8.5 C
İstanbul
Cuma, Nisan 3, 2020

Reuters’ın seçimiyle son 30 yıla damga vuran 56 fotoğraf!

Dünyanın önde gelen haber ajanslarından Reuters'ın fotoğrafçılarının çektiği fotoğraflardan derlenen 56 fotoğraf, son 30 yıla damga vuran önemli toplumsal gelişmeleri gözler önüne seriyor. Seçkide...

Bunlara bakmalısınız

Özdemir Asaf’ın enleri, ilkleri bilinmeyenleri!

Özdemir Asaf şiirleri, hayatı ve hikayeleriyle şiirimizin en nadide şairlerinden biridir. Cumhuriyet Dönemi Edebiyatının en önemli isimlerinden Özdemir Asaf'ın şiirleri dışında başına gelmiş bilinmeyen...

Mutlaka izlemeniz gereken En iyi 18 Uzay Filmi

Yine bir sinema listesiyle karşınızdayız. Yaşadığımız evrenin büyüklüğünü düşünüp hayretler içinde kalmayan insan neredeyse yok.Bu listede de yüzünü evrene dönen sinema yapıtlarından en...

20 şiiriyle Ülkü Tamer

1937 senesinde Antep’te dünyaya gelen Ülkü Tamer, 1 Nisan 2018’de yaşamını devam ettirdiği Muğla’nın Bodrum ilçesinde hayatını kaybetti.İkinci Yeni şiir akımının önde gelen temsilcilerinden...

Kadın’ı varlıklarıyla hatırlatmaya çalışan iki kadın: Luiz Bakar ve Ester Zonana

Birbirlerini hiç tanımamış, aynı amaç uğruna mücadele eden iki kadının dillendirdikleri bir nokta. Onca söz ve güç sahibi dini lider ve cemaat yöneticilerinin içinde,...

Üretim ve Tüketim üzerine bir film

Gıda üretimi ve tüketiminin bugünkü halini gösteren çok etkileyici bir kısa belgesel. Samsara film şirketinin Mark Magidson yapımcılığında gerçekleştirdiği 102 dakikalık filmin 6 dakikalık bir...

Sema Moritz’in hikayesi ve taş plak sesi

Sema Moritz, Türkiye Müziğinde Taş plak sesli şarkıcı olarak kendine yer edinmiş, bir daha onun gibisi gelir mi acaba dedirten bir müzisyen. Nokta dergisine...

‘Ax De Vaji’ ya da ‘Ağıtta süreklilik esastır’

1915 yılında bu topraklarda yaşayanlar kan kustu. Öyle çok kan aktı ki, toprak bile alamadı içine bu kadarını. Pülümür Kaymakamın okuduğu seferberlik pusulasında, adının Çanakkale sevkiyatına dahil askerlerin listesinde olduğunu işiten Dersimli genç adeta olacakları sezmişti. Bir yandan “Anneciğim, adımızı bir ağıtta an” diye vasiyet ederken bir yandan da bedduasını havaya savurdu.

“Yıkılsın padişahın başkenti.”

Dört dağın zulasındaki Dersim’in; Çanakkale dağlarında tabakasını, sigarasını, postalını ve nefesini gömen isimsiz öfkelisinin bu sözlerini nereden mi biliriz?

Toprağın içine alamadığı, kustuğu kan tütmeye başladı da; Cemal Süreyya’nın dediği gibi “Geçmişle gelecek arasında/Acıyla sevinç arasında/ Öfkeyle bağış arasında” salındı durdu bir zaman, ve sonra da burnumuzun direğini sızlatan ağıtlara dönüşerek “Batası mezar yerlerinden” yükselip zamanımıza karıştı da o yüzden.

Aslında bu sitem bu coğrafyanın biricik sitemi olsaydı belki de kaybolup gidecekti an(ı)ların çarkları arasında. Zaman tarafından öğütülecekti; neyse ki devletimiz razı gelmedi!  Bu isimsiz kayıpların, kırıldıkça kırılanların devrini bir asırdan fazla bir süredir daim tuttu.

Maviş Güneşer ve Metin-Kemal Kahraman tarafından kayda alınan “Ax De Vaji” albümü ilk bakışta bu zulüm seyahatinin müzikal seyir defteri gibi görünse de aslında basit bir vaka aktarımından daha ötede amaçlar barındırmakta bünyesinde.

“Burada bir kez daha yorumlanmış bu ağıtlar sadece dün olup bitmiş bir takım vakıaların şahitleri değildir. Ya da bu çalışmanın amacı sadece dün yaşanmış ve dünde kalmış bazı ‘felaketlerin’ kayıtlarını yeniden hatırlatmak değildir. Dün olmuş, fakat bugün de olmaya devam eden bir hakikatler silsilesinin bu zamanın içinden kendince yeniden arzuhal edilmesidir.”

