Ana SayfaHaberlerEmlakBakü'de 100 Milyar Dolarlık...

Bakü’de 100 Milyar Dolarlık projeye Türk damgası!

Google News presshaber.com

İnşaat altyapı şirketlerinin beton kalıp ve iskele sistemlerini yapan Urtim, 100 milyar dolarlık Hazar Adaları projesinin de beton kalıp ve iskele sistemlerini yapacak.

 

Yurtiçi ve dışında birçok başarılı projeye imza atan Kalıp ve İskele sistemleri Urtim, Azerbaycan’ın Başkenti Bakü’de 50 farklı büyüklükte yapay adadan oluşan ve 1 milyon kişinin yaşayacağı, 100 milyar dolarlık Hazar Adaları Projesi’nin de (Khazar Island New City) iskele ve beton kalıplarını veriyor.’Hazar Adaları’ Projesi Azeri işadamı Hacı İbrahim Nehramli’nin sahibi olduğu Avesta Concern şirketi tarafından Azerbaycan’ın başkenti Bakü’nün 28 kilometre güneyinde Hazar Denizi üzerinde inşa edilecek.

Projede yer alması hedeflenen bin 50 metre uzunluğundaki Azerbaycan Tower ise, Dubai’deki 828 metrelik’ Burj Halife’den 222 metre daha uzun olacak. 2018 yılında inşasına başlanacak Azerbaycan Tower, dünyanın en yüksek ve en lüks binası olan ‘Burj Halife’den unvanını alacak.Urtim Kalıp ve İskele Sistemleri Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Urfalılar, Haydar Aliyev Kültür Merkezi, İzmit Körfez Geçiş Köprüsü’nden Tüpraş’a kadar birçok projede yer aldıklarını dünyada başka bir benzeri olmayan, 1 milyon kişinin yaşamasının planlandığı 100 milyar dolarlık Hazar Adaları projesinin de iskele ve beton kalıplarını verdiklerini söyledi.”Sadece Türkiye’de değil dünyada projeleri takip ediyoruz. Bu alanda Almanlar’ı yakaladık diyen Serdar Urfalılar, “Şu anda 25 ülkeye iş yapıyoruz. 2013 yılında bir önceki yıla göre yüzde 20-25 büyüdük. Bu yıl da aynı oranlarda büyüme bekliyoruz. Ciromuzun yüzde 60’ı ihracattan geliyor” dedi.

2 MiLYAR DOLAR HARCANDI

Avesta Concern Yönetim Kurulu Başkanı Hacı İbrahim Nehramli ise projeye bugüne kadar 2 milyar dolar harcadıklarını söyledi. Nehramli, Türk yatırımcılarla ortaklığa hazırım olduğunu belirterek, “Urtim’in yanında başka Türk şirketleri ve Türk müteahhitlerinin de bu projede yer alması gerekiyor. Projeye dünyanı birçok yerinden yüklenici firma geliyor fakat Türk müteahhitlerinin projeyle ilgilenmemesine anlam veremiyorum” dedi. İbrahim Nehramli, Hazar Adaları projesinin maliyetinin 100 milyar dolar olduğunu vurgulayarak, “İlk etap 10-12 milyar, 2’nci, 3’üncü ve 4’üncü etaplar 30’ar milyara mal olacak. Helikopter pisti, spor ve eğlence merkezleri, havalimanı, restoranlar, oteller, rezidanslar, golf sahaları, konser salonları ve hipodromun bulanacak” diye konuştu.

AZERBAYCAN’A 20 MİLYON TURİST GELİR

Projenin Azerbaycan ekonomisi ve kalkınma adına önemli bir katkı sağlayacağını ifade eden Nehramli şöyle devam etti: “Son on yılda ülkemiz çok büyük gelişme gösterdi. On yıl sonra Bakü çok daha değişecek ve çok daha güzel bir şehir olarak ortaya çıkacak.Avrupa’nın birçok şehriyle kıyaslandığında Bakü o şehirlere göre ön planda yer alıyor.Ülkemizde herkes devletimizi yürüttüğü kalkınma politikalarını ve siyaseti sahiplenmeli. 5 yıl sonra Azerbaycan’a gelen turist sayısı 5-6 milyonu bulacak diye düşünüyorum.Projemiz bittiği zaman Türkiye’deki gibi biz de 20 milyon turisti burada görmemiz mümkün olacak. Ben geleceği öngörerek bu projeyi yapıyorum. Burası aynı zamanda da bir tatil bölgesi haline gelecek. Buraya gelen bir daha gitmek istemeyecek.”

Listeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler haberler

Haziran’da Güven endeksi, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerinde yükseldi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), sektörel güven endeksi istatistiklerini yayınladı. Buna...

Kanada, depresyona girenlerin ‘halüsinojenik mantar’ kullanmasına izin verecek

Kanada hükümeti, ölümcül hastalığı olmayan hastaların yasal olarak, halusinojenik etki...

DTK’dan Yaşar Kemal için başsağlığı mesajı

Presshaber.com - Demokratik Toplum Kongresi bugün hayatını kaybeden usta yazar Yaşar...

‘Parazit’ten ‘Liberté’ye: Filmekimi’nde gösterimi belli olan filmler

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından bu yıl 4-13 Ekim...

Tartışı-Yorum

Cumartesi Anneleri: Gözaltındaki kayıpların hikayesi

Kadir Gürhan “Kayıplar” ve “yargısız infazlar” denilince akla ilk gelen Latin Amerika ülkeleridir. Bu ülkelerde askeri cunta yönetimleri “gözaltında kayıplar” ve “yargısız infazlarla” kendisine muhalif olan tüm kesimlere karşı bir korku ve sindirme politikası uyguladı. Hayatın bir parçası haline gelen bu uygulamalarda kaybedilenlerin çoğunu; öğrenciler, öğretmenler, sendikacılar (örgütlü...

Ölümü öldürmek, sonsuz bir umudun baharıdır…

“Evîn Biharek e…”* - Arjen Arî   Bir acılar sarmalıdır sancı, zamanın derinliklerinde gezinen ve hayatın kıyılarına vurur hafızalarının unutulmayacak sesleri. “Lal bû zimanê xwezayê, Girî herikî, jan bû banî” (“Dilsizdi doğanın dili, gözyaşı aktı, acı köprü oldu…”) dizeleri ile anlatıyor şair Semra Çelebî, ‘Birîn’ adlı şiir kitabında, gerçeğin...

Kalbi atan ölü bedenler

Bazı anlar vardır zihinlerimizde çocukluğumuza dair. Hayal mi gerçek mi olduklarını ömrü billah çözemeyiz. Bize anlatılanları, oradan buradan duyduklarımızı kurgulayarak bir görüntü yaratmış da olabiliriz, bizzat gözlerimizle tanık olduğumuz bu anlar zihnimizde mıh gibi tüm gerçekliğiyle çakılı da olabilir. Dediğim gibi hangisinin doğru olduğunu sınamak mümkün değil. Zihnimde...

Kuzguni Gömüt

Siyah kuzguni elbisesi içinde dilinde tek bir Arapça cümle ile Aisha Faris, sadece ağlıyordu. Bizim bilmediğimiz bir dilde, İç’inde kopan çığlıkların gümbürtüsü, siyah elbisesinde kara kara dalgalanıyordu. Aynı Arapça cümleyi tekrarlayarak Engin dertlerine bir de çağlayanlar ekliyordu. Gözyaşları bakışımızın değdiği her yerdeydi. Kara elbisesi; pul parlaklığını, onun...

Direniş Suflesi: Hayır

‘Oku’ diye başlıyor olmasına rağmen kutsal sayılan kelam; ilk maraza mevzunun başında ortaya çıkıyor. Taraflaşmanın daha kolay belirlendiği, hudutların keskin olduğu süreçler elbette yaşandı. Her konuya dair yaklaşımlar farklı idi ve tariflenen alandan hangi konuya nasıl yaklaşılması gerektiği de kendiliğinden açığa çıkıyordu. Karışık ama bence kesinlikle böyleydi. İnsanın yaşadığı...

Üşüyor bir coğrafyanın yüreği

'Eylül Mayıs'a dönüşecek...' Geo Milev   Üşüyor bir şehrin yüreği,  geceler buzdan karanlık. Yan yana dizilmiş çadırlar kanıyor. Üşüyor yeryüzü ve şehrin sokaklarında geziyor soğuk. Bir çocuk gözlerinde acının izlerini taşıyor. Bir bahar var ve gelecek mutlaka çocuk. Umudun ışığını taşıyor, geleceğimiz umudumuz çocuk. En amansız fırtınalar diner çocuk, savrulur...

En çok mor

Sıcak beterdi. Bıyıkları terlememiş bir delikanlılık çağında boncuk boncuk ter atıyordu. Çimento torbaları eşek ölüleri kadar ağırdı. Tuğlalar, yamalı şalvarında kahverengi tozlar bırakıyordu. Yamasını çepeçevre saran alelacele dikişleri hep terden söküktü. Daha O Boy’uyla karar vermişti ev yapmaya. Bir evin temelini attı. Atış o atış.. Seni inşaat işçisi; fayans...

Sınırlar ve rahatça uyunamayan ülkeye dair: Ordu, yeniden…

Levent Ünsaldı Devlet ve milletin yüksek çıkarlarını ait olduğu kurumun çıkarlarıyla eş gören, dolayısıyla bunları yorumlama tekelini de kendisine veren Türk subayı, kışladaki eriyle kurduğu paternalist ilişkisini (“oğlum” ifadesiyle çağrılan er) milletin geneliyle olan ilişkisine de kolayca yansıtabilmiştir. Aktarılan bu hususi ethos (değerler sistemi), subayın tüm yaşamını geçirdiği...

Rıza Yalçın Koçak yazdı: Olağanüstü zulüm

Rıza Yalçın Koçak Etrafımızdaki insanlar büyük bir şaşkınlıkla cevabı bir yanı ile çok basit bir yanıyla ise iler tutar yanı olmayan sorular soruyorlar. İşyerlerinden atılan arkadaşlarının masumiyetlerine iliklerine kadar inanıp ve ama ‘devletin de bir bildiği vardır’ fikriyatının serin sularında kol gezmeye devam ediyorlar. Hükümet ile ‘paralel’ devlet...

Halkın vicdanı; “Gelemem” diyorsun, peki sen bizdeki “öf öf” ü duyuyor musun?

Ne desek, ne etsek, nasıl yapsak bilemiyoruz… Az şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler anlatabilmek için yeterli yaşadıklarımız. Çok şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler yapabilmek için çok şey görmedik henüz… “Derin bir ah” çekiyoruz, çünkü şu kelimeler sayfaya değerken Hurşit Külter hala kayıp. Ve “ah vicdan”...

Rütbelerin Er’leri

Rıza Yalçın Koçak ‘Türk halkı sessiz kalarak onayladığı bu savaşın mağduru olmaya mahkumdur.’ (TAK-Haziran 2016) Erleri çekin rütbeliler gelsin! Erleri çekmeyecek rütbeliler ordusu. Ere göre tanımlı omuzlardaki apoletler. Kaç erin başı olduğunu bildiriyor unvanlar. Erlerle tanımlayıp erlerle var ediyorlar kendilerini. Erleri çekin rütbeliler gelsin çığlığını bir iyi niyet olarak okumak gerekiyor en başta....

Kadim Süryanilerin Akitu Bayramı

Yerinden yurdundan edilen, sürgün halkların derdini en içten şairler dillendirir. Bu sebeple Yuhanna Bar Madeni der ki: “Ey sağduyulu! Ana vatanında kalman, Saygınlığını korur. Hakareti ve acı dolu gurbeti hor gör. Saç, başta oldukça değerlidir. Olmadığında, küçümsenir ve ayaklar altına alınır” Bundan tam 6766 yıl önce (MÖ 4750) Asur ve Babil kaynaklarına göre, tarihte...