8.5 C
İstanbul
Pazartesi, Eylül 21, 2020

Gezi Parkı eylemlerinin 3. yılında hatıralarda kalan duvar yazıları!

Gezi Parkı eylemlerinin üçüncü yılında, eylemcilerin geride bıraktığı duvar yazıları bu gün bile güncelliğini koruyor. Gezi parkı eylemlerinde duvarlara yazılan yazılandan bizim ulaşabildiklerimiz. Gezi Parkı eylemlerinden...

Bunlara bakmalısınız

Dresden’de Gezilecek 8 Yer

Doğu Almanya’nın mücevheri Dresden, nefes kesici güzelliğiyle şehri çevreleyen Elbe Nehri‘ne nazır nefis bir kent.

Yapay Zeka: Dost Mu, Düşman Mı?

Londra'daki Kraliyet Cemiyeti'nde sıradan bir Haziran'ın bir Cumartesi sabahı. Bilgisayar bilimcileri, halk arasında ünlü isimler ve gazeteciler, onlarca yıldır süregelen bir mücadeleye tanıklık etmek...

Modern hayatlar, suni mutluluklar, senkronize yalnızlıklar

Yapmak isteyip de yapamayacağımız şeylerle doldu taştı dünya. İzlenecek tonla film, dizi, okunacak kitap, gidilecek, görülecek, gezilecek yerler ve ortalama 70 yıl ömür var...

Marquez’in 2001’de Marcos’la yaptığı röportaj

Kendisini Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu'nun (EZLN) sözcüsü olarak tanımlayan ve herkesin bir kere olsun ağzında piposuyla, yüzü gizli halde çekilmiş bir fotoğrafını görmüş, muhterem...

Dünyanın en ilginç sanatçısından en ilginç savaş aracı

Arjantinli sıradışı sanatçı Raul Lemesoff, insanlara kitabı sevdirmenin belkide hiç denenmemiş bir yolunu deniyor. Sanatçının çalışmasını derlediğimiz listemizde aşağılara doğru kaydıkça önyargılarınız yıkılacak.Dilerseniz sıradışı listemize...

Kadın’ı varlıklarıyla hatırlatmaya çalışan iki kadın: Luiz Bakar ve Ester Zonana

Birbirlerini hiç tanımamış, aynı amaç uğruna mücadele eden iki kadının dillendirdikleri bir nokta. Onca söz ve güç sahibi dini lider ve cemaat yöneticilerinin içinde,...

Grinin 50 Tonu’nun berbat bir film olduğunu kanıtlayan 5 yasaklı film

Yasaklı film demek izleyicide merak uyandıran ve bilet aldırmaya zorlayan bir dürtünün harekete geçmesini sağlıyor.

Üstelik bu yasağın cinsel içerik barındırdığını bilmek, dünyada (özellikle Türkiye’de) en çok tıklanan malum siteleri göz önüne aldığımızda, sinemaya pek seyrek giden film izleyicisinin de “bu filme bir de ben bakayım” dedirttiğini söylemek gerek. Türkiye’de de yaş kısıtlamasıyla birlikte gösterime giren Sam Taylor-Johnson imzalı Grinin Elli Tonu, “Yasaklı Film” etiketi sayesinde epey bir izleyici ile buluştu. Peki film gerçekten iyi miydi, beklentileri karşıladı mı? Burada beklentiden kasıt “sinemasal değer” anlaşılmalı. Filmi izlediğimizde maalesef bir hayal kırıklığıyla karşılaştığımı belirtmek zorundayım.

grinin elli tonu

 

Yasaklı film denilince, akla eleştirel bir alt metni olan, yerleşik düzene ve onun gerektirdiklerine bir bakıma karşı çıkan ya da en azından eleştiren bir filmle karşılaşmayı umuyoruz. Ancak Grinin Elli Tonu’nda karşılaştığımız şey, karakterlerinin havada kaldığı, geçmişlerine ait bir hikayeye yer vermediği ve dolayısıyla filmdeki kadın karakter Anastasia Steele’in aşık olduğu Christian Grey’e neden böyle? Neden biz de normal insanlar gibi bir ilişki yaşamıyoruz? sorularına “Ben buyum” diyerek, içinde var olduğunu düşündüğü sadizm ve şiddetle kutsadığı cinsellik anlayışına asla romantizmi karıştırmamasının nedenini bir türlü anlayamıyoruz. Fakir “kız” zengin erkek imajını yerleştiren film, bir bakıma Amerikan rüyasını da alt metinde iyiden iyiye işlemekte. Mezuniyet gününde alınan son model araba, helikopter yolculuğu, uçakla gökyüzünü gezmek… Havada kalanın keşke sadece Christian’ın karakteri olsa, Steele’in annesi Carla ve Christian’ın annesi Grace karakterleri de bir soup opera dizisinden çıkmıştan bir farkı yok. Filmin tek iyi yanı kullanılan müzikler diyebiliriz. Müzikler sahnelere göre iyi seçilmiş fakat sinemada müziğin kullanımının da tartışmalı bir alan olduğunu akılda tutmak lazım, zira bazı yönetmenler duyguyu yönlendirdiği ve görüntüyü arka plana attığı için fazla müzikten kaçınması gerektiğini savunuyorlar. Filmin şiddet sahnelerini feminist yaklaşımla ele almak ayrı bir literatür bilgisi ve ayrı bir okuma gerektiriyor. Ancak o kunda filmin geçer not alacağını pek sanmıyorum.

Lafı fazla uzatmadan Grinin Elli Tonu’nun ayakları yere basan bir film olmadığını kanıtlayan listemize geçmek istiyorum. Listedeki çoğu filmin yetişkinlere yönelik olduğunu belirtmek zorunda hissediyorum. Bazı filmlerin yetişkinlere bile fazla geleceğini düşünsem de söz konusu filme eleştirel bir bakış için yerinde filmler olduğu için listede yer vereceğim.

 

5. La Pianiste – Michael Haneke (2001)

Türkçe adıyla Piyano Öğretmeni, annesiyle birlikte yaşayan yaşı geçkin bir müzik profesörün bastırılan cinselliğini ve bunun dışa vurumu konu edilmektedir. Şiddetin sineması olarak nitelendirilen Haneke’nin birçok filminden yalnızca biri. Film burjuva toplumunu, değer yargılarını eleştiren ve resmen psikolojik bir işkence filmi. Şiddetin birçok boyutunu izleyeceğiniz filmde, filmlerinde pek playback müzik kullanmayan Haneke’nin Schubert’e hayranlığı sayesinde piyano dinleme zevkine de erişeceksiniz.

la pianiste-michael haneke-2001

 

4. Bitter Moon – Roman Polanski (1992)

Acı Ay, Roman Polanski’nin sıra dışı filmlerinden biri. Hastalıklı bir aşkı konu alan film, grinin 75 tonunu bulabileceğiniz baş yapıtlardan biri. Hiçbir tabunun kırılmasından çekinmeyen yönetmen, benlikle bir çatışmanın kronolojisini irdeliyor. Cinselliğin birçok yönünün açılıp gözler önüne serildiği film mutlaka izlenmesi gereken bir yapıt olmakla birlikte, listedeki diğer filmler gibi yetişkinlere yöneliktir.

biter-moon-roman polanski-1992

 

3. Irréversible – Gaspar Noé (2002)

2002 yapımı Gaspar Noe filmi, Başrollerinde Monica Bellucci ve Vincent Cassel yer alıyor. Filmin tersten akan kurgusu, olayların kronolojik sırasının tam tersi bir akış sunuyor. Filmin mottosu olan “Zaman her şeyi yok eder” sözleri filmin konusuyla yakından ilgili bir cümle olarak filmin değişik yerlerinde karşımıza çıkıyor. Filmin kamera kullanımıyla dehşete düşebilirsiniz ancak sinema salonlarında birçok kişinin kusarak dışarı çıkıp filmi yarıda bıraktığını hatırlatayım. Film şiddet içermekle birlikte şiddetin bir parodisi olmakta. Yönetmenin bu filmle insanların şiddete dayanıklılığını ölçtüğü söylenmekte. Tam anlamıyla bir yeraltı filmidir.

irreversible-movie-poster-2002

 

2. Nymphomaniac – Lars von Trier (2013)

İtiraf olarak Türkçe’ye çevrilen Lars von Trier filmi, bir kadının doğumundan 50 yaşına kadar başından geçen olayları cinsel yaşamı odaklanarak ele alınmakta. Film Türkiye ve birçok yerde yasaklandı ancak belirli bir izleyici kitlesi olan Trier’i bilen herkes ağzı kulağında izledi. Mutlaka izlenmesi gereken filmlerdendir. Tabi ki yetişkinlere yönelik.

nymphomaniac lars von trier 2013

 

1. Srpski Film- Srđan Spasojević (2010)

Türkçe ismi Sırp Filmi veya Bir Sırp Filmi. Vikipedi’de bir korku filmi olarak geçmektedir. Ancak gerçekte öyle mi pek emin değilim. Filmin içinde bir film çekilmektedir ve çekilen filmin konusu aslında pedofili, nekrofili, çocuk istismarı, şiddet gibi pek çok öğeden oluşuyor. Gerçekte filmin konusu ise filmde çekilen filmle aynı. İzlemek için kan ve çok ama çok şiddet içerikli sahnelere karşı sağlam bir yapıda olmanız gerekir. Lütfen filmi sevgilinizle ve tek başına izlemeyin. Cinselliğe ağır bir eleştiri içermekle birlikte cinsel şiddeti apaçık bir şekilde gösteren, cinsellikten soğutan bir yapısı da bulunmaktadır. Kötü bir hisse kapıldığınızda filmi hemen kapatın, zira geçmeyecek, her gelen sahne sizi daha çok sarsacak.

A_Serbian_Film-2010Presshaber.com

 






1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bunları kaçırmayın

Ataerkil bir toplumda 4 maddeyle kadınların giyimine göre takılan isimler

Ataerkil bir zihniyetin hakim olduğu dünyada tahakküm altındaki cins olan kadına da erkeklerin rol biçtiğini söylemek yanlış olmaz. Ne var ki hayatın her alanında...

Çocuğunuzu ‘cinsel istismardan’ korumak için ‘İç Çamaşırı Kuralı’nı öğretin

Beş çocuktan biri cinsel şiddete, cinsel istismara maruz kalıyor. Çocuğunuzun böyle bir durumla karşılaşmaması için ona İç Çamaşırı Kuralı'nı öğretebilirsiniz. İç Çamaşırı Kuralı, Avrupa Konseyi'nin...

Sema Moritz’in hikayesi ve taş plak sesi

Sema Moritz, Türkiye Müziğinde Taş plak sesli şarkıcı olarak kendine yer edinmiş, bir daha onun gibisi gelir mi acaba dedirten bir müzisyen. Nokta dergisine...

Biz yaşlandıkça zaman neden daha hızlı akar?

Zaman; kontrolümüz dışında sürekli akıp giden, durdurulamayan, ileri ya da geri sarılamayan soyut bir kavram. Aynı zaman dilimi, kimisine göre uzun, kimisine göre kısa....

Son haberler

İnşaata dev konkordato!

Ekonomik krizin tüm sektörleri etkilediği Türkiye’de neredeyse her gün dev şirketlerle ilgili iflas veya konkordato ilanı haberleri geliyor. Koronavirüs salgını sonrası kriz giderek daha...

‘Minnoşlar’ filminin ardından Netflix’te abonelik iptalleri beş kat arttı

‘Çocukları cinsel obje haline getirmekle’  eleştirilen “Minnoşlar” (Cuties) filminin ardından Netflix aboneliğini iptal edilen kişilerin sayısı, önceki 30 güne kıyasla son beş günde...

Türk firmasından ilaç sanayinde dev satınalma!

108 yıldır ilaç sektöründe faaliyet gösteren ve 18 yıldır kesintisiz pazar lideri olan Abdi İbrahim, ilaç sektörünün öncü ülkesi İsviçre’de kurulu 83 yıllık...

Halil Sezai tutuklanarak cezaevine gönderildi

Tuzla’da 15 Eylül’de, 67 yaşındaki Hüseyin Meriç’i darp ettiği görüntüler ortaya çıkan ve tutuklama talebiyle nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliği’ne sevk edilen şarkıcı Halil...

Kıbrıs İktisat Bankası: ‘Bilinmeyen sularda seyreden bir para birimi; Türk Lirası’

Bilinmeyen sularda seyreden bir para birimi: Türk Lirası Dün açıklanan verilere göre, TCMB’nin sadece bu sene brüt döviz rezervleri %40 azalarak 45,2 milyar dolar...
%d blogcu bunu beğendi: