Ama yine de sarı saçlı adam

Devam etti kemanı çalmaya

Dirildi içimizde ölü düşler.”


4. Rıza T. Bölükbaşı

 

‘Başkaldırıyorum’ albümünde, felsefeye merakı nedeniyle ‘Filozof Rıza’ olarak da bilinen Rıza T. Bölübaşı’na rastlıyoruz. Bölükbaşı ‘Uçun Kuşlar Uçun’ diyerek sıla hasretini kağıda döküyor. Kaya da sıladan ona selam gönderiyor.

Uçun kuşlar uçun doğduğum yere

Şimdi dağlarımda mor sümbül vardır

Ormanlar koynunda bir serin dere

Dikenler içinde sarı gül vardır.

 

Uçun kuşlar uçun burda vefa yok

Öyle akar sular, öyle hava yok

Feryadıma karşı aksi seda yok

Bu yangın yerinde soğuk kül vardır.


5. Pedro Shimose

 

Pedro Shimose’nin yazdığı ve geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren şair Ülkü Tamer tarafından çevrilen ‘Bir küçük burjuvanın süperakademikrealistik şiiri’ Ahmet Kaya’nın şiirde yaptığı oynamalarla ‘İyimser Bir Gül’ albümünde ‘Çek Mustafa Çek’ (1989) adlıyla karşımıza çıkıyor.

genç kadınları kültürümüzle etkiledikten sonra,

vesta kızlarına ve utangaç rahibelere saldırdıktan sonra,

leylakları yaktıktan, bulutları gömdükten,

tapınakları ateşe verdikten sonra,

kutsal inekleri boğazladıktan, tanrıları öldürdükten sonra,

güle ve isveç kralı gustave’a sövüp saydıktan sonra,

müzeleri havaya uçurduktan, mezarlıklarda dansettikten sonra,

ün peşinde koştuktan ve o kadınla yattığımızı düşledikten sonra,

ejderhalarla, imparatorluklarla, devlerle savaştıktan sonra,

gazetelere geçsin diye adımız, yalvar yakar olduktan sonra,

piramitleri yıkmak için sabah karanlığı toplantılar yaptıktan sonra,

elimize ne geçti?

 

akademide bir koltuk,

bir de çek defteri.


6. Ahmet Erhan

 

78 Kuşağı’ndan olan ve uzun yıllar yaptığı öğretmenliğin ardından Adana Demirspor’da futbol oynayan Ahmet Erhan ağır sakatlık yaşadı.  23 yaşındayken yazdığı şiirle başlayan şairliği, 4 Ağustos 2013’te yaşamını yitirmesiyle son buldu. Kaya’nın ‘Sevgi Duvarı’ (1990) albümünde ‘Dardayım’ adlı ezgiye ‘Bugün de Ölmedim Anne’ adlı şiirini kattı.

Yüreğimi bir kalkan bilip sokaklara çıktım

Kahvelerde oturdum çocuklarla konuştum

Sıkıldım, dertlendim, sevgilimle buluştum

Bu gün de ölmedim anne.

 

Kapalıydı kapılar, perdeler örtük

Silah sesleri uzakta boğuk boğuk

Bir yüzüm ayrılığa, bir yüzüm hayata dönük

Bu gün de ölmedim anne.

 

Üstüme bir silah doğruldu sandım

Rüzgar, beline dolandığında bir dalın

Korktum, güldüm, kendime kızdım

Bu gün de ölmedim anne.

 

Bana böylesi garip duygular

Bilmem niye gelir, nereye gider?

Döndüm işte; acı, yüreğimden beynime sızar

Bu gün de ölmedim anne.


7. Ali Çınar

Ahmet Kaya’nın çok bilinen parçalarının belki de hiç bilinmeyen şairi ise Ali Çınar’dır. ‘Sevgi Duvarı’ albümünde ‘Kendine İyi Bak’ ve ‘Hep Sonradan’ ezgileri varken, ‘Tedirgin’ (1993) albümü ise adeta bir Ali Çınar albümüdür. Albümde yer alan 11 şarkıdan 6’sının sözleri Çınar’a aittir. Bunlar ise, ‘Tedirgin’, ‘Derin Bir Ah Çektim’ (Ahmet Kaya ile beraber), ‘Yazamadım’, ‘Sevemezsin’, ‘Elektro Şok’ adlı ezgilerdir. Çınar’ın bir dönem televizyonlarda magazin servisi müdürlüğü yaptığı bilinir.

Yan yana geçen geceler unutulup gider mi

Acılar birden biter mi

Bir bebek özleminde seni aramak var ya

Bu hep böyle böyle gider mi.

 

Suya hasret çöllerde beyaz güller biter mi

Dikenleri göğü deler mi

Bir menekşe kokusunda seni aramak var ya

Bu hep böyle böyle gider mi.

 

Kendine iyi bak beni düşünme

Su akar yatağını bulur

Kendine iyi bak beni düşünme

Su akar yatağını bulur.

 

İçimdeki fırtına, kör kurşunla diner mi

Kavgalar kansız biter mi

Bir mavzer çığlığında seni aramak var ya

Bu hep böyle böyle gider mi

 

Şu kahpe dünya seni bana düşman eder mi

Dostluklar birden biter mi

Bir kardeş selamında seni aramak var ya

Bu hep böyle böyle gider mi

 

Kendine iyi bak beni düşünme

Su akar yatağını bulur

Kendine iyi bak beni düşünme

Su akar yatağını bulur.


8. A. Hülya Özzümrüt

Kaya’nın ‘Dokunma Yanarsın’ (1992) adlı albümünde devrimci bir militan olan ve uzun yıllar hapishanede kalan A. Hülya Özzümrüt’e denk geliyoruz. Özzümrüt, ‘Merhaba’ şiiriyle albümde yer alıyor.

Yağmur yağsın isterdim bu sabah

Merhaba soylu sevdam, merhaba

İpil ipil düşsün betona

Merhaba sevgili vatan, merhaba.

 

Ve üç gece güvercini

Nazlı nazlı uçsun buluta merhaba

Bütün sabahların bu saati

En fazla sevdiğim vakit

Son kez; merhaba…


9. Süha Tuğtepe

 

24 Haziran 2009’da yaşamını yitiren Süha Tuğtepe’den geriye kalan çok sayıda şiirden biri de Ahmet Kaya tarafından bestelenen ve ‘Dokunma Yanarsın’ adlı albümde yer alan ‘Kenar Mahalleli’ adlı şiirdir.

Bir kenar mahalleliyim

Mecburen parasızdır ceplerim

Fabrikada satılık sendika

Ağzımı açsam sokaktayım.

 

Bir kenar mahalleliyim

Mecburen kavga ederim

Markette köpek öldüren şarabı

Bekçilerle naralı gecedeyim.

 

Bir kenar mahalleliyim

Mecburen kılıksız gezerim

Beyoğlu’ nda pupa yelken polisler

Rüzgarına değer sopa yerim.

 

Bir kenar mahalleliyim

Mecburen uzaktan severim

Ev önlerinde babalar

Kızlarına baksam cinayet sebebiyim.


10. Zeynep Talu

 

Şimdiye kadar Türk pop şarkıları ile yabancı şarkılara yazdığı sözlerin 800’ü bulduğu belirtilen Çiğdem Talu’nun kızı olan Zeynep Talu’nun ‘Yeter’ adlı sözleri Ahmet Kaya’nın ‘Şarkılarım Dağlara’ (1994) albümünde yer alıyor.

Bilmediğim bir şey söyle bana

Mutluluğu anlat mesela

Bilmediğim bir şey söyle

O çok duyduğum yalanlar olmasın

Bilmediğim bir şarkı söyle bana

Sözlerinde ayrılık olmasın

 

Yeter bu Dünya’nın cefası derdi

Yeter boş yere kaç bahar tükendi

Yıllarca kendimi kahrettiğim yeti

Gel bana Bilmediğim bir şeyler söyle

Yıllarca dinlediğim aynı masallar yetti

Gel bana Bilmediğim bir şeyler söyle

 

Bilmediğim bir şey söyle bana

Gülmeyi anlat mesela

Bilmediğim bir şey söyle

Ezbere bildiğim dertler olmasın

Bilmediğim bir şarkı söyle

Gözlerimde hüzün bırakmasın.


11. Orhan Kotan

Kürt siyasi hareketinin önemli isimlerinden olan ve gazeteci, araştırmacı, şair kimliğiyle bilinen Orhan Kotan’ın Kaya’nın albümlerine gizlenmiş önemli insanlardan biridir. Aynı Kaya gibi sürgün hayatı yaşayan Kotan, üç şiir kitabı, sayısız makale, araştırma-incelemeyle, arkasında dev bir hazine bıraktı ve 9 Temmuz 1998 tarihinde yaşamını yitirdi. Ahmet Kaya’nın ‘Şarkılarım Dağlara’ albümündeki ‘Gururla Bakıyorum Dünyaya’, ‘Dosta Düşmana Karşı’ (1998) albümüne adını veren şiir Kotan’a aittir. Ayrıca Kaya’nın hayattayken seslendirdiği ve 2006 yılında sevenleriyle buluşan ‘Gözlerim Bin Yaşında’ adlı albümündeki neredeyse bütün şiirler Kotan’ın şiirleridir.

Birer birer, biner biner ölürüz

Yana yana, döne döne geliriz

Biz dostu da düşmanı da biliriz

Vurulup düşenler darda kalmasın

 

Çünkü isyan bayrağıdır böğrüme saplanan sancı

Çünkü harcımı öfkeyle, imanla karıyorum

Ve kederin

Ve solgun yüzlü işçilerin üzerine

Dağ başlarının hırçınlığı savruluyor benden

Çünkü beni ateşiyle dimdik tutan kin

Çünkü benim gözbebeklerimde tutuşan şafak

Miting afişleri cesur pankartlar

Ve binlerce militan

Derin denizlerin aydınlığı

Zorlu sabahlar

Gökyüzü ve lale

Sıkılmış bir yumruk gibi giriyoruz hayata

 

