13.5 C
İstanbul
Salı, Ocak 26, 2021

Eylül enflasyonu yıllık yüzde 11,75 arttı




Türkiye’nin yabancı yatırımcılar için – 2000’li yıllarda olduğu gibi – cazibesini artırabilmesi için AB ile ilişkilerinin daha olumlu bir çerçeveye oturması, Türkiye’nin gelecekteki yerinin AB içinde olduğuna dair şüphelerin bulunmaması gerekmektedir.

AB ile ilişkilerin olumlu bir çerçeveye oturabilmesinin önündeki engellerin başında ise Türkiye’nin demokratik teamüllerden ve hukuk devleti olmanın gereklerinden uzaklaşarak otoriter bir yöne evrilmiş olmasıdır. Demokrasinin, hukuk devletinin ve hukukun üstünlüğünün tahkimi, demokratik hak ve özgürlüklerin önündeki sınırlamaların kaldırılması zorunlu, ancak tek başına yeterli olmayacaktır.

2000’li yıllarda olduğu gibi iş birliğine dönük ilişkilerin tesisi için bu saydıklarımız zorunlu ancak başlı başına yeterli kriterler değildir. Çünkü bugün birçok AB devleti ile Türkiye arasında 2000’li yıllardan farklı olarak birçok konuda çıkar çatışmaları mevcut. İlk akla gelen örnekler Fransa, Yunanistan ve İtalya. Doğu Akdeniz ve Ege’deki doğalgaz arama hakları, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge oluşturma meseleleri halledilmeden Türkiye’de “demokrasi devrimi” gerçekleşse dahi AB ile ilişkilerde ciddi ilerlemeler kaydedilemeyebilir. Ancak şunu da belirtmeliyiz ki, reformcu ve demokratikleşen, sosyal bütünlüğünü ve iç istikrarını tahkim etmiş bir Türkiye’yi dışlamak, AB görüşmelerini bloke etmek Fransa, Yunanistan ve Güney Kıbrıs gibi ülkeler için daha zor olacaktır.

Gümrük Birliği Neden Güncellenmelidir?

GB’nin modernizasyonunu gerekli kılan nedenlerin başında anlaşmanın tasarım hataları içermesi ve bünyesinde eksiklikler barındırması gelmektedir. Söz konusu tasarım hataları GB’nin işlevsel etkililiğini ve verimliliğini ciddi biçimde kısıtlamaktadır.

Örneğin Türkiye hükümeti ekonomik düzenlemeler ve AB’nin yapacağı serbest ticaret anlaşmalarında söz hakkına sahip olmak istemektedir. Şu anki yapılanmada Türkiye, örneğin ortaklık müzakerelerinde ne katılım ne de söz hakkına sahiptir. Yani ekonomik konularda egemenlik hakkından bir ölçüde feragat etmiş, karşılığında ise herhangi bir söz hakkı elde edememiştir.

AB’nin üçüncü ülkelerle yapmış olduğu ticaret antlaşmaları Türkiye’yi tek taraflı olarak bağlamaktadır. Türkiye bu ülkelerle olan ticaretinde vergileri kaldırmak durumunda olup karşılığında ise bu ülkelere yaptığı ihracatta gümrük vergisine tabii tutulmaktadır. Ticaret anlaşması yapılan ülke pazarına Türk mallarının gümrüksüz girememesi Türk firma ve şirketleri için ciddi bir rekabet sorununa yol açmaktadır.




Bunun yanında 1995 yılında yürürlüğe giren GB anlaşması işlenmemiş tarım ürünlerini de kapsamamaktadır. Türkiye tarım ürünlerinin de kapsam alanına alınmasının yanı sıra ihracat prosedürlerinin kolaylaştırılmasını talep etmektedir. Türk tırları için ise nakliyat ve transit geçiş şartlarının yeniden düzenlenmesi ve kolaylaştırılmasından yanadır. Diğer taraftan AB, GB anlaşmasının kapsamının hizmet sektörünü ve kamu ihalelerini de kapsayacak şekilde genişletilmesini savunmaktadır.

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki Gümrük Birliği’nin modernizasyonu konusu en geç 2014 yılı itibariyle hem Türkiye’nin hem de AB’nin bir şekilde gündemindeydi. 2014 yılında Dünya Bankası tarafından yayınlanan bir araştırma raporunda Gümrük Birliği’nin modernizasyonu yönünde görüş bildirilmiştir. AB Komisyonu da bu yönde görüş bildirmesine rağmen gerek Türkiye ile AB arasındaki gerekse Almanya, Fransa, Hollanda, Yunanistan ve Güney Kıbrıs ve Avusturya gibi ülkelerle yaşanan siyasal ve diplomatik gerginlikler sürecin tıkanmasına yol açmıştı. Geride kalan yıllarda Türkiye–AB arasındaki ilişkiler içinden çıkılmaz bir hal aldı.

Özellikle 2016 yılındaki darbe girişimi ve sonrasında alınan sert güvenlik önlemleri Türkiye–AB ilişkilerini daha gerilimli bir noktaya taşıdı. AB ülkelerinde, özellikle de Benelüx, Almanya ve Fransa gibi ülkelerde Türkiye’de demokratik ve hukuk devleti teamüllerinin dışına çıkıldığı yargısının yer etmesi, Türkiye’yi eleştiri oklarının odağına yerleştirmekle kalmadı, Türkiye–AB ilişkilerini de olumsuz yönde etkiledi.

 Almanya’nın Dönem Başkanlığı

Yazının başında da ifade ettiğimiz gibi, Almanya’nın AB dönem başkanlığı Türkiye’de bazı kesimlerde bir ilerleme beklentisi oluşturmuş, ancak çok geçmeden iyimserlik yerini hayal kırıklığına bırakmıştı.








Son Haberler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bağlantıda Kal

10,299BeğenenlerBeğen
1,083TakipçilerTakip Et
276AboneAbone Ol
- Advertisement -

Popüler Listeler