8.5 C
İstanbul
Cumartesi, Kasım 28, 2020

Geçmişin Korkutucu ve Garip Tıp Yöntemleri!

Günümüzde bizler ilaçlara alışmışız. Ne derseniz deyin ama tıp yerinde durmayıp her gün ilerlemekte devam ediyor. Günümüzde haplara, aniden ağrıyı yok eden ilaçlara alıştık....

Bunlara bakmalısınız

Dildeki cinsiyetçilikten kurtulmak için 14 maddelik imtihan

Türkçede hem günlük konuşma dilinde hem de tarihsel olarak günümüze değin bir anlam kazanan deyimler silsilesi kadın ve erkek cinsleri ve toplumsal cinsiyet rolleri...

Kadın’ı varlıklarıyla hatırlatmaya çalışan iki kadın: Luiz Bakar ve Ester Zonana

Birbirlerini hiç tanımamış, aynı amaç uğruna mücadele eden iki kadının dillendirdikleri bir nokta. Onca söz ve güç sahibi dini lider ve cemaat yöneticilerinin içinde,...

Henüz izlemediyseniz ‘Mutlaka’ izlemeniz gereken 15 film!

Derleme/Eren Aşnaz Henüz izlemediyseniz izlemeniz gereken 15 filmi bu hafta sizler için derledik. Usta oyuncu ve efsane olmuş yönetmenlerden derlediğimiz filmlerin hepsini, yok olması imkansız...

10 şairden 10 sonbahar şiiri

Yaz bitti artık, ilkbahar öncesinde bitivermişti zaten. Sıradaki mevsim sonbahar ve aylardan eylül. Gerek sonbaharın gerekse eylül ayının hüznü bir başkadır. Yaprak sadece sararmakla...

Sema Moritz’in hikayesi ve taş plak sesi

Sema Moritz, Türkiye Müziğinde Taş plak sesli şarkıcı olarak kendine yer edinmiş, bir daha onun gibisi gelir mi acaba dedirten bir müzisyen. Nokta dergisine...

Erkeğin dünyasında zincirlerini kırmış 20 kadına adanmış 20 film

Tarihte bazı kadınlar toplum yapısına sirayet etmiş cinsiyet algısını öyle zorladılar ki, bugün onlar sayesinde bir nebzede olsa daha eşit bir dünya oluştu. Bu...

FKB, Faktoring, Finansal Kiralama ve Finansman Şirketlerinin 6 aylık konsolide verilerini açıkladı

Emekli Büyükelçi ve Global İlişkiler Forumu İcra Komitesi Başkanı Selim Yenel, Kıbrıs Rum Kesimi’nin, Kıbrıslı Türklerin haklarını hiçe sayarak, hidrokarbon faaliyetlerine başladığını belirterek, “İlk açık deniz sondajı 2011’de başladı ve BM himayesinde yapılan müteakip görüşmelerde bile devam etti. Yunanistan, Kıbrıs Rum, İsrail ve Mısır’ın bu girişime katılması, sadece Kıbrıslı Türklerin haklarının değil, Türkiye’nin de haklarının kısıtlanması anlamına geliyordu. Böylece Türkiye’ye bunun karşılığında attığı adımlara yönelik eleştiriler ve yorumlar yine inceleme yapılmadan başladı. Bir kez daha, öne sürülen iddiaları dengelemek için zorlu bir mücadele sürmektedir.

Doğu Akdeniz sıkıntılı bir dönem yaşıyor. Giderek daha tehlikeli hale geliyor. Diğer ülkeler taraf olduğunda durum daha da hassas hale geliyor. Özellikle müttefiklerin taraf tutması işleri daha da geriyor. İlginç olan, AB dayanışması ile NATO’nunkinin farklı olması.” diye yazdı.

Selim Yenel, yetkinreport.com sitesinde yayınlanan “Doğu Akdeniz’de Ağustos topları suskun kalacak mı?” başlıklı yazısında, Avrupa Birliği ile Türkiye ilişkilerinin bozulmaya devam ettiğine işaret ederek, “Türkiye-AB ilişkilerinin mevcut durumu sürdürülecek gibi değil. Doğu Akdeniz’deki gelişmeler durumu daha da kötüleştiriyor. Tüm konuların kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi gerekirken bunun tek yöntemi diplomasidir. Diplomasinin işlemesi için ise istikrarlı ve sürdürülebilir bir diyalog başlamalıdır. AB’nin kendi çıkarlarına uzun vadeli bir bakışla bakmasının ve Türkiye’ye nasıl davrandığını yeniden değerlendirmesinin tam zamanı.” ifadelerini kullandı.

Yazının tamanı:

Yaz genellikle rahatlama ve dinlenme mevsimidir. Aynı zamanda diplomatların en çok korktuğu dönemdir. Tarihe baktığınızda çoğu savaş ve çatışma Ağustos ayında başlamıştır. Bu nedenle Doğu Akdeniz’de ihtilaflı bölgelerde birbirine yakın seyreden Türk ve Yunan savaş gemileri ile yaşananlar alarma neden oldu. Yeni bir çatışmayı ateşleme endişesi oluştu. Neyse ki şimdilik soğukkanlı tutum galip geldi.

Tarihin hiçbir döneminde olmayacak kadar bilgiye erişilebilir bir çağda yaşıyor olsak da gerçek bilgilere sahip olmakta hâlâ zorlanıyoruz. Kimsenin tüm olguları gözden geçirecek sabrı yok ve bu nedenle güvenebileceğimiz veya rahat olduğumuz kaynaklara yönelmeyi, tercih ediyoruz. Bu da olayları farklı yorumlamamıza neden olabiliyor. Bir yorumu anlayabilmek için gerçekleri tam olarak bilmek gerekir. Aksi takdirde anlatı gerçek olur. İlk anlatıyı kim üretirse, genellikle öne çıkar ve ardından onu düzeltmek zorlu bir mücadele haline gelir. Bu noktada, Türkiye’nin tarihsel olarak, kendisiyle ilgili yapılan yorumları düzeltmekte güçlükler yaşadığını itiraf etmek gerekir. Bu durumun başka birçok nedeni var ama temelde bu da bir başka olgudur.

Yunanistan’ın Doğu Akdeniz suçlaması neydi?

En son örnek Doğu Akdeniz ile ilgilidir. Uluslararası basını okuduğunuzda, yapılan yorumlar tek taraflı görünüyor. İfadelerin ötesine ve gerçek durumun ne olduğuna bakmak zorlaşıyor. Yunanistan veya Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin söylediği her şeyi olduğu gibi kabul edilmeli mi? İfadelerine üstünkörü bir inceleme dahi yapılmayacak mı?

Örneğin Yunanistan yıllarca Türk jetlerinin Yunan hava sahasını ihlal ettiğini iddia etti. İstatistiklerine baktığınızda, sayıların nasıl yüksek olduğuna şaşıracaksınız. Geçerliliğinden hiç şüphe yok. Ancak dikkat edilmesi gereken husus perde arkasındaki gerçeğin ne olduğudur. NATO ve AB yetkilileri, Yunanistan’ın 10 millik bir hava sahası ileri sürdüğünü biliyor. Gerçi kimse tarafından kabul edilmese de dünyada bunu yapan tek ülke Yunanistan.

Hem Türkiye hem de Yunanistan NATO üyesi ve her iki ülke Ege’de karasularının altı mil olduğunu kabul ediyor. Normalde Yunan hava sahası aynı düzeni takip etmeli ve genişliği altı mil olmalıdır. Uluslararası hukuka göre, ulusal hava sahasının genişliği karasularınınkine karşılık gelmelidir. Bu, sivil havacılığa ilişkin 1944 Chicago Sözleşmesi’nin 1. ve 2. Maddelerinde açıkça yansıtılmaktadır. Böylece, tüm sözde “ihlaller”, aslında uluslararası hava sahası olan dört millik farkın içine giriyor. Bununla birlikte, Yunanistan “ihlal” iddiasını sürdürmeye devam ediyor, bu basına yansıyor ve ardından “iddiaları” gerçeğe dönüşüyor. Kamuoyunun ayrıntılara bakmaya vakti veya ilgisi yoktur. Ne yazık ki basın da konunun derinine inmiyor. Ancak sorumlu hükümetler yapmak zorundadır.




