karabuk haber

İlk kadın psikanalist Lou Andreas-Salomé

Kuzguni Gömüt

Direniş Suflesi: Hayır

Akademi ‘bir koltuk ve bir de çek defteri’ değildir

Rütbelerin Er’leri

Politika, Tartışı-Yorum 11 Haziran 2016

Rıza Yalçın Koçak

‘Türk halkı sessiz kalarak onayladığı bu savaşın mağduru olmaya mahkumdur.’ (TAK-Haziran 2016)

Erleri çekin rütbeliler gelsin!
Erleri çekmeyecek rütbeliler ordusu.
Ere göre tanımlı omuzlardaki apoletler. Kaç erin başı olduğunu bildiriyor unvanlar.
Erlerle tanımlayıp erlerle var ediyorlar kendilerini.
Erleri çekin rütbeliler gelsin çığlığını bir iyi niyet olarak okumak gerekiyor en başta. ‘Gerçek düşmanımızı biliyoruz’ kıvamıdır bu sözlerin damarlarında dolaşan.
Harp halinde, can havliyle kimin rütbesini hangi dürbünle kontrol edeceksin? Mümkün mü?
Bomba güçlendirici demir bilyeler o hızla fırladıkları bedenlerde masumiyet testi yapma kudretine sahip değiller!

Öğrendik. Daha da öğreneceğiz.

Sivil katletmek devlet tarafından savaşın esaslı arenalarından biri olarak kullanıyor iken; sanki savaşın taraflarından biri steril bir strateji yürütüyormuşçasına diğer tarafı her fırsatta kın kın kınamak en az sessiz kalarak onaylamak açmazı kadar haysiyetsiz bir yerde duruyor.

Meselenin bir ayağı özel yaşamlarımızdaki öfkelenme halimizin altını doldurduğumuz argümanlarla ilgili. Toplumsal olarak kabul edilen hudutlar öfke ve sonucu geliştirilen şiddeti ne denli meşru gördüğümüzü ortaya seriyor.

‘Suçsuz birini 10 kişi dövmüşler. O da almış eline pompalıyı dört beş tanesini indirmiş’, ‘adamların evini kundaklamışlar, onlar da demir çubuklarla dalmış bunların ortasına, Allah ne verdiyse artık’, ‘adam vurmuş ama o da ağır sövmüş milletin içinde, kim olsa aynısını yapardı.’ ‘adam hırsıza sıkıyormuş ama yoldan geçenlere de gelmiş, tabi kötü olmuş ama adam sıkmasın mı hırsıza? ‘adamın çocuğunu kaçırmışlar, adam da gitmiş evlerini ateşe vermiş kaçıranların, dört ev kül olmuş, yazık olmuş diğerlerine tabi ama adam haksız mı, kim olsa aynısını yapardı!’’Kadın namusuna sahip çıkmak için herifi av tüfeğiyle öldürmüş, kurşunun biri de herifin babasının bacağına gelmiş, ne güzel etmiş’

Görüldüğü üzere toplumsal olarak kabulümüz olan gerekçeler söz konusu olduğunda karşısında uygulanan şiddeti makul görmekte kimsecikler elimize su dökemiyor. Hatta eşiğimiz o kadar yüksek ki haklı öfkenin tezahürü esnasında alakasız ve de masum insanların zarar görmesini üzüntü ile karşılıyor fakat anlaşılır buluyoruz.
Hele meselesinin öznesi iken hem öfkemizin hem de sonucu uyguladığımız şiddetin ne kadar sınırsız olabileceğini anlatmaya gerek bile yok.
Haklı yere öfkelendi isek; yapacaklarımız kabul görmelidir.
Diğer bir nokta ise; savaş ortamını yaratanları bu denli es geçiyor olabilmekte. Hiçbir savaş sivil kayıplar olmadan, savaşın doğrudan tarafı olmayanlar zarar görmeden süremez. Üstelik savaş olgusu kendisini bu zemin üzerinde var eder. Diğer olasılıklar sürtüşme, atışma, müdahale, saldırı vs gibi tanımlarla adlandırılır. Ancak artık savaştan söz ettiğimiz durumda hiç kimsenin bu yangının dışında olmadığını görmek gerekmektedir. Bu durumda ise öfke savaşı çıkaranlara yöneltilmelidir. Uyguladığı şiddet ile karşı şiddeti doğuranlar tüm zarar ziyan ve kayıpların mesulüdürler.
AKP, bile isteye çıkardığı, yürüttüğü ve genişlettiği bu savaştan dolayısıyla tüm yaşananlardan sorumludur. Engelleme kaygısı taşıyanlar karşı şiddeti mahkum ederek, savaşın sebebini unutmak yerine savaş çıkarıcının karşısına yaşamak ve yaşatmak kaygısı ile dikilmelidir. Aksi her söz ve eylem manasızlığın sularında volta atmaya mecburdur. Karşılığı yoktur. Olmayacaktır. Yaşanan acıları dindirmeyecek, taraflardan birinin yaşadıklarını önemsizleştirecek, ayrılık dehlizini büyüttükçe büyütecektir.

Bir karşı koyuş örgütlenecekse bu bir arada yaşamı savunurken savaşı çıkaranları hedefe koymakla mümkündür. Çünkü savaşın daha da yaygınlaşması oturduğumuz rahat koltuklardan ve hep birlikte çok sevdiğimiz klavyelerimizden mahrum kalacağımız anları getirecektir. Füzelerle vurulduğu için harabeye dönmüş yerlerde akıllı telefonlarımızı şarj etmek mümkün olmayacağından masumiyetlerimizi tweetlemek de imkansızlaşacaktır.
Sessiz kalmak niyetten azade onaylamaya dönüşüyor iken her devrin er’leri olarak rütbelileri karşımıza almak tek çözüm yolumuz.
Öğreneceğiz. Bir şekilde.

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.