izmir escort
Ana SayfaHaberlerBilimAğaçların ‘sosyal ağlarının’ haritası...

Ağaçların ‘sosyal ağlarının’ haritası çıkarıldı

Google News presshaber.com

[ad_1]

Ağaçların ‘toplumsal ağlarının’ haritası çıkarıldı

İsviçre’den ve ABD’den araştırmacıların ortak yürüttüğü bir çalışmada ağaçların kökleri yardımıyla birbiriyle bağlantı kurduğu karmaşık bir toplumsal yapıya haiz olduğu ortaya çıkarıldı. Araştırma, 70’den fazla ülkedeki 1,2 milyon ormanı kapsayan veri tabanına dayanıyor.


DUVAR- İsviçre’nin Zürih kentindeki Crowther Laboratuvarı ve ABD’deki Stanford Üniversitesi tarafınca yürütülen bir araştırmada her orman ve korunun altından ağaçları ve bitkileri birbiriyle bağlayan köklerden, mantarlardan ve bakterilerden oluşan karmaşık bir ağ yapısı olduğu ortaya çıkarıldı. Nature dergisinde piyasaya çıkan araştırmada, Küresel Orman İnisiyatifi’nin 70’den fazla ülkedeki 1,2 milyon orman, 28 bin türü kapsayan veri tabanı kullanıldı.

Ortalama 500 milyon senelik bu ağ web için kullanılan “world wide web – dünya genelinde ağ” terimine atıfla “wood wide web” diye adlandırılıyordu. Şimdi de internasyonal bir çalışmayla, bu bilinmeyen dünyaya hakim olan “mikorizal mantar ağının” ilk küresel haritası çıkartıldı.

Milyonlarca direkt orman gözlemi ve yerdeki simbiyotik bağlarını kullanan araştırmacılar, ilk kez bu mantar ağlarını aşağıdan yukarı görselleştirebilen modellemeler yapmış oldu.

Araştırmacılardan Prof. Thomas Crowther, “İlk kez ayaklarımızın altındaki dünyaya dair küresel ölçekte bir bakış elde ettik” dedi. Araştırma, mikorizal ağların iklim değişikliğinin etkilerini kısıtlamada ne kadar mühim bulunduğunu ve iklim değişikliğinin etkilerine karşı ne kadar büyük tehdit altında olduklarını da gösterdi. Profesör Crowther “MR çekmenin bizlere beynin iyi mi çalıştığını görmemize destek olması şeklinde, toprağın altındaki bu mantarların küresel haritası, küresel ekosistemlerin iyi mi çalıştığını gösteriyor” dedi.

Crowther şu şekilde devam etti:

“Belli tipteki mikroorganizmaların dünyanın belirli yerlerinde yaşadığını tespit ettik ve bunu anlayarak belli türdeki mikroorganizmaları iyi mi tekrardan inşa edebileceğimizi ve iklimin iyi mi değiştiğini anlayabiliriz. Bu ağın büyük kısımlarını kaybediyor olmamız, sıcaklıların ve karbon salımının arttığı kısır döngüyü büyütebilir, iklim değişikliğini artırabilir.”

.

Mikorizal mantarlar, bitkilerle simbiyotik (ortak yaşar) bir ilişki geliştiriyor.

İki ana grup mikorizal mantar var: Ev sahibinin köklerine nüfuz eden arbüsküler mikorizal mantarlar (AM) ve nüfuz etmeden ağaç kökünü kaplayan ektomikorizal (EM) mantarlar.

Genel anlamda kuzeydeki ılıman alanlarda bulunan EM mantar atmosferde daha oldukca karbon depolanmasına destek oluyor ve bu tür mantarlar iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha duyarlı.

Genel anlamda tropik bölgelerde bulunan AM mantar ise süratli karbon geri dönüşümüne destek oluyor.

Araştırmaya gore ağaçların yüzde 60’ında EM mantar var, sadece sıcaklıklar arttıkça bu mantarlar ve bağlı bulundukları ağa türleri azalacak ve yerini AM mantar alacak.

Crowther “Toprakta dev miktarlarda karbon depolanmasına destek olan bu mantar türleri kayboluyor ve yerlerine atmosfere karbon püskürten mantarlar geliyor” dedi.

.

Bu durum, iklim değişikliğini hızlandırma potansiyeli taşıyor.

2100 yılına dek karbon salımında azalma eğer olmazsa EM yüzde 10 azalabilir ve ağaçların yaşamı buna bağlı.

Araştırmanın neticeleri, mikorizal ağlarına bağlı olarak dünyanın neresine ne tür ağaçlar dikilmesi gerektiğine destek olarak Bileşmiş Milletler’nin bir trilyon ağaç kampanyası şeklinde tekrardan ağaçlandırma çalışmalarına destek olabilir. (Kaynak: BBC Türkçe)

[ad_2]

Listeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler haberler

İlk saha araştırmaları: İmamoğlu-Yıldırım farkı ez az 500 bin olacak

İstanbul’da 31 Mart’ta meydana getirilen mahalli seçimlerde Ekrem İmamoğlu ve...

Charlie Hebdo, İslam aleminde infiale yol açan karikatürleri yeniden yayınlayacak

Fransız hiciv dergisi Charlie Hebdo, ‘İslam dininin peygamberi Muhammed’e hakaret edildiği...

Ünlü şarkıcı Sıla, hayranlarını korkuttu!

Sıla, Instagram hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti: * Dipçik üzereyken bir...

Mum isiyle çizilen fotoğraflar!

Mum isiyle resim yapan Kanadalı sanatçının resimleri görenleri büyülüyor.  Zarif çizimler oluşturmak...

Tartışı-Yorum

Cumartesi Anneleri: Gözaltındaki kayıpların hikayesi

Kadir Gürhan“Kayıplar” ve “yargısız infazlar” denilince akla ilk gelen Latin Amerika ülkeleridir. Bu ülkelerde askeri cunta yönetimleri “gözaltında kayıplar” ve “yargısız infazlarla” kendisine muhalif olan tüm kesimlere karşı bir korku ve sindirme politikası uyguladı. Hayatın bir parçası haline gelen bu uygulamalarda kaybedilenlerin çoğunu; öğrenciler, öğretmenler, sendikacılar (örgütlü...

Ölümü öldürmek, sonsuz bir umudun baharıdır…

“Evîn Biharek e…”* - Arjen Arî Bir acılar sarmalıdır sancı, zamanın derinliklerinde gezinen ve hayatın kıyılarına vurur hafızalarının unutulmayacak sesleri. “Lal bû zimanê xwezayê, Girî herikî, jan bû banî” (“Dilsizdi doğanın dili, gözyaşı aktı, acı köprü oldu…”) dizeleri ile anlatıyor şair Semra Çelebî, ‘Birîn’ adlı şiir kitabında, gerçeğin...

Kalbi atan ölü bedenler

Bazı anlar vardır zihinlerimizde çocukluğumuza dair. Hayal mi gerçek mi olduklarını ömrü billah çözemeyiz. Bize anlatılanları, oradan buradan duyduklarımızı kurgulayarak bir görüntü yaratmış da olabiliriz, bizzat gözlerimizle tanık olduğumuz bu anlar zihnimizde mıh gibi tüm gerçekliğiyle çakılı da olabilir. Dediğim gibi hangisinin doğru olduğunu sınamak mümkün değil.Zihnimde...

Kuzguni Gömüt

Siyah kuzguni elbisesi içinde dilinde tek bir Arapça cümle ile Aisha Faris, sadece ağlıyordu. Bizim bilmediğimiz bir dilde, İç’inde kopan çığlıkların gümbürtüsü, siyah elbisesinde kara kara dalgalanıyordu. Aynı Arapça cümleyi tekrarlayarak Engin dertlerine bir de çağlayanlar ekliyordu. Gözyaşları bakışımızın değdiği her yerdeydi. Kara elbisesi; pul parlaklığını, onun...

Direniş Suflesi: Hayır

‘Oku’ diye başlıyor olmasına rağmen kutsal sayılan kelam; ilk maraza mevzunun başında ortaya çıkıyor.Taraflaşmanın daha kolay belirlendiği, hudutların keskin olduğu süreçler elbette yaşandı. Her konuya dair yaklaşımlar farklı idi ve tariflenen alandan hangi konuya nasıl yaklaşılması gerektiği de kendiliğinden açığa çıkıyordu. Karışık ama bence kesinlikle böyleydi.İnsanın yaşadığı...

Üşüyor bir coğrafyanın yüreği

'Eylül Mayıs'a dönüşecek...'Geo Milev Üşüyor bir şehrin yüreği,  geceler buzdan karanlık. Yan yana dizilmiş çadırlar kanıyor. Üşüyor yeryüzü ve şehrin sokaklarında geziyor soğuk. Bir çocuk gözlerinde acının izlerini taşıyor. Bir bahar var ve gelecek mutlaka çocuk. Umudun ışığını taşıyor, geleceğimiz umudumuz çocuk. En amansız fırtınalar diner çocuk, savrulur...

En çok mor

Sıcak beterdi. Bıyıkları terlememiş bir delikanlılık çağında boncuk boncuk ter atıyordu. Çimento torbaları eşek ölüleri kadar ağırdı. Tuğlalar, yamalı şalvarında kahverengi tozlar bırakıyordu. Yamasını çepeçevre saran alelacele dikişleri hep terden söküktü.Daha O Boy’uyla karar vermişti ev yapmaya. Bir evin temelini attı. Atış o atış..Seni inşaat işçisi; fayans...

Sınırlar ve rahatça uyunamayan ülkeye dair: Ordu, yeniden…

Levent Ünsaldı Devlet ve milletin yüksek çıkarlarını ait olduğu kurumun çıkarlarıyla eş gören, dolayısıyla bunları yorumlama tekelini de kendisine veren Türk subayı, kışladaki eriyle kurduğu paternalist ilişkisini (“oğlum” ifadesiyle çağrılan er) milletin geneliyle olan ilişkisine de kolayca yansıtabilmiştir. Aktarılan bu hususi ethos (değerler sistemi), subayın tüm yaşamını geçirdiği...

Rıza Yalçın Koçak yazdı: Olağanüstü zulüm

Rıza Yalçın Koçak Etrafımızdaki insanlar büyük bir şaşkınlıkla cevabı bir yanı ile çok basit bir yanıyla ise iler tutar yanı olmayan sorular soruyorlar. İşyerlerinden atılan arkadaşlarının masumiyetlerine iliklerine kadar inanıp ve ama ‘devletin de bir bildiği vardır’ fikriyatının serin sularında kol gezmeye devam ediyorlar. Hükümet ile ‘paralel’ devlet...

Halkın vicdanı; “Gelemem” diyorsun, peki sen bizdeki “öf öf” ü duyuyor musun?

Ne desek, ne etsek, nasıl yapsak bilemiyoruz… Az şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler anlatabilmek için yeterli yaşadıklarımız. Çok şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler yapabilmek için çok şey görmedik henüz… “Derin bir ah” çekiyoruz, çünkü şu kelimeler sayfaya değerken Hurşit Külter hala kayıp. Ve “ah vicdan”...

Rütbelerin Er’leri

Rıza Yalçın Koçak ‘Türk halkı sessiz kalarak onayladığı bu savaşın mağduru olmaya mahkumdur.’ (TAK-Haziran 2016)Erleri çekin rütbeliler gelsin! Erleri çekmeyecek rütbeliler ordusu. Ere göre tanımlı omuzlardaki apoletler. Kaç erin başı olduğunu bildiriyor unvanlar. Erlerle tanımlayıp erlerle var ediyorlar kendilerini. Erleri çekin rütbeliler gelsin çığlığını bir iyi niyet olarak okumak gerekiyor en başta....

Kadim Süryanilerin Akitu Bayramı

Yerinden yurdundan edilen, sürgün halkların derdini en içten şairler dillendirir. Bu sebeple Yuhanna Bar Madeni der ki:“Ey sağduyulu!Ana vatanında kalman,Saygınlığını korur.Hakareti ve acı dolu gurbeti hor gör.Saç, başta oldukça değerlidir.Olmadığında, küçümsenir ve ayaklar altına alınır”Bundan tam 6766 yıl önce (MÖ 4750) Asur ve Babil kaynaklarına göre, tarihte...