Ali Rıza Güngen: Hanelerin borç sorunu çözülebilir mi?

0


Bugün hanelerin bankalara olan tüketici kredileri ve kredi kartı borçları toplamı 500 milyar TL’nin birazcık üstünde dolanıyor. Haneler bankalara olan tüketici kredisi borçlarını büyük oranda ödüyorlar. Sadece yüksek faiz altında kredi kullanımı azalıyor, geçim sıkıntısı ağırlaşıyor. İcra ve batkı dosya sayısının 2019 senesinde 20 milyonu aşmasının gösterdiği suretiyle borç mesele olmaya devam ediyor.

1 Mayıs gösterilerindeki pankart ve sloganlara kıdem tazminatı problemi ve emeklilikte yaşa takılanların talepleri damga vurdu. Bundan dolayı çalışanların hakları olan gelire, birikime, tazminata ulaşamamaları ağır bir borç kapanını dayatıyor.

Hanelerin borç sorununa yönelik kapsamlı bir müdahale 2018-19 krizi esnasında hemen hemen görülmedi. Gerçek sektörün borç problemi ise müdahalelere rağmen çözülemedi. 2018 senesinde gerçekleşen 20 milyar dolarlık (120 milyar TL’lik) borç yapılandırması ve üstüne görüşmeler devam eden 8 milyar dolarlık borç oldukça mühim bir miktarı ifade ediyor. Sadece borcunu yapılandıran büyükbaşların yanında halihazırda birkaç yılı aşkın bir süredir zarar eden ve devlet desteğiyle ayakta kalan orta boy ve minik ölçekli işletmeler de devam edebilmek için yapılandırmaya gerekseme duyuyor. Nitekim kapsamın büyütülmesi için emekler sürdürülüyor. Planlanan yasal düzenlemeye gore, yapılandırmadan faydalanabilmek için borç alt sınırı 100 milyon TL’den 50 milyon TL’ye düşürülecek. Alacaklıların üçte ikisi kabul ederse kredinin yapılandırılması öteki alacaklı(lar) için de mecburi olacak. Enerji Girişim Ana para Fonu vasıtasıyla da sektörün 51 milyar dolar borcu karşısında çaresiz enerji firmalarına imkânlar sunması hedefleniyor.

Söz mevzusu yapılandırmaların ilk aşaması borçlu ana para ve alacaklıyı anlaşmaya sevk etmek. Bu gerçekleşmediğinde maliyeti devletin üstlendiği finansal operasyonlarla kurtarma işlemlerine geçiliyor.

Peki, emekçilerin borcunun silinmesi ya da yapılandırılması?

DEVLET BANKALARI ARACILIĞI İŞLEDİ Mİ?

Ocak ayında başlamış olan takibe düşmeyen kredi kartı borçları için yapılandırma, piyasa faizlerinin oldukça altında yapılandırma olanağı sunuyordu, sadece takipte borcu olan yüz binlerce kişiyi daha baştan eliyordu. Hanelerin borcunun aslan payını oluşturan tüketici kredileri bu kampanyaya dâhil edilmedi. Büyük vaveyla ile başlamış olan kampanya nisan ayında sükunet içinde bitirildi. Nisan ayında kredi ve mevduat faizlerindeki yükselişe aslına bakarsanız son aşama sınırı olan olan kredi kartı borcu yapılandırma olanağının da sonlanması birlikte rol aldı.

Bu ve benzeri işlemlerin eğer hususi bir karar çıkartılmamışsa etkilerinin bankalara hazineden meydana getirilen aktarım ile kısmen takip edilebilmesi gerekiyor. Muhasebat kayıtlarına gore devlet bankalarına meydana getirilen vazife ziyanı ödemelerinin arttığını görüyoruz, sadece bu artış kriz döneminde beklendiği kadar yüksek değil. 2017 senesinde mali kurumlara vazife ziyanı ödemesi 3,3 milyar TL iken 2018’de 3,8 milyara terfi etti. Kredi kartı borcu yapılandırma kampanyası süresince (2019’un ilk üç ayında) gerçekleşen ödemeler ise bundan önceki senenin aynı dönemine gore yüzde 25,6 artmış.

Dolayısıyla kampanya baştan çelişkiliydi; hanelerin borunun görece küçük bir kısmı piyasa oranının altında olsa da yüksek faizle yapılandırılabilecekti. Sonuçta bu girişimin resmi bir izahat yapılmamasına rağmen oldukça etkisiz bir halde sona erdiğini görüyoruz.

KAPSAMLI YAPILANDIRMA MÜMKÜN MÜ?

Türk-İş’in açıklamış olduğu dört kişilik aile açlık sınırı Nisan ayında 2107 TL’ye dayandı. Asgari ücret ve altında ücret alanlar göz önüne alındığında 10 milyonu aşkın emekçinin (emekçilerin ortalama üçte birinden fazlasının) açlık sınırı altında ücret aldığını biliyoruz. Bu koşullarda çalışanların borçlarının bir kısmının silinmesi ve yapılandırılması isteğini daha yüksek bir perdeden dillendirmek gerekiyor.

Bugün hanelerin bankalara olan tüketici kredileri ve kredi kartı borçları toplamı 500 milyar TL’nin birazcık üstünde dolanıyor. Haneler bankalara olan tüketici kredisi borçlarını büyük oranda ödüyorlar. Sadece yüksek faiz altında kredi kullanımı azalıyor, geçim sıkıntısı ağırlaşıyor. İcra ve batkı dosya sayısının 2019 senesinde 20 milyonu aşmasının gösterdiği suretiyle borç mesele olmaya devam ediyor. Hanelerin borçlanma temposunun azalmasına karşı daha kolay borçlanabilmelerini sağlamak değil, borçların temizlenmesi hedeflenmeli. Mesele karşısında yapılacaklar açık: Ücretlerin yükselmesi gerekiyor, bununla beraber borç kapanına giren yurttaşların nefes almasına yönelik müdahale.

Geleneksel itirazları biliyoruz: Iyi mi olacak? Bankalara bu şekilde bir yük yüklenebilir mi? Kazanmadıklarını harcamasalardı…

Fakat iş bu kadar ucuz tepkilerle kapatılamaz. Nisan ayının ortasında iki hususi banka 894 milyon TL’lik takibe düşmüş alacağını 35 milyona sattı. Takibe düşmüş alacaklarını yüzde 4 değerine elinden çıkaran bu bankalar bilanço temizlemek ve daha kolay kredi verebilmek için bu biçim paketleri varlık yönetim şirketlerine satabiliyorlar. Mevcut yöntem müdahale için de fırsat sunuyor. Asgari ücret ve altı gelir elde edenlerin takibe düşmüş kredi borçlarının benzer bir oranla devlet eliyle oluşturulacak bir kuruma satılması ve silinmesi oldukça düşük maliyetli bir işlem. İtiraz edecek olan bankalar hâlihazırda aslına bakarsanız benzer işlemleri sattıkları portföyün içeriğini açıklamadan yapıyorlar.

Hanelerin borç miktarının düşürülmesi için asgari ücretin mesela iki katına kadar gelir elde edenlerin borçlarının piyasa faizlerinden daha düşük (devlet borçlanma faizinin yarısından daha düşük) faizlerle uzun vadeli yapılandırılması mümkün. Şirketlerin borçlarının yapılandırılması için bankaları zorlayanlar, maliyetin bir kısmını devletin üstlendiği haneleri rahatlatmaya yönelik bir operasyon için kılını kıpırdatmıyorsa, işlemin imkânsız bulunduğunu sonucuna varılmamalı.

SERMAYENİN NORMALİ VS. KRİZDEN KORUNMAK

Kriz yönetimi esnasında ortaya saçılan söylemlerde sermayenin düşlem dünyasında her şeyin mümkün bulunduğunu, kendi gündelik yaşamımıza direkt pozitif yönde etkide bulunacak müdahalelerin ise gerçek dışı bulunduğunu dinliyoruz. Seçim sonrasının siyaseten normalleşme öforisi geride kaldı benzer biçimde, fakat iktisat yönetimininki geride kalmadı: Ölümü gösterip sermayenin normaline razı etmeye çalışıyorlar.

Hanelerin borcunun bir kısmının silinmesi ve bir kısmının yapılandırılması mümkün sadece mesele esasen bunun ne için yapılacağı. Borçlandırmaya dayalı birikim anlayışı batkı etti ve fakat krize verilen temel tepki kredi genişlemesine dayalı gelişme döngüsünü tekrardan başlatmaya çalışmak oldu.

Kredi genişlemesine dayalı ve nihai olarak haneleri borçlandırma üstüne kurulu mevcut birikim anlayışının devamı için bir yapılandırma, “iyisi mi borçlanma döngüsünü en baştan başlatalım” demek. Geçen aylarda görüldüğü suretiyle vadesi dolmuş bir modelde ısrar anlamına gelir.

Eğer yapılandırma ücretliler üstündeki vergi yükünün düşürülmüş olduğu, stratejik sektörlerden başlayarak kamu mülkiyetinin yaygınlaştırıldığı, bazı holdinglere haksız kazanç ve aktarım elde eden sözleşmelerin iptal edilmiş olduğu bir ekonomik dönüşüm programının parçası olarak gerçekleşirse o süre ümit var anlama gelir. Krizin toplumsal tahribatının hafifletilmesi emekçilerin borcunun kapsamlı yapılandırılmasından geçiyor. Eş zamanlı halde çalışanların daha geniş bir bölümünün bireysel emeklilik sistemine tekrardan/mecburi dâhil edilmesini ve kıdem tazminatına kolay ulaşılamamasını öngören düzenlemelerin yasalaşmasını engelleyecek bir seferberlik gerekiyor.

Kaynak: Gazete Duvar

 



CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here