izmir escort
Ana SayfaHaberlerSağlıkGenel Sağlık-İş bir kez...

Genel Sağlık-İş bir kez daha yineledi: Koronavirüs meslek hastalığı sayılsın

Google News presshaber.com




Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Zekiye Bacaksız, Koronavirüsün kamu görevlisi olsun olmasın tüm sağlık çalışanlarına iş kazası meslek hastalığı kapsamında haklar veren özel bir düzenleme yapılmasını istedi.

Bacaksız yaptığı açıklamada sağlık çalışanlarının taleplerini şöyle sıraladı:

“Olağanüstü durumlar olağanüstü kararlar alınmasını ve düzenlemeler yapılmasını gerektirebilir. Çünkü Koronavirüs normal zamanda işin ve görevin normal ifası sırasında ortaya çıkan bir durum değildir. Sağlık çalışanlarının olağanüstü çalışmalarının sonucunda hastalığa yakalanmaları halinde sosyal güvenlik haklarını normal durumlara göre değerlendirilmesinin doğru olmayacağını değerlendiriyoruz. Genel Sağlık-İş olarak, sadece Koronavirüs pandemisine bağlı bir iş kazası meslek hastalığı tanımının yapılarak Koronavirüs nedeniyle hayatını kaybeden ya da virüse bağlı kalıcı maluliyeti olan tüm sağlık çalışanlarını kapsayacak şekilde ilgili yasada bir an önce bir düzenleme yapılması gerektiği çağrımızı yineliyoruz. Kamu görevlisi olsun olmasın tüm sağlık çalışanları için farklılıkları ortadan kaldıracak, gerekli sosyal hakların verilmesini düzenleyecek girişimlerin başlatılarak ivedi olarak sonuçlandırılmasını talep ediyoruz.

Genel Sağlık-İş olarak salgınla mücadelede en ön safta yer alan, sağlık kurum ve kuruluşlarında görevleri başında Koronavirüse maruz kalan, tedavi gören veya hayatlarını kaybeden sağlık çalışanlarının iş kazası ve meslek hastalığı kapsamına alınması gerektiği görüşümüzü her türlü platformda bildirdik. Koronavirüs pandemisinin sağlık çalışanları için iş kazası ve meslek hastalığı olarak kabul edilmesi taleplerimize karşılık Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, TBMM kürsüsünden yaptığı açıklamada bu konuda iki sağlık çalışanının vazife malulü sayıldığını belirtmiştir. Bakan açıklamasında kavram karmaşası yaratarak, deyim yerindeyse emekçilerin haklı taleplerini geçiştirmektedir. Sağlık emekçileri laf kalabalığı değil, haklı taleplerinin karşılanmasını beklemektedirler.”



İndigo Dergisi https://www.gazeteruzgarli.com/genel-saglik-is-bir-kez-daha-yineledi-koronavirus-meslek-hastaligi-sayilsin/

Listeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler haberler

Yeni adı Amedspor

Spor Toto 2. Lig Kırmızı Grup'ta mücadele eden Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi...

Okula başlamanın maliyeti 300 TL’yi aşıyor

Yeni eğitim öğretim yılı için ilk ders zili 9 Eylül’de...

Amedspor’u tebrik eden Ahmet Çakar’a Twitter’dan küfür

Amedspor’un Bursaspor’u 2-1 yendiği maçın tartışmaların spor yorumcusu ve eski hakem...

First lady’lerin hayatı dizi oluyor; Michelle Obama’yı Viola Davis canlandıracak

ABD’nin first lady’lerinin hayatı diziye konu oluyor. İlk bölümler, eski...

Tartışı-Yorum

Cumartesi Anneleri: Gözaltındaki kayıpların hikayesi

Kadir Gürhan“Kayıplar” ve “yargısız infazlar” denilince akla ilk gelen Latin Amerika ülkeleridir. Bu ülkelerde askeri cunta yönetimleri “gözaltında kayıplar” ve “yargısız infazlarla” kendisine muhalif olan tüm kesimlere karşı bir korku ve sindirme politikası uyguladı. Hayatın bir parçası haline gelen bu uygulamalarda kaybedilenlerin çoğunu; öğrenciler, öğretmenler, sendikacılar (örgütlü...

Ölümü öldürmek, sonsuz bir umudun baharıdır…

“Evîn Biharek e…”* - Arjen Arî Bir acılar sarmalıdır sancı, zamanın derinliklerinde gezinen ve hayatın kıyılarına vurur hafızalarının unutulmayacak sesleri. “Lal bû zimanê xwezayê, Girî herikî, jan bû banî” (“Dilsizdi doğanın dili, gözyaşı aktı, acı köprü oldu…”) dizeleri ile anlatıyor şair Semra Çelebî, ‘Birîn’ adlı şiir kitabında, gerçeğin...

Kalbi atan ölü bedenler

Bazı anlar vardır zihinlerimizde çocukluğumuza dair. Hayal mi gerçek mi olduklarını ömrü billah çözemeyiz. Bize anlatılanları, oradan buradan duyduklarımızı kurgulayarak bir görüntü yaratmış da olabiliriz, bizzat gözlerimizle tanık olduğumuz bu anlar zihnimizde mıh gibi tüm gerçekliğiyle çakılı da olabilir. Dediğim gibi hangisinin doğru olduğunu sınamak mümkün değil.Zihnimde...

Kuzguni Gömüt

Siyah kuzguni elbisesi içinde dilinde tek bir Arapça cümle ile Aisha Faris, sadece ağlıyordu. Bizim bilmediğimiz bir dilde, İç’inde kopan çığlıkların gümbürtüsü, siyah elbisesinde kara kara dalgalanıyordu. Aynı Arapça cümleyi tekrarlayarak Engin dertlerine bir de çağlayanlar ekliyordu. Gözyaşları bakışımızın değdiği her yerdeydi. Kara elbisesi; pul parlaklığını, onun...

Direniş Suflesi: Hayır

‘Oku’ diye başlıyor olmasına rağmen kutsal sayılan kelam; ilk maraza mevzunun başında ortaya çıkıyor.Taraflaşmanın daha kolay belirlendiği, hudutların keskin olduğu süreçler elbette yaşandı. Her konuya dair yaklaşımlar farklı idi ve tariflenen alandan hangi konuya nasıl yaklaşılması gerektiği de kendiliğinden açığa çıkıyordu. Karışık ama bence kesinlikle böyleydi.İnsanın yaşadığı...

Üşüyor bir coğrafyanın yüreği

'Eylül Mayıs'a dönüşecek...'Geo Milev Üşüyor bir şehrin yüreği,  geceler buzdan karanlık. Yan yana dizilmiş çadırlar kanıyor. Üşüyor yeryüzü ve şehrin sokaklarında geziyor soğuk. Bir çocuk gözlerinde acının izlerini taşıyor. Bir bahar var ve gelecek mutlaka çocuk. Umudun ışığını taşıyor, geleceğimiz umudumuz çocuk. En amansız fırtınalar diner çocuk, savrulur...

En çok mor

Sıcak beterdi. Bıyıkları terlememiş bir delikanlılık çağında boncuk boncuk ter atıyordu. Çimento torbaları eşek ölüleri kadar ağırdı. Tuğlalar, yamalı şalvarında kahverengi tozlar bırakıyordu. Yamasını çepeçevre saran alelacele dikişleri hep terden söküktü.Daha O Boy’uyla karar vermişti ev yapmaya. Bir evin temelini attı. Atış o atış..Seni inşaat işçisi; fayans...

Sınırlar ve rahatça uyunamayan ülkeye dair: Ordu, yeniden…

Levent Ünsaldı Devlet ve milletin yüksek çıkarlarını ait olduğu kurumun çıkarlarıyla eş gören, dolayısıyla bunları yorumlama tekelini de kendisine veren Türk subayı, kışladaki eriyle kurduğu paternalist ilişkisini (“oğlum” ifadesiyle çağrılan er) milletin geneliyle olan ilişkisine de kolayca yansıtabilmiştir. Aktarılan bu hususi ethos (değerler sistemi), subayın tüm yaşamını geçirdiği...

Rıza Yalçın Koçak yazdı: Olağanüstü zulüm

Rıza Yalçın Koçak Etrafımızdaki insanlar büyük bir şaşkınlıkla cevabı bir yanı ile çok basit bir yanıyla ise iler tutar yanı olmayan sorular soruyorlar. İşyerlerinden atılan arkadaşlarının masumiyetlerine iliklerine kadar inanıp ve ama ‘devletin de bir bildiği vardır’ fikriyatının serin sularında kol gezmeye devam ediyorlar. Hükümet ile ‘paralel’ devlet...

Halkın vicdanı; “Gelemem” diyorsun, peki sen bizdeki “öf öf” ü duyuyor musun?

Ne desek, ne etsek, nasıl yapsak bilemiyoruz… Az şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler anlatabilmek için yeterli yaşadıklarımız. Çok şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler yapabilmek için çok şey görmedik henüz… “Derin bir ah” çekiyoruz, çünkü şu kelimeler sayfaya değerken Hurşit Külter hala kayıp. Ve “ah vicdan”...

Rütbelerin Er’leri

Rıza Yalçın Koçak ‘Türk halkı sessiz kalarak onayladığı bu savaşın mağduru olmaya mahkumdur.’ (TAK-Haziran 2016)Erleri çekin rütbeliler gelsin! Erleri çekmeyecek rütbeliler ordusu. Ere göre tanımlı omuzlardaki apoletler. Kaç erin başı olduğunu bildiriyor unvanlar. Erlerle tanımlayıp erlerle var ediyorlar kendilerini. Erleri çekin rütbeliler gelsin çığlığını bir iyi niyet olarak okumak gerekiyor en başta....

Kadim Süryanilerin Akitu Bayramı

Yerinden yurdundan edilen, sürgün halkların derdini en içten şairler dillendirir. Bu sebeple Yuhanna Bar Madeni der ki:“Ey sağduyulu!Ana vatanında kalman,Saygınlığını korur.Hakareti ve acı dolu gurbeti hor gör.Saç, başta oldukça değerlidir.Olmadığında, küçümsenir ve ayaklar altına alınır”Bundan tam 6766 yıl önce (MÖ 4750) Asur ve Babil kaynaklarına göre, tarihte...