8.5 C
İstanbul
Pazartesi, Ekim 26, 2020

Silvan’dan 34 fotoğrafla 11 günlük savaşın bilançosu

Silvan'da 11'inci gününe giren sokağa çıkma yasağında şehir merkezi savaş alanına dönmüş vaziyette. 7 vatandaşın hayatını kaybettiği çatışmalarda harabeye dönen şehirden 34 fotoğrafı sizin...

Bunlara bakmalısınız

Erkeğin dünyasında zincirlerini kırmış 20 kadına adanmış 20 film

Tarihte bazı kadınlar toplum yapısına sirayet etmiş cinsiyet algısını öyle zorladılar ki, bugün onlar sayesinde bir nebzede olsa daha eşit bir dünya oluştu. Bu...

Kitaplardan Sinemaya Uyarlanan ‘Baş Yapıtlar’

Derleme/Günel Abdullayeva Tekcan Her zaman sevdiğimiz kitapları defalarca okumak hoşumuza gidiyor ama bu kitapların film versiyonları da bir o kadar heyecanlı olmuyor değil. Hele bu...

Modern hayatlar, suni mutluluklar, senkronize yalnızlıklar

Yapmak isteyip de yapamayacağımız şeylerle doldu taştı dünya. İzlenecek tonla film, dizi, okunacak kitap, gidilecek, görülecek, gezilecek yerler ve ortalama 70 yıl ömür var...

Dresden’de Gezilecek 8 Yer

Doğu Almanya’nın mücevheri Dresden, nefes kesici güzelliğiyle şehri çevreleyen Elbe Nehri‘ne nazır nefis bir kent.

Biz yaşlandıkça zaman neden daha hızlı akar?

Zaman; kontrolümüz dışında sürekli akıp giden, durdurulamayan, ileri ya da geri sarılamayan soyut bir kavram. Aynı zaman dilimi, kimisine göre uzun, kimisine göre kısa....

Kadın’ı varlıklarıyla hatırlatmaya çalışan iki kadın: Luiz Bakar ve Ester Zonana

Birbirlerini hiç tanımamış, aynı amaç uğruna mücadele eden iki kadının dillendirdikleri bir nokta. Onca söz ve güç sahibi dini lider ve cemaat yöneticilerinin içinde,...

FÖŞ: Fed Kafa Karıştırdı, TCMB’nin İşini Zorlaştırdı

Emekli Büyükelçi Namık Tan, Türkiye’nin dış politikada yaptığı yanlış hamleleri açıkladı ve Dışişleri Bakanlığı’nın uzun uğraşlar sonucu elde ettiği itibarı kaybettiğini yazdı. Türkiye’nin birkaç yıl önce “sorunlarla dolu bir bölgede istikrar adası olduğunu” söyleyen Tan, Türkiye’nin artık “yalnızlık adasına” dönüştüğünü söyledi ve çözüm için öneride bulundu. Türkiye’nin dış politikada yaşadığı yalnızlığı ele aldığı ve tespit ettiği 5 hatayı sıraladığı yazıda Tan, yalnızlığın kökenlerinin iç siyasette bulunduğunu belirtti.

Eski Büyükelçi Namık Tan AKP'yi kızdırdı: Saray ahır olur

Yetkin Report‘a yazdığı yazı şöyle:

An itibariyle Türk dış politikası oldukça üzücü bir manzara sergiliyor. Suriye, İsrail, Libya ve Mısır’da Büyükelçimiz yok. Lübnan, BAE ve Suudi Arabistan’da Büyükelçimiz var ama yok. AB ile ilişkilerimizde belirgin bir durgunluk yaşıyoruz. Yunanistan, Fransa ve Almanya ile ilişkilerimiz gergin. ABD ile ilişkilerimizde ciddi sorunlar var. Bu bir yalnızlık tablosudur.
Çok değil, bundan birkaç yıl önce, Türkiye’nin sorunlarla dolu bir bölgede “istikrar adası” olduğunu söylerdik. Hatta, bizim “istikrar üreten ülke” olduğumuz, hemen herkesin dilindeydi. “Arap Baharı” nasıl “Arap Kışına” dönüştüyse, biz de bölgemizdeki tüm sorunların tarafı haline gelerek, adeta “yalnızlık adasına” dönüştük. Artık, dostlarımız dahi, istikrarsızlık kaynağı olduğumuzu söylemekten çekinmiyorlar.
Peki, bu noktaya nasıl geldik?

Neden yalnız kaldık?

