Ana SayfaKültür SanatDezavantajlı çocuklar tiyatroyla tanışıyor

Dezavantajlı çocuklar tiyatroyla tanışıyor

Google News presshaber.com

Ankara Büyükşehir Belediyesi, “Yarınlar ve Umutlar Projesi” ile dezavantajlı çocukları topluma kazandırmayı amaçlıyor. Usta oyuncu Turgay Tanülkü’nün sanat yönetmenliğini yaptığı proje kapsamında sokakta çalışan çocuklar tiyatro ile tanışarak sanat eğitimi almaya başladı.

 Başkent’te sosyal sorumluluk projelerini hayata geçirmeye devam eden Ankara Büyükşehir Belediyesi şimdi de “Sokakta Çalışan Çocuklar Merkezi”ne üye olan dezavantajlı çocukları tiyatroyla tanıştırıyor.
 Usta Oyuncu Turgay Tanülkü’nün sanat yönetmenliğini üstlendiği tiyatro çalışmalarına katılan çocuklar, Gençlik Parkı Necip Fazıl Sahnesi’nde sanat eğitimi alıyor.

TÜM ÇOCUKLAR EŞİTTİR

Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Başkent Tiyatroları iş birliğiyle ‘tüm çocuklar eşittir’ anlayışı doğrultusunda başlatılan “Yarınlar ve Umutlar Projesi” için Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığına bağlı “Sokakta Çalışan Çocuklar Merkezi”ne gelen ve tiyatroya ilgisi olan çocuklar seçildi.
Tiyatro oyunu hazırlama sürecinin tüm aşamalarının sahnede uygulamalı olarak öğretildiği proje kapsamında dezavantajlı çocukların topluma kazandırılması amaçlanıyor.

USTA SANATÇIDAN DERS

Sokakta çalışan çocuklarla bu projede bir araya gelmekten mutluluk duyduğunu belirten usta oyuncu Turgay Tanülkü düşüncelerini, “Tüm çocukların eşit olduğunu görmek ve onların ilişkilerinin ve birlikteliklerinin kuvvetlenmesi birbirlerine merhaba diyebileceği bir ortam yaratmaya çalışıyoruz” sözleriyle dile getirdi.
Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanlığı Proje Koordinatörü Tuğba Aydın da hayata geçirilen proje ile ilgili olarak, “Bu çocukların da diğer çocuklarla eşit olabilmeleri için dezavantajlı gruplarla çalışmak istedik. Dezavantajlı çocuklara eşit imkânlar sunmaya çalıştık. Bütün çocuklar eşit olsun, bütün çocuklar gülsün istiyoruz” derken, Başkent Tiyatroları Tiyatro ve Drama Eğitmeni Burçin Tarhan ise şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bizim için çok kıymetli bir proje. Biz diyoruz ki ‘Ankara’da tiyatroyla uğraşmayan genç, çocuk, kimse kalmasın’, herkese ulaşalım istiyoruz. Sanat gelişimi çocuklarda bambaşka bir algıya, dünyayı farklı algılamalarına sebep oluyor. Yaklaşık iki aydır ders yapıyoruz çocuklarımızla ve bu sürecin sonunda da sahnede bir tiyatro oyunu sergileyecekler. Herkes onları izleyecek.”

SAHNEYE ÇIKAN ÇOCUKLARDA PROVA HEYECANI

“Yarınlar ve Umutlar Projesi”ne dahil olan dezavantajlı çocuklar sahneleyecekleri tiyatro oyunu için prova heyecanı yaşarken, düşüncelerini şu sözlerle paylaştılar:
-Merve Negizoğlu: “16 yaşındayım. Bizler çok şeyden mahrum kalan çocuklarız. Bize 2 aydır bu imkânları sağlayan Turgay Tanülkü’ye ve Mansur Yavaş başkanımıza çok çok teşekkür ediyorum.”
-Seyithan Devrim Tapur: “18 yaşındayım ve lise üçüncü sınıf öğrencisiyim. Tiyatroda bizim sesimizi duyan, burada toplanmamızı sağlayan Turgay Tanülkü hocamıza ve Mansur Yavaş başkanımıza teşekkür ederiz. Bizim sesimizi duydular ve bizi buraya topladılar.”
-Serhat Polat: “17 yaşındayım. 2 aydır Başkent Tiyatrolarında iyi dersler alıyoruz. Finalde elimden gelenin en iyisini çıkaracağım. Bizi buraya getirdikleri için çok teşekkür ederiz.”
-Sinem Talun: “14 yaşındayım. Başkent Tiyatrolarında sahne almak için finale doğru gidiyoruz. Diğer arkadaşlarımla birlikte oyunculuk yapacağım bunun için çok heyecanlıyım.”
-Seyhan Koldemir: “17 yaşındayım ve lise ikinci sınıf öğrenciyim, sporla da uğraşıyorum. Bizi buralara getiren Turgay Tanülkü hocamız ve Mansur Yavaş başkanımıza teşekkür ediyorum. Bizim var olduğumuzu ortaya çıkardılar.”
-Balım Su Tapur: “Burada olmak benim için çok güzel. Çok güzel vakit geçiriyorum.”

Listeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler haberler

Petrol Notu: Petrol, Kota Anlaşmasının Üzerindeki Gölgeden Kurtulamıyor…

Petrolde 40 Doların görülmesi ardından yükseliş maratonunda geri çekilme dikkat...

2015 ÖSYS (2015-YGS) başvuruları 9 Ocak’ta sona erecek!

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi'ne (ÖSYS) 5 Ocak'ta başlayan başvuru işlemleri,...

Putin, ‘YPG’ye güçlü ültimatom vereceğiz, çekilmezse gereğini yaparsınız’ demiş

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a, “Biz YPG’ye...

‘Corona’dan ölen işçinin ailesi şirkete ‘ihmal’ davası açtı: Koruyucu malzeme yoktu, dar alanda çalıştılar

ABD’nin Philadelphia kentinde, dünyanın en büyük et işleme şirketlerinden JBS’te...

Tartışı-Yorum

Cumartesi Anneleri: Gözaltındaki kayıpların hikayesi

Kadir Gürhan“Kayıplar” ve “yargısız infazlar” denilince akla ilk gelen Latin Amerika ülkeleridir. Bu ülkelerde askeri cunta yönetimleri “gözaltında kayıplar” ve “yargısız infazlarla” kendisine muhalif olan tüm kesimlere karşı bir korku ve sindirme politikası uyguladı. Hayatın bir parçası haline gelen bu uygulamalarda kaybedilenlerin çoğunu; öğrenciler, öğretmenler, sendikacılar (örgütlü...

Ölümü öldürmek, sonsuz bir umudun baharıdır…

“Evîn Biharek e…”* - Arjen Arî Bir acılar sarmalıdır sancı, zamanın derinliklerinde gezinen ve hayatın kıyılarına vurur hafızalarının unutulmayacak sesleri. “Lal bû zimanê xwezayê, Girî herikî, jan bû banî” (“Dilsizdi doğanın dili, gözyaşı aktı, acı köprü oldu…”) dizeleri ile anlatıyor şair Semra Çelebî, ‘Birîn’ adlı şiir kitabında, gerçeğin...

Kalbi atan ölü bedenler

Bazı anlar vardır zihinlerimizde çocukluğumuza dair. Hayal mi gerçek mi olduklarını ömrü billah çözemeyiz. Bize anlatılanları, oradan buradan duyduklarımızı kurgulayarak bir görüntü yaratmış da olabiliriz, bizzat gözlerimizle tanık olduğumuz bu anlar zihnimizde mıh gibi tüm gerçekliğiyle çakılı da olabilir. Dediğim gibi hangisinin doğru olduğunu sınamak mümkün değil.Zihnimde...

Kuzguni Gömüt

Siyah kuzguni elbisesi içinde dilinde tek bir Arapça cümle ile Aisha Faris, sadece ağlıyordu. Bizim bilmediğimiz bir dilde, İç’inde kopan çığlıkların gümbürtüsü, siyah elbisesinde kara kara dalgalanıyordu. Aynı Arapça cümleyi tekrarlayarak Engin dertlerine bir de çağlayanlar ekliyordu. Gözyaşları bakışımızın değdiği her yerdeydi. Kara elbisesi; pul parlaklığını, onun...

Direniş Suflesi: Hayır

‘Oku’ diye başlıyor olmasına rağmen kutsal sayılan kelam; ilk maraza mevzunun başında ortaya çıkıyor.Taraflaşmanın daha kolay belirlendiği, hudutların keskin olduğu süreçler elbette yaşandı. Her konuya dair yaklaşımlar farklı idi ve tariflenen alandan hangi konuya nasıl yaklaşılması gerektiği de kendiliğinden açığa çıkıyordu. Karışık ama bence kesinlikle böyleydi.İnsanın yaşadığı...

Üşüyor bir coğrafyanın yüreği

'Eylül Mayıs'a dönüşecek...'Geo Milev Üşüyor bir şehrin yüreği,  geceler buzdan karanlık. Yan yana dizilmiş çadırlar kanıyor. Üşüyor yeryüzü ve şehrin sokaklarında geziyor soğuk. Bir çocuk gözlerinde acının izlerini taşıyor. Bir bahar var ve gelecek mutlaka çocuk. Umudun ışığını taşıyor, geleceğimiz umudumuz çocuk. En amansız fırtınalar diner çocuk, savrulur...

En çok mor

Sıcak beterdi. Bıyıkları terlememiş bir delikanlılık çağında boncuk boncuk ter atıyordu. Çimento torbaları eşek ölüleri kadar ağırdı. Tuğlalar, yamalı şalvarında kahverengi tozlar bırakıyordu. Yamasını çepeçevre saran alelacele dikişleri hep terden söküktü.Daha O Boy’uyla karar vermişti ev yapmaya. Bir evin temelini attı. Atış o atış..Seni inşaat işçisi; fayans...

Sınırlar ve rahatça uyunamayan ülkeye dair: Ordu, yeniden…

Levent Ünsaldı Devlet ve milletin yüksek çıkarlarını ait olduğu kurumun çıkarlarıyla eş gören, dolayısıyla bunları yorumlama tekelini de kendisine veren Türk subayı, kışladaki eriyle kurduğu paternalist ilişkisini (“oğlum” ifadesiyle çağrılan er) milletin geneliyle olan ilişkisine de kolayca yansıtabilmiştir. Aktarılan bu hususi ethos (değerler sistemi), subayın tüm yaşamını geçirdiği...

Rıza Yalçın Koçak yazdı: Olağanüstü zulüm

Rıza Yalçın Koçak Etrafımızdaki insanlar büyük bir şaşkınlıkla cevabı bir yanı ile çok basit bir yanıyla ise iler tutar yanı olmayan sorular soruyorlar. İşyerlerinden atılan arkadaşlarının masumiyetlerine iliklerine kadar inanıp ve ama ‘devletin de bir bildiği vardır’ fikriyatının serin sularında kol gezmeye devam ediyorlar. Hükümet ile ‘paralel’ devlet...

Halkın vicdanı; “Gelemem” diyorsun, peki sen bizdeki “öf öf” ü duyuyor musun?

Ne desek, ne etsek, nasıl yapsak bilemiyoruz… Az şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler anlatabilmek için yeterli yaşadıklarımız. Çok şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler yapabilmek için çok şey görmedik henüz… “Derin bir ah” çekiyoruz, çünkü şu kelimeler sayfaya değerken Hurşit Külter hala kayıp. Ve “ah vicdan”...

Rütbelerin Er’leri

Rıza Yalçın Koçak ‘Türk halkı sessiz kalarak onayladığı bu savaşın mağduru olmaya mahkumdur.’ (TAK-Haziran 2016)Erleri çekin rütbeliler gelsin! Erleri çekmeyecek rütbeliler ordusu. Ere göre tanımlı omuzlardaki apoletler. Kaç erin başı olduğunu bildiriyor unvanlar. Erlerle tanımlayıp erlerle var ediyorlar kendilerini. Erleri çekin rütbeliler gelsin çığlığını bir iyi niyet olarak okumak gerekiyor en başta....

Kadim Süryanilerin Akitu Bayramı

Yerinden yurdundan edilen, sürgün halkların derdini en içten şairler dillendirir. Bu sebeple Yuhanna Bar Madeni der ki:“Ey sağduyulu!Ana vatanında kalman,Saygınlığını korur.Hakareti ve acı dolu gurbeti hor gör.Saç, başta oldukça değerlidir.Olmadığında, küçümsenir ve ayaklar altına alınır”Bundan tam 6766 yıl önce (MÖ 4750) Asur ve Babil kaynaklarına göre, tarihte...