Ana SayfaDerlemelerDoğru dürüst, ciddi bir...

Doğru dürüst, ciddi bir muhalefet, Erdoğan iktidarının tozunu atar! (Hasan Cemal)

Google News presshaber.com

Ak Saray konusunda günlerdir AKP’yi izliyorum, ‘yandaş medya’nın köşelerine bakıyorum.
Topa pek öyle giren yok.
Mırın kırın ediyorlar.
Tayyip Erdoğan’ı kendi başına bırakmış gibi bir hâlleri var.
Kim bilir, belki de konu kapansın, küllensin, geçiştirilsin diye böyle bir tutum içindeler.
Ama bir nokta kesin:
Ak Saray AKP’nin tavanında da, tabanında da rahatsızlık yaratmış durumda.
Şaşırtıcı değil.
Ak Saray’ın gereksiz ve büyük bir israf olduğuna dair yaygın bir mutabakatın parti içindeki varlığından söz etmek, eski deyişle, eşyanın tabiatına uygundur.
Zaten başka türlüsü düşünülemez.
Milletin parasıyla bol keseden yapılmış böylesine korkunç bir israfın vicdan sahibi bir kimse tarafından kabullenilmesi mümkün değildir.

‘Aksaray görgüsüzlüğü’ savunulamaz

Tek adam rejimlerine özgü, ben yaptım oldu zihniyetinin tipik ürünü olan Ak Saray görgüsüzlüğü hiçbir şekilde, hiçbir platformda savunulamaz

​Parti büyüklerinden Bülent Arınç duyduğu rahatsızlığı açıkça beyan etti.
Numan Kurtulmuş ise hafta sonu gazetecilerle sohbet ederken, Ak Saray’la ilgili olarak yazılması kaydıyla konuşmak istemedi, ama bu konudaki rahatsızlığını da pek öyle saklamadı.

Sözü uzatmak yersiz.
Ancak diktatörlüklere, tek adam rejimlerine özgü, ben yaptım oldu zihniyetinin tipik ürünü olan Ak Saray görgüsüzlüğü hiçbir şekilde, hiçbir platformda savunulamaz.
Savunulamıyor da…

Oy oranı tek başına belirleyici değil

İyi güzel de ne olacak?
Sekiz ay sonra genel seçimler var.
Şu sıralarda AKP’nin güvenilir seçim araştırmalarında iyi gitmediği biliniyor.
Altı yedi puanlık bir düşüşten söz ediliyor.
Daha tabii seçimlere var.
Köprülerin altından çok sular akacak.
Ayrıca, oy oranları tek başına belirleyici değil.
“AKP yüzde 45’in altında kalırsa” diye yapılan bazı tahlillere ihtiyatla yaklaşmakta yarar var. Kalsa bile, Erdoğan istediğini elde edebilir.
Bir kenara not edin:
2002’de AKP yüzde 34’le 363 milletvekili çıkarmıştı.
2011’de ise yüzde 49’la ancak 334 milletvekili çıkarabildi.
Onun içindir ki AKP, mesela yüzde 40 oyla da 330 ve üzerinde milletvekiline sahip olabilir 2015 Haziran seçimlerinde…

Muhalefet 330’u engelleyebilir mi?

Tayyip Erdoğan için 330 ve üzerindeki milletvekili sayısı neden önemli?
Cevap malum:
Yeni bir anayasa için.
Erdoğan, bugünkü anayasayı hiçe sayan ‘fiili tek adamlığı’nı anayasal bir çerçeveye oturtacak anayasa değişikliğini 330’un üzerinde milletvekiline sahip olmadan Meclis’ten geçiremez.
Geçirebilirse, Meclis sonrasında işi kolaydır, zira referandumda kazanması çok yakın ihtimaldir.
Şimdi soru şu:
Muhalefet, bu 330’u engelleyebilir mi?

AKP’nin 330’una karşı beş ihtimal

Kâğıt üstünde bu mümkün.
Koşullarına gelince:
(1) HDP yüzde 10’u yakalayacak.
(2) MHP yüzde 14’ün altında kalmayacak.
(3) CHP yüzde 24-25 çıtasını tutacak.
(4) SP, DP, DSP, BBP, ÖDP gibi partiler seçime girmeyecekler ya da CHP ve MHP ile ‘seçim işbirliği’ne gidecekler.
(5) Veyahut HDP, yüzde 10 barajının altında kalacak gibiyse, CHP ile -1991’dekine benzer- bir seçim ittifakına gidecek.

CHP, HDP, MHP soruları

Bu koşullar ne kadar gerçekleşir, sorusuna gelince:
CHP ile HDP seçim işbirliği yapabilir mi?
Küçük partiler ikna edilebilir mi?
CHP yüzde 25’i, MHP yüzde 14’ü yakalayabilir mi?
HDP, seçim sonrası Meclis’te Erdoğan’ın ‘tek adamlığı’na taş döşeyecek yeni anayasa için AKP ile ittifak yapabilir mi?
Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin son zamanlarda dikkati çeken aşırı milliyetçi, Osmanlıcı, İslamcı söylemi, MHP’den oy çekebilecek mi?

‘Erdoğan devleti’ her türlü pası veriyor,
ama muhalefet gol kaçırıyor

CHP yüzde 25’i, MHP yüzde 14’ü yakalayabilir mi? HDP, seçim sonrası Meclis’te Erdoğan’ın ‘tek adamlığı’na taş döşeyecek yeni anayasa için AKP ile ittifak yapabilir mi?
​Bu soruların yanıtları kolay değil.
Çünkü, başta CHP olmak üzere muhalefet henüz ‘Erdoğan iktidarı’nın tozunu atabilecek kıvamda olmaktan epeyce uzak.
O kıvama gelebilirler mi?
Bilemiyorum.
Oysa, nereden bakılırsa bakılsın bir muhalefet için son derece verimli bir ortam var.
Demokratik değerleri çiğneyen, hukuku hiçe sayan, özgürlükleri ayak altına paspas eden, hakkaniyet ve adalet duygusu tanımayan Erdoğan devleti, bir muhalefete olabilecek her türlü açığı, gol fırsatını veriyor.
Ama muhalefet form tutmuş değil, habire gol kaçırıyor.
Yine altını çizmekte yarar var:
Doğru dürüst, ciddi bir muhalefet olsa, bugün Erdoğan iktidarının tozunu atar!

Haber: T24

Listeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler haberler

Temmuz’da Sanayi Üretimi yüzde 8,4 arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Sanayi üretimi aylık yüzde...

KPMG: Karantina sonrası araç satışı artacak

KPMG Türkiye, koronavirüs salgınının otomotiv sektörüne etkilerini analiz etti. 2020’nin...

Fehim Taştekin’den Soçi: Muhtıranın şifreleri

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin’in dün...

Google’dan duyuru: ‘Play Müzik artık kullanılmayacak’

Google Play üzerinden Google Play Müzik hakkında bir açıklama yayımlandı....

Tartışı-Yorum

Cumartesi Anneleri: Gözaltındaki kayıpların hikayesi

Kadir Gürhan“Kayıplar” ve “yargısız infazlar” denilince akla ilk gelen Latin Amerika ülkeleridir. Bu ülkelerde askeri cunta yönetimleri “gözaltında kayıplar” ve “yargısız infazlarla” kendisine muhalif olan tüm kesimlere karşı bir korku ve sindirme politikası uyguladı. Hayatın bir parçası haline gelen bu uygulamalarda kaybedilenlerin çoğunu; öğrenciler, öğretmenler, sendikacılar (örgütlü...

Ölümü öldürmek, sonsuz bir umudun baharıdır…

“Evîn Biharek e…”* - Arjen Arî Bir acılar sarmalıdır sancı, zamanın derinliklerinde gezinen ve hayatın kıyılarına vurur hafızalarının unutulmayacak sesleri. “Lal bû zimanê xwezayê, Girî herikî, jan bû banî” (“Dilsizdi doğanın dili, gözyaşı aktı, acı köprü oldu…”) dizeleri ile anlatıyor şair Semra Çelebî, ‘Birîn’ adlı şiir kitabında, gerçeğin...

Kalbi atan ölü bedenler

Bazı anlar vardır zihinlerimizde çocukluğumuza dair. Hayal mi gerçek mi olduklarını ömrü billah çözemeyiz. Bize anlatılanları, oradan buradan duyduklarımızı kurgulayarak bir görüntü yaratmış da olabiliriz, bizzat gözlerimizle tanık olduğumuz bu anlar zihnimizde mıh gibi tüm gerçekliğiyle çakılı da olabilir. Dediğim gibi hangisinin doğru olduğunu sınamak mümkün değil.Zihnimde...

Kuzguni Gömüt

Siyah kuzguni elbisesi içinde dilinde tek bir Arapça cümle ile Aisha Faris, sadece ağlıyordu. Bizim bilmediğimiz bir dilde, İç’inde kopan çığlıkların gümbürtüsü, siyah elbisesinde kara kara dalgalanıyordu. Aynı Arapça cümleyi tekrarlayarak Engin dertlerine bir de çağlayanlar ekliyordu. Gözyaşları bakışımızın değdiği her yerdeydi. Kara elbisesi; pul parlaklığını, onun...

Direniş Suflesi: Hayır

‘Oku’ diye başlıyor olmasına rağmen kutsal sayılan kelam; ilk maraza mevzunun başında ortaya çıkıyor.Taraflaşmanın daha kolay belirlendiği, hudutların keskin olduğu süreçler elbette yaşandı. Her konuya dair yaklaşımlar farklı idi ve tariflenen alandan hangi konuya nasıl yaklaşılması gerektiği de kendiliğinden açığa çıkıyordu. Karışık ama bence kesinlikle böyleydi.İnsanın yaşadığı...

Üşüyor bir coğrafyanın yüreği

'Eylül Mayıs'a dönüşecek...'Geo Milev Üşüyor bir şehrin yüreği,  geceler buzdan karanlık. Yan yana dizilmiş çadırlar kanıyor. Üşüyor yeryüzü ve şehrin sokaklarında geziyor soğuk. Bir çocuk gözlerinde acının izlerini taşıyor. Bir bahar var ve gelecek mutlaka çocuk. Umudun ışığını taşıyor, geleceğimiz umudumuz çocuk. En amansız fırtınalar diner çocuk, savrulur...

En çok mor

Sıcak beterdi. Bıyıkları terlememiş bir delikanlılık çağında boncuk boncuk ter atıyordu. Çimento torbaları eşek ölüleri kadar ağırdı. Tuğlalar, yamalı şalvarında kahverengi tozlar bırakıyordu. Yamasını çepeçevre saran alelacele dikişleri hep terden söküktü.Daha O Boy’uyla karar vermişti ev yapmaya. Bir evin temelini attı. Atış o atış..Seni inşaat işçisi; fayans...

Sınırlar ve rahatça uyunamayan ülkeye dair: Ordu, yeniden…

Levent Ünsaldı Devlet ve milletin yüksek çıkarlarını ait olduğu kurumun çıkarlarıyla eş gören, dolayısıyla bunları yorumlama tekelini de kendisine veren Türk subayı, kışladaki eriyle kurduğu paternalist ilişkisini (“oğlum” ifadesiyle çağrılan er) milletin geneliyle olan ilişkisine de kolayca yansıtabilmiştir. Aktarılan bu hususi ethos (değerler sistemi), subayın tüm yaşamını geçirdiği...

Rıza Yalçın Koçak yazdı: Olağanüstü zulüm

Rıza Yalçın Koçak Etrafımızdaki insanlar büyük bir şaşkınlıkla cevabı bir yanı ile çok basit bir yanıyla ise iler tutar yanı olmayan sorular soruyorlar. İşyerlerinden atılan arkadaşlarının masumiyetlerine iliklerine kadar inanıp ve ama ‘devletin de bir bildiği vardır’ fikriyatının serin sularında kol gezmeye devam ediyorlar. Hükümet ile ‘paralel’ devlet...

Halkın vicdanı; “Gelemem” diyorsun, peki sen bizdeki “öf öf” ü duyuyor musun?

Ne desek, ne etsek, nasıl yapsak bilemiyoruz… Az şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler anlatabilmek için yeterli yaşadıklarımız. Çok şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler yapabilmek için çok şey görmedik henüz… “Derin bir ah” çekiyoruz, çünkü şu kelimeler sayfaya değerken Hurşit Külter hala kayıp. Ve “ah vicdan”...

Rütbelerin Er’leri

Rıza Yalçın Koçak ‘Türk halkı sessiz kalarak onayladığı bu savaşın mağduru olmaya mahkumdur.’ (TAK-Haziran 2016)Erleri çekin rütbeliler gelsin! Erleri çekmeyecek rütbeliler ordusu. Ere göre tanımlı omuzlardaki apoletler. Kaç erin başı olduğunu bildiriyor unvanlar. Erlerle tanımlayıp erlerle var ediyorlar kendilerini. Erleri çekin rütbeliler gelsin çığlığını bir iyi niyet olarak okumak gerekiyor en başta....

Kadim Süryanilerin Akitu Bayramı

Yerinden yurdundan edilen, sürgün halkların derdini en içten şairler dillendirir. Bu sebeple Yuhanna Bar Madeni der ki:“Ey sağduyulu!Ana vatanında kalman,Saygınlığını korur.Hakareti ve acı dolu gurbeti hor gör.Saç, başta oldukça değerlidir.Olmadığında, küçümsenir ve ayaklar altına alınır”Bundan tam 6766 yıl önce (MÖ 4750) Asur ve Babil kaynaklarına göre, tarihte...