8.5 C
İstanbul
Pazar, Ekim 25, 2020

Başını alıp gitmek isteyenlere 12 ülke ve kabul şartları

Usta şair Özdemir Asaf bir şiirinde şöyle diyor: "Kolay mıdır bir anda vazgeçip gitmek,/Yoksa gitmekten vazgeçip sevmek mi gerek?".  Ardından eklemiş yine: "Ben cevap veremedim,...

Bunlara bakmalısınız

Yapay Zeka: Dost Mu, Düşman Mı?

Londra'daki Kraliyet Cemiyeti'nde sıradan bir Haziran'ın bir Cumartesi sabahı. Bilgisayar bilimcileri, halk arasında ünlü isimler ve gazeteciler, onlarca yıldır süregelen bir mücadeleye tanıklık etmek...

Dünden bugüne: Nuri Bilge Ceylan

 Dünyanın en prestijli ödüllerinden Altın Palmiye'yi son filmi "Kış Uykusu"yla kazanan Nuri Bilge Ceylan'ı ne kadar tanıyoruz? Güldal Kızıldemir'in bu büyük yönetmenle 1997'de yaptığı...

Henüz izlemediyseniz ‘Mutlaka’ izlemeniz gereken 15 film!

Derleme/Eren Aşnaz Henüz izlemediyseniz izlemeniz gereken 15 filmi bu hafta sizler için derledik. Usta oyuncu ve efsane olmuş yönetmenlerden derlediğimiz filmlerin hepsini, yok olması imkansız...

Vadim Stein’in 32 fotoğrafıyla dansçılar

Ukraynalı Fotoğrafçı Vadim Stein, drama, heykelcilik ve grafik üzerine yaptığı çalışmalarının ardından dansçıların fotoğraflarını çekmeye karar verir.Fotoğrafçı Vadim Stein'in çalışmalarından küçük bir demeti sizin...

Edebiyatın karanlık kahini: Aldous Huxley

Bütün zamanlarda raslayabileceğimiz, zamanını aşmış, hatta zaman hakkında öngörüde bulunmuş ve bu öngörüleri gerçekleşmiş insanlar vardır. Bu gün sizler için Aldous Huxley'in hayatından sahneleri...

Ataerkil bir toplumda 4 maddeyle kadınların giyimine göre takılan isimler

Ataerkil bir zihniyetin hakim olduğu dünyada tahakküm altındaki cins olan kadına da erkeklerin rol biçtiğini söylemek yanlış olmaz. Ne var ki hayatın her alanında...

Gök, yeni gıda ve tarım politikalarına ihtiyaç var

Bu haber 23 kez okunmuştur.

Gök, yeni gıda ve tarım politikalarına ihtiyaç var

Dünya Gıda Günü nedeniyle yaptığı basın açıklamasında güvenli ve yeterli beslenmeye dikkat çeken Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa GÖK, gıda politikalarında yeniden yapılandırılma sürecine ihtiyaç olduğunu söyledi. Gök, “Ülkemizde toplumsal menfaatlerin ön plana çıkarılması, topyekûn kalkınma ve refahın sağlanması, kaynakların etkin ve verimli kullanılması hayati önem taşımaktadır. Zayıf halkaları iliştireceğimiz güçlü halkamız olan gıda egemenliğimizin sağlanmasında tavizsiz bir yeniden yapılanma sürecine vakit kaybetmeden geçiş yapılmalıdır” dedi.

Yeterli, güvenli ve besleyici gıdaya ulaşmanın temel bir insan hakkı olduğunu belirten Gök, “Bu hak, 1996 Dünya Gıda Zirvesi eylem planında açıkça belirtilmiş, uluslararası çok sayıdaki bağlayıcı protokollerle de pekiştirilmiştir. Birleşmiş Milletler’in yayınladığı 2019 Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenme Raporu’na göre 1 milyara yakın kişi açlık tehdidi altında. Açlık, yetersiz beslenmenin yaklaşık yüzde 20’lik bir oranla en yaygın görüldüğü kıta ise Afrika” diye konuştu.

KÖTÜ BESLENMENİN EKONOMİK MALİYETİ SARSICI BOYUTTA

Gıda güvenliği konusunda yeni kavramların ortaya çıktığına işaret eden Gök, bunların şiddetli gıda güvensizliği ve orta seviye gıda güvensizliği olduğunu söyledi. Gök konuşmasına şu şekilde devam etti: “Şiddetli gıda güvensizliği açlık kavramıyla ilişkiliyken, orta seviyede gıda güvensizliği ise insanların gıdaya ulaşmada belirsizliklerle karşılaşması ve tükettikleri gıdaların kalitesi veya miktarından ödün vermek zorunda kalmasıdır. Dünyada yaklaşık 2 milyar insan orta veya şiddetli seviyede gıda güvensizliği içinde yaşamaktadır. Besleyici ve yeterli gıdaya düzenli erişim sağlanamaması bu insanların kötü beslenme ve sağlıklarının bozulması riskini arttırmaktadır. Kötü beslenmenin ekonomik maliyeti ise sarsıcı boyuttadır. Şüphesiz toplumların öncelikli amacı, yeterli düzeyde gıda arzını sağlarken, insan sağlığını da en iyi şekilde korumaktır. Dünya genelinde fazla kiloluluk ve obezite yaygınlığı, özellikle okul çağındaki çocuklar ve yetişkinler arasında olmak üzere, tüm bölgelerde artmaktadır.  Fazla kiloluluk ve obezite tüm dünyada, özellikle okul çağındaki çocuklar ve yetişkinler arasında artmaya devam etmektedir. Açlık, yoksulluk ve gıda güvencesizliği kurum ve kuruluşların yalnız başına uğraşılarıyla aşılamayacak kadar büyük sorunlardır. Bu sorunları çözmek için hükümetler, tarım sektörü, endüstri, akademik kurumlar ve araştırma kurumları,   sivil toplum kuruluşları ortak akıl yürüterek, birlikte çalışmak zorundadır.”




COVİD-19 ÜLKELERİN TARIM POLİTİKALARINI YENİLEMESİ İÇİN BİR FIRSAT OLABİLİR

‘Ülkelerin kriz karne notunda oldukça etkili, kararlar zincirine ihtiyaç duyan, küllerinden yeniden doğmayı bekleyen kritik bir alan da ülkemiz tarım ve gıda sektörüdür’ diyen Gök, şunları söyledi: “Kovid-19 salgını, sistem dönüşümü yaratmak için bir fırsat olabilir mi? sorusunu çok iyi irdelemek gerekir. Çünkü hep birlikte deneyimlediğimiz üzere bu dönemde dünyanın şifreleri, ”milli yeterlilik” fırsatlarından istifade etme üzerine kodlanmıştır. Kriz dönemlerinde yerli sanayilerin gösterdiği refleks, ülkelere geniş bir çözüm ve hareket kabiliyeti kazandırmaktadır. Tüm dünyada yaşanan pandemi, ithal hammaddeye dayalı bir gıda ve tarım üretim modelinin ne denli imkânsızlıklar barındırdığını ortaya koymuştur.  Gıda ve tarım sektörlerini yeniden ele alma gereksinimi ortaya çıkmış, yeniden yapılanma arayışı tezahür etmiştir. Tarım ve hayvancılık alt yapısı güçlü olan ülkeler bu sürecin kazananları arasında yerlerini alacaktır. Çünkü salgın aynı zamanda ülkelerin milli kapasitelerinin de önemini ortaya koymuştur. Alt yapısı sağlam ve milli kapasitesi güçlü olan ve erken harekete geçen ülkeler, krizle daha başarılı mücadele etmektedir.

“TÜRKİYE’NİN COĞRAFİ VE İKLİMSEL AVANTAJLARINDAN YARARLANMAYI”

Ülkemizde toplumsal menfaatlerin ön plana çıkarılması, topyekûn kalkınma ve refahın sağlanması, kaynakların etkin ve verimli kullanılması hayati önem taşımaktadır. Zayıf halkaları iliştireceğimiz güçlü halkamız olan gıda egemenliğimizin sağlanmasında tavizsiz bir yeniden yapılanma sürecine vakit kaybetmeden geçiş yapılmalıdır. Bunların gerçekleşmesi için de mikro ve makro ölçekli yol haritalarıyla Türkiye’nin coğrafi ve iklimsel avantajlarından yararlanmayı, şeker pancarından şeker üretimi gibi seçkin ürünlerde lider olma hedefiyle katma değerin ülke içinde arttırılması yönünde tercihimizi hayata geçirmemiz gerekmektedir. Sonuç itibariyle, 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde toplum sağlığını gözetecek, Türkiye’yi özellikle güvenilir gıda üretiminde farklı bir yörüngeye oturtacak politikalar çerçevesinde atılacak adımlar halkımızın güvenilir gıda temini ve tüketiminin sağlanması, toplumsal bilincin oluşturulmasına katkıda bulunulması açısından büyük önem arz etmektedir.

Kadir GÜRHAN






CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bunları kaçırmayın

Marquez’in 2001’de Marcos’la yaptığı röportaj

Kendisini Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu'nun (EZLN) sözcüsü olarak tanımlayan ve herkesin bir kere olsun ağzında piposuyla, yüzü gizli halde çekilmiş bir fotoğrafını görmüş, muhterem...

Dünyanın en çok satan 20 kitabı

İnsanoğlu bu güne kadar kesin olmamak kaydıyla 130 milyana yakın kitap basmıştır. Biz bu listeyi hazırlarken bile basımda olan yeni kitaplar olduğunu biliyoruz. Bu...

Sema Moritz’in hikayesi ve taş plak sesi

Sema Moritz, Türkiye Müziğinde Taş plak sesli şarkıcı olarak kendine yer edinmiş, bir daha onun gibisi gelir mi acaba dedirten bir müzisyen. Nokta dergisine...

Kadın’ı varlıklarıyla hatırlatmaya çalışan iki kadın: Luiz Bakar ve Ester Zonana

Birbirlerini hiç tanımamış, aynı amaç uğruna mücadele eden iki kadının dillendirdikleri bir nokta. Onca söz ve güç sahibi dini lider ve cemaat yöneticilerinin içinde,...

Son haberler

Japon Merkez Bankası’ndan kriz uyarısı!

Japonya Merkez Bankası (BoJ) Finansal Sistem Raporu’nda, ekonomik toparlanmanın hızında sürekli durgunlaşma ve finansal piyasalarda önemli düzeltme olması durumunda, finansal kurumların sağlamlığında bir bozulma...

Borsa günü düşüşle tamamladı

Bu haber 32 kez okunmuştur. Borsa, günü yüzde 1,09’luk düşüşle tamamladı.Borsa İstanbul 100 (BIST) endeksi günü yüzde 1,09’luk...

Greenpeace: Japonya’da denize salınacak kirli suyun insan DNA’sına zarar verme potansiyeli var

Greenpeace’in yaptığı bir araştırmaya göre, Fukuşima-Daiiçi nükleer santralinden denize salınacağı bildirilen kirli su, insan DNA’sına zarar verme potansiyeline sahip radyoaktif bir madde içeriyor.Çevre...

Gaziantep’te beyaz altın bereketi

Bu haber 22 kez okunmuştur. Araban ovasında başlayan ve beyaz altın olarak tabir edilen pamuğun hasadında sona yaklaşıldı....