Albümün adeta mini bir ansiklopediye benzeyen kartonetindeki kısa sunuş yazısından yukarıda alıntılanmış olan bölümden de anlaşılacağı gibi, Maviş Güneşer ve Metin-Kemal Kahraman kendilerini bu ağıtların edilgen aktarıcıları olarak görmemektedirler; tersine kendilerine kurucu ve yeniden üretici roller atfetmektedirler. Neredeyse tüm müzikal varoluşlarını sözlü tarih araştırmalarına vakfetmiş oldukları göz önüne alındığında bu ağıtlar karşısında almış oldukları pozisyonun haklılığı kolaylıkla teslim edilebilir. Çünkü halkın hafıza raflarından inen her sözlü kültür ürünü, onu indiren tarafından bir kez daha yeniden kurulur, kurgulanır, parlatılır ve yerine yerleştirilir; böylelikle sahicilik korunmuş olmakla kalmaz yeniden yorumlanır ve üretilir.

Ülkenin en politik coğrafyası olan Dersim’in ağıtlarının peşine düşen bu çalışmanın “Dersim Politik Ağıtları” alt başlığını taşıması kimse için sürpriz olmasa gerek. Albüm 8 farklı ağıttan oluşmakta. Yazının girişinde bahsedilen “Hewa Herbe Çanaqala” (Çanakkale Savaşı Havası) ağıdından başka bir ağıt daha var, 1915 yılına tarihlenmiş. “Hewa Xelil Begi” (Xelil Bey Havası) isimli bu ağıtta bu sefer 1. Dünya Savaşı’nın Dersim’de kalanlar için ne anlama geldiğini anlamaya çalışırız.

Yıllar geçer, 1938 olur. Dersim için yeni bir ağıt mevsimi başlamıştır. Seyit Rıza yaşı küçültülerek, oğlu Rezik Uşen ise yaşı büyültülerek idam edilirken “Şüara Pilune Desimi” (Dersim Büyükleri Ağıdı) bu olayı bize şöyle aktaracaktır: “Yazık oldu Seyit Rıza’nın büyüklüğüne/ Gençliğine Rezık Uşen’in.”

Fındıq Ağa’yı asmak isteyenlerin ipi ise 3 kez kopsa da “Şuara Findıq Ağayi” (Fındık Ağa Ağıdı) der ki kendini dinleyenlere: “Yine de üç kez asmışlar darağacına”

Her ne kadar eski devlet ve cellat geleneklerine göre idam sırasında ipi kopanın idamından vazgeçilse de bu kural Fındıq Ağa için işletilmez ve idam gerçekleştirilir.

Fındıq Ağa’nın idamı sırasında yaşananların aktarımı sadece bu ağıt sayesinde olmaz. İlginç olarak o dönemde Dersim’e Ankara’dan özel olarak gönderilen ve istihbarat elemanı olarak görevli İhsan Sabri Çağlayangil de 2007 yılında yayınlanan anılarında ağıdı doğrular.

“Bu sırada Fındık Hafız asılıyordu. Asarken iki kez ip koptu.”

İhsan Sabri Çağlayangil bir başka röportajında da ordunun Dersim’de kimyasal silah kullandığını da itiraf edecektir.

“Dersim’de mağaralara iltica etmişlerdi. Ordu zehirli gaz kullandı. Mağaraların kapısının içerisinden bunları fare gibi zehirledi.”

İşte bu mağaralardan birçoğu Laç Deresi’ndedir. “Hewa Dere Laçi” (Laç Deresi Havası) ağıdında tarihin belki de ilk kimyasal silah kullanımının izlerini bulmak mümkündür.

“Yarın da sizin göçünüz, Ermenilerin göçü gibi olacak/ Gidin Laç Deresi üstüne, her taraf sis ve dumandır.”

1938 yılında Dersim’den sürülenler 1947 Menderes affıyla coğrafyalarına geri döner ve Dersim kültürü kendini kısmi de olsa sağaltır. Ancak 1993-1994 yıllarında Dersim büyük bir yıkım daha yaşar.  Hemen tüm köyleri boşaltılır, yakılır, yıkılır. Bu yılları Dünya Ana şöyle anlatacaktır.




“Bu yıllar 1938’den beter. Çünkü o zaman insanları sürgün ettiklerinde gidecekleri yerlerde ev veriyorlardı, arazi veriyorlardı. Şimdi ise ‘Evini terk et,biz yakacağız; sen nereye gidersen git’, diyorlar”

Aynı çaresizlik ile “Some” (Gideriz) ağıdının dizelerinde de karşılaşırız.

“Gideriz… Gideriz… (sadece) yer ve gök/…/ Söylerim… Söylerim, kimseler duymaz./ Vallahi bu artık benim için ağır bir yük/ Ah sağır taşa söyleyeyim, belki o anlar/ Kuşlar inleşir, söz anlamsız”

Ve 2000’li yıllar gelir de ağıdını yanında getirmez mi Dersim’e. Üzerine yapılan barajlarla kanatılan, kurutulan Munzur’a ve cem-i cümle canlılarına yakılır bu kez ağıtlar ve denir ki birinde:

“ Bu gece rüyamda gördüm ki/ Kaçıyor yaban hayvanları, kurtlar, kuşlar/Nuh-u Nebi tufanıymış/ Yine gelmiş başımıza/Bu ne hikmettir; dalgalar dayandı eşiğe/ Ne bir sal, ne bir gemi/ Nereye gitsinler, bir söyleyen yok, ne bir mekân, ne bir han”

Duvarları zamanın ağrılı notaları ile örülmüş 100 yıllık bir zaman tünelindeyiz. Metin-Kemal Kahraman’ın rafine işçiliğine ve Maviş Güneşer’in sesine tutunduk bu tüneli anlamaya çalışıyoruz. Ve aniden deneyimlemeye başlıyoruz, insanlığın neredeyse 100 yıl önce keşfetmiş olduğu,“zamanın zamanı deneyimleyen kişiye bağımlı bir hıza sahip olduğunu” yani “zamanın göreceli olduğu” bilgisini. Maviş zamanı içine alıp nefesi ile genleştirirken, geniş zamanla lanetlenmiş bir cümle kurarak hepimizin aklının ortasına fırlatıveriyor.

Devlette devamlılık esastır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 






Bunları kaçırmayın

Kitaplardan Sinemaya Uyarlanan ‘Baş Yapıtlar’

Derleme/Günel Abdullayeva Tekcan Her zaman sevdiğimiz kitapları defalarca okumak hoşumuza gidiyor ama bu kitapların film versiyonları da bir o kadar heyecanlı olmuyor değil. Hele bu...

Yaşar Kemal: Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne

Siz ne derseniz deyin, ben bıktım. Nah burama geldi. Neredeyse öfkeden, çaresizlikten boğulacağım. Kendimi kandırmaya çalışıyorum. İyi olacak, iyi olacak! Başkalarını da kendimle birlikte...

Ortadoğu’nun kadife sesi Mohsen Namjoo ve 10 şarkısı

Mohsen Namjoo Meşhed şehrinde geleneksel yapıdaki bir aile içerisinde büyüdü. Edebiyat ve müziğe olan ilgisi daha çocukluğunda başlamıştı. okuldaki sanat etkinliklerinde aktif olarak rol...

Henüz izlemediyseniz ‘Mutlaka’ izlemeniz gereken 15 film!

Derleme/Eren Aşnaz Henüz izlemediyseniz izlemeniz gereken 15 filmi bu hafta sizler için derledik. Usta oyuncu ve efsane olmuş yönetmenlerden derlediğimiz filmlerin hepsini, yok olması imkansız...

Son haberler

Turhan Kaya’nın oğlu, oyuncunun koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirdiğini açıkladı

Oyuncular Sendikası’nın dün yaşamını yitirdiğini açıkladığı oyuncu Turhan Kaya’nın yeni tip koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirdiği belirtildi. İHA‘dan aktarılan haberlere göre,  Kaya, yaklaşık 10 gün...

Garanti CEO’su: Nisan’da çok ciddi nakit akışı sorunu olacak

Garanti BBVA Genel Müdürü Recep Baştuğ, önümüzde nakit akışlarımızı öngöremediğimiz, ne olacağını bilemediğimiz birkaç aylık dönem bulunduğunu, nisan ayında çok ciddi nakit akışı...

Evden ve masa başında çalışanlara özel egzersiz yazılımı: Pergono

Corona Virüs salgınının tüm dünyayı etkisi altına almasıyla büyük ölçekli şirketler başta olmak üzere çok sayıda kurum ve kuruluş, çalışanlarını evde çalışmaya teşvik...

ARAŞTIRMA: Virüs online alışverişe nasıl bulaştı?

Türkiye’de corona virüs (Covid-19) vakasının ilk kez ortaya çıkmasının ardından evlerinden çıkamayan milyonlarca tüketici online alışverişe yüklendi. Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan pandemi...

Nisan ayında Ay’ın boşlukta olduğu günlere dikkat!

Ay'ın boşlukta olduğu zamanlar bir nevi boş işler zamanıdır. Çünkü Ay boşlukta olduğunda duraklama dönemine girilir. Her türlü işler askıda ve havada...