Fazıl Say’dan İmamoğlu’na mektup: ‘Ben yardıma hazırım’

0


Piyanist ve besteci Fazıl Say, 23 Haziran’da gerçekleşen seçimle yeniden İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’na mektup yazdı. Say, mektubunda “İstanbul’un dünya markası olabilen kurumları olmalı, bir dünya markası orkestrası bir korosu olmalı. Sentezler üreten festivalleri olmalı. Bu turist çeker. Bakanlık yapmıyorsa belediye yapar, bizler dünya yarışında olmalıyız” dedi.

Mektubunda kültür ve sanatın en çok sürekliliğe ihtiyacı olduğunu vurgulayan Say, İstanbul’da müzik için neler yapılmalı sorusuna yanıt aradı.

Say’ın “Tüm bu konularda ben yardıma hazırım” diye tamamladığı mektubu şöyle:

“1- İstanbul 16 milyon kişi, kültür haliyle, toplumsal ve ekonomik dengelere çok bağlı bir konu, dar gelirli yığınların, bilet fiyatı yüksek kültür sanat faaliyetlerini takip etmeleri imkânsız

“Kültür sanatın, müziğin, bu ilçelerde yaşayanlara götürülmesi mühim bir konudur. İstanbul’da konser salonlarının, festivallerin olmadığı ilçelerine de bu hizmeti sağlamak, büyük başarı ve denge sağlayacaktır. Aslında Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü’nde yıllarca gayret ettiği faaliyetleri bunun ne kadar iyi sonuçlar verebileceğinin de göstergesi..

Kültür sanatın en önemli ihtiyacı “devamlılık” ; yani bir kere yapmanın bir anlamı ve faydası yok, sürekliliği tutmak lazım. Bu sürekliliği takip etmek, 4-5 yıl süren uzun vadeli planlar yapmak lazım.

2- İstanbul’un tüm çocuklarına ve tüm gençlerine, kültür ile tanışma, sanat yapma imkânları açılmalı. Bu konuda, aileler oldukça sıkışıp kalmış gözüküyor, bu konuların bazıları hususunda özellikle MEB ve Kültür Bakanlığı’na açık mektuplar yazmıştım.

3- Kültür çok boyutlu bir konu; batı müziği, klasik, caz ve dünya müzikleri, Türkiye’nin folkloru, Türk Sanat Musikisi, Halk müziği, dini müzikler gibi…

Şimdi; kanımca; herkes her şeyle tanışabilmeli. Elbet; Herkes her şeyi sevmek zorunda değil, ama ulaşmak sorunu olmamalı.

Mozart seven birinin de Dede Efendi veya Aşık Veysel sevebileceğini biliyoruz; bu dağılım da eşit ve bu şehrin yapısını dost kılan bütünleştiren başta olmalı..

4- İstanbul’un dünya markası olabilen kurumları olmalı, mesela bir dünya markası orkestrası bir korosu olmalı, sentezler üreten festivalleri olmalı, bu hepimizin hayalidir, İstanbul 1000 sene 500 sene 300 sene öncesinin tarihini dünya ile paylaşıyor ama yüzlerce yıl sonrasına bırakması gereken eserler de olmalı, bu bir yapılanmadır, bu da paylaşımdır ve turist çeker. Bakanlık yapmıyorsa Belediye yapar, bizler dünya yarışında olmalıyız; Mesela; hayallerimden biri de gençlik orkestraları..

Yani, uluslararası boyutta faaliyetler olmalı… Tüm bu konularda ben yardıma hazırım.”

View this post on Instagram

1- İstanbul 16 milyon kişi, kültür haliyle, toplumsal ve ekonomik dengelere çok bağlı bir konu, dar gelirli kitlelerin, bilet fiyatı yüksek kültür sanat faaliyetlerini takip etmeleri imkansız. Kültür sanatın, müziğin, bu ilçelerde yaşayanlara götürülmesi mühim bir konudur. İstanbul’da konser salonlarının, festivallerin olmadığı ilçelerine de bu hizmeti sağlamak, büyük başarı ve denge sağlayacaktır. Aslında Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü’nde yıllarca gayret ettiği faaliyetleri bunun ne kadar iyi sonuçlar verebileceğinin de göstergesi.. Kültür sanat’ın en önemli ihtiyacı “devamlılık” ; yani bir kere yapmanın bir anlamı ve faydası yok, sürekliliği tutmak lazım. Bu sürekliliği takip etmek, 4-5 yıl süren uzun vadeli planlar yapmak lazım. . 2- İstanbul’un tüm çocuklarına ve tüm gençlerine, kültür ile tanışma, sanat yapma imkanları açılmalı. Bu konuda , aileler oldukça sıkışıp kalmış gözüküyor, bu konuların bazıları hususunda özellikle MEB ve Kültür bakanlığına açık mektuplar yazmıştım. . 3- Kültür çok boyutlu bir konu; batı müziği, klasik, caz ve dünya müzikleri, Türkiye’nin folkloru, Türk Sanat Musikisi, Halk müziği, dini müzikler gibi… Şimdi; kanımca; herkes her şeyle tanışabilmeli. Elbet; Herkes her şeyi sevmek zorunda değil, ama ulaşmak sorunu olmamalı. Mozart seven birinin de Dede Efendi veya Aşık Veysel sevebileceğini biliyoruz; bu dağılım da eşit ve bu şehirin yapısını dost kılan bütünleştiren baabda olmalı.. . 4- İstanbul’un dünya markası olabilen kurumları olmalı, mesela bir dünya markası orkestrası bir korosu olmalı, sentezler üreten festivalleri olmalı, bu hepimizin hayalidir, İstanbul 1000 sene 500 sene 300 sene öncesinin tarihini dünya ile paylaşıyor ama yüzlerce yıl sonrasına bırakması gereken eserler de olmalı, bu bir yapılanmadır, bu da paylaşımdır, ve turist çeker. Bakanlık yapmıyorsa Belediye yapar, bizler dünya yarışında olmalıyız; Mesela; hayallerimden biri de gençlik orkestraları.. Yani, uluslararası boyutta faaliyetler olmalı… tüm bu konularda ben yardıma hazırım.. @ekremimamoglu #fazılsay

A post shared by Fazil Say (@fazilsay) on

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here