karabuk haber

Tereddüt, erkek egemenliğinin kayalarına vuran dalgalar!

7 yaşında Google’a iş başvurusunda bulundu

İlk kadın psikanalist Lou Andreas-Salomé

Kuzguni Gömüt

Utanılacak kara lekeler

Politika, Tartışı-Yorum 6 Haziran 2016

13340800_10208721456651153_816485776_o
Yazıya giriş yapmadan önce yazmama neden olan ve üzerinde “Türk milletinin tarihinde bizi utandıracak tek bir kir kara leke yoktur” yazılı dövizden bahsetmek istiyorum. Ermeni soykırımının Almanya Federal Meclisi’nde resmen kabul edilmesiyle birlikte, soluğu Almanya Büyükelçiliği önünde alan sarı sendika üyelerinin ellerinde taşıdığı bu dövizin, iddia edildiği gibi bilimsel bir gerçekliği var mıdır?Tartışmasını son bir yılda Türkiye siyasal hayatında silinmeyecek izler bırakan karelerle siz okuyuculara bırakıyorum. Çok uzun zamandır beni derinden etkileyen ve hafızamda silinmesi güç izler bırakan kareler üzerine bir yazı yazmak istiyordum. Yukarıda ki yazılı döviz bir nevi yazmamı tetikledi diyebiliriz. Şimdi çok geçmişe gitmeden, son birkaç yılda ya da ayda özellikle Kürdün hafızasına mıh gibi çakılarak onarılması imkansız yaralara neden olan birkaç örnek kareyi sizlerle paylaşmak istiyorum. maxresdefault
Belki yanlış görüyorum diyebilirsiniz fakat yanlış görmüyorsunuz. Atılan uçak bombalarıyla yanan cesetler römorklarla ve katırlarla taşınıyor.Resmi kanalların ‘kaçakçı, hain, soyguncu’ diye geçtikleri bu battaniyelere sarılı bedenlerin, dışarıda kalmış yanık kol ve bacakları şanlı milletinizin şanlı tarihine girmiş bir kara leke değil midir?

aa-muhabirinden-skandal-haci-lokman-birlik-tweetleri-it-gezdirmek-yasak-mi

Bedeni kurşunlarla parçalandıktan sonra boynuna ip takılarak akrebin arkasından sürüklenen o güler yüzlü Hacı Lokman Birlik’i hatırlayın. Yukarı da görmüş olduğunuz o utanç verici kare egemen tarihinize kara bir leke olarak girmemiş olsa da, Kürdün hafızasında iyileşmesi güç bir yara olarak çoktan yerini almış bulunuyor.

ekin-van-nude-1

Öldürüldükten sonra bedeni çırılçıplak edilerek teşhir edilen Kevser Eltürk’e tekrar tekrar bakın. Yıllardır bu topraklarda öldürülen kadın gerillaların çıplak bedenleri asker postalları arasında teşhir edilmiyor mu? Kürdün çırılçıplak edilen onuru yetkililere göre “etkisiz hale getirilmişti”. Yazının başında ki dövize bakılırsa, öldürüldükten sonra çırılçıplak teşhir edilen kadın bedeni de Türk milletinin tarihinde kara bir leke değildir. Sahi savaş ortamında bundan daha korkunç olan kara bir leke mi var?

tanrikulu-cesedi-7-gun-sokaktan-alinamayan-8034295_5301_m
Vurulduktan sonra tam yedi gün cesedi sokakta bırakılan Taybet Ana’nın bu görüntüsü onlarca gece kaç milyonu uykusuz bıraktı haberiniz var mı? Taybet Ana’nın kanlar içinde tam bir hafta sokakta kalan cesedini oğlunun şu sözleri çok iyi tanımlıyor: ‘Annem tamı tamına 7 gün sokakta kaldı… Hiçbirimiz uyuyamadık, köpekler gelir kuşlar konar diye. O orada yattı biz 150 metre ilerisinde öldük’. Tarihinize kara bir leke olarak girmeyen bu insanlık dışı görüntülerden sonra bir türlü iyi olamıyoruz. Bu kare ile sadece bir evlat değil, bir halk öldürüldü.

Cizre-4

 

Yukarıda görmüş olduğunuz yanmış olan insan bedenleri Cizre’de bir apartmanın bodrumuna ait. 100’ün üzerinde insan bu bodrumda yakılarak öldürüldü. Çoğunun bedeni yanarak kul olduğu için kimlikleri bile tespit edilemedi. Bekir Bozdağ’ın “Tarihimizde insanları diri diri yakmak yoktur” sözlerini okudukça, vahşet bodrumlarında diri diri yakılarak küle çevrilen Kürdün bedenini hatırlıyorum. Nasıl ki Bozdağ’ın bu sözlerinin bir gerçekliği yoksa “Türk milletinin tarihinde hiçbir kara leke yoktur” dövizinin de bir gerçekliği olamaz.

291120151230124723635
PKK terör örgütü değildir” diyen Tahir Elçi, söyleminin tam tersini düşünenler tarafından önce hedef haline getirildi, daha sonra da çok geçmeden katledildi. Dört ayaklı minarenin altında hiç yabancı olmadığımız bir şekilde yatan Elçi’nin bu görüntüsünü en iyi Yusuf Hayaoğlu’nun şu iki dizesi anlatır:

“Diyarbekir ortasında vurulmuş uzanırım
Ben bu kurşun sesini nerde olsa tanırım”
Yıllarca aynı adresten çıkan kurşunlarla katledilen ve tarihe çoğu zaman faili meçhul olarak geçen bir halkın evladı bu kurşun sesini nasıl tanımasın ki? Hrant’ın o görüntüsü nasıl ki tarihiniz için bir kara leke değilse, Elçi’nin bu görüntüsüde değildir.
Yazıma aklıma gelen onlarca kareyle devam etmek istiyorum fakat bu devlet sadece son 12 ayda hafızalarımızda derin izler bırakan o kadar çok kareye imza atmış ki yazmakla hiç bitmeyeceğini düşünüyor insan. Yazımı ve örneklerle verdiğim kareleri noktalamak istediğim anda uzaktan bir ses duyuyorum. İşittiğim ses Cemile’nin annesi Emine Çağırga’nın sesi. Hani şu cesedi kokmasın diye derin dondurucuda 10 gün bekletilen Cemile. Sahi buna rağmen baba Ramazan Çağırga nasıl barış diyebilmişti. Yeryüzünde sayısız kere katledilen ve katledilmeye devam edilmesine rağmen barış diyen başka bir halk var mı? Bu kez son diyorum nokta koyarak bitirmek istiyorum fakat demir parmaklıklar arkasında tam tamına ömründen 22 yıl çalınan ve hükümlü olmadığı halde hala cezaevinde bulunan İlhan Çomak’ı hatırlıyorum. Çomak’ın “Beni yalnız ve sesiz bırakmayın, Umutsuzluk sesizdir çok sessiz” sözleri kulaklarımda yankılanıyor. Nusaybin’de hamileyken çocuğuyla birlikte öldürülen Selamet Yeşilmen’i düşünün. Yatak odalarındaki aynalara çizilen o resimleri hatırlayın. Sur, Cizre,Silopi,Nusaybin duvarlarına yazılan ırkçı, nefret dolu sözleri ve harabeye çevrilen o kentleri düşünün. Sonra da hiçbirinin utanılacak bir kare olmadığını…

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.