8.5 C
İstanbul
Pazar, Ekim 18, 2020

Eagles’ın Hotel California’sı ve hikayesi

Müzik grubu Eagles'ın 1970'lerde doğan bir rock grubu olması, bugün bile dinlemekten keyif aldığımız gerçeğini değiştirmiyor. Kendi döneminde listelerde 1 numaraya çıkmış 5 single ve 4...

Bunlara bakmalısınız

Tomris Uyar ve aşıkları

Sizce en kıskanılan, çoğu kişinin yerinde olmak istediği kadın kim? Öyle bir kadın var ki en güzel isimler, en güzel eserlerini onun için yazdı.O...

Özdemir Asaf’ın enleri, ilkleri bilinmeyenleri!

Özdemir Asaf şiirleri, hayatı ve hikayeleriyle şiirimizin en nadide şairlerinden biridir. Cumhuriyet Dönemi Edebiyatının en önemli isimlerinden Özdemir Asaf'ın şiirleri dışında başına gelmiş bilinmeyen...

Yapay Zeka: Dost Mu, Düşman Mı?

Londra'daki Kraliyet Cemiyeti'nde sıradan bir Haziran'ın bir Cumartesi sabahı. Bilgisayar bilimcileri, halk arasında ünlü isimler ve gazeteciler, onlarca yıldır süregelen bir mücadeleye tanıklık etmek...

Dünden bugüne: Nuri Bilge Ceylan

 Dünyanın en prestijli ödüllerinden Altın Palmiye'yi son filmi "Kış Uykusu"yla kazanan Nuri Bilge Ceylan'ı ne kadar tanıyoruz? Güldal Kızıldemir'in bu büyük yönetmenle 1997'de yaptığı...

Kadın’ı varlıklarıyla hatırlatmaya çalışan iki kadın: Luiz Bakar ve Ester Zonana

Birbirlerini hiç tanımamış, aynı amaç uğruna mücadele eden iki kadının dillendirdikleri bir nokta. Onca söz ve güç sahibi dini lider ve cemaat yöneticilerinin içinde,...

Sema Moritz’in hikayesi ve taş plak sesi

Sema Moritz, Türkiye Müziğinde Taş plak sesli şarkıcı olarak kendine yer edinmiş, bir daha onun gibisi gelir mi acaba dedirten bir müzisyen. Nokta dergisine...

Bir gündelik yaşam bilimkurgusu: Tepemizdeki Gölge

N. Can Kantarcı’nın ilk romanı ‘Tepemizdeki Gölge’, bir gündelik yaşam bilimkurgusu. Metin boyunca, aslında bir yazar olmak isterken kendini daha önce burun kıvırdığı baba mesleği kunduracılık yaparken bulan Mehmet’in dolaylı, dolambaçlı, argolu anlatımına tanık oluyoruz.

Kapak görseli: www.alfakitap.com

Kunduracı, hikâyesine, ‘Varlık ve Zaman İnisiyatifi’ adlı bir şirkette çalışan dünyalar güzeli Sude ile tanıştığı sıradaki ruh halinden, hemen sevişerek evlenmelerinden ve İstanbul’dan Eskişehir’e taşınmalarından başlıyor. Ardından, Sude’nin Mehmet’in baba mesleği kunduracılığa ilgi göstermesi sonucu, yazmaya bir türlü odaklanamayan Mehmet’i de ikna ederek el yapımı ayakkabıcılığa soyunmalarını aktarıyor. Sonrasında ise el yapımı ayakkabıcılık teknolojiyle kademe kademe birleşiyor, ortalık karışıyor, eller ayakkabıların, ayaklar ellerin peşine düşüyor ve birtakım yaratılanlar ortaya çıkıyor.

Sude işleri iyice büyütürken, Mehmet’in kendini gitgide daha az söz sahibi olduğu bir kurguda bulması ise bu sıralarda vuku buluyor. Ve bir süre sonra yıldızlar sanki daha yakından göz kırpar oluyor. Kahramanımız Mehmet’in asabı, belki de geriye dönüşsüz bir biçimde bozuluyor.

