Giresun Adası için UNESCO sürecinde sona gelindi 

0


Giresun Adası’nın Dünya Miras Geçici Sıralaması’ne alınması için UNESCO’ya rapor sunuldu. Giresun Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarımı Bölüm Başkanı Dr. Gazanfer İltar, “Hem mitolojideki yeri hem arkeolojik buluntuları hem de kuş türleri ve endemik nebat çeşitleriyle ada bulunmaz bir numunedir” dedi.

Karadeniz’de yer edinen iki adadan kabul edilen ve 40 bin metrekare alanı ile Akdeniz Defnesi ve Yalancı Akasya başta olmak suretiyle 71 tür organik otsu ve odunsu nebat türü ile karabatak ve martıların organik olarak ürediği organik ve arkeolojik sit alanı Giresun Adası’nın Birleşmiş Milletler (BM) Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı UNESCO’nun Dünya Miras Geçici Sıralaması’ne alınması için emek harcama başlatılmıştı. Ada’nın organik, kültürel, flora ve fauna ile canlı türlerinin özelliklerinin yer almış olduğu rapor, UNESCO’ya sunuldu.

Giresun Valiliği ve İl Kültür ve Gezim Müdürlüğü, kıyıdan 1,6 kilometre uzaklıkta yer edinen ve hakkında birçok efsanelerin anlatıldığı, Amozanların ve birçok kavmin yaşamış olduğu ada için detaylı rapor hazırladı. Mitolojide, Kaptan Yason önderliğindeki Argonotlar’ın Herkül ile beraber altın postu aramak için geldiği, `Aretias, Nesos ve Khalkeritis´ isimleriyle de anılan adanın organik, kültürel, flora ve canlı türlerinin özelliklerinin yer almış olduğu hazırlanan rapor, UNESCO’ya sunuldu.

ÜST DÜZEY KORUNACAK

Raporda, Doğu Karadeniz’de Antik ve Orta Çağ’da yerleşik hayata geçilen tek ada olan Giresun Adası´nın mitolojideki yeri, üstünde yer edinen kültür varlıkları, flora ve faunası ile mühim bir yaşam alanı olduğuna yer verildi. İçerisinde surlar, manastır, şapel, oldukça sayıda pitos ile 300´ün üstünde geleneksel yöntemlerle gömülmüş Bizans mezarı olduğuna yer verilen adanın kültürel zenginliğine vurgu yapılmış oldu.

UNESCO’nun değerlendirme sürecinin peşinden başvurunun pozitif neticelenmesi ile bir tek ülke çapında değil tüm dünyanın tanımış olduğu bir alan haline gelecek ada, yürütülen koruma faaliyetleri açısından en üst düzeyde internasyonal bir koruma statüsüne kavuşacak. Bu durum koruma faaliyetlerinin etkinliğini artırırken adanın gelecek nesillere aktarılmasına mühim bir katkı verecek.

DR. İLTAR: ‘ADA BULUNMAZ BİR NUMUNEDİR’

Giresun Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarımı Bölüm Başkanı Dr. Gazanfer İltar, milattan önceki yıllardan günümüze kadar kesintisiz bir yerleşime haiz olan Giresun Adası’nın Doğu Karadeniz’in arkeolojik açıdan en mühim yerleşim yeri bulunduğunu söylemiş oldu. Dr. İltar, “Bu bölgedeki Antik ve Orta Çağ’da yerleşim kısmen kesilerek 300-500 senelik aralar verilmiş. Sadece; Giresun Adası´nda arkeolojik kazılar sonucu elde ettiğimiz tespitler neticesinde ilk olarak M.Ö. 300´lü yıllarda yerleşimin başladığı, Orta Çağ’da Bizans döneminde kalenin yoğun olarak bir manastır işleviyle kullanıldığını görmekteyiz. Hem arkeolojik sit alanıdır, hem de organik sit alanıdır. Hem mitolojideki yeri, hem arkeolojik buluntuları hem de kuş türleri ve endemik nebat çeşitleriyle ada bulunmaz bir numunedir” dedi.

‘LİSTEYE GİRECEĞİNE İNANIYORUM’

Arkeolojik kazılar, buluntular, organik güzellikler, kuş türleri ve endemik bitkiler ile Giresun Adası´nın bir yaşanmışlığı ortaya koyduğunu söyleyen İltar, şunları dedi: “Adanın UNESCO  Dünya Miras Geçici Sıralaması’ne alınması için değerlendirmeler devam ediyor. Biz inanıyoruz ki; Giresun Adası Dünya Kültür Mirası Sıralaması’ne girecektir. Şundan dolayı tek bir noktayla ön plana çıkmıyor. Mitolojide, arkeolojide yeri var, nadir görülen kuş türlerine ev sahipliği yapıyor. Endemik nebat türleri var. Ek olarak kendi içinde karmaşa yapı şeklinde düşünülmüş dini bir merkez. Van Akdamar Kilisesi´ni örnek olarak gösterirsek, üstünde bir tek bir kilisesi ve birkaç yapısı var. Sadece Giresun Adası topyekün bir zamanı doku konumunda. Çevresi surlarla çevrili, içinde oldukça sayıda Orta Çağ’dan kalma yapılar var. Hatta Antik Çağd’an kalma tapınaklar da var”

‘ÖNEMİ DAHA DA ARTACAK’

Adanın UNESCO Dünya Kültür Mirası Sıralaması’ne alınmasıyla öneminin daha da artacağını ifade eden İltar, “Adaya bir tek yazları hizmet veren bir yat var. Bu yatlarla gelen yerli ve yabancı turistler adaya inip çevresinde turluyorlar ve otuz dakika sonrasında adadan ayrılıyorlar. Bu yöntemle bile gezgin sayısı arttı. Her yıl binlerce Arap turisti ağırlıyoruz. İlerleyen zamanlarda adadaki kazı emek harcamaları tamamlanıp restorasyonla beraber eski manastır havasının, surların, kilise ve şapellerin görülebilir hale gelmesiyle beraber Giresun Adası´nı ziyaret etmek isteyenlerin inanıyorum ki aylar öncesinden buluşma alması gerekecek. İşte UNESCO başvurumuz bu yüzden oldukça önemlidir” diye konuştu.

GİRESUN’DA UNESCO HEYECANI

Giresun Adası’nın UNESCO  Dünya Miras Geçici Sıralaması’ne alınması için yürütülen emek harcama kentte de vatandaşlar içinde coşku yarattı. Çalışmanın önemine dikkat çeken Namık Baltaoğlu, “Doğu Karadeniz´in insan yaşayabilen tek adası. Mitolojik olarak da zamanı bir geçmişi var. Aslına bakarsak geç kalınmış bile olsa, bu şekilde bir girişimde bulunulması Giresun adına ülkemiz adına oldukça sevindirici. Ümit ederim bu emek harcamalar pozitif netice verir” ifadelerini kullandı. Hüseyin Özgürel de, “Giresun Adası´ndaki zamanı doku bozulmadan düzenlenmeli. Zamanı yapılar ortaya çıkarılarak turizme açılmalı” dedi.

‘GİRESUN ADASI’ HAKKINDA

Giresun Adası, Karadeniz’de bulunan iki adadan biridir. Giresun Adası kıyıdan 1,6 km açıkta olup, 40.000 metrekare alana haizdir. Adada bilhassa Akdeniz Defnesi ve Yalancı Akasya başta olmak suretiyle 71 tür organik otsu ve odunsu nebat türü bulunmaktadır. Sonradan 10 tane ağaç türü daha ilave edilmiştir. Karadeniz’de karabatak ve martıların organik olarak ürediği ada hem de göçmen kuşların uğrak ve dinlenme yeridir. Hakkında birçok efsaneler anlatılan, Amozanların ve birçok kavmin yaşamış olduğu adada mitolojik çağlara ilişik birçok kalıntı bulunmaktadır. Amazon kadınlarının burada yaşadığına ve mitolojide Kaptan Yason önderliğindeki Argonotlar’ın Herkül ile beraber altın postu aramak için geldiklerine ve `Aretias, Nesos ve Khalkeritis´ isimleriyle anılan adada M.Ö. 2 bin yılından itibaren yerleşimin başladığı sanılıyor. Adada, 2011 senesinde süregelen arkeolojik kazılarda kilise kalıntıları, mabet, iskeletler, şarap fıçıları bulunmuş oldu. Kazılar sonucunda adanın tarihte bir dini merkez olduğu belirlendi.



CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here