ANALİZ:  Cari fazla iç talebin ölüm ilanı

0


2009’dan bu yana ilk kez ekonomi Mayıs ayında mütevazi de olsa bir cari fazla verdi. Berat Albayrak haklı, yaz boyunca her ay miktarı yükselen cari fazla istatistikleri ile sevineceğiz. Cari fazla sıcak para ve yabancı sermaye girişinin iyice kıtlaştığı ve S-400ler gibi olası politik şokların kur istikrarını bozmasının hala gündemde olduğu bir dönemde önemli bir avantaj.

Ama bu cari fazlaların iç talep, yani özel tüketim ve sabit sermaye yatırımları için ne anlama geldiğini biliyor musunuz? Berat Bey biliyor mu?  Bilseydi övünür müydü?

 

Anlatayım, cari açık yabancı doğrudan  sermaye girişleri ya da uzun vadeli bono-tahvil ihraçları ile finanse ediliyorsa  kur riski yaratmaz. Hatta, bu yollarla yurda giren fonlar verimliliği ve ihracatı artıran yatırımlara yönlendiriliyorsa, cari açık büyüme ve kalkınmaya katkı sağlar.

 

Eğer cari fazla ihracatın patlaması ya da ihracatta katma değerin artması vasıtasıyla sağlanırsa, yine alkışlanır. Sağlıklı bir ekonomiye işaret eder. Sürdürülebilir. Halbuki, bizim cari fazla ithalat tamamen fren yaptığı için veriliyor. Tüketim malları ithalatının sıfırlanması da ekonominin bekası açısından büyük problem teşkil etmez. Ama ham madde, ara malı ve yatırım malı ithalatı daralıyorsa, zaten ihracat da sürdürülemez. Bu anlamda bizim cari fazlalar  iyi huylu değil habistir. Geçicidir.

 

Şimdi ispata edelim. Bunu yaparken de İş Bankası Ekonomik Araştırmalar Birimini’nin analizini kullandım:

 

Mayıs ayında tüketim malı ithalatı %33,6 ile hızlı düşüş kaydetti. Yatırım harcamalarında kaydedilen düşüşün bir sonucu olarak sermaye malı ithalatı bu dönemde %23,5 oranında geriledi. Mayıs ayında ara malı ithalatı da %16,7 oranında azaldı.

 

Türkiye’ye yabancı doğrudan sermaye girişi de azaldı ve kalitesi bozuldu:

 

Mayıs ayında net doğrudan yatırımlarda sermaye girişi 204 milyon USD ile sınırlı düzeyde gerçekleşti. Doğrudan yatırımların alt kalemi olan gayrimenkul yatırımlarının yıllık bazda %33,5 artması dikkat çekti. Öte yandan, yurt içi yerleşiklerin yurt dışında yaptığı doğrudan yatırımlar 632 milyon USD seviyesine ulaştı.

 

Son cümleyi aklınızın bir kenarına yazın, bırakın dışardan sermaye ithal etmeyi, Türk işdünyası artık dışarda yatırım fırsatları arıyor.

 

Finansman da tutarsız ve kırılgan:

 

Mayıs ayında diğer yatırımlar kalemindeki net sermaye girişi 1,5 milyar USD ile bir yılı aşkın bir sürenin en yüksek düzeyinde gerçekleşti. Bu gelişmede yurt içi bankaların yurt dışı muhabirlerindeki efektif ve mevduat varlıklarını 4 milyar USD tutarında azaltması etkili oldu. Diğer taraftan, yurt dışı bankaların yurt içindeki efektif ve mevduatı 1,8 milyar USD geriledi.

 

Yani, yabancılar mevduat çekti,  bizim bankalar yurtdışı varlıklarını azalttı.  Bu iyi haber mi sizce?

 

Yurt dışından sağlanan krediler tarafında, bankalar 616 milyon USD, diğer sektörler 524 milyon USD tutarında net geri ödeme gerçekleştirdi. 12 aylık kümülatif verilere göre Mayıs ayı itibarıyla bankacılık sektörünün uzun vadeli borç çevirme oranı kredi talebindeki yavaşlamaya paralel olarak

%65 ile Kasım 2009’dan bu yana en düşük seviyeye indi.

Söz konusu oran diğer sektörlerde %116 düzeyinde gerçekleşti.

 

Perhize girdik, zayıflıyoruz diyemeyiz. Hastalık bünyeyi sarmış adele ve kemik erimesi yaşıyoruz.

 

ParaAnaliz’in tarafsız, güncel ve gündemi açıklayan ekonomi, işdünyası ve finans haber-analizlerine anında erişmek için bizi Facebook’ta takibe alın. Sayfamız Bilgeekonomist

 

 



CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here