Bu noktada herhangi bir tatkaçıran vermeden hikâyeden derinlemesine bahsetmek pek kolay görünmüyor. O yüzden de ‘Tepemizdeki Gölge’nin yapmaya kalktıkları üzerine bir şeyler söylenebilir belki de:

Tepemizdeki Gölge’nin beş özelliği:

1- Bizden bir bilimkurgu

‘Tepemizdeki Gölge’, günümüz Türkiyesi’nde geçiyor. İstanbul ve asıl olarak da Eskişehir’de. Roman, mekânları olarak belirlediği Türkiye’nin bu iki özel şehrini, ömrünün yarısına merdiven dayamış ana karakterinin deneyimlemeleri üzerinden, görselliği güçlü bir anlatımla aktarıyor. Romanın bilimkurgu öğeleri ise yine bu coğrafyaya has durumlardan, bu coğrafyaya has sorunlardan ve o sorunlara sunulan şark kurnazı çözümlerden kaynaklanıyor.

‘Tepemizdeki Gölge’, genelde Batılı bir bakışın hâkim olduğu bu türe, özel bir Türkiye ortamı ve o ortamda bir yandan sıkışırken o ortamın ortaya çıkmasına da katkısı olan bir karakter ortaya koyarak, ortaya mizahın kuvvetle ortaya çıktığı bir esinti getiriyor.

2- Akıcı üslup

‘Tepemizdeki Gölge’, eşi Sude Camihaksen ile beraber kurdukları ayakkabı firmasının beklenmedik şekilde büyümesi ve istenmedik olaylara yol açması nedeniyle hain ilan edilen Mehmet Kunduracı’nın, başından geçenleri kendini aklamak amacıyla eşiyle beraber sözde bir terapiste anlattığı ses kayıtlarının dökümünden oluşan, dinamik, komik, kıvrak bir metin. Temelde bir diyaloğun metne dökülmüş hali olan roman, tam da bu yüzden çok rahat bir biçimde okunuyor; hem de yer yer karakterlerden hangisinin kime ne söylediğinin açık olarak belirtilmemesine rağmen.




Diyaloğun orta yerinde okuru karşılayan ‘Tepemizdeki Gölge’, çok geçmeden Mehmet’in bir şeyleri anlatış tarzına okurun alışmasını sağlıyor ve devamında eğlenceli bir okuma deneyimi geliyor.

3- Metinlerarasılığa farklı bakış

‘Tepemizdeki Gölge’, mizahi bir Türkiye bilimkurgusu görünümünde bir metinken, bir yandan da bir yazarın ilk metnini doğurma sancılarının da kaydı aslında. Bunu da, Mehmet’in karşısındaki ana karakter Sude Camihaksen’in hem ortaya koyduğu hem de gizlediği kurgu üzerinden yapıyor. Dolayısıyla, yazar olmayı başaramadığı için farklı bir kurgunun içine girdiğini fark edemeyen Mehmet, her şey olup bittikten sonra başından geçenleri anlatırken, kendisi bunun farkına varıp varmadığı tartışmalı olsa da; aslında kendine ait ilk metni de ortaya koymuş oluyor.

Bu ilk metin ortaya çıkarken de roman türünün iki kurucu metni olan ‘Robinson Crusoe’ ve ‘Don Quixote’ ile farklı bir ilişki kurmaya kalkıyor. Bu iki metnin konu ve tema olarak yansımaları, romanın ilerleyişinde kendilerini alttan alta hissettiriyor.

4- Yerli ve Milli Prometheus

‘Tepemizdeki Gölge’nin daha örtülü ilişki kurduğu bir yapıt ise, bilimkurgunun kurucu metinlerinden kabul edilen Frankenstein. Romanın kahramanı Mehmet M. Kunduracı’nın işler iyice sarpa sardıktan sonra karıştığı yaratma süreçleri sonunda edindiği yol arkadaşlarıyla ilişkisi, Mary Shelley’nin ölümsüz kahramanı Victor Frankenstein ve Varlık’ının ilişkisine dair farklı paralellikler gösteriyor. Çünkü ‘Tepemizdeki Gölge’ aynı zamanda hayattaki herhangi bir şeyin üretimine – o şey ister sanat yapıtı ister bir zanaat ürünü ister ise dünyaya getirilen bir varlık olsun – dair duyulan ve duyulmayan sorumlulukların nasıl sonuçları olabileceği üzerine bir metin aynı zamanda.

Kunduracı’nın kendi Prometheusluğu’nun ne kadar farkında olduğu elbette meçhul. Ancak bu, benzerliği ortadan kaldırmıyor.

5- Tür olarak bilimkurgunun edebi yaratım sürecine dair söyledikleri

‘Tepemizdeki Gölge’, aslında herkes tarafından bilinen bir sırrı kendince açık etmeye de kalkışıyor: Bilimkurgunun temel ögelerinden birinin, insanımsı varlık yaratımı ve bu varlıklarla kurulan etkileşimlerin aslında herhangi bir hikaye yaratımına dair neredeyse kusursuz bir metafor olması. Yazmaya kalkan her yazar adayının hayalini kurduğu hikâye evreninde ortaya çıkardığı karakterlerin nasıl bir süre sonra kendi başlarına karar alabilen mekanizmalar haline geldiğini, ‘Tepemizdeki Gölge’ ortaya koyduğu kendine has Türkiyelilik halleri üzerinden anlatıyor.

Mehmet Kunduracı, en sonunda o hayalini kurduğu dünyasının temellerini atarken, kurulan hayalin bir süre sonra kendi üretim araçlarını geliştirebileceğini ve kendi tahayyülünü dünyaya empoze etmeye kalkabileceği ihtimalini hesaba katmıyor. Bu gerilimin aktarımından ise ortaya ‘Tepemizdeki Gölge’ gibi, benzeriyle karşılaşması pek kolay olmayan bir roman ortaya çıkıyor.






CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bunları kaçırmayın

Üretim ve Tüketim üzerine bir film

Gıda üretimi ve tüketiminin bugünkü halini gösteren çok etkileyici bir kısa belgesel. Samsara film şirketinin Mark Magidson yapımcılığında gerçekleştirdiği 102 dakikalık filmin 6 dakikalık bir...

Özdemir Asaf’ın enleri, ilkleri bilinmeyenleri!

Özdemir Asaf şiirleri, hayatı ve hikayeleriyle şiirimizin en nadide şairlerinden biridir. Cumhuriyet Dönemi Edebiyatının en önemli isimlerinden Özdemir Asaf'ın şiirleri dışında başına gelmiş bilinmeyen...

Henüz izlemediyseniz ‘Mutlaka’ izlemeniz gereken 15 film!

Derleme/Eren Aşnaz Henüz izlemediyseniz izlemeniz gereken 15 filmi bu hafta sizler için derledik. Usta oyuncu ve efsane olmuş yönetmenlerden derlediğimiz filmlerin hepsini, yok olması imkansız...

Yaşar Kemal: Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne

Siz ne derseniz deyin, ben bıktım. Nah burama geldi. Neredeyse öfkeden, çaresizlikten boğulacağım. Kendimi kandırmaya çalışıyorum. İyi olacak, iyi olacak! Başkalarını da kendimle birlikte...

Son haberler

Diyarbakır’ın tarihi mekânlarında çevrimiçi konserler

Diyarbakır’ın 10 tarihi mekânında 10 konser gerçekleşecek. İlki bu akşam düzenlenecek konserler dijital platformlardan izlenebilecek. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), “Geçmişin Sesi: Amida...

‘TCMB Beklenti Anketi’nde yıl sonu enflasyon ve dolar kuru beklentisi arttı!

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), beklenti anketi ekim ayı sonuçlarına göre, yıl sonu dolar kuru beklentisi 7.90’a çıktı. Enflasyon beklentisi ise yüzde 11.76’ya...

Disney’den beş filme ırkçılık uyarısı

ABD eğlence endüstrisinin en büyük şirketlerinden Walt Disney, “The Aristocats” (Aristokediler), “’Lady and the Tramp” (Leydinin Aşkı), “Dumbo”, “Peter Pan” ve “Jungle Book” adlı...

Sinan Alçın / Sami Altınkaya / Zeki Kıvanç; ‘Dünya Ticaretinde yeni dengeler’

Ekim 14, 2020 AB, Kapalı Maraş’ın 46 yıl sonra bir kesiminin açılmasına tepkisini sürdürdü. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler veGüvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep...