karabuk haber

İlk kadın psikanalist Lou Andreas-Salomé

Kuzguni Gömüt

Direniş Suflesi: Hayır

Akademi ‘bir koltuk ve bir de çek defteri’ değildir

Mıstık’a mektup

Edebiyat, Kültür Sanat, Politika 7 Aralık 2016

Ortalama 70 yıllık ömrümüzün 21. Yüzyılın başlarına üstelik Ortadoğu coğrafyasına denk gelmiş olması! Bazı hayıflanmıyor değilim, mekansal olarak neden bir İskandinav ülkesinde ya da dünya ile bağlantıları kopup bir ada parçasında; zamansal olarak ise ilkel komünal vakitlerin ortacık yerine ve yahut coğrafi keşiflerin başlangıç vakitlerine doğmamış olmama!

Keyifle okuduğumuz insanlık tarihinin daha az acılı, daha bihaber, daha dar ve dünyanın bu kadar ufacık kalmadığı zamanlara rastlamamış olması acı verici. En azından bilmez duymaz görmez idik bunca çileyi. Bu fikir bile insana iyi gelebiliyor bazen.

Toplumsal düzenin bu kadar karmaşıklaşmadığı bir zaman aralığı kesinlikle daha kolay olurdu diye düşünüyorum. Seçim sandıklarını bundan binlerce yıl evvel yaşamış bir cinsdaşımıza nasıl izah edeceğimiz hakkında hiçbir fikrim yok. Biz insanlar olarak bizi yönetecek kimseleri seçmek için kağıtların üzerine onların isimlerini yazıyor, sonra gerekli şartları taşıyan herkes olarak sandık başlarına gidiyor, ellerimizde seçmek isteğimiz kişilerin isimlerinin yazılı olduğu kağıtları zarflara koyuyoruz. Oylama diye tarif ettiğimiz bu işlem bittikten sonra atılan oyların sayımı gerçekleşiyor ve bizi yönetmesini istediğimiz kişilerden en yüksek oy alanlar bizim temsilcimiz olarak belirleniyor.

Vallahi, yalancı demokrasileri, seçim hilelerini, dağıtılan makarnaları, burjuvazinin ahırlarını, çalınan pusulaları, reformizmi, oy vermenin işe yarasa yasaklanacak olmasını vs ilkel komünal toplum bireyi bir sübyana, kirlenmemiş bir zavallıya izah etme takatim yok. Anlatsam da anlamaz ki!

İki bira içivermişim, içimi dökeceğim ilkel komünal toplum bireyine. Adını Mıstık koydum. Böyle daha rahat diyalog kurabileceğimizi düşünüyorum.

Mıstığa Açık Mektup; İradem Tutuklu Mıstık!

Sevgili Mıstık,

Mektubumdan hiçbir şey anlamayacağın riskini göze alarak sana içimi dökmek istiyorum. ‘Zamane’ yaşadığımız zaman demek imiş. Bu kelimeyi cümle içinde kullanmayı çok istiyorum. Ama belli kalıplar dayatıyor bana. Biz bilmem kaçıncı torununun torunları olarak her şeyi böyle kalıplara sokmaya bayılıyoruz. Neyse yanlış da olsa kullanacağım. Zamanemizde –burada kast edilen yaşadığımız zamandır- her şey çok karışık Mıstık. Benim iradem tutuklandı.

İradenin tutuklanması nedir bildin mi Mıstık? Senin hiç iraden tutuklandı mı?

Şöyle ki, sizin doğa ile çelişkilerinizin yerine yeni çelişkiler icat ettik biz Mıstık. Birbirimizle çelişmeyi izahı olmayan boyutlara taşıdık. Öyle bir oyun kurduk ki, akıllara zarar. Savaşı, öldürmeyi, insan olmamamızdan kaynaklı haklarımızın temini için savaşma gerekliliğini yaşamın parçası haline getirdik. İnsanlık tarihi deyiverilen bu sürece öyle şeyler kattık ki, dudağın uçaklar!

Şimdi sana ulusların kendi kaderini tayin hakkından bahsedemem ki? Ulus, aynı tarih, aynı cart, aynı curt iradesi ile birbirine bağlı insan topluluğunu ifade ediyor. El, kol hareketi değil, ağızdan çıkan sözlerimiz değişti. Dil birliği diye bir mevzuyu tartışıyoruz. Sana saçma kardeş ama bana hayati! Neyse ki.

Ben işten çıkınca bazen dışarıda bir yerde oturup yemek yiyebiliyorum, kesemi zorlayınca bazı bazı arkadaşlarla bira içebiliyorum, kış günü kombimi açabiliyorum, titreye titreye mora kesmiyorum diye mahcubum biliyor musun Mıstık? Bunu sana nasıl anlatırım bilmiyorum. Kombi, sizin ateşi keşfinizden sonra bizim ona verdiğimiz bir biçim denebilir. Üşümek ise sana da tanıdık. Buradan yürüyelim!

Evet, ortak noktalarımızdan yürüyelim. Diyelim ki.. Ne diyelim Mıstık? Bu gidişata dur demek için karşı koyuşunu benden başka türlü örgütleyenlerin parçalanmış bedenlerini morg odalarında cenaze dolaplarında teşhis ediyorum. Senin ciğerine 3 no’lu ceset dedikleri oldu mu hiç Mıstık? Sayıdan ibaret sayıldığın?

Ben, bu tantana için de senin de sahipleneceğini düşündüğüm asgari insanı değerlerimize sarıldım. Uslu bir çocuk oldum. Kimse aç yatmasın, kimse dilinden ötürü ayrımcılığa uğramasın, kimsenin köyü boşaltılmasın, kültürü yasaklanmasın, kimse birilerinin başkan olma hesaplarını bozdu diye bodrum katlarda yakılarak öldürülmesin, en azından bazı geceler mutlu uyuyalım diye ses ettim Mıstık. Oturduğum yerden ses ettim. Ona bile çok dediler.

İşte ben bu sesi edebileyim diye, benim sesime aksi seda veren, sesimin duyulmasına gayret gösteren, sesime ses katan, sesimle çoğalıp sesimi çoğaltan, benim iradem dediklerim tutuklandı Mıstık. Gerisi teferruat.

Elini vicdanına koy Mıstık. Ben bahtsız bedevi misali senin anlayamayacağın kadar karmaşık bir ilişki yumağına kendimi tarifliyor olabilirim. Buna kızma. Bunu ben de istemedim. Bedevi dediğim ise çölde, çadırda yaşayan Arap göçebesi. Arap dediğim bir.. Amaaaaan! Boşver!

İradem tutuklu. Ben haklıyım Mıstık.

Tüm geçmişime beni böyle bir çağın yaşayanı kıldıkları için sitem eder, gözlerinden öperim.

İyiye dair tüm umutlarımla.

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.