izmir escort
Ana SayfaHaberlerEkonomiCDS ve Euro-tahviller haftaya...

CDS ve Euro-tahviller haftaya nasıl başladı?

Google News presshaber.com

[ad_1]

Türkiye’nin yabancı yatırımcılar için – 2000’li yıllarda olduğu gibi – cazibesini artırabilmesi için AB ile ilişkilerinin daha olumlu bir çerçeveye oturması, Türkiye’nin gelecekteki yerinin AB içinde olduğuna dair şüphelerin bulunmaması gerekmektedir.

AB ile ilişkilerin olumlu bir çerçeveye oturabilmesinin önündeki engellerin başında ise Türkiye’nin demokratik teamüllerden ve hukuk devleti olmanın gereklerinden uzaklaşarak otoriter bir yöne evrilmiş olmasıdır. Demokrasinin, hukuk devletinin ve hukukun üstünlüğünün tahkimi, demokratik hak ve özgürlüklerin önündeki sınırlamaların kaldırılması zorunlu, ancak tek başına yeterli olmayacaktır.

2000’li yıllarda olduğu gibi iş birliğine dönük ilişkilerin tesisi için bu saydıklarımız zorunlu ancak başlı başına yeterli kriterler değildir. Çünkü bugün birçok AB devleti ile Türkiye arasında 2000’li yıllardan farklı olarak birçok konuda çıkar çatışmaları mevcut. İlk akla gelen örnekler Fransa, Yunanistan ve İtalya. Doğu Akdeniz ve Ege’deki doğalgaz arama hakları, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge oluşturma meseleleri halledilmeden Türkiye’de “demokrasi devrimi” gerçekleşse dahi AB ile ilişkilerde ciddi ilerlemeler kaydedilemeyebilir. Ancak şunu da belirtmeliyiz ki, reformcu ve demokratikleşen, sosyal bütünlüğünü ve iç istikrarını tahkim etmiş bir Türkiye’yi dışlamak, AB görüşmelerini bloke etmek Fransa, Yunanistan ve Güney Kıbrıs gibi ülkeler için daha zor olacaktır.

Gümrük Birliği Neden Güncellenmelidir?

GB’nin modernizasyonunu gerekli kılan nedenlerin başında anlaşmanın tasarım hataları içermesi ve bünyesinde eksiklikler barındırması gelmektedir. Söz konusu tasarım hataları GB’nin işlevsel etkililiğini ve verimliliğini ciddi biçimde kısıtlamaktadır.

Örneğin Türkiye hükümeti ekonomik düzenlemeler ve AB’nin yapacağı serbest ticaret anlaşmalarında söz hakkına sahip olmak istemektedir. Şu anki yapılanmada Türkiye, örneğin ortaklık müzakerelerinde ne katılım ne de söz hakkına sahiptir. Yani ekonomik konularda egemenlik hakkından bir ölçüde feragat etmiş, karşılığında ise herhangi bir söz hakkı elde edememiştir.

AB’nin üçüncü ülkelerle yapmış olduğu ticaret antlaşmaları Türkiye’yi tek taraflı olarak bağlamaktadır. Türkiye bu ülkelerle olan ticaretinde vergileri kaldırmak durumunda olup karşılığında ise bu ülkelere yaptığı ihracatta gümrük vergisine tabii tutulmaktadır. Ticaret anlaşması yapılan ülke pazarına Türk mallarının gümrüksüz girememesi Türk firma ve şirketleri için ciddi bir rekabet sorununa yol açmaktadır.

Bunun yanında 1995 yılında yürürlüğe giren GB anlaşması işlenmemiş tarım ürünlerini de kapsamamaktadır. Türkiye tarım ürünlerinin de kapsam alanına alınmasının yanı sıra ihracat prosedürlerinin kolaylaştırılmasını talep etmektedir. Türk tırları için ise nakliyat ve transit geçiş şartlarının yeniden düzenlenmesi ve kolaylaştırılmasından yanadır. Diğer taraftan AB, GB anlaşmasının kapsamının hizmet sektörünü ve kamu ihalelerini de kapsayacak şekilde genişletilmesini savunmaktadır.

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki Gümrük Birliği’nin modernizasyonu konusu en geç 2014 yılı itibariyle hem Türkiye’nin hem de AB’nin bir şekilde gündemindeydi. 2014 yılında Dünya Bankası tarafından yayınlanan bir araştırma raporunda Gümrük Birliği’nin modernizasyonu yönünde görüş bildirilmiştir. AB Komisyonu da bu yönde görüş bildirmesine rağmen gerek Türkiye ile AB arasındaki gerekse Almanya, Fransa, Hollanda, Yunanistan ve Güney Kıbrıs ve Avusturya gibi ülkelerle yaşanan siyasal ve diplomatik gerginlikler sürecin tıkanmasına yol açmıştı. Geride kalan yıllarda Türkiye–AB arasındaki ilişkiler içinden çıkılmaz bir hal aldı.

Özellikle 2016 yılındaki darbe girişimi ve sonrasında alınan sert güvenlik önlemleri Türkiye–AB ilişkilerini daha gerilimli bir noktaya taşıdı. AB ülkelerinde, özellikle de Benelüx, Almanya ve Fransa gibi ülkelerde Türkiye’de demokratik ve hukuk devleti teamüllerinin dışına çıkıldığı yargısının yer etmesi, Türkiye’yi eleştiri oklarının odağına yerleştirmekle kalmadı, Türkiye–AB ilişkilerini de olumsuz yönde etkiledi.

 Almanya’nın Dönem Başkanlığı

Yazının başında da ifade ettiğimiz gibi, Almanya’nın AB dönem başkanlığı Türkiye’de bazı kesimlerde bir ilerleme beklentisi oluşturmuş, ancak çok geçmeden iyimserlik yerini hayal kırıklığına bırakmıştı.



[ad_2]

Listeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler haberler

İklim krizinin tartışıldığı canlı yayına katılmayan Johnson’ın yerine buzdan dünya heykeli konuldu

Britanya’nın Channel 4 kanalında dün iklim kriziyle ilgili tartışma programına...

Claire Denis’den Juliette Binoche’lu yeni film

Claire Denis, Robert Pattinson’lı “The Stars at Noon”u çekmeden önce,...

Yeni Şafak yazarından şok Ankara Patlaması açıklaması

Hükümete yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak gazetesinin köşe yazarlarından Cemile Bayraktar, Ankara’daki...

80’lerde geçen bir gerilla punk belgeseli: ‘Desolation Center’

1980’li yıllarda ortaya çıkan gerilla punk etkinliklerini merkezine alan “Desolation...

Tartışı-Yorum

Cumartesi Anneleri: Gözaltındaki kayıpların hikayesi

Kadir Gürhan“Kayıplar” ve “yargısız infazlar” denilince akla ilk gelen Latin Amerika ülkeleridir. Bu ülkelerde askeri cunta yönetimleri “gözaltında kayıplar” ve “yargısız infazlarla” kendisine muhalif olan tüm kesimlere karşı bir korku ve sindirme politikası uyguladı. Hayatın bir parçası haline gelen bu uygulamalarda kaybedilenlerin çoğunu; öğrenciler, öğretmenler, sendikacılar (örgütlü...

Ölümü öldürmek, sonsuz bir umudun baharıdır…

“Evîn Biharek e…”* - Arjen Arî Bir acılar sarmalıdır sancı, zamanın derinliklerinde gezinen ve hayatın kıyılarına vurur hafızalarının unutulmayacak sesleri. “Lal bû zimanê xwezayê, Girî herikî, jan bû banî” (“Dilsizdi doğanın dili, gözyaşı aktı, acı köprü oldu…”) dizeleri ile anlatıyor şair Semra Çelebî, ‘Birîn’ adlı şiir kitabında, gerçeğin...

Kalbi atan ölü bedenler

Bazı anlar vardır zihinlerimizde çocukluğumuza dair. Hayal mi gerçek mi olduklarını ömrü billah çözemeyiz. Bize anlatılanları, oradan buradan duyduklarımızı kurgulayarak bir görüntü yaratmış da olabiliriz, bizzat gözlerimizle tanık olduğumuz bu anlar zihnimizde mıh gibi tüm gerçekliğiyle çakılı da olabilir. Dediğim gibi hangisinin doğru olduğunu sınamak mümkün değil.Zihnimde...

Kuzguni Gömüt

Siyah kuzguni elbisesi içinde dilinde tek bir Arapça cümle ile Aisha Faris, sadece ağlıyordu. Bizim bilmediğimiz bir dilde, İç’inde kopan çığlıkların gümbürtüsü, siyah elbisesinde kara kara dalgalanıyordu. Aynı Arapça cümleyi tekrarlayarak Engin dertlerine bir de çağlayanlar ekliyordu. Gözyaşları bakışımızın değdiği her yerdeydi. Kara elbisesi; pul parlaklığını, onun...