Çünkü ben sevdiğim kızı

Yaşamak gibi halkım gibi sevdiğim kızı ki şiirini yazamayan

Ve türküsünü söyleyemeyen halkım gibi

Binlerce ve binlerce kurşunlanan halkım gibi

Zincire vurulan

Savaşlara yollanan

Vergilere bağlanan halkım gibi

Felç olmuş yalnızlıklara bırakarak

Büyük acıların ve gözyaşlarının içine bırakarak

Şiirlerimin bir bıçak gibi ışıldadığı

Devrim türkülerini

Ve başkaldırmayı öğreten dudaklarını

Bir kere olsun öpmeden

Bir kere olsun tutamadan kaygısızca

Serin bir yaz gecesi gibi ürperen ellerini

Hatta boynunu ve ayak bileklerini

Bilemeden, Bilemeden, Bilemeden

Vurdum yüreğimi şanlı kavgaya

Barışın ve özgürlüğün dağlarına yürüyorum işte

Yiğitsen uslandır beni

Ey yasakların, kahpeliğin

Ve soygunların koruyucusu

Türkü çağıran kızlarımı sustur

Ve kahraman oğullarımı mezar kaza kaza kederli, kızgın

Tohum serpe serpe hünerli

Ve sömürüle sömürüle bomboş

Ve açlığın ve zulmün izlerini

Derin uçurumlarında taşıyan ellerimi

Naçaklara ve tırpanlara sarılan ellerimi

Mavzerlere sarılan ellerimi

Zincirlere vur gücün yeterse

Ama adına yaşamak dersen

Re-zil-ce

 

Çatlayan tomurcuğun

Doğan çocuğunu çığlığını duymadan

Gül benizli sevgilinin

Titreyen göğüslerini öpmeden doyasıya

Korka korka, yana yana

Her gün biraz daha derinden

Her gün biraz daha kapkara duyarak ölümü

Aç ve arkasız

Köpekleşerek yaşamak dersen

Bu yürek

Çat diye çatlasın be

 

Kirsiz passız

Arı duru özümüz

Namussuza kanlı hançer sözümüz

Çok uzaktır dostlar bizim yolumuz

Durana yürüyene bin selam olsun.

 

Gel gelelim parlayan güneşi

Emekçi halkların

Kahraman halkların güneşini

Şehvetle içine dolduran toprak

Şimdi sımsıcak şimdi ulaşılmaz

Şimdi olgun meyvalarla dolu

Bahar bahçelerini sarmaktadır dünyaya

Ve gülbenizli sevgilinin dudaklarında hayat

Bizi aşka ve kavgaya çağırmaktadır

Bıçak kemiğe dayandıgı

Ok yaydan fırladığı için değil

Bu bezirgan saltanatı

Bu zulüm bitsin diye

Ağaran günler için

Yeni bir dünya uğruna

Yüzlerinde cesaretin onuru

Ve imanlı gücü döğüşen dünyanın

Ve ölüme

Gülerek koşan genç savaşçıların

Albayrakları dalgalansın

Dalgalansın, dalgalansın

Kinle boğuşan yorgun yüreği

Aydınlansın diye anamın

Dişleri sökülmüş kederli ağzı

Ağlamaya hazır gözleri

Safrası, ve sonsuz dağları eriten sabrı

Merhameti

Yani bir bütün halinde insanlığımız

Yunsun arısın diye durgun pınarlarda

Alınterinin namusu kurtulsun diye

Kurtulsun diye sıcak somun

Acı soğan ve çiçekli basmalar

Ahdettik, vefa ettik

Kelle koyduk

Ölen ölür dostlar

Düşmanlar heyy

Kalan sağlar…


12. Gülten Kaya Hayaloğlu

Ahmet Kaya’nın eşi ve Yusuf Hayaloğlu’nun kardeşi olan Gülten Kaya Hayaloğlu, Kaya’nın Ara Dinkçiyan ile birlikte bestelediği ve ‘Şarkılarım Dağlara’ albümünde yer alan ‘Ağladıkça’ adlı ezginin yanı sıra, ‘Yıldızlar ve Yakamoz’ (1996) albümündeki ‘Turuncu Gemi’, ‘Dosta Düşmana Karşı’ albümündeki  ‘Ay Gidiyor’ ile ‘Hoşçakalın Gözüm’ (2001) albümündeki ‘Al Öfkemi’ adlı ezgilerin söz yazarıdır.

Dağlarda öfkeli başım

Serhat’ta hep akşam oluyor

Nasipsiz kıştan mı, yağmurdan mı yoksa aşktan mı

 

Ağladıkça, ağladıkça dağlarımız yeşerecek

Görecek, göreceksin

Ağladıkça, Ağladıkça

Geceyi tutacağız göreceksin, göreceksin

 

İlk yazda bitti telaşım

Alnımda hep kavga duruyor

Vakitsiz hırstan mı

Bahardan mı yoksa aşktan mı

 

Ağladıkça, ağladıkça bozkırlar yeşerecek

Görecek göreceksin

Ağladıkça, Ağladıkça

Güneşi tutacağız göreceksin, göreceksin.

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.