8.5 C
İstanbul
Salı, Haziran 2, 2020

Geçmişin Korkutucu ve Garip Tıp Yöntemleri!

Günümüzde bizler ilaçlara alışmışız. Ne derseniz deyin ama tıp yerinde durmayıp her gün ilerlemekte devam ediyor. Günümüzde haplara, aniden ağrıyı yok eden ilaçlara alıştık....

Bunlara bakmalısınız

Yaşar Kemal: Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne

Siz ne derseniz deyin, ben bıktım. Nah burama geldi. Neredeyse öfkeden, çaresizlikten boğulacağım. Kendimi kandırmaya çalışıyorum. İyi olacak, iyi olacak! Başkalarını da kendimle birlikte...

Dildeki cinsiyetçilikten kurtulmak için 14 maddelik imtihan

Türkçede hem günlük konuşma dilinde hem de tarihsel olarak günümüze değin bir anlam kazanan deyimler silsilesi kadın ve erkek cinsleri ve toplumsal cinsiyet rolleri...

Ataerkil bir toplumda 4 maddeyle kadınların giyimine göre takılan isimler

Ataerkil bir zihniyetin hakim olduğu dünyada tahakküm altındaki cins olan kadına da erkeklerin rol biçtiğini söylemek yanlış olmaz. Ne var ki hayatın her alanında...

Kadın’ı varlıklarıyla hatırlatmaya çalışan iki kadın: Luiz Bakar ve Ester Zonana

Birbirlerini hiç tanımamış, aynı amaç uğruna mücadele eden iki kadının dillendirdikleri bir nokta. Onca söz ve güç sahibi dini lider ve cemaat yöneticilerinin içinde,...

Vadim Stein’in 32 fotoğrafıyla dansçılar

Ukraynalı Fotoğrafçı Vadim Stein, drama, heykelcilik ve grafik üzerine yaptığı çalışmalarının ardından dansçıların fotoğraflarını çekmeye karar verir.Fotoğrafçı Vadim Stein'in çalışmalarından küçük bir demeti sizin...

Erkekler için 7 maddelik “eril düzene katılmama” rehberi

Erkekler karşılarında bir feminist olduğu zaman “Ben kadınları ezmiyorum ki.”, “Bütün erkekler aynı değil” gibi argümanlara sarılabiliyorlar. İlginçtir, kadınların eziliyor olduğu gerçeğini kendilerine kişisel...

80 sonrası kuşağa bir hatırlatma: ‘Costa-Gavras ve Politik Gerilim Sineması’

GÜRER MUT

[email protected]

@GurerMut

Ayrıntı yayınlarından çıkan İpek Elif Atayman’ın kaleme aldığı ‘Costa-Gavras ve Politik Gerilim Sineması’ ünlü yönetmenin çalışmaları ve yarattığı siyasal etki üzerine nitelikli tartışma zemini sunarken, politik sinemanın kuramsal çerçevesine ilişkin de bir o kadar sağlam yapı örüyor.

Atayman, özellikle 80 sonrasında yaygınlaşan ‘Tarihin Sonu’ teziyle ve liberal savrulmalarla aşınan bir zeminde, kavramların belirsizleştirildiği ya da belli açılardan değersizleştirildiği atmosferde sinemanın siyasal geçmişine dair önemli bir ‘hatırlatıcı’ işlevini görüyor.

Yazar ayrıca depolitizasyona maruz bırakılan 80 sonrası kuşağın geçmişle kurduğu sınırlı bağı değiştirerek konuya ilgi duyan kuşaklara politik sinemanın kuramsal çerçevesini keşfetmesi açısından da önemli bir ürün sunuyor. 

Yedinci Sanatın ideolojik yorumları 

1917 Ekim Devrimi’nin yol açtığı toplumsal ve kültürel başkalaşım sinemaya da yansıdı. Sergey Ayzenştayn, Aleksandr Dovjenko ve Vsevolod Pudovkin’in yaratılarıyla devrimcileşen ve araçsallaşan sinema, hızla kitlelerin politizasyonunda başat araç olarak kullanılmaya başladı. Dolayısıyla toplumsal huzursuzlukların ve mücadelenin sinemada kendisine önemli bir alan açması bu dönemde ortaya çıktı.

Sinemanın önemli siyasal süreçlerde yaşadığı kırılmalar, bir bütün olarak bireyi de değiştirmeye başladı. Bu tarihsel eşikleri kabaca şu şekilde tarifleyebiliriz: 1917 sonrası Sovyet toplumcu gerçekçiliği, 1933 Nazi propaganda aygıtı, 1950’lerde simülatif Amerikan Rüyası kurgusu, 1960 sonrası dünyada yükselen sol dalganın sonucunda oluşan ‘militan’ sinema, 1980 sonrası ‘Yeni Dünya Düzeni’ ile ‘fantazmagorik hazzın’ yansımalarıyla yedinci sanat, farklı kültürel yönelimlere, şekillere ve rollere büründü. 

Şüphesiz bu dönemlerden en renklisi ve heyecanlısı 1968’in politik atmosferinde şekil bulan mekânın ve zamanın ruhunu yansıtmasının ötesinde sinemaya önemli kuramsal katkılarda bulunan politik sinemanın yani ‘Üçüncü Sinema’nın yarattıklarıydı. Bu dönem, sinemanın kültürel yapısını değiştirdiği kadar birey üzerinde de önemli kırılmaların yaşanmasına olanak sağladı. 

Costa Gavras’ın 1969 yılında Vassilis Vassilikos’un aynı adlı bir romandan beyazperdeye uyarladığı ‘Z’ (Ölümsüz) 1969 Cannes Film Festivali’nde Jüri Ödülü kazandı.

Siyasal tahakküme karşı örülen duvar

Atayman, Ulus Baker’i hatırlatarak şu sözleri aktarıyor: “Hayatın her karesi politikleştirilmiş, insana yabancılaştırılmıştır. Yani hayat politik bir bütünü temsil ettiği için her film, politik bir filmdir.”

Yazar özellikle sinemanın politikleşme süreçlerine eğilirken, iktidar ve otoriterlik kavramlarıyla hem Gavras’ın sinemasına, hem de politik sinemanın tarihsel gelişimine odaklanıyor. Bu noktada sosyal bilimlerin önemli isimleri Michel Foucault, Max Horkheimer, Eric Fromm ve Theodor W. Adorno’nun iktidar, otorite, kültür endüstrisi ve psikanalitik kavramları kılavuz işlevi görüyor. 

Tarihsel devamlılık çizgisinde ilerleyen iktidar mekanizması, meşruiyetini sağlaması ve birey üzerindeki tahakkümünü belli bir kavramsal zeminde yeniden üretebilmesi için kitle iletişimiyle doğrudan bir bağ kuruyor. Dolayısıyla, sinema Foucault’un ‘panoptikon’una benzer bir şekil kazanarak, birey üzerindeki denetimin ve baskının kitleler tarafından içselleştirmesinin aracı olup çıkıyor. 




Atayman, iktidarın birey üzerindeki psikanalitik etkisini ‘otoriteryen kişilik’ kavramı üzerinden ele alıyor. Bu noktada, Costa-Gavras’ın ‘susan’ bireyine yönelik ‘kişi eleştirisini’ anımsatıyor. Öyle ki, bu büyük sinemacının iktidarın ve onun siyasal tahakküm ilişkilerini inşa ettiği kültür endüstrisinin karşısına adeta duvar ördüğünü, bunun doğal sonucunda da ‘politik gerilim’ kavramının ortaya çıktığını öne sürüyor. 

Costa Gavras’ın 1982 Cannes Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü kazandığı ‘Missing’ (Kayıp), 1973’te Şili’de Salvador Allende’nin devrildiği ABD destekli kanlı askeri darbe sırasında kaybolan Amerikalı gazeteci Charles Horman’ın hikayesini konu alıyor.

Politik gerilim sineması ve 68 kuşağı

80 sonrası kuşak için ‘siyasallık’ ve ‘dünya görüşü’ kelimeleri anlamsız bir nitelik kazansa da şurası açıktır ki her birey, her sanatçı ve yönetmen kendi politik merkezinden olguları, durumları değerlendirir ve ürünler sunar. Bu da ideolojik bir çerçeveden süzülüp gelir. Atayman buradan hareketle her filmin, sanat yapıtının politik olduğunu, sinemadaki politiklik düzeyinin de bir motif olmanın ötesinde amaç haline geldiğini açıklıyor. 

Dolayısıyla, Gavras’ın ‘politik gerilim’i sinema seyircisini sistem ve otorite karşısında konumlandırırken, ‘nitelikli izleyici’ye dönüştürür. Gavras’ın sinemasında haz ve rahatlıktan eser yoktur. Bir açıdan seyircisine “Hikaye seni anlatıyor” der ve onu gerçekçi bir politik gerilimin içine sokar. Fakat ders verir bir üslupta değil, onunla konuşarak yapar bunu… Bunun sonucunda biçimsel olmanın çok ötesinde besleyici ve öğretici bir zemin ortaya çıkar.

Soyuttan somuta kişileştirilen karşıtlık

Jean-Luc Godard başta olmak üzere bir grup sinemacı ‘militan sinemanın’ olgunlaşması için çaba sarf ediyor. Bu noktada Gavras’ın ana akım sinemadan kopmadan kendine has bir üslup geliştirdiği görülüyor. Atayman, Gavras’ın ana akım sinemanın biçimsel yöntemlerini kullanmasının yanı sıra, ‘tarihsel suçlu’ kavramını üzerinden bir karşıtlık ördüğünü söylüyor. 

Atayman, Gavras’ın kriminal senaryosunu açımlarken faşizm, cunta, baskı ve işkence gibi soyut kavramları hayata geçirmek için insanlara ihtiyacı olduğunu da ekliyor. Yani bu kavramları kişilerle özdeş hale getiriyor. Kısacası Gavras’ın yansıttığı dünyanın içinde soyut kavramlara değil, somut karşıtlıklara rastlanıyor. 

Costa-Gavras, tarihsel süreç içinde yaşanan insanlık dramlarını kamerasından yansıtması ve bunu yaparken sınıf perspektifiyle çağı anlamlandırması, onu sinema tarihinde özgün bir yere taşıyor. İpek Elif Atayman’ın ‘Costa Gavras ve Politik Gerilim Sineması’ ise yaratılan mirasın kuramsal yönünün algılanması ve bunun üzerinden güncel sinemaya dair bir tartışma zemini oluşturacak olması nedeniyle oldukça değerli. Bu yoğunluktaki çalışma, sinemaya dair yapılacak kuramsal tartışmalarda bir referans metin olarak inceleneceğini düşünmekteyim. 

Costa Gavras ve Politik Gerilim Sineması / Dr. İpek Elif Atayman / Ayrıntı Yayınları / 94 s. 








CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bunları kaçırmayın

Ataerkil bir toplumda 4 maddeyle kadınların giyimine göre takılan isimler

Ataerkil bir zihniyetin hakim olduğu dünyada tahakküm altındaki cins olan kadına da erkeklerin rol biçtiğini söylemek yanlış olmaz. Ne var ki hayatın her alanında...

Dünyanın en çok satan 20 kitabı

İnsanoğlu bu güne kadar kesin olmamak kaydıyla 130 milyana yakın kitap basmıştır. Biz bu listeyi hazırlarken bile basımda olan yeni kitaplar olduğunu biliyoruz. Bu...

Sema Moritz’in hikayesi ve taş plak sesi

Sema Moritz, Türkiye Müziğinde Taş plak sesli şarkıcı olarak kendine yer edinmiş, bir daha onun gibisi gelir mi acaba dedirten bir müzisyen. Nokta dergisine...

Felsefe tarihinde ‘erkekliğin’ gölgesinde kalmış 19 kadın filozof

Kadınlar tarih boyunca birçok alanda olduğu gibi felsefe alanında da gölgede bırakılmış ve yaptıkları çalışmalar yok sayılmıştır. Bazı dönemlerde ise bir biçimde bilim ya da...

Son haberler

Çin’de 16 yeni ‘corona’ vakası bildirildi: Günlük vaka sayısı son üç haftanın zirvesinde

Çin’de corona virüsü vaka sayısı yurt dışından hasta gelenlerin sayısındaki artışla son üç haftanın en yükseğine ulaşarak 16 oldu.Fotoğraf: ReutersÇin Ulusal Sağlık Komisyonu’nun...

ABD’lilerin yarıdan fazlası, bulunması halinde ‘corona’ aşısına soğuk bakıyor

ABD’deki ankette, Covid-19 salgınına karşı ileride aşı bulunsa bile Amerikalıların yarıdan fazlasının aşıyı kullanma konusunda çekinceli olduğu ortaya çıktı.Fotoğraf: BiontechAA’nın haberine göre, AP-NORC...

‘Normalleşmeye’ başlayan Güney Kore’de vaka sayısında son 50 gündeki en yüksek artış yaşandı

Güney Kore’de Covid-19 vakalarında son 50 gündeki en yüksek artış yaşandı.Fotoğraf: ReutersGüney Kore haber ajansı Yonhap’ın haberine göre, Kore Hastalık Kontrol ve Önleme...

Britanyalı bakan: ‘Corona’ nedeniyle evde kalması söylenenlere ücretleri ödenmeli

Britanya Sağlık Bakanı Matt Hancock, Britanya’nın Covid-19 test ve takip sistemi ile evde kalması söylenen kişilere işverenlerin ücretlerini ödemesi gerektiğini söyledi.Fotoğraf: ReutersÜlkede nüfusun...

‘Floyd’ protestolarında dayanışma büyüyor: Londra ve Berlin’den destek

ABD’nin Minneapolis kentinde polis şiddeti sonucu George Floyd’un hayatını kaybetmesi üzerine başlayan protestolar Britanya ve Almanya’da da karşılık buldu.Berlin… Fotoğraflar: ReutersLondra ve Berlin’de...