karabuk haber

Bir yol filmi: On The Road

İlk kadın psikanalist Lou Andreas-Salomé

Ricardo Bofill, çimento fabrikasından büyülü bir ev yaptı

Tereddüt, erkek egemenliğinin kayalarına vuran dalgalar!

‘Hangimiz sevmedik’ Müslüm Baba’yı, kim olduğunu bilmeyerek!

Derlemeler, Yaşam 11 Mart 2016

‘Coğrafya kaderdir’ sözü ne kadar basit ne ve kadar gerçek. İbn-i Haldun’un yüzyıllar önce söylediği bu söz, dünya var olduğu sürece de geçerliliğini koruyacak. Kimi insan coğrafyasının kaderini yaşamasa da genel olarak insanlar coğrafyasının kaderini yaşıyor. Bunun en bariz örneği 3 Mart 2013’te aramızda ayrılan arabesk müziğin dev ismi Müslüm Akbaş. Bilinen adıyla Müslüm Gürses.

 

Adı Müslüm olan bir Ermeni’nin kaderi elbette ki coğrafyasıyla ilgilidir. Evet. Müslüm Gürses Kürdistanlı bir Ermeni’ydi. 1915’te yaşanan “büyük felaket”te sağ kalan, sağ kalınca da kimliğini-inancını inkar etmek zorunda kalan ancak o şekilde hayatta kalmayı başarmış Urfa Halfetili bir Ermeni ailenin çocuğuydu. Tabi ailesi Ermenilikten ‘dönmek’ zorunda bırakılmış.

Müslüm Gürses Ermeni mi,

 

Ben, merhumu geç hatta çok geç keşfedenlerdenim. Vefat ettiği gün sosyal medyada takip ettiğim çoğu insan üzüntüsünü belirtip şarkılarını paylaşıyordu. Paylaşılan linklerden birini tıklayınca “hangimiz sevmedik” şarkısı vardı. Şarkı tam da Ortadoğuluların sevgi anlayışını anlatıyordu. “Deli gibi sevmek ruhumuzda var” diyor. Evet, biz Ortadoğulular deli gibi sever ve deli gibi körü körüne nefret ederiz aynı zamanda.

 

“Bu benim meselem, derin mesele…” demesinin altında elbette ki derin bir yara var. Kimliğini yitirmeleri yetmezmiş gibi bir de yoksulluk sıkıntısı vardı ailesinin. Bu sebepten Adana’ya göç ediyorlar. Daha iyi bir yaşam için. Ancak hayat o kadar da güzel bir yaşam sunamıyor. Annesi, babasının “namus” cinayetine kurban gidiyor ve ondan sonra babasıyla bir daha görüşmüyor. 1978’de trafik kazası geçirecek, Kulağı az işitecek, yavaş konuşacak, koku alamayacak hatta en güzel kokuyu bile ispirtodan ayırt edemeyecekti. 12 Eylül darbe döneminde ise kardeşi sokakta askerlerce öldürülüyor. Kardeşi öldürüldüğü yıllarda müziği “Türk değerlerine aykırı” bulunarak TRT’de yasaklanıyor. Seküler beyaz kesimin müziğini ve onun dinleyicilerini aşağılaması ise cabası. Gerçekten derin bir mesele.

 

“Zamanın eli değdi bize. Çoktan değişti her şey” diyor ‘Müslüm baba’. Evet, 1915’te bir el değiyor coğrafyamıza ve her şey değişiyor. O gün bugündür bu topraklarda rahat yüzü yok. Osmanlı devletinin İT Partisi[İttihat ve Terakki Partisi] hükümeti döneminde bu coğrafyada büyük bir kıyım yaşanıyor. Milyonlarca insan ölüyor/öldürülüyor bir o kadarı da yerinden yurdundan oluyor. Kalanlar ise, yukarıda anlatıldığı gibi kimliğinden ve inancından vazgeçerek yeni bir kimliğe bürünüyor. Hayatta kalmak için…

 

Bu yıl, İT Partisi hükümeti döneminde gerçekleşen “büyük felaket”in 100. Yılı. Ermenistan ve Ermeni Diasporası 1915’te bir soykırım yaşandığını dünyaya anlatmaya hazırlanırken, Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ise tam da “büyük felaket”in yaşandığı tarihte Çanakkale Zaferi anması etkinliğini yapacak. Oysa hükümet 23 Nisan 2014 tarihinde yayımladığı taziye mesajında bir ilke imza atmış ve büyük takdir almıştı. Aynı hükümetin nasıl bu noktaya geldiğini ise anlamak çok güç. 2009’da Ermenistan ile imzalanan protokole değinmiyorum bile. Anlaşılan hükümet bu meselede de bir adım ileri iki adım geri politikasını uyguluyor.

 

Hangi politikayı uygularsak uygulayalım, gerçekten kaçılmaz. Ve su yatağını bulur misali bu meseleyle er ya da geç yüzleşmek zorunda kalacaksınız.
1915: Soykırım mı, tehcir mi, karşılıklı kıyım mı adını sen koy…

Kaynak: Emin İleri’nin yazısı (Hürbakış)

 

Yorumlar

Yazıya 7 yorum yapılmış.

ali imren 11 Mart 2016

“Kalanlar ise, yukarıda anlatıldığı gibi kimliğinden ve inancından vazgeçerek yeni bir kimliğe bürünüyor. Hayatta kalmak için…” sözüne katılıyorum ama bir insan 59 yıllık yaşamı boyunca hiç mi bir soruna değinmez. Sanatçı olmanın gerekliliğe değilmi bu? İki Türkü iki Alevi deyişi okumak yeterli mi. M. Gürses şarkılarının toplum ve biray üzerinde yani bu “Müslüm Babacılar” üzerinde yarattığı paranoya veya bunalım veya sadistlik ne olacak peki, kendini jiletleyenler ne olacak peki?

İnsana kökeni üzerinden mi değer vermeliyiz kişiliği ve hayattaki kimliği, düşüncesi, görüşü ve yaptıkları üzerinden mi değer vermeliyiz?

Alex Hovakim Aydin 12 Mart 2016

Dünya görüşü ya da müzik tarzımız asla uyuşmadı hatta hiçbir şarkısının tamamı dinlemedim kendinden. Fakat hikayesini şimdi okuyorum da böylesi bir ortak nokta çıkacağını tahmin edemezdim. Kim olduğunu gizleyerek yaşamaya çalışmanın ne kadar zor olduğunu en iyi bilenlerdenim. Fakat köyün, kasaban laf arasında geçince “dönme ermeni” denildiğinde nasıl korkuya teslim olunur. Babannenin “dışarda sakin bu öğretiğim kelimeleri sakin söyleme seni döverler, annen turk ona da söyleme” telkinleri ile büyümüş biri olarak cok iyi anlıyorum. Gizlice vaftiz ettirildigimi söyleyen kadının gözlerindeki korkuya tanık olmaktır kripto ermeni olmak. Ama ben bunlara rağmen, yıllarca beni uyarmasina rağmen “hristiyanim ve Ermeniyim, korkmuyorum” diye mahkemeye gidip ismimi değiştirdim. Mahkemenin, ailemin 90 yıl sakladığı gerçeği kanitlamasini sağladım. Ismim artık gizli değildi, dinimde. Ama anladım ki anne dediğim babannem bildiği için konuşuyormuş. Türk gibi görünmek zorundaymışız. Yaşamak için sevdiklerimize yalan söylemek zorundaymışız. Şimdi çok iyi anlıyorum. Ermeniler için Türk turkler için ise Ermeni olmakmış gizlenmemek. Bir evde tehditler yüzünden aylarca çıkmadan yaşamakmış. Şimdi Müslüm Gürses in Ermeni diyenler, beni Ermeni olarak kabul etmezler. Çünkü bizim bir millete ait olmamız için ölmemiz gerek.

serpil baştan 12 Mart 2016

Muslim Gurses Türkiye’nin en guclu seslerinden biriydi.Ermeniymis,lazmis. Gürcüymus ne önemi var.

......... 13 Mart 2016

sisiz hahgi kafayı yasıyonuz … yada herhangi bir kafanız yada icinde bisy var mı ?

Adem Büyük 13 Mart 2016

Saçma sapan konuşmayın yahu. Geçmişte olmuş bitmiş. 1915’te ne olduysa oldu. Çıkın artık şu zihniyetten. Sizin zihniyetiniz 28 Şubat’la kafayı yemiş AKP zihniyetine çok benziyor. İnsanları ırklarıyla ya da coğrafyalarıyla yargılamamaktan bahsedip aynı yanlışı kendiniz yazınızda yapmışsınız. Yıl olmuş 2016 uğraştığınız şeylere bakın.

Adsız 14 Mart 2016

Cahillik egemen oldukça yalancıların yüzleri köseleşiyor. Çünkü yalanlarını yüzlerine vuracak, hadlerini bildirecek onurlu ve ahlaklı adam kalmadı Türkiye’de. Şimdi size cahilliğinizden kurtulma reçetesi veriyorum:
Kitapçıya gidin, “Beni Yıkamadan Gömün” adlı kitabı sorun, alın, okuyun. Siz cahillere soykırım diye yutturdukları Ermeni sürgününe gidenlerin geri gelip Kürt olarak yaşamayı sürdürdüklerini kendi ağızlarından okuyacaksınız. Kendi ağızlarından “geri geldik, yine buradayız” diyorlar. Cahil olduğunuz için aynı şeyi Yusuf Halaçoğlu dediğinde onu ırkçılıkla, kafatasçılıkla suçlamıştınız. İşte cahillik böyle bir felaket…

Kadir Demir 14 Mart 2016

Sanırsınız ki sadece Ermeniler zulüm görmüş.1876-77 Osmanlı Rus savaşlarında Balkanlarda 5 milyon Türk katledilmiş,5 milyon Türk te anadoluya göç etmiştir.Ha keza gene aynı savaşta Doğu’dan ve Kafkasya’dan milyonlarca Türk anadoluya sığınmıştır.Ermeniler Ruslarla birlikte hareket etmek suretiyle 1 milyondan fazla Türk’ü katletmiştir.Yakın zamanda Karabağ’a 5 bin Türk katledilmiş ve hiç bir zaman Ermeni toprağı olmayan Karabağ işgal edilmiştir.Bugünkü Ermenistan da bile 1860 larda Türk nufusu %70 dir.Hatta 1920 sayımında bile Ermenistan da Türk ve Ermeni nufusu eşit idi.Peki nerede bu Türkler?Yer yarılıp ta yerin dibine mi girdi?Çoğu katledildi,bir kısmı da Türkiye ve Azerbaycan topraklarına göç etti.Ermeniler anadoluda Ruslarla,İngilizlerle işbirliği yapmanın bedelini ödemiştir.Osmanlı gene Osmanlı toprağı olan Musul,Rakka,Halep,Şam,Beyrut gibi şehirlere Ermenileri tehcir etmek suretiyle katliamdan kurtarmıştır.Ermenilerin ihanetine hiç bir devlet müsamaha etmez,Osmanlı da etmemiştir.