Meselenin kökleri iç siyasete uzanıyor. Yirmi yıla yakın tek başına iktidar döneminin ardından, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın partisi AKP, iç siyaset bakımından bir konsolidasyona ve saflarını sıklaştırmaya ihtiyaç duydu. Bunun için, Erdoğan, uzlaştırıcı ve kapsayıcı bir siyaset izlemek yerine, milliyetçiliği araç olarak kullanmayı tercih etti. Önyargılar depreştirildi, bağnazlık kutsandı ve milliyetçilik köpürtüldü. Mahalli seçimlerde büyük şehirlerin büyük kısmını kaybetmesine rağmen, Erdoğan’ın stratejisi sonuç verdi ve MHP ile oluşturulan koalisyon sayesinde arzu edilen konsolidasyon sağlandı. Ancak, bunun ağır bir bedeli oldu.
Ülke görülmemiş bir kutuplaşma içine girdi ve siyasette gerginlik, önyargı ve bağnazlık belirleyici rol oynar hale geldi. Böyle bir ortamda, artık dış politikaya kariyer diplomatlar değil, kızgın ve tepkili gruplar yön vermeye başladı. Dış politikada yalnızlık bu iç siyaset bağlantısıyla ortaya çıktı.

Hamaset diplomasiye hâkim oldu

Her şey hamaset zemininde değerlendirilmeye başlandı. Bu da zaten var olan üslûp sorununu iyice derinleştirdi. Üstten bakan, aşağılayan, meydan okuyan bir dille konuşmak meziyet haline getirildi. Son söylenecek şey, ilk olarak söylenerek, manevra alanı yok edildi. İşin çelişkili tarafı, bizim gibi hareket eden ülkeler ağır eleştirilere tâbi tutuldu. Adeta, bizim herkes hakkında her şeyi söyleme konusunda mutlak hakkımız, başkalarının ise hiçbir hakkı bulunmadığı anlayışıyla hareket edildi.
Devlet ve hükümet adına yapılacak açıklamaların, kimin tarafından ve hangi düzeyde yapılmasının icap ettiği hususunda gereken hassasiyet gösterilmedi. Siyasetçilerin yapması gereken açıklamaların, bürokratlar tarafından yapılması veya tam tersi bürokratların yeterli olacağı durumlarda siyasetçilerin açıklama için öne çıkmaları neredeyse kural haline geldi. Fanatik Erdoğan taraftarı olduğu veya partiye mutlak sadakat beslediği sürece, seviyesine bakılmaksızın, hemen herkes hükümet adına açıklama yapmaya başladı. Bu da tabiatıyla, dış politika mesajlarımızın gereği şekilde algılanıp, anlaşılmasına engel oldu. Ayrıca, açıklamaların ne tonuna ne diline özen gösterildi.
Dışişleri Bakanlığı, duygusallıkla malûl, anlamsız ve tutarsız açıklamalar yayınlamak durumunda bırakıldı. Bakanlığın kurumsal itibarının zedelenmesi pahasına yapılan bu açıklamaların ve beyanların, ülkemiz adına sonuçlar doğurduğunu ve ileride uluslararası planda emsal olarak önümüze konulacağını kimse düşünmedi.

Dışişleri’nin düşürüldüğü durum

Örneğin, daha birkaç gün önce, İsrail ile ilişki tesis ettiği için Bahreyn, bir Bakanlık açıklaması ile kınandı.  İsrail ile ilişkisi bulunan bir ülkenin, İsrail ile ilişki kurdu diye başka bir ülkeyi kınaması, en hafifinden gülünç oldu.
Dışişleri Bakanlığı içinde, böylesine bariz tutarsızlık içeren açıklama yapılmasını herhangi bir profesyonelin teklif dahi edeceğine ihtimal vermiyorum. Muhtemelen, siyasi talimat üzerine yapıldı. Ancak, tarihindeki en önemli değerlerinden biri tutarlılık olan bir kuruma, bu şekilde bir açıklama yaptırılmakla uluslararası planda, güven ve itibar kaybettirilmiş oldu.
Bu açıklama, belki de üzerinde pek fazla çalışılmadan yapılmıştır diye düşünürken, Bakanlık, bu defa Fas’ın, İsrail’e sivil uçuşlar için izin vermesi konusunda bir kınama daha yayınladı. Kendi bayrak taşıyıcısı Türk Hava Yollarının (THY) İsrail’e günde 14 seferi varken, böyle bir kınama açıklaması yapmanın, muhataplarınızı gülümsetmekten başka bir sonuç vermeyeceğini, Dışişleri gibi bir kurumun, siyasi kadrolara anlatması ve böyle bir açıklamayı yapmaktan imtina etmesi gerekirdi.




Mali’de darbecilere destek

Bütün bunlar, dış politikada karar alınırken, stratejik bakış açısıyla hareket edilmediğine ve tutarlılığın gözetilmediğine örnek oluşturdu. Günü kurtarmayı ve sadece iç kamuoyunu tatmini amaçlayan, kısa vadeli siyasi mülahazalarla hareket edildiğine dair eleştirilere haklılık kazandırdı.
Sergilenen tutarsızlık, politikalarımızın inandırıcılığına ve güvenilirliğimize de gölge düşürdü. Erdoğan hükümetinin temel prensipleri dahi ihlâl edildi. Örneğin, Mısır ile ilişkilerimizi, mevcut yönetim darbe ile işbaşına geldiği gerekçesiyle normalleştirmekten ısrarla kaçınan hükümet, Mali’deki darbecilere destek açıklamaları yapmaktan çekinmedi. Üstüne üstlük, Dışişleri Bakanımız, Mali’yi ziyaret ederek darbeciler tarafından ağırlandı.
İç ve dış politika arasındaki hassas denge hiç gözetilmeden hareket edilmeye başlanması, ikinci temel yanlışı oluşturdu. Bunlar arasındaki etkileşimin ölçüsü kaçırıldı ve dış politika bütünüyle iç politikaya endekslendi. Doğal olarak, bu, manevra alanımızın giderek kaybolmasına ve kendi kendimizi köşeye sıkıştırmamıza sebep oldu. Neticede, dış politika diye bir şey kalmadı.

Dışişleri, iç siyaset aracı haline geldi

Bunun sonucunda, geleneksel dostlarımız, müttefiklerimiz ve komşularımızla ilişkilerimizde ciddi zemin kaybına uğradık. Güvenilirliğimiz ve tarafsızlığımız yara aldı.
Zamanında Türkiye’ye muhabbet besleyen ülkeler, Türkiye’ye hasım cepheler oluşturma faaliyeti içinde yer almaya başladılar. Örneğin, Doğu Akdeniz’de karşı karşıya bulunduğumuz cephe, yanlış politikalarımızın doğal bir neticesi olarak ortaya çıktı.
Üçüncüsü, yine bilinçli ve sistemli olarak, kurumların tamamıyla işlevsizleştirildiği, liyakatsizlik ve ehliyetsizliğin zirve yaptığı, hukukun ve adaletin mumla arandığı, gerçeklerle bağlarımızın koparıldığı bir döneme sokulduk. Yalnızlık sanki bir meziyetmiş gibi sunulur oldu.
Dışişleri Bakanlığının ehliyet ve liyakat sahibi profesyonel kadroları, siyasetin aracı haline getirildi. Yurt dışı ve yurt içi kadrolara ölçüsüz siyasi atamalar yapıldı. Örneğin, Bakanlığın, tarihi olarak meslek memurları tarafından yönetilen Personel Daire Başkanlığı, Genel Müdürlüğe dönüştürülerek, başına siyasi bir görevli atandı. Birtakım, Büyükelçiliklere eski siyasetçiler getirildi. Bu atamalar, Bakanlığın siyaset üstü tarihi kurumsal kimliğini yıpratmakla kalmadı, uluslararası plandaki etkinliğini ve ağırlığını da zayıflattı.

Bakanlık dış politikadan dışlanıyor

Dışişleri Bakanlığı dış politikanın belirlenmesi sürecinden tamamen, uygulanması sürecinden ise çok büyük ölçüde dışlandı. Adeta, Türkiye’nin uluslararası haberleşme ajansı haline dönüştürüldü. Uzun erimli düşünceyle ve stratejik bakış açısıyla değil, aceleyle alınan, günü kurtarmayı amaçlayan, taktik nitelikli kararlar makbul hale geldi. Üstelik bu kararların hemen hiçbiri, kurumsal değerlendirme sürecine tâbi tutulmadı.
Dördüncü temel hata, “çıkış stratejisi” belirlenmeden, devasa adımların birbiri ardına atılmaya başlanmasıydı. Bu yapılırken, devletin siyasi, ekonomik ve askeri kapasitesi de dikkate alınmadı. Aynı anda, Suriye ve Libya’da cephe açmak, Doğu Akdeniz’de askeri unsurlar devreye sokularak, caydırıcılık ve gerginlik politikası izlemek, bu çerçevede Fransa ve Yunanistan ile “gunboat diplomacy- güç siyaseti yürütmek yanlışlığına düşüldü. Bu arada, Rusya ve ABD ile ilişkiler sağlıklı ve dengeli şekilde yönetilemedi. Tabiatıyla, mevcut ekonomik sıkıntılar da düşünüldüğünde, bütün bunlar, dış politika üzerinde ciddi bir maliyet oluşturdu.

Diplomasi kırılganlaşıyor

Beşinci hata, dış politikada uzun uğraşlar sonucunda yaratmış olduğumuz güvenilirlik ve öngörülebilirliğin ağır şekilde zedelenmesi oldu. Diplomasimizde, “yumuşak gücün” yerini, “sert güç” aldı. Uzlaşından ziyade askeri caydırıcılığı önceleyen bir anlayış benimsendi. Türkiye, uluslararası planda, sanatı, zengin kültürü, derin tarihi, gelişen ekonomisiyle değil, askeri unsurlarının gücüyle anılmaya başlandı.
Her ne kadar, savunma sanayii alanında önemli ilerlemeler kaydetmişse de Türkiye’nin tam anlamıyla milli üretim yapabilecek duruma gelmediği ve şu sıralar karşısına alma riski bulunan bazı ülkelerden büyük ölçüde parçaya ve ihracat izinlerine ihtiyacı bulunduğu hiç önemsenmedi.
Ezcümle, bütün bu yanlışlar, dış ilişkilerimizde ciddi bir kırılmaya yol açtı. Yalnızlık böyle geldi.
Bu aşamada, önemli olan, bu durumun toparlanabilmesi için bir an önce hatalarımızla yüzleşmemiz gerektiğini idrak etmemizdir. Ne yazık ki, toparlanma epey zaman alacaktır. Zira, yıkmak kolaydır. Yeniden yaratmak için ise, zamana ve çok çalışmaya ihtiyacınız vardır.
Vahim olan, duygusallıktan ve hamasetten uzaklaşılmadığı, sağduyulu ve gerçekçi yaklaşımlar benimsenmediği takdirde, dış politikamızdaki kırılganlığın giderek kalıcı hâle gelmesi riski bulunduğunun ciddiye alınmıyor oluşudur.
Dış politikanın belirlenmesinde, Dışişleri Bakanlığının diplomasi mesleğindeki uzmanlığının yeniden ağırlık kazanması bu toparlanma sürecinin ilk adımı olmalıdır.








CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bunları kaçırmayın

Erkekler için 7 maddelik “eril düzene katılmama” rehberi

Erkekler karşılarında bir feminist olduğu zaman “Ben kadınları ezmiyorum ki.”, “Bütün erkekler aynı değil” gibi argümanlara sarılabiliyorlar. İlginçtir, kadınların eziliyor olduğu gerçeğini kendilerine kişisel...

Özdemir Asaf’ın enleri, ilkleri bilinmeyenleri!

Özdemir Asaf şiirleri, hayatı ve hikayeleriyle şiirimizin en nadide şairlerinden biridir. Cumhuriyet Dönemi Edebiyatının en önemli isimlerinden Özdemir Asaf'ın şiirleri dışında başına gelmiş bilinmeyen...

Tomris Uyar ve aşıkları

Sizce en kıskanılan, çoğu kişinin yerinde olmak istediği kadın kim? Öyle bir kadın var ki en güzel isimler, en güzel eserlerini onun için yazdı.O...

Kitaplardan Sinemaya Uyarlanan ‘Baş Yapıtlar’

Derleme/Günel Abdullayeva Tekcan Her zaman sevdiğimiz kitapları defalarca okumak hoşumuza gidiyor ama bu kitapların film versiyonları da bir o kadar heyecanlı olmuyor değil. Hele bu...

Son haberler

Bakan Albayrak’tan istihdam müjdesi!

Ankara'dan ve Türkiye'den son dakika haberler, köşe yazıları, magazinden siyasete, spordan seyahate bütün konuların tek adresi Güçlü Anadolu Gazetesi'nde; Gucluanadolugazetesi.com haber içerikleri kaynak gösterilmeden...

Remdesivir: ABD’de ‘corona’ tedavisi için ilk defa bir ilaç onaylandı

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Covid-19 tedavisinde kullanılmak üzere ilk defa bir virüs kırıcı ilacı onayladığını açıkladı.California merkezli Gilead Sciences Inc. firmasının...

Venüs Terazi burcunda: Çılgın bir hafta

Bu hafta Venüs'ün Terazi burcuna geçişi ile beraber ilişkilerde denge, adalet temaları ön plana çıkmaya başlayacak. Daha dengeli ilişkiler dönemi bizleri bekliyor...

Hitler’in el yazısı notlarının satılması tepki çekti: Neo-Nazilerin eline geçebilir

Nazi Almanyası’nın lideri Adolf Hitler’in el yazısı konuşma notları açık artırmayla satıldı. Başta Yahudiler olmak üzere bazı kesimler ve sivil toplum kuruluşları, notların...