karabuk haber

Tereddüt, erkek egemenliğinin kayalarına vuran dalgalar!

7 yaşında Google’a iş başvurusunda bulundu

İlk kadın psikanalist Lou Andreas-Salomé

Kuzguni Gömüt

Ahmet Yapar: Suruç, Ankara katliamları gibi Cizre hala bir Madımak’tır, Sivas’tır, Maraş’tır

Röportaj, Tiyatro 22 Aralık 2015

Pir Sultan Abdal Şenlikleri’ne katılmak için Sivas’a giden aydın, yazar ve sanatçıların 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde yakılarak katledilmelerini konu alan Zambaktaki Kan Lekesi, 21 Aralık’ta 75. Yıl Sahnesi’nde sahnelendi.

 

Divriği Kültür Derneği’nin katkılarıyla sahnelenen oyunun gelirleri 10 Ekim Ankara Katliamı’nda hayatını kaybedenlere gönderilecek. Press Haber olarak Divriği Kültür Derneği Başkanı Metin Aktan ve oyunun yönetmeni Ahmet Yapar ile sahnelenen oyun ve yaşanan katliamlarla ilgili konuştuk.

“Bu oyunda aslında Sivas Katliamı’nı baz almak istedik ama esas olarak 10 Ekim Ankara katliamına kadar yaşadığımız tüm katliamları ortaya çıkartan öze odaklanmak istedik” diyen Divriği Kültür Derneği Başkanı Metin Aktan sözlerine şöyle devam etti “Biz çalışmalarımıza başladığımızda, son zamanlarda canımızı yakan birçok katliam yaşanmamıştı. Fakat maalesef, bir katliamda yitirdiğimiz canlarımızın anısını yaşatmayı hedeflerken, aynı süreçte birçok canımızı da yitirmiş olduk”.

Metin Aktan

Yaşanan son katliamların bu tür sanatsal aktivitelere daha çok destek vermeye ittiğini belirten Metin Aktan, “Divriği Kültür Derneği, katliam sonrasında yaralı canlarımıza karşı gücü oranında sorumluluğunu yerine getirmeye çalıştı. Şimdi bu tip sanatsal aktivitelerle de, hem hemşerilerimizin hem de insanlarımızın bu yaşanılanları unutmamalarını sağlamak istiyoruz, yine yitirdiğimiz canların anısını canlı tutmak ve sanat yoluyla yaratılmak istenen karanlığı yırtmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

 

Zambaktaki Kan Lekesi oyununu Derleyen ve Yöneten Ahmet Yapar ise, oyuna Suruç, Ankara katliamlarını da dâhil ettiklerini belirterek “Ermenek bir Madımak’tır, Soma bir Madımak’tır” dedi.

 

İşte oyunun yönetmeni Ahmet Yapar’la yaptığımız söyleşi:

 

Oyunu ne zaman uyarladınız? Birde izlerken, Ankara, Suruç gibi güncel olaylara da yer verdiğinizi gördük?

 

Geçtiğimiz yaz ayında başladı, haziran ayından bu yana gösteriler devam ediyor. Maalesef olayları güncelleyerek devam ediyoruz. Sivas Katliamı’nı ele alan Zambaktaki Kan Lekesi adlı oyunumuz da biraz bu yaraya parmak basıyor. Unutmamak ve unutulmaya yüz tutmuş lekeleri tekrar hatırlatmak ve hafızada diri tutmak için çalışıyoruz. Geçtiğimiz dönem yaşadığımız Suruç, Ankara ve bugün baktığımız zaman Cizre hala bir Madımak’tır, Sivas’tır, Maraş’tır. Bunların üzerinden hareketle, üzerimize düşeni estetik ve tiyatroya yakışır bir şekilde dans ve müzikle harmanlayarak yeniden gündeme getirmeye çalışıyoruz.

 

Ankara’da tekrar sahnelenecek mi oyun?

 

12 Haziran’dan bu yana devam etmekte olan oyunumuz turneler kapsamında birçok yerde sahnelendi. Hacı Bektaş-ı Veli Festivali’nde sahnelendi geçtiğimiz yaz, İzmir’de sahnelendi. Önümüzdeki günlerde de turne kapsamında yine sahnelenecek ama henüz yer ve zamanı belirlenmedi. Ankara’da yapılacak diğer gösterimi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde yapmayı düşünüyoruz, tarihleri netleşince yine tiyatro severlere duyuracağız.

 

Ahmet Yapar

 

Bildiğiniz üzere bu yıl Carina’nın Günlüğü: Madımak filmi de vizyona girdi ve hem Sivas’ta yakınlarını kaybeden aileler hem de konuyla ilgili hassas kesimler tarafından eleştirilere maruz kaldı. Aynı konuda bir oyunu sahneye koymuş bir sanatçı olarak filmi izlediniz mi ve siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

 

Carina’nın Günlüğü‘nü henüz izlemedim ama yapılan eleştirileri, ailelerin tepkilerini ve yönetmenin savunmasını yakından takip ettim. Filmi izlemediğim için konuyla ilgili yorum yapmak istememekle beraber yönetmen ve yapım şirketinin ciddi bir kaynak eksikliği olduğunu düşünüyorum. Uğur Kaynar’ı Hasret Gültekin olarak göstermek kaynak taramasının doğru yapılmadığını gösteriyor. Olayın hassas ve hala canlı olması nedeniyle böyle hataların tartışılması ve eleştirilmesini de makul görmek lazım. Bir söz söyleme ve eleştiri sunma yeri olarak bize sadece sanat bırakılmış. Ben er meydanı olarak adlandırıyorum bunu. Ama kaynak taramasında gösterilmesi gereken özenin biraz daha fazla olması gerektiğini düşünüyorum.

 

Filmde yetkililerin masum gösterilmesi gibi bir izlenim oluştu birçok kesimde?

 

Evet, Sivas’ta yakınlarını kaybedenlerin başka bir eleştirisi de “sanki katliamı yapanların birer mazlum, kandırılmış gibi gösterilmelerine” idi. Ben filmi izlediğimde eğer bu kanıya varır mıyım bilmiyorum, ama bu katliamı yapanların bu kadar masum, saf, kandırılmış olduğunu düşünmüyorum. Bugün Suruç katliamını yapanlar nasıl masum değilse, Ankara katliamını yapanlar nasıl masum değilse, Cizre’de bugün yaşanan katliamlar nasıl masum gösterilemezse, çok hassas bir konu olan Sivas Katliamı da masum gösterilemez.

 

Fakat bizde oyununuzu izlerken faillerin isimlerinin tam olarak adlandırılmadığı gibi bir izlenim edindik. Otelin dışındaki “azgın sünni güruhlar” üzerine odaklanırken, katliamdaki devlet ve ordu ilişkisi hep ikinci plana atılıyor. Bu, Sivas Katliamı ile ilgili birçok çalışmada göze çarpan bir şey. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

 

Bu konuda sığındığım gerçek şu: Sanatın illaki bir estetik boyutu var. Sloganlardan biraz daha arındırılmış bir sanatın taraftarıyım. Bugün yaşadığımız olaylar gibi, bu tür yaşanmışlıkları anlatırken estetik kaygıları biraz daha ön plana çıkarmak gerekiyor. Diğer türlü yapılan şey ajitasyon veya sloganvari bir şeye dönüşüyor. O da sahnede ne kadar ayakta durur, ayakları ne kadar yere basar, tartışılacak bir şeydir. Olayları olduğu gibi sahneye taşımak, estetikten uzak bir slogandan başka bir şey olamaz diye düşünüyorum. Arkadaşlarla oyun üzerine tartışırken Cizre’yi, Suruç’u, Ankara’yı katalım mı diye tartışırken evet katmalıyız dedik. Ali Balkız prömiyerimize geldiğinde dedi ki, “Ermenek bir Madımak’tır, Soma bir Madımak’tır”. Ama bunu “kahrolsun” demek yerine başka bir dille ifade etmemiz gerekiyor. Şiir gibi düşünmek lazım. Daha farklı bir üslupla ifade edebilmeliyiz bunu.

Haber: Fûad Ronak, Röportaj: Mustafa Ergün

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.