8.5 C
İstanbul
Cuma, Mayıs 22, 2020

Kamp yapacaklara altın değerinde 5 ipucu

Şehir hayatının yoğun trafiği ve yaz mevsiminin gelmesiyle beraber artan seyahat özlemini gidermenin alternatif yolu olan kamp tatili için on ipucunu sıraladık.

Bunlara bakmalısınız

Dildeki cinsiyetçilikten kurtulmak için 14 maddelik imtihan

Türkçede hem günlük konuşma dilinde hem de tarihsel olarak günümüze değin bir anlam kazanan deyimler silsilesi kadın ve erkek cinsleri ve toplumsal cinsiyet rolleri...

Ortadoğu’nun kadife sesi Mohsen Namjoo ve 10 şarkısı

Mohsen Namjoo Meşhed şehrinde geleneksel yapıdaki bir aile içerisinde büyüdü. Edebiyat ve müziğe olan ilgisi daha çocukluğunda başlamıştı. okuldaki sanat etkinliklerinde aktif olarak rol...

Dünden bugüne: Nuri Bilge Ceylan

 Dünyanın en prestijli ödüllerinden Altın Palmiye'yi son filmi "Kış Uykusu"yla kazanan Nuri Bilge Ceylan'ı ne kadar tanıyoruz? Güldal Kızıldemir'in bu büyük yönetmenle 1997'de yaptığı...

Dünyanın en ilginç sanatçısından en ilginç savaş aracı

Arjantinli sıradışı sanatçı Raul Lemesoff, insanlara kitabı sevdirmenin belkide hiç denenmemiş bir yolunu deniyor. Sanatçının çalışmasını derlediğimiz listemizde aşağılara doğru kaydıkça önyargılarınız yıkılacak.Dilerseniz sıradışı listemize...

Ataerkil bir toplumda 4 maddeyle kadınların giyimine göre takılan isimler

Ataerkil bir zihniyetin hakim olduğu dünyada tahakküm altındaki cins olan kadına da erkeklerin rol biçtiğini söylemek yanlış olmaz. Ne var ki hayatın her alanında...

Yaşar Kemal: Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne

Siz ne derseniz deyin, ben bıktım. Nah burama geldi. Neredeyse öfkeden, çaresizlikten boğulacağım. Kendimi kandırmaya çalışıyorum. İyi olacak, iyi olacak! Başkalarını da kendimle birlikte...

Djam: Belki bir limanda bizi bekleyen bir Cafe Aman vardır

Tony Gatlif’in son filmi “Djam” devletimizde “Aman Tabip” adıyla gösterime girdi. Filme adını veren Djam, Midilli’de yaşayan özgür ruhlu, delişmen bir genç hanım. Üvey babası Kakourgos onu teknesinin kırılan bir parçasını tedarik etme görevi ile İstanbul’a gönderme sonucu alıyor. Kasımpaşa’da tek yıldızlı bir otelde kalmasını, Galata’daki bıçakçı Korhan’dan bıçak, Hacı Bekir’den lokum almasını tembihliyor. Djam ne yapıyor? İstanbul’a gider gitmez soluğu bir Cafe Aman gecesinde alıyor. Göbek dansının en kıvrak figürlerini coşkulu klarnet soloları eşliğinde icra ediyor.

Cafe Aman 1900 yılların başlangıcında İstanbul, İzmir, Selanik şeklinde Ege’nin iki yakasındaki liman kentlerinde oluşturulan, müzik icra edilen kahvehanelere verilen isim. Bu kahvehanelerin benzerlerine Avrupa’da da Cafe Chantan adıyla rastlamak mümkün. Temelde endüstri devrimi ile beraber şehirleşen toplumun müzik yapmak amacıyla kurmuş oldukları mekanlar. Göç ettikleri coğrafi ve duygu evrenin izlerini kaybetmemek için sığındıkları, ıstıraplarını azca da olsa dindirebildikleri bölgeler buralar. Bu yüzden adının “Aman” olmasına şaşırmamak lazım. Kimler hangi şarkılar çalar kimler bu ezgilere tutunurdu? Cevabı Djam’a anası ile iyi mi tanıştıklarını ve aşık bulunduğunu özetleyen Kakourgos veriyor.

“Bigün restoranı açtığım süre onu gördüm.  İş arıyorum, burası Yunan restoranı mı, diye sordu. O şekilde yazıyor ya, dedim. Çalışmak isterim, dedi. Garson mu olacaksın dedim. Evet garson, dedi. Bigün mutfakta şarkı söylediğini duydum. Kalbim duracak şeklinde oldu. Söyleyen sen miydin, dedim. Hayır dedi, içimdeki sürgün söylüyordu, ben değildim. Ertesi akşam da söylemiş oldu. O şekilde hatırlıyorum. Şarkılar söylemiş oldu. İlk gece bile hepimiz dinlemeye geldi. Hepimiz. Ermeniler, Kürtler, Cezayirliler. Onlar da faşizmden kaçmışlardı. Asuri, Keldaniler. Yanan ormanda hayvanların suya koşması şeklinde, annenin sesine doğru geldiler. Annenin sesi onların memleketi oldu. Onda kendi memleketlerini buldular. Annenin kalbini yiyip bitiren, sürgündü. Yaşamını zehirleyen sürgündü. Anneni öldüren sürgündü. Derdi ki, gözyaşlarımla doldurduğum okyanusa yelken açıp buraya geldim.”

Tony Gatlif tersine bir sihirbaz. Onun tek bir filmini bile seyretmek bunu anlamaya yeter. Tersine diyorum, şu sebeple o öteki sihirbazlar şeklinde gerçeklerden sihir değil, sihirlerden bir gerçek yaratıyor. Kamerasından bizlere uzattığı göz bağları ile gözlerimizi açıyor. Teknenin kırık biyel kolunu onarım ettirmek için Midilli’den Kasımpaşa’ya giden 19 yaşındaki genç kız ve onun müzik, dans, dostluk ve iyilik dolu hikâyesi ne kadar gerçek üstü ise, biz bu hikâyede o denli sahici bir dert buluyoruz. Hem de tüm coğrafyaları dikine, fakat o coğrafyaların yalnızca tek bir sınıfını, yoksullarını yatay olarak kesip onları uzak diyarlara fırlatan o derdi, mülteciliği.




Arda boylarında

Djam İstanbul’da Fransız bir genç hanımla, Avril ile tanışır. Avril’in adam arkadaşı muhtemelen bir Ortadoğulu göçmendir. Avril’in eşyalarını çalıp, onu İstanbul’da yalnız başına terk etmiştir. Oysa Avril Suriye sınırındaki mültecilere yardım etmek için burdadır. Hayata inancını yitirmiş bir halde, kendi sözleriyle ifade edecek olursak “kaybolmuştur”.

Gidecek yeri, hedefi yoktur. Djam’ın karşı konulamaz coşkusuna kapılır ve onun ardında ilkin sürüklenir, sonrasında başını kaldırıp etrafına bakar ve en sonunda onunla yürümeye adım atar.

Djam ona pasaportları yardımıyla kolayca geçebildikleri sınırda, Arda boylarında boğulan mültecilerden bahsederken, insan kaçakçılarının bu yola niçin İpek Yolu dediklerini anlatır. İşte o an Avril adam arkadaşını affeder.

Yunanistan’da ekonomik kriz vardır, grevler sebebiyle kamu hizmetleri durmuş, banka borçlarını ödeyemeyen insanoğlu cinnet ve intiharın eşiğindedir. Yolda banka kredilerini ödeyemediği için her şeyini yitirmiş genç bir adam ile karşılaşırlar. Hayatta tek bir şeyi kalmıştır, onuru. Kendi mezarını kazmıştır, ayakta gömülmek istediğini haykırmaktadır etrafına.

Onun bu isteğine saygı duruşunu, yolları üstünde uğradıkları Kavala’da Djam yapar. Albaylar cuntasının faşist hizmetkârı olan dedesinin mezarını ziyaret eder ve çömelip o mezarın üstüne işer.  Avril şaşkınlık içinde sorar.

“Büyükbabanın mezarına mı işiyorsun?”

“Müziği ve özgürlüğü yasaklayanların mezarına işiyorum.”

Djam budur işte. Büyükbabası da olsa bir faşiste hak ettiğini verecek kadar yüce gönüllüdür. Ne yaşamın gerici kurumları ne de tüm ışıltısına karşın dünya onun gözünü alamaz. Yaşamın güneşine, bu güneşin altında yeşerenlere tutkundur o.

Ormanda kol kola dans ederek “İstemem Babacığım” şarkısını Türkçe ve Yunanca söylerlerken o güneş Avril’i de yeşertecektir.

“Kızım sana dünyayı vereyim mi? Al sarmala onu. / İstemem bu zalim dünyayı/ İstemem Babacığım, istemem dünyayı/ Kızım bu dünya şahane, almasını bilene/ İstemem babacığım, istemem zalim dünyayı.”

Ellerindeki biyel koluyla döndükleri Midilli’de bankalar, kredi borçları, ekip elbiseli adamlar ve mültecilere ilişik şişme bot ve can yeleği dağları beklemektedir iki bayanı. Kısa bir süre sonrasında anlarlar sınıflı toplumda sürgünün kural dışı değil kaide bulunduğunu.

Sürülürler fakat biyel kolu takılı motorlarını maviliklere sürerler.

Kim bilir, kim bilir bir limanda demir atmış bizi bekleyen bir Cafe Aman vardır.

 

 

 

 

 

 






CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bunları kaçırmayın

Biz yaşlandıkça zaman neden daha hızlı akar?

Zaman; kontrolümüz dışında sürekli akıp giden, durdurulamayan, ileri ya da geri sarılamayan soyut bir kavram. Aynı zaman dilimi, kimisine göre uzun, kimisine göre kısa....

Dresden’de Gezilecek 8 Yer

Doğu Almanya’nın mücevheri Dresden, nefes kesici güzelliğiyle şehri çevreleyen Elbe Nehri‘ne nazır nefis bir kent.

Marquez’in 2001’de Marcos’la yaptığı röportaj

Kendisini Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu'nun (EZLN) sözcüsü olarak tanımlayan ve herkesin bir kere olsun ağzında piposuyla, yüzü gizli halde çekilmiş bir fotoğrafını görmüş, muhterem...

Mutlaka izlemeniz gereken En iyi 18 Uzay Filmi

Yine bir sinema listesiyle karşınızdayız. Yaşadığımız evrenin büyüklüğünü düşünüp hayretler içinde kalmayan insan neredeyse yok.Bu listede de yüzünü evrene dönen sinema yapıtlarından en...

Son haberler

Yorgos Lathimos’tan yeni film

Yorgos Lanthimos, yeni filmi “The Hawkline Monster” için “The Favourite”ın senaristlerinden Tony McNamara ile yeniden bir araya gelecek. “Kynodontas”, “Alpeis” ve “The Lobster”  gibi...

BoJ ve BoE olmadı; Katar verelim

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve Katar Merkez Bankası arasında 17 Ağustos 2018 tarihinde imzalanan ikili para takası (swap) anlaşması tadil edildi. Merkez Bankası’ndan...

Twitter fotoğrafından yeni bir canlı keşfedildi

Twitter fotoğrafından yeni bir canlı keşfedildi Twitter'da paylaşılan bir kırkayak fotoğrafı yeni bir canlı türünün keşfedilmesini sağladı. Yeni canlıya "Troglomyces twitteri" adı verildi.

Ünlü oyunculardan bağış için YouTube’da kitap okuma etkinliği

Meryl Streep, Benedict Cumberbatch, Cate Blanchet gibi ünlü oyuncular, yönetmen Taika Waititi’nin öncülüğünde internette okuma etkinliği düzenliyor. YouTube’da 10 bölüm sürecek okuma etkinliğinden elde edilecek...

Sabah Bülteni: “Bardağın dolu tarafı”

Bardağın dolu tarafı… Ekonomilerin açılmaya başlamasını kutlayan piyasalar Mayıs ayındaki kayıplarını tamamen geri aldı. Salgına karşı aşı (Moderna) ve ilaç (Remdesivir) geliştirilmesinde alınan olumlu...