izmir escort
Ana SayfaDerlemelerII. Dünya Savaşı'nın kaybedenleri

II. Dünya Savaşı’nın kaybedenleri

Google News presshaber.com

Çeviri/ Günel Abdullayeva Tekcan

Gerçi savaşın kazananı olmaz demişler ama resmi tarih kitaplarında önce iki tarafa ayrılır savaşanlar “iyi ve kötü” diye, ardından bir tarafa kazanan diğerine kaybeden denir. Bir de resmi tarihte bile yazmayan “kayıp kazananlar” var.

 

II. Dünya Savaşı medyada anlatıldığı gibi tek Rus halkının değil tüm Sovyet halklarının kahramanlıkları ile kazanılmıştır. Çok sayıda kişi cephe ve Nazi kamplarında öldürüldü. Sovyet halkının gösterdiği kahramanlıklar, o dönemin en yüksek ödülü sayılan Sovyet Sosyalist Kahramanı ödülü ile taltif ediliyordu. Savaş boyunca bu ödülü 11.302 kişi kazandı.

 

Tarih hep eksik yazıldı

İşin en garip tarafıysa resmi kaynaklarda sadece aşağıdaki millet mensuplarının kazandıkları ödüller gösteriliyor: Ruslardan 7.998 kişi,  Ukraynalı 2.021, Beyaz Rusyalı 984 kişi. Neden peki diğer milletler unutulmuş? SSCB dostluğun ve eşitliğin simgesi olan bir devletti. Neden resmi istatistiklerde yukarıda adları geçen halklar  yazılmalarına rağmen diğer halkların adı geçmemiş? Oysa Sovyet Sosyalist Kahramanı adını 161 Tatar, 107 Yahudi, 96 Kazak, 90 Gürcü, 89 Ermeni, 67 Özbek, 63 Mordovyalı (Rusya Federasyonu’nda Özerk Cumhuriyet Mordovya sakini), 48 Çuvaş, 43 Azerbaycanlı, 38 Başkurt, 31 Osetyalı, 16 Türkmen, 15 Litvanyalı, 15 Tacik, 12 Letonyalı, 12 Kırgız, 10 Komi, 10 Udmurt, 9 Estonyalı, 6 Kabardın, 4 Abhazyalı, 2 Yakut ve 2 Moldovyalı almıştır. Bunlara ek olarak listede Çeçen ve Kırım Tatarlarının adı bile geçmiyor. Görmezden gelinen bu halklar neden listeden silindi?

 

Aradan sıyrılanlar yok değil

Dürüst olmak gerekirse, Sovyet Sosyalist Kahramanı ünvanına 6 Çeçen ve 5 Kırım Tatarı layık görüldü. Söz konusu 11 kişi kahramanlıklarıyla o zamanki devletin en yüksek ve değerli ödülünü kazandılar. 1942’de Lavrenti Beria’nın (Sovyet politikacı, Sovyet Güvenlik Sekreteri ve Sovyet Gizli Polis şefi) fermanı ile Çeçenlerin cepheye çağrısı durduruldu. Nazilerin Kafkasya’ya hücum teşebbüsüne  karşın Çeçenler orduya tekrar çağrıldı. Cephede 18.500 gönüllü ve orduya çağrılan Çeçen asker Stalingrad savaşlarında kahramanlıklar gösterdi.  Bunlar arasında meşhur Çeçen kahramanlarından sayılan topçu Hanpaşa Nuradilov ve keskin nişancı Abuhacı İdrisov’u anmak gerekir. Nuradilov Zaharovka, etrafını saran 120 Nazi askerinden hepsini öldürerek kurtulmuş. Toplamda 920 Nazi öldürerek Sovyet Sosyalist Kahramanı nişanını kazanmış.

Bu savaşta Yahudi halkı da yeteri kadar kahramanlık sergileyen bir diğer halk. Uzun süre Yahudilerin adı satıcı kelimesiyle anılsa da savaş döneminde son damla kanlarına dek dövüşerek Nazi’lere fırsat vermemişler. Sovyet ordusunda 20.000 Yahudi savaşarak 107si  kahramanlık ünvanını almaya hak kazanmış.

 

II. Dünya Savaşı’ndan kim kaldı?

Aynı zamanda o dönemin genç Sovyet devletleri olarak geçen Estonya, Letonya ve Litvanya da bu savaşta aktif olarak kendini gösteren halklar içerisinde yer almakta. Maalesef SSCB artık tarihte kaldı. Yıllar geçtikçe II. Dünya Savaşı kahramanlarının da sayıları azalıyor. Mesela 1930’da doğan ve o dönem genç partizan olanlar şimdi 81 yaşındalar. Sayıları azaldıkça onların anlattıkları anılar da azalmakta ve hatta bu anıların gerçek dışı olduğunu söyleyenler de az değildir. Savaşta omuz omuza Çeçen, Rus, Ukraynalı ve ya Kafkasyalı savaşırken kimsenin aklına milliyet, köken sorgulamak gelmiyordu. Ama şimdi her kesin aklında etnik köken, milliyet yer alıyor.

Presshaber.com

Kaynak: Topwar.ru

Listeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler haberler

İş-yaşam dengesinde şampiyon ilaç sektörü

Great Place to Work Enstitüsü, iş-yaşam dengesi puanı en yüksek...

Konut fiyatları reel olarak geriliyor

‘REIDIN-GYODER Yeni Konut Fiyat Endeksi’ Mart 2020 sonuçları açıklandı. Endekse...

Afganistan’da cuma namazı sırasında camide bomba patladı: En az 69 ölü

Afganistan’ın Nangarhar vilayetine bağlı Haska Mena bölgesinde yer alan Cavdara’daki...

Tartışı-Yorum

Cumartesi Anneleri: Gözaltındaki kayıpların hikayesi

Kadir Gürhan“Kayıplar” ve “yargısız infazlar” denilince akla ilk gelen Latin Amerika ülkeleridir. Bu ülkelerde askeri cunta yönetimleri “gözaltında kayıplar” ve “yargısız infazlarla” kendisine muhalif olan tüm kesimlere karşı bir korku ve sindirme politikası uyguladı. Hayatın bir parçası haline gelen bu uygulamalarda kaybedilenlerin çoğunu; öğrenciler, öğretmenler, sendikacılar (örgütlü...

Ölümü öldürmek, sonsuz bir umudun baharıdır…

“Evîn Biharek e…”* - Arjen Arî Bir acılar sarmalıdır sancı, zamanın derinliklerinde gezinen ve hayatın kıyılarına vurur hafızalarının unutulmayacak sesleri. “Lal bû zimanê xwezayê, Girî herikî, jan bû banî” (“Dilsizdi doğanın dili, gözyaşı aktı, acı köprