izmir escort
Ana SayfaHaberlerEkonomiAtilla Yeşilada: “Mali bir...

Atilla Yeşilada: “Mali bir çöküş olmasından korkuyorum”

Google News presshaber.com

[ad_1]

Bilgi Üniversitesi Göç Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin araştırması yayımlandı.

“Türkiye’de Kutuplaşmanın Boyutları 2020” araştırmasının sonuçları Türkiye’nin parti taraftarlığına göre bölünmüş olduğunu ortaya koyuyor. Toplumun ortaklaştığı konular sadece ekonomik kriz, kadına şiddet ve deprem.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin araştırma sonuçları çevrimiçi basın toplantısında açıklandı.

Daha önce 2015’te ve 2017’de yürütülen Kutuplaşma Araştırması’nın sonuncusu 2020 Kasım ve Aralık ayında tamamlandı. Araştırma her partinin taraftarları baz alınarak yapıldı.

Parti taraftarları arasında en “uzak” görülen parti HDP

Araştırmaya göre katılanların %34’ü kendilerini AKP taraftarlarına, %22’si CHP taraftarlarına, %11’i MHP, %9’u HDP ve %9’u da İyi Parti taraftarlarına “yakın” buluyorlar.

En uzak hissedilen siyasi parti taraftarları söz konusu olduğunda, HDP taraftarlarına kendisini uzak hissedenlerin oranı %40’ken; bu partiyi %23 ile AKP taraftarları ve %14 ile CHP taraftarları izliyor. MHP taraftarlarına kendisini uzak hissedenlerin oranıysa %8.

Daha önce yürütülen araştırma sonuçlarına baktığımızda da HDP taraftarlarının “en uzak hissedilen” taraftarlar sıralamasında birinci olduğunu görüyoruz. Ancak bu oran 2015 yılında %55, 2017’de %53’ken, 2020 yılında %40 olmuş.

“Deprem ve ekonomik kriz, parti taraftarlığa rağmen ortak kaygı”

Araştırma bulguları birçok konuda oldukça yüksek düzeyde bir kaygının da olduğuna işaret ediyor. “Can ve mal kaybına yol açacak büyük bir deprem yaşanması”na dair kaygı katılımcıların %94’ünün ve “salgın hastalıklar” %93’ünün paylaştığı, tüm parti taraftarları için ortak bir endişe durumu.

Benzer bir biçimde, “ekonomik kriz”; “kendisinin ya da aileden birisinin işsiz kalması”; “çocuklarının hak ettikleri kadar iyi bir eğitim alamaması” ve “terör saldırısı” %90 oranında ortak kaygıyı yansıtan başlıklar.

Bunu sırasıyla “ifade özgürlüğünün kısıtlanması” ve “mahkemelerin bağımsızlığının sona ermesi” (%87); “Ortadoğu ya da Kafkaslarda birçok ülkenin dâhil olacağı bir savaş çıkması” (%85) takip ediyor. Oranların düşüşü ile birlikte parti taraftarları arasında farklar oluşmaya başlıyor. Örneğin; “mahkemelerin bağımsızlığının sona ermesi” AKP taraftarları arasında %77 oranında belirtilirken; CHP, HDP ve İyi Parti taraftarlarında bu oran %92.

“Parti taraftarlığı evlenme ve çocukların birlikte oynamasında etkili”

Parti taraftarları %75’inin çocuğunun “en uzak” hissettikleri parti taraftarlarının çocuğuyla evlenmesini, %72’sinin “en uzak” hissettikleri partinin taraftarlarıyla iş yapmak istemiyor.

%67’si çocuklarının “en uzak” hissettikleri parti taraftarlarının çocuklarıyla oynamasını, %61’inin “en uzak” hissettikleri parti taraftarlarıyla komşu olmak istemiyor.

Araştırma sonuçlarını yorumlayan akademisyenler bu oranların “ülkemizde birlikte yaşama arzusunun düşük olduğunu bize gösteriyor” cümlesiyle yorumladı.

Prof. Dr.Emre Erdoğan birlikte yaşama kültürünün zarar gördüğünü belirtirken, demokrasinin bundan zarar göreceğini belirtti.

Ahlaki üstünlük açısından da parti taraftarları kendisine ‘yakın’ ya da ‘uzak’ olduğunu düşündükleri hakkında fikirleri ise şöyle:

“Siyasi parti taraftarları vatansever (%87), ülkenin yararına çalışan (%86), onurlu (%85), açık fikirli (%84), zeki (%83) ve cömert (%80) gibi olumlu sıfatları kendi partilerinin taraftarları için kullanıyor.

İkiyüzlü (%86), bencil (%85), kibirli (%82), zalim (%79), ülkeye tehdit oluşturan (%78) ve bağnaz (%77) sıfatları ise diğer parti taraftarlarına uygun görülüyor.

“En uzak hissedilen parti taraftarlarının telefonları dinlenebilir”

Araştırmaya göre kişinin diğerini siyasal parti tercihi nedeniyle kendisiyle “eşit” görmemesi; demokrasinin önündeki en önemli tehditlerden biri.

Araştırma sonuçlarına göre, görüşülenlerin:

%41’i “en uzak” hissettikleri parti taraftarlarının şehirde yürüyüş düzenlemesine;

%37’si “en uzak” hissettikleri parti taraftarlarının basın açıklaması yapmasına;

%37’si “en uzak” hissettikleri parti taraftarlarının toplantı düzenleyebilmesine;

%35’i “en uzak” hissettikleri parti taraftarlarının kendi ihtiyaçlarına uygun eğitim alabilmesine;

%34’ü “en uzak” hissettikleri parti taraftarlarının siyasal görevler için aday olabilmesine karşı çıkıyor.

Öte yandan “en uzak” hissettikleri parti taraftarlarının telefonlarının dinlenmesini onaylayanların oranının %48. Araştırmaya göre bu oran diğer parti taraftarlarına karşı siyasal hoşgörüsüzlüğün yaygınlığı olarak yorumlanıyor.

“AKP ve MHP taraftarları kendini üstün konumda görüyor”

Araştırmaya göre AKP ve MHP taraftarları genel olarak kendi gruplarının toplumda daha üstün bir konumda olduğu kanısına sahipler. Hükümetin kendi gruplarına daha fazla saygı gösterdiğini, son beş yılda kendi gruplarından insanların toplumda daha fazla saygı gördüklerini; diğer insanların o gruptaki insanlara özendiğini düşünüyorlar. Son beş yılda kendi gruplarından insanların maddi durumlarının iyileştiğini ve iş bulma olanaklarının arttığı görüşüne katılıyorlar.

HDP taraftarları genel olarak en az üstünlük iddiasında bulunan grubu oluşturuyorlar. Sözünün dinlenmesi, toplumda saygı görme, maddi durumun ve iş bulma olanaklarının iyileşmesi gibi görüşlere katılanların oranı %15 civarında kalıyor. HDP taraftarlarının %53’ü kendi gruplarından insanların Türkiye’de güç sahibi olmadığına inanıyorlar.

İyi Parti taraftarları ve CHP taraftarları arasında da bazı konularda toplumsal üstünlük sahibi olduğuna inananların oranı %30 ile %40 arasında değişiyor. CHP’lilerin %36’sı kendi gruplarının toplumda güç sahibi olmadığı görüşünde.

Dışlanma duygusu HDP taraftarlarında daha fazla

Araştırma çalışması, bazı kimlik gruplarının sistematik olarak ayrımcılık ve dışlanmayla karşı karşıya kaldıklarını ifade ettiklerini gösteriyor.

HDP taraftarlarının %55’i iş başvurularında, %54’ü karakollarda, %50’si devlet dairelerinde, %40’ı üniversitelerde, %38’i hastanelerde, %38’i lüks mağazalarda ve %32’si sokakta “kötü” davranışla karşılaştıklarını söylüyorlar.

CHP taraftarlarının görece daha fazla “kötü” davranışla karşılaştıklarını söyledikleri yerler, %22’yle iş başvuruları, %18 karakollar ve %17 devlet daireleri.

İyi Parti taraftarlarının %13’ü iş başvurularında diğer gruplara kıyasla kötü davranış gördüklerini düşünüyor.

AKP ve MHP taraftarları arasında sayılan yerlerde diğer gruplara kıyasla kötü davranıldığını düşünenlerin oranı yok sayılacak kadar az.

“Siyasal parti aidiyeti tartışmalarda etkili”

Araştırma güncel tartışma konularına parti taraftarlarının nasıl yaklaştığını da ortaya koyuyor. Buna göre AKP’lilerin %86’sı, MHP’lilerin %82’si Ayasofya Müzesi’nin camiye dönüştürülmesini destekliyor. Bu oran CHP taraftarları arasında %34. Kanal İstanbul’un yapılmasına destek verenlerin oranı AKP taraftarlarında %66, MHP taraftarları arasında %57. CHP, İyi Parti ve HDP taraftarları arasında bu konuyu destekleyenlerin oranı %15’i geçmiyor.

Anadili Türkçe olmayanların kendi anadillerinde eğitim alabilmelerini savunanların oranı HDP taraftarları arasında %91. Bu oran AKP, CHP ve İyi Parti taraftarları arasında %30 civarındayken, MHP taraftarlarının %21’i bu görüşe destek veriyor.

Yaşanan siyasal/toplumsal gelişmelerin de farklı parti taraftarlarında farklı duygular uyandırdığını araştırma sonuçlarından öğrenmek mümkün.

Otoyol ve köprüleri yapan firmalara gelir garantisi verilmesi CHP taraftarlarının %84’ü, İyi Parti taraftarlarının %79’u ve HDP taraftarlarının %70’inde olumsuz duygular uyandırırken; bu oran AKP taraftarlarında %44 ve MHP taraftarlarında %39.

Bazı belediye başkanlarının görevden alınıp yerine kayyum atanması söz konusu olduğunda, HDP’lilerin %90’ı bu konuda olumsuz duygulara sahip. CHP taraftarları arasında %80 olan bu oran, İyi Parti taraftarlarında %61. AKP taraftarlarının %27’si ve MHP taraftarlarının %20’si olumsuz duygulara sahip.

“Bilgi kaynakları kutuplaşmayı besliyor”

Araştırmaya göre televizyon ve akıllı telefon, bireylerin siyasal konularda en sık bilgi aldıkları bilgi kanalları olsa da (sırasıyla %74 ve %69), arkadaşlarla konuşmalar da önde gelen bilgi kaynaklarından biri (%57). İnternetteki haber siteleri (%57), Facebook ve Twitter da (%36) önde gelen bilgi kaynakları arasında. Gazeteler ve radyo ise haber kaynağı olarak önemini yitirmişe benziyor.

Farklı parti taraflarının haber alma kaynakları da farklılaşıyor. Buna göre AKP taraftarları daha sık Kanal 7, A Haber ve ATV Ana haber programlarını; CHP taraftarları FOX TV ve Halk TV’yi; MHP taraftarları TRT1’i diğer kanallara ve diğer parti taraftarlarına kıyasla daha sık seyrettiklerini belirtiyorlar.

“Yakın hissettiği haber kaynağının ‘tarafsız’ olduğu inancı”

AKP ve MHP taraftarları ATV, A Haber, TRT1 ve Sabah ve Hürriyet’in; CHP taraftarları Cumhuriyet, Sözcü ve Halk TV’nin; HDP taraftarları Halk TV ve FOX TV’nin tarafsız haber kanalları olduğu kanısına sahipler.

Araştırma çalışmasına katılanların %60’ı en az bir tür yanlış bilgi/yalan haber ile karşı karşıya kaldığını belirtiyor. Ancak hangi bilgi kaynaklarının daha fazla yanlış bilgi/yalan haber yaydığı konusunda da parti taraftarları arasında kayda değer farklar bulunuyor.

CHP’lilerin %25’i Hükümet yanlılarının kullandığı Facebook ve Twitter gibi sosyal medya kanallarında yanlış bilgiyle karşılaştığını söylüyor. Bu oran İyi Parti ve HDP taraftarları arasında %20.

CHP’lilerin %24’ü yanlış bilgiyle hükümet yanlısı televizyon ve gazetelerde karşılaştığını söylüyor, bu oran HDP ve İyi Parti taraftarları arasında sırasıyla %23 ve %21.

AKP taraftarlarının %23’ü muhalefet taraftarlarının kullandığı sosyal medya araçlarında yanlış bilgiyle karşılaştığı kanısında, bu yanıtı veren MHP’lilerin oranı %20.

Muhalefet yanlısı televizyon ve gazetelerde yanlış haber ile karşılaştığını söyleyen AKP taraftarlarının oranı %19. MHP’liler arasında bu oran %10.

İyi Parti taraftarlarının %28’i ve MHP taraftarlarının %27’si yalan haber ile her bilgi kanalında karşılaştığını söylerken; bu yanıtı veren AKP, CHP ve HDP taraftarlarının oranıysa %20 civarında.

Sosyal medya da ‘yankı odaları’ sorununa çözüm olmuyor

“Bireylerin farklı bilgi kaynaklarından değil, sadece kendi görüşlerine yakın kaynaklardan bilgi edinmeleri” olarak tarif edilen “Yankı Odaları” sorununa sosyal medya araçlarının da çözüm olamadığı araştırma sonuçlarından biri.

Buna göre görüşülen kişiler arasında Twitter hesabı olanların %10’u Twitter’ı; Facebook hesabı olanların %7’si Facebook’u siyasal konularda görüş paylaşmak için sık sık kullandıklarını söylüyorlar. Öte yandan Twitter kullanıcılarının %78’inin takip ettiklerinin; Facebook kullanıcılarının %74’ünün Facebook’taki arkadaşlarının siyasal görüşlerinin kendilerinin görüşleriyle uyumlu olduğunu söylüyor.

Türkiye iyi gidiyor/gitmiyor kutuplaşması

AKP taraftarlarının %57’si, MHP taraftarlarının %37’si ülkenin iyi bir yolda gittiği kanısında. Bu oran HDP’liler arasında %5, CHP’liler arasında %10. AKP taraftarlarının %29’u ülkenin, %27’si ailelerinin ekonomik durumunun 5 yıl öncesine kıyasla daha iyi olacağını söylüyor. CHP, İyi Parti ve HDP taraftarları arasında bu oran %4-5 diliminde.

Gelecek bir yıl düşünüldüğünde AKP taraftarlarının %44’ü ülkenin, %39’u ailelerinin ekonomik durumunun daha iyiye gideceğini düşünüyorlar. Bu iyimserlik CHP, İyi Parti ve HDP taraftarları arasında %6-7 civarında.

MHP taraftarlarının %18’i ülkenin ve ailelerinin ekonomik durumunun 5 yıl öncesine kıyasla daha iyi olacağını; %23’ü de ülkenin ve ailenin ekonomik durumunun önümüzdeki 1 yıl içerisinde daha iyiye gideceğini düşünüyor.

Kadına şiddetin yaygınlığı ortak görüş

Görüşülen kişilerin %88’i Türkiye’de kadına yönelik şiddetin yaygın olduğu görüşünde, bu açıdan bir ortaklık olduğu söylenebilir. Kadına yönelik şiddetin azaltılması konusunda kime sorumluluk düştüğü yanıtlarında parti tarafları farklı görüşler sergiliyor:

HDP (%85), CHP (%74) ve İyi Parti (%77) için sorumluluk hükümette. AKP ve MHP taraflarında %60’lık bir kesim hükümeti sorumlu olarak görenler arasında.

AK Parti (%57), MHP (%55) ve İYİ Parti (%50) taraftarları aileyi de sorumlu olarak görüyorlar. CHP’lilerin %35’i ve MHP’lilerin %28’i eğitim sistemini sorumlu tutuyor.

Araştırmanın Künyesi

Türkiye’de Kutuplaşmanın Boyutları 2020” araştırması

Projenin Bilimsel Koordinatörü Prof. Dr. Emre Erdoğan, İstanbul Bilgi Üniversitesi Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci

Türkiye’de Kutuplaşmayı Azaltmaya Yönelik Stratejiler ve Araçlar Projesi (TurkuazLab) kapsamında yapılan araştırma, Marshall Fonu (GMF – The German Marshall Fund of the United States) ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (BİLGİ-Göç) tarafından İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı’nın (SIDA) finansal desteği ile yürütüldü.

Araştırma, Türkiye’nin 18 yaş üstü nüfusunu temsil eden 4.006 kişiyle, 29 ilin mahalle ve köylerinde 500 örneklem noktasında Kasım-Aralık aylarında yapılan yüz yüze görüşmelerle gerçekleştirildi.

Türkiye’de Kutuplaşmayı Azaltmaya Yönelik Stratejiler ve Araçlar Projesi (TurkuazLab) kapsamında yapılan araştırmanın ilki 2015 yılında, ikincisi 2017 yılında yapıldı. Türkiye’deki kutuplaşma konusunun detaylı fotoğrafını çeken “Türkiye’de Kutuplaşmanın Boyutları 2020” araştırma sonuçları, öncekilerde olduğu gibi dikkat çeken bulguları ortaya koyuyor.

T24



[ad_2]

Listeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler haberler

Piyanist Selçuk Gündemir yaşamını yitirdi

Piyanist Prof. Selçuk Nisa Gündemir, hayata veda etti. Hacettepe Üniversitesi Ankara...

33. İstanbul Kitap Fuarı 503 bin ziyaretçiyle rekor kırdı!

33. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı 503 bin ziyaretçiyle rekor kırdı.“Sinemamızın 100....

Çetin Ünsalan Yazdı: Yüzleşemediğimiz dolar gerçeği…

Parasal genişlemenin bitmesinin ardında belki de son 6-7 yıldır ülkede...

Tartışı-Yorum

Cumartesi Anneleri: Gözaltındaki kayıpların hikayesi

Kadir Gürhan“Kayıplar” ve “yargısız infazlar” denilince akla ilk gelen Latin Amerika ülkeleridir. Bu ülkelerde askeri cunta yönetimleri “gözaltında kayıplar” ve “yargısız infazlarla” kendisine muhalif olan tüm kesimlere karşı bir korku ve sindirme politikası uyguladı. Hayatın bir parçası haline gelen bu uygulamalarda kaybedilenlerin çoğunu; öğrenciler, öğretmenler, sendikacılar (örgütlü...

Ölümü öldürmek, sonsuz bir umudun baharıdır…

“Evîn Biharek e…”* - Arjen Arî Bir acılar sarmalıdır sancı, zamanın derinliklerinde gezinen ve hayatın kıyılarına vurur hafızalarının unutulmayacak sesleri. “Lal bû zimanê xwezayê, Girî herikî, jan bû banî” (“Dilsizdi doğanın dili, gözyaşı aktı, acı köprü oldu…”) dizeleri ile anlatıyor şair Semra Çelebî, ‘Birîn’ adlı şiir kitabında, gerçeğin...

Kalbi atan ölü bedenler

Bazı anlar vardır zihinlerimizde çocukluğumuza dair. Hayal mi gerçek mi olduklarını ömrü billah çözemeyiz. Bize anlatılanları, oradan buradan duyduklarımızı kurgulayarak bir görüntü yaratmış da olabiliriz, bizzat gözlerimizle tanık olduğumuz bu anlar zihnimizde mıh gibi tüm gerçekliğiyle çakılı da olabilir. Dediğim gibi hangisinin doğru olduğunu sınamak mümkün değil.Zihnimde...

Kuzguni Gömüt

Siyah kuzguni elbisesi içinde dilinde tek bir Arapça cümle ile Aisha Faris, sadece ağlıyordu. Bizim bilmediğimiz bir dilde, İç’inde kopan çığlıkların gümbürtüsü, siyah elbisesinde kara kara dalgalanıyordu. Aynı Arapça cümleyi tekrarlayarak Engin dertlerine bir de çağlayanlar ekliyordu. Gözyaşları bakışımızın değdiği her yerdeydi. Kara elbisesi; pul parlaklığını, onun...

Direniş Suflesi: Hayır

‘Oku’ diye başlıyor olmasına rağmen kutsal sayılan kelam; ilk maraza mevzunun başında ortaya çıkıyor.Taraflaşmanın daha kolay belirlendiği, hudutların keskin olduğu süreçler elbette yaşandı. Her konuya dair yaklaşımlar farklı idi ve tariflenen alandan hangi konuya nasıl yaklaşılması gerektiği de kendiliğinden açığa çıkıyordu. Karışık ama bence kesinlikle böyleydi.İnsanın yaşadığı...

Üşüyor bir coğrafyanın yüreği

'Eylül Mayıs'a dönüşecek...'Geo Milev Üşüyor bir şehrin yüreği,  geceler buzdan karanlık. Yan yana dizilmiş çadırlar kanıyor. Üşüyor yeryüzü ve şehrin sokaklarında geziyor soğuk. Bir çocuk gözlerinde acının izlerini taşıyor. Bir bahar var ve gelecek mutlaka çocuk. Umudun ışığını taşıyor, geleceğimiz umudumuz çocuk. En amansız fırtınalar diner çocuk, savrulur...

En çok mor

Sıcak beterdi. Bıyıkları terlememiş bir delikanlılık çağında boncuk boncuk ter atıyordu. Çimento torbaları eşek ölüleri kadar ağırdı. Tuğlalar, yamalı şalvarında kahverengi tozlar bırakıyordu. Yamasını çepeçevre saran alelacele dikişleri hep terden söküktü.Daha O Boy’uyla karar vermişti ev yapmaya. Bir evin temelini attı. Atış o atış..Seni inşaat işçisi; fayans...

Sınırlar ve rahatça uyunamayan ülkeye dair: Ordu, yeniden…

Levent Ünsaldı Devlet ve milletin yüksek çıkarlarını ait olduğu kurumun çıkarlarıyla eş gören, dolayısıyla bunları yorumlama tekelini de kendisine veren Türk subayı, kışladaki eriyle kurduğu paternalist ilişkisini (“oğlum” ifadesiyle çağrılan er) milletin geneliyle olan ilişkisine de kolayca yansıtabilmiştir. Aktarılan bu hususi ethos (değerler sistemi), subayın tüm yaşamını geçirdiği...

Rıza Yalçın Koçak yazdı: Olağanüstü zulüm

Rıza Yalçın Koçak Etrafımızdaki insanlar büyük bir şaşkınlıkla cevabı bir yanı ile çok basit bir yanıyla ise iler tutar yanı olmayan sorular soruyorlar. İşyerlerinden atılan arkadaşlarının masumiyetlerine iliklerine kadar inanıp ve ama ‘devletin de bir bildiği vardır’ fikriyatının serin sularında kol gezmeye devam ediyorlar. Hükümet ile ‘paralel’ devlet...

Halkın vicdanı; “Gelemem” diyorsun, peki sen bizdeki “öf öf” ü duyuyor musun?

Ne desek, ne etsek, nasıl yapsak bilemiyoruz… Az şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler anlatabilmek için yeterli yaşadıklarımız. Çok şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler yapabilmek için çok şey görmedik henüz… “Derin bir ah” çekiyoruz, çünkü şu kelimeler sayfaya değerken Hurşit Külter hala kayıp. Ve “ah vicdan”...

Rütbelerin Er’leri

Rıza Yalçın Koçak ‘Türk halkı sessiz kalarak onayladığı bu savaşın mağduru olmaya mahkumdur.’ (TAK-Haziran 2016)Erleri çekin rütbeliler gelsin! Erleri çekmeyecek rütbeliler ordusu. Ere göre tanımlı omuzlardaki apoletler. Kaç erin başı olduğunu bildiriyor unvanlar. Erlerle tanımlayıp erlerle var ediyorlar kendilerini. Erleri çekin rütbeliler gelsin çığlığını bir iyi niyet olarak okumak gerekiyor en başta....

Kadim Süryanilerin Akitu Bayramı

Yerinden yurdundan edilen, sürgün halkların derdini en içten şairler dillendirir. Bu sebeple Yuhanna Bar Madeni der ki:“Ey sağduyulu!Ana vatanında kalman,Saygınlığını korur.Hakareti ve acı dolu gurbeti hor gör.Saç, başta oldukça değerlidir.Olmadığında, küçümsenir ve ayaklar altına alınır”Bundan tam 6766 yıl önce (MÖ 4750) Asur ve Babil kaynaklarına göre, tarihte...