escort kuşadası

23.6 C
İstanbul
Çarşamba, Temmuz 28, 2021

Ali Rıza Güngen: Covid-19’un döviz rezervlerine de mi etkisi var?




[ad_1]

TCMB küresel piyasalarda Covid-19 paniği sonrasındaki politika tepkileri nedeniyle tekrar faiz indirimi şansı dahi yakalayabilir. Bu nedenle, 2019’dan bu yana işleyen devridaim makinesinin çatırtıları henüz makinenin infilakıyla sonuçlanmayacak gibi duruyor.

Türkiye gibi ülkelerin küresel merkezlerdeki gelişmelere olan duyarlılığı son derece yüksek. Dolayısıyla siyasal iktisadi süreçleri değerlendirirken bu gelişmeleri göz önünde bulundurmak gerekli.

Son iki haftada gerçekleşenler 2019 yılını başlangıç olarak tarif edebileceğimiz yeni küresel finansal çevrim içindeki gelişmeleri hızlandırdı. Aynı günlerde Türkiye’nin döviz rezervlerindeki hızlı erime yeni bir heyecan dalgası yaratmıştı. Kamu mevduatları hariç net rezerv miktarında Şubat’ın ilk üç haftasında 9 milyar doları aşan gerileme görüldü. Bu gelişmeleri birbirleriyle ilişkilendirerek açıklamak ve Merkez Bankası, devlet bankaları ve ticari bankalar arasında kurulmuş, bir yılını doldurmak üzere olan devridaim makinesinin bir süre daha bizimle olacağını anlatmak istiyorum.

ŞUBAT SONUNDA NE OLDU?

Şubat ayının son günlerinde, ABD Borsası 2008-09 krizi sonrasındaki en kötü haftalık performansını sergiledi. Covid-19 kaynaklı bir şekilde tedarik zincirlerinin kopması, Çin’de ilk çeyrek büyümesinin bir önceki çeyreğe göre negatif geleceğine yönelik kanaatin pekişmesi ve en önemlisi virüsün yayılmasının kontrol altına alınamayacağı ve 2020’nin önemli bir kısmında küresel ekonomik faaliyete etki edeceği düşüncesi borsa çöküşlerine neden oldu. Takip eden hafta, OECD küresel büyüme beklentisini yüzde 2,4’e revize etti. Dünya ekonomisinde daralma görülen 2009 yılı sonrasındaki en düşük büyüme oranı olan bu oran ve kötüleşen büyüme öngörüleri, karar alıcıları hızlı davranmaya itti. Şubat ayının sonunda uluslararası finansal sermaye güvenli limanlar bakınırken, Amerikan Merkez Bankası, Mart ayı olağan toplantısında beklenen faiz indirimini erkene aldı ve 50 baz puanlık indirime gitti. Diğer küresel Kuzey merkez bankalarının benzer faiz indirimlerine gitmeleri bekleniyor.

Kararların 2008-09 çöküşünü takip eden dönemdeki seyre benzer bir biçimde çöküş, faiz indirimi, miktarsal genişleme hamleleri, çevreye sermaye akışı olarak tarif edilebilecek bir dizgeye yol açıp açmayacaklarını bilmiyoruz. Çünkü Covid-19 kaynaklı arz sorunlarının ne kadar devam edeceğini ve nasıl bir tüketim davranışıyla karşılanacağını öngöremiyoruz. Şubat sonunda küresel Güneye olan sıcak para akışında azalma olsa da, finansal çevrimin seyrine, başka bir deyişle merkezde finansal piyasalarda oynaklıklara, risk önleyici yatırımcı davranışının yoğunluğuna ve esas belirleyici olarak küresel Kuzey’de merkez bankalarının politika tepkilerine bakmak gerekiyor.

Ancak küresel Kuzey’deki siyaset yapıcılar, halihazırda ellerinde tek çekiç olarak gördükleri faiz silahını kullanmaya zaten başladılar. Dolayısıyla evet, Covid-19’un döviz rezervlerine etkisi var, çünkü merkez ülkelerdeki virüs kaynaklı faiz indirimleri, Türkiye’de ağırlaşan rezerv sorununun ötelenmesini sağlayabilir.

VADELİ VADESİZ DOLARLAR

Türkiye’nin 2018-19 krizi, mal ve hizmet üretiminin kriz başlangıcındaki seviyeyi aştığı 2019 yılı sonunda geride bırakıldı. İşsizlik rakamları ve 2020’nin sorunları nedeniyle “geride bırakma” ifadesi abartılı bulunabilir; zaman kazanılmış olduğunu söylemek de uygun. Nihayetinde, kredi çekişli büyüme ve ithalat patlaması ile 2019’un son çeyreğinde kaydedilen büyüme sürdürülebilir bir nitelik arz etmiyor. Fakat, küresel konjonktür iktidarın zaman kazanmasına yardımcı oluyor. Hatta, TCMB küresel piyasalarda Covid-19 paniği sonrasındaki politika tepkileri nedeniyle tekrar faiz indirimi şansı dahi yakalayabilir. Bu nedenle, 2019’dan bu yana işleyen devridaim makinesinin çatırtıları henüz makinenin infilakıyla sonuçlanmayacak gibi duruyor.

Kurun yönetilmesini sağlayan ilginç mekanizma geçtiğimiz yılın Mart ayında belirginleşmişti. Karşımızdaki garipliği tarif etmeye çalışırken 2019’da şu cümleleri kurmuştum:

“Olanları anlamak için devridaim makinesine bakmalı. Bu mekanizmada takasla alınan dolarlar piyasaya sürülüp döviz kontrol altında tutulurken Merkez Bankası açık pozisyon taşıyor, riskler yoğunlaşıyor. Dışarıdan yüklü döviz girişi gerçekleşene kadar Erdoğan yönetimi Merkez’i kullanarak çarkı kendisi çeviriyor. Bu açık pozisyon ne kadar sürdürülebilir, döviz ne kadar tutulabilir sorusuna cevap ‘sermaye gelecek’ varsayımıyla veriliyor. “

Kısa vadeli ve tedirgin olsa da o sermaye 2019’un ilerleyen aylarında geldi. Finansman ihtiyacı da azaldığı için kur kontrol edilebildi. Geçerken değinmek gerekir ki, Türkiye’deki gözlemcilerin finansman sorunlarına ve demokrasi eksikliğine vurgu yaparken, böyle bir giriş olmuyormuşçasına kalem oynatmaları şaşırtıcı.

Sonuçta, bu mekanizma uzun süre devam ettirilemez gibi dursa da TCMB açık pozisyonu sürdürdü. İhracatçılardan alınan döviz ve Hazine borçlanmasıyla gelen tutarlara bakıldığında, 2019’da beklenenden daha az net rezerv artışı gerçekleşti, çünkü döviz TL’yi korumak için kullanıldı. Fakat son iki aydır mekanizmada tıkanıklıklar baş göstermişti. Benim hesabıma göre Ocak ayında net rezervlerde 4 milyar dolarlık erime görüldü. 2019 sonunda 18,1 milyar dolara ulaşmış olan TCMB açık pozisyonu, yeni yılın ilk ayında 19 milyar dolara çıktı. Şubat açık pozisyonunu henüz görmedik. Fakat TCMB’nin Ocak’ta 38 milyar dolar olarak açıkladığı net rezervinin yarısının takasla alınmış dolar olduğunu biliyoruz.

Gazete Duvar



[ad_2]






Son Haberler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bağlantıda Kal

10,177BeğenenlerBeğen
1,084TakipçilerTakip Et
276AboneAbone Ol

Popüler Listeler