Kıbrıs Rum Kesimi ve “Türk işgali”

Türkiye aleyhine devam eden bir diğer suçlama da Kıbrıs ile ilgilidir. Sık sık, 1974’te bir “Türk işgali” ile ilgili basın haberlerini okurken, o sırada Yunanistan’ı yöneten Albayların Kıbrıs’ı Yunanistan ile birleştirmek için kışkırttığı darbeyi görmezsiniz. Bu nokta ya yazılmaz ya da çok kısa geçilir. Ada bölündükten sonra yıllarca Kıbrıslı Türklerin bir çözümle ilgilenmedikleri de ileri sürülmüştür. Bu iddia nihayet 2004’te adanın her iki tarafında yapılan referandumlarda Kıbrıs Türklerin BM’nin yeniden birleşme planını ezici bir şekilde desteklediğinde durdu. Kıbrıslı Rumlar, kuzey komşularıyla eşit olmayı kabullenemedikleri için plana karşı oy kullandılar.

Ancak bu, Kıbrıs Rum Kesimi’nin AB’ye katılmasını engellemedi. Dahası, AB’nin Kıbrıslı Türklerin tecrit durumunu hafifletmeye yönelik tüm vaatleri, Kıbrıslı Rumlar tarafından bloke edildi. O zamandan beri yapılan çok sayıda çaba ve müzakere bu sorunu çözmek için başarılı olamayınca BM nihayet pes etti.

Doğu Akdeniz’de sular ısınıyor

Kısa süre sonra Kıbrıs Rum Kesimi, Kıbrıslı Türklerin haklarını hiçe sayarak hidrokarbon faaliyetlerine başlayarak AB üyeliğini istismar etmeye başladı. İlk açık deniz sondajı 2011’de başladı ve BM himayesinde yapılan müteakip görüşmelerde bile devam etti. Yunanistan, Kıbrıs Rum, İsrail ve Mısır’ın bu girişime katılması, sadece Kıbrıslı Türklerin haklarının değil, Türkiye’nin de haklarının kısıtlanması anlamına geliyordu. Böylece Türkiye’ye bunun karşılığında attığı adımlara yönelik eleştiriler ve yorumlar yine inceleme yapılmadan başladı. Bir kez daha, öne sürülen iddiaları dengelemek için zorlu bir mücadele sürmektedir.

Doğu Akdeniz sıkıntılı bir dönem yaşıyor. Giderek daha tehlikeli hale geliyor. Diğer ülkeler taraf olduğunda durum daha da hassas hale geliyor. Özellikle müttefiklerin taraf tutması işleri daha da geriyor. İlginç olan, AB dayanışması ile NATO’nunkinin farklı olması.

AB çifte standarttan kaçınmalı

AB, durum değerlendirmelerinde titiz davranmalı ve iddiaları incelemeden hemen kabul etmemelidir. AB, uluslararası normları ihlal ederse üyelerini eleştirebilmelidir. AB, hukukun üstünlüğüyle ilgili ihlalleri nedeniyle Macaristan ve Polonya’yı kınayabiliyorsa, neden aynı şeyi dış ilişkilerde yapamıyor? AB çifte standartlardan kaçınmadıkça ve kendi belirlediği standartlara uymadıkça, güvenilir bir arabulucu olmayı beklememelidir.

Güven esastır ve Türkiye-AB ilişkileri bozulmaya devam ederken, ilgisiz konuları eklemek sadece iki tarafı daha da uzaklaştırır. Türkiye ile 2005 yılında katılım müzakereleri açıldıktan kısa bir süre sonra ve reform süreci hızlanırken, Türkiye kademeli olarak uzaklaştırıldı. Fransa’nın ve Almanya’nın Türkiye’nin üyeliğine muhalefetinin yanı sıra, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin AB üyeliği ve politikaları Türkiye’yi AB’den kopartmaya başladı ve katılım süreci zarar gördü. Öte yandan, diğer bazı AB üyeleri Kıbrıs’taki durumu bahane olarak kullanmaya devam ediyor. 2016 yazındaki darbe girişiminin ardından, ilişkiler daha da gerildi ve AB, Türkiye ile tüm diyaloğu durdurma gibi talihsiz bir karar bile aldı. Üstüne üstlük, üyelik sürecini tamamen sona erdirme tehditleri dahi dile getirilmektedir.

Türkiye-AB ilişkilerinde son durum

Türkiye katılım sürecinde tutulmuş olsaydı AB müktesebatı UNCLOS’u (Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi) içerdiğinden, bu kadar vahim bir durumla karşılaşılmamış olunabilirdi. AB’nin uzun erimli görüşünün olmaması sadece Türkiye için değil AB açısından da üzücü.

Türkiye – AB ilişkilerinin mevcut durumu sürdürülecek gibi değil. Doğu Akdeniz’deki gelişmeler durumu daha da kötüleştiriyor. Tüm konuların kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi gerekirken bunun tek yöntemi diplomasidir. Diplomasinin işlemesi için ise istikrarlı ve sürdürülebilir bir diyalog başlamalıdır. AB’nin kendi çıkarlarına uzun vadeli bir bakışla bakmasının ve Türkiye’ye nasıl davrandığını yeniden değerlendirmesinin tam zamanı.








CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bunları kaçırmayın

Dünyanın en ilginç sanatçısından en ilginç savaş aracı

Arjantinli sıradışı sanatçı Raul Lemesoff, insanlara kitabı sevdirmenin belkide hiç denenmemiş bir yolunu deniyor. Sanatçının çalışmasını derlediğimiz listemizde aşağılara doğru kaydıkça önyargılarınız yıkılacak. Dilerseniz sıradışı listemize...

Felsefe tarihinde ‘erkekliğin’ gölgesinde kalmış 19 kadın filozof

Kadınlar tarih boyunca birçok alanda olduğu gibi felsefe alanında da gölgede bırakılmış ve yaptıkları çalışmalar yok sayılmıştır. Bazı dönemlerde ise bir biçimde bilim ya da...

20 şiiriyle Ülkü Tamer

1937 senesinde Antep’te dünyaya gelen Ülkü Tamer, 1 Nisan 2018’de yaşamını devam ettirdiği Muğla’nın Bodrum ilçesinde hayatını kaybetti. İkinci Yeni şiir akımının önde gelen temsilcilerinden...

Çocuğunuzu ‘cinsel istismardan’ korumak için ‘İç Çamaşırı Kuralı’nı öğretin

Beş çocuktan biri cinsel şiddete, cinsel istismara maruz kalıyor. Çocuğunuzun böyle bir durumla karşılaşmaması için ona İç Çamaşırı Kuralı'nı öğretebilirsiniz.   İç Çamaşırı Kuralı, Avrupa Konseyi'nin...

Son haberler

Walt Disney 32 bin çalışanını işten çıkaracak

Koronavirüs salgını nedeniyle zor günler geçiren ABD’li eğlence şirketi Walt Disney, işten çıkarma rakamını 32 bin kişiye yükseltti. NTV‘nin Business Insider‘dan aktardığı habere göre,...

Türkiye ve Katar, Borsa İstanbul’un yüzde 10’luk payının devri için mutabakat anlaşması imzaladı

Türkiye Varlık Fonu (TVF) ve Katar Yatırım Otoritesi (QIA), Borsa İstanbul’un yüzde 10’luk payının QIA’ya devri için mutabakat anlaşması imzaladı. TVF CEO’su Zafer Sönmez...

Doğru politikalar, yalana tövbe, yabancı alımı getirdi!

Yabancılar 565 Milyon Dolar Menkul Kıymet Aldı… 13  – 20 Kasım haftasında yurt dışı yerleşik yatırımcılar reel olarak (fiyat ve kur etkisinden arındırılmış) 389,7  milyon dolar hisse...

‘The Queen’s Gambit’ dizisiyle satranç seti satışlarında patlama yaşanıyor

Netflix’in bir satranç oyuncusunun hayatını anlatan “The Queen’s Gambit” dizisiyle stranç oyununa olan ilgi dünyanın dört bir yanında yükseldi. Dizi sayesinde satranca olan ilginin...

Yerli döviz alıyor, çünkü enflasyon verisine inanmıyor!

Yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı 228,2 milyar dolarla rekor tazeledi… TCMB tarafından haftalık olarak yayınlanan verilere göre 20 Kasım ile biten haftada yurt içinde...