Direniş Suflesi: Hayır

‘Oku’ diye başlıyor olmasına rağmen kutsal sayılan kelam; ilk maraza mevzunun başında ortaya çıkıyor.Taraflaşmanın daha kolay belirlendiği, hudutların keskin olduğu süreçler elbette yaşandı. Her konuya dair yaklaşımlar farklı idi ve tariflenen alandan hangi konuya nasıl yaklaşılması gerektiği de kendiliğinden açığa çıkıyordu. Karışık ama bence kesinlikle böyleydi.İnsanın yaşadığı...

Üşüyor bir coğrafyanın yüreği

'Eylül Mayıs'a dönüşecek...'Geo Milev Üşüyor bir şehrin yüreği,  geceler buzdan karanlık. Yan yana dizilmiş çadırlar kanıyor. Üşüyor yeryüzü ve şehrin sokaklarında geziyor soğuk. Bir çocuk gözlerinde acının izlerini taşıyor. Bir bahar var ve gelecek mutlaka çocuk. Umudun ışığını taşıyor, geleceğimiz umudumuz çocuk. En amansız fırtınalar diner çocuk, savrulur...

En çok mor

Sıcak beterdi. Bıyıkları terlememiş bir delikanlılık çağında boncuk boncuk ter atıyordu. Çimento torbaları eşek ölüleri kadar ağırdı. Tuğlalar, yamalı şalvarında kahverengi tozlar bırakıyordu. Yamasını çepeçevre saran alelacele dikişleri hep terden söküktü.Daha O Boy’uyla karar vermişti ev yapmaya. Bir evin temelini attı. Atış o atış..Seni inşaat işçisi; fayans...

Sınırlar ve rahatça uyunamayan ülkeye dair: Ordu, yeniden…

Levent Ünsaldı Devlet ve milletin yüksek çıkarlarını ait olduğu kurumun çıkarlarıyla eş gören, dolayısıyla bunları yorumlama tekelini de kendisine veren Türk subayı, kışladaki eriyle kurduğu paternalist ilişkisini (“oğlum” ifadesiyle çağrılan er) milletin geneliyle olan ilişkisine de kolayca yansıtabilmiştir. Aktarılan bu hususi ethos (değerler sistemi), subayın tüm yaşamını geçirdiği...

Rıza Yalçın Koçak yazdı: Olağanüstü zulüm

Rıza Yalçın Koçak Etrafımızdaki insanlar büyük bir şaşkınlıkla cevabı bir yanı ile çok basit bir yanıyla ise iler tutar yanı olmayan sorular soruyorlar. İşyerlerinden atılan arkadaşlarının masumiyetlerine iliklerine kadar inanıp ve ama ‘devletin de bir bildiği vardır’ fikriyatının serin sularında kol gezmeye devam ediyorlar. Hükümet ile ‘paralel’ devlet...

Halkın vicdanı; “Gelemem” diyorsun, peki sen bizdeki “öf öf” ü duyuyor musun?

Ne desek, ne etsek, nasıl yapsak bilemiyoruz… Az şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler anlatabilmek için yeterli yaşadıklarımız. Çok şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler yapabilmek için çok şey görmedik henüz… “Derin bir ah” çekiyoruz, çünkü şu kelimeler sayfaya değerken Hurşit Külter hala kayıp. Ve “ah vicdan”...

Rütbelerin Er’leri

Rıza Yalçın Koçak ‘Türk halkı sessiz kalarak onayladığı bu savaşın mağduru olmaya mahkumdur.’ (TAK-Haziran 2016)Erleri çekin rütbeliler gelsin! Erleri çekmeyecek rütbeliler ordusu. Ere göre tanımlı omuzlardaki apoletler. Kaç erin başı olduğunu bildiriyor unvanlar. Erlerle tanımlayıp erlerle var ediyorlar kendilerini. Erleri çekin rütbeliler gelsin çığlığını bir iyi niyet olarak okumak gerekiyor en başta....

Kadim Süryanilerin Akitu Bayramı

Yerinden yurdundan edilen, sürgün halkların derdini en içten şairler dillendirir. Bu sebeple Yuhanna Bar Madeni der ki:“Ey sağduyulu!Ana vatanında kalman,Saygınlığını korur.Hakareti ve acı dolu gurbeti hor gör.Saç, başta oldukça değerlidir.Olmadığında, küçümsenir ve ayaklar altına alınır”Bundan tam 6766 yıl önce (MÖ 4750) Asur ve Babil kaynaklarına göre, tarihte...