7 madde ile Film seçiminde IMDb’den yararlanmak

Sema Moritz’in hikayesi ve taş plak sesi

Tomris Uyar ve aşıkları

Mutlu olmanın formülü

Michael A. Reynolds: Kürdistan kurtarıcı Çar’ını bekliyor

Derlemeler 30 Mart, 04:50'de eklendi

Routers‘tan Michael A. Reynolds, Türkiye-Rusya çatışması ekseninde Kürtleri yazdı. “Putin, Kürtlerin kurtarıcı Çar’ı olacak mı?” başlıklı yazısında Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakanı Davutoğlu’nun Osmanlı Sultanı II. Abdulhamid’in yönetim tarzını icra etmeye öykündüğü tespitinde bulunan Reynolds, “Fakat onlar, II. Adulhamid Saltanatı zamanında Rus Ordusu ve diplomasisinin Bulgaristan’ı, Romanya’yı ve Sırbistan’ı koruduğunu ve onların bağımsızlaşmasını sağladığını iyi hatırlayacaklardır.” ifadelerine yer verdi.

erdogan-putin

 

İngilizce aslından İskender Kahraman‘ın Bas Haber için çevirdiği makalenin tamamı ise şöyle:

Kasım ayında Türkiye’nin Rus jetini düşürmesi, Rusya’nın Suriye için olan çabalarının ve umutlarının seyrini değiştirdi. Bu, Viladimir Putin’in öncülüğünü yaptığı ve Türkiye’yi de içerecek Ortadoğu sınırlarının yeniden çizileceği bir süreci başlatabilir.

 

O olaydan sonra, Putin, Türkiye liderlerinin yaptıklarının bedellerini ödeyeceğini söyledi ve Türk domateslerinin boykot edileceğini ve diğer ekonomik yaptırımlarla bunun intikamını almak için daha fazla yaptırımlara gidileceğine söz verdi. Putin, tehdit edercesine, ‘ne yapmamız gerektiğini biliyoruz’ dedi.

 

Putin sözünün gereklerini yapıyor. Sözünün bir parçası ve gereği olarak, Türkiye, Irak ve Suriye’deki Kürt gruplarıyla ilişkilerini genişletiyor. Aralık ayında Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov şahsen Kürt yanlısı HDP’nin (Halkların Demokratik Partisi) eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ı açıkça Moskova’ya davet etti.

 

Demirtaş, bu ziyaret esnasında Rusya başkenti Moskova’da partisinin bir temsilcilik ofisinin açılışını yaptı. Şubat ayında Suriye Kürt Partisi PYD, (Demokratik Birlik Partisi) uluslararası meşruiyet kampanyası için büyük bir adım olan ilk yabancı temsilciliğini Moskova’da açtı. Rusya, Cenevre barış görüşmelerinde Kürt tarafının sağlam bir savunucusu oldu.

 

Rusya’nın desteği diplomasi ve açık ilişkilerle sınırlı değil. Lavrov Ocak ayında Irak Bölgesel Kürt Hükümeti’ne silah yardımını ulaştırdıklarını teyit etti. Çeşitli kaynaklar da Rusya’nın Suriyeli Kürtlere de silah yardımı yaptığını kabul ediyor.

 

Rusya tarafından atılan bu adımlar Ankara’yı alarma geçirdi.  Ve Ankara’ya Kürtlere, PKK’nin uzantısı olarak değerlendirilen, HDP ve PYD’ye daha fazla saldırmak için iyi bir bahane verdi. Hükümetin sert müdaheleleri sonucu sükûnetle geçen iki yıldan sonra, geçen Temmuz ayında, PKK yeniden isyana başladı ve siyasi Kürtler özyönetim ilan etti. Bu adım da Türk devletinin Kürt şehirlerinin çoğunda sivil savaş başlatmasına neden oldu.

 

Adından da anlaşılacağı gibi, PKK soğuk savaş esnasında kuruldu ve bir çeşit Marksist-Leninist ideoloji üzerinde temellendi. İdeolojik kökeni SSCB ile ilişkilendirildiği ve başvurduğu şiddet olaylarından dolayı, Batı ve ABD tarafından ‘terörist’ bir organizasyon olarak ilan edildi.

 

Bir buçuk yıl önce PKK’nin imajı giderek değişmeye başladı. Grup ve üyeleri seküler yapılarıyla IŞİD ve benzeri yapıların radikal mezhepçiliğine, İran kökenli Şii mezhepçiliğine karşı durdu. IŞİD’e karşı savaşta en etkili savaşçılar olduğunu ispatladı.

 

Kürtlerin üzücü modern tarihiyle benzer şekilde PKK büyük bir sempati kazandı. ABD, askeri danışmanı şimdi PYD’nin silahlı birlikleri ile yakın ilişki içerisinde çalışıyor ve PYD’nin PKK’den ayrı olduğunu söylüyor. Washington ve Avrupa’daki çeşitli uzman ve lobiler ‘ikisinin beraber anılmasından rahatsız ve bu ikisinin beraber anılmaması için çağrıda bulunuyorlar.

 

PKK’ ye değer verilmesine ve onun meşruiyet kazanmasına neden olan ve Türk yetkililer için bir kâbus halini alan bu durum PKK’nin özerklik isteklerini ve daha sonra da kendi devletini kurma amacı için şiddet kampanyasını yürütmesini cesaretlendiriyor

 

Oysa gerçek şu ki, arka plan oyuncusu olarak Rusya’nın Ortadoğu’daki aktif rolü sayesinde ve Suriye savaşındaki avantajlı pozisyonundan dolayı, PKK’nin Batı’ya pek ihtiyacı yok. Gerçekten, PKK’nin çıkarları ile Vladimir Putin arasında bir sinerji bulunmaktadır. Moskova, Kürtlerle çalışarak, İŞİD ile savaşı daha iyi yürütebilir, Türkiye’yi cezalandırabilir, Suriye’deki etkisini artırabilir ve ötesi… Bu açıdan bakıldığında PKK, sadece silah yardımı, hava desteği ve tavsiye alacağı bir destekçi değil; aynı zaman da BM Güvenlik Konseyi üyesi olarak Rusya’dan paha biçilmez bir destek alabilir.

 

Şurası küçük bir sürpriz olmalı: Rusya, Kürtlerin en eski ve süper güç patronu oluyor. Büyük Catherine’den bu yana Rus liderler, Rusya’nın güney sınırları politikaları için Kürtlerin önemini iyi anlıyor. Çar orduları Osmanlı Türklerine ve İranlılara karşı Kürt savaşçı birliklerinden faydalanıyordu.

 

1. Dünya Savaşı arifesinde, Petersburg Kürdoloji için Dünya’nın merkeziydi ve bazı Kürt liderler politik bağımsızlıklarını gerçekleştirmek için Rus İmparatorluğunu en büyük umut olarak görüyordu. Bolşevik Rusya’sı Ortadoğu’da Kürtler üzerinden devrimi yaymak için 1923’te Kafkasya’da, Kızıl Kürdistan adıyla, ilk etnik Kürt politik kimliğini oluşturdu.

 

Stalin bunun bir adım daha ötesine gitti. Sovyet Rusya’nın askerleri Kuzey İran’dan çekilince 1946’da orada oluşturulan ‘Mehabad Kürt Cumhuriyeti’nin kuruluşunu gözetledi. Gerçi Kürtlerin ilk ulusal devleti olarak nitelenen Mehabad Kürt Cumhuriyeti, Başkan Truman’ın İran Şah’ına söz konusu Cumhuriyeti ezmesi için örtük destek vermesi üzerine bir yıl sonra İran tarafından yıkıldı. Kürt aktivistleri kuruluş gününü bugün de kutluyorlar. Çünkü Mehabad Kürt Cumhuriyeti’nin genelkurmay başkanı, bugün Bölgesel Kürt Yönetimi başkanı olan Mesud Barzani’nin babası Mustafa Barzani idi.

 

Pavel Sudoplatov ve Yevgeny Primakov gibi bazı Sovyet Rusya ajan şefleri Ortadoğu’yu istikrarsızlaştırmak için Kürt Kartı’ndan faydalandılar. PKK bunun için Sovyet Rusya’dan yardım aldı.

 

Özellikle Moskova, Sovyetler Birliği yıkıldıktan sonra da PKK ile ilişkilerini kesmedi. PKK 1990’larda Rusya’da temsilcilikler ve eğitim kampları açmaya başladı. Kürtlerle ilişkisinin 200 yıldan fazla bir tecrübeye dayanan Rus devleti Ortadoğu’daki varlığını sürdürebilmek ve onu korumak için bu ilişki nispeten daha ucuz bir yoldu. Rusya, özellikle, Türklerin, Çeçenistan ve Rusya Federasyonu’nun başka yerlerindeki ayrılıkçı potansiyeli taşıyan Müslüman ayrılıkçılara desteğini kesmesi için caydırıcı Kürt Kartı’nı oynamakla tehdit etti.

 

Böylece, Putin’in çok yönlü Kürt kumarı sadece radikal bir Rus dış politikasının olduğunu göstermiyor; bu, aynı zamanda Rusya’nın etkisini, esnekliğini koruyan ve düşmanlarının kafasını karıştıran, klişeleşmiş geleneksel iyi bir çabadır. Putin’in Rus kuvvetlerinin Suriye’den çekilmesi açıklaması, büyük ihtimalle, Rus etkisinin Ortadoğu’dan çekilmesi olarak tercüme ediliyor.

 

Kürtler bugün, Irak’ta, Suriye’de, Türkiye ve İran’da modern tarih boyunca hiç olmadıkları kadar güçlü durumdalar ve Ortadoğu’da önemli bir aktördürler. Bir Kürt devletinin kurulması şimdi daha makuldür. Dış güçlerin yardımı olmadan, Kendi kaderini kendi belirme hakkını elde etmeyi başarmak, kazanmak nadirdir. Amerika, NATO üyesi Türkiye ile ilişkisinden dolayı Kürtlerin devlet olma isteklerini bloke ediyor. Fakat Rusya, egemen ve bağımsız bir Kürdistan fikrine destek vermek için görece daha özgürdür.

 

Kısacası, Rusya’nın Kürtlerle olan asırlık ilişkisini mantıksal bir noktaya oturtmak ve bu süreçte Türkiye’ye ölümcül bir darbe vurmak için Putin, benzersiz bir konuma sahiptir. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakanı Davutoğlu, her ikisi de Osmanlı Sultanı II. Abdulhamid’in yönetim tarzını icra etmeye öykünüyor.  Fakat onlar, II. Adulhamid Saltanatı zamanında Rus Ordusu ve diplomasisinin Bulgaristan’ı, Romanya’yı ve Sırbistan’ı koruduğunu ve onların bağımsızlaşmasını sağladığını iyi hatırlayacaklardır. Ve şimdi belki de Kürdistan kurtarıcı Çar’ını bekliyor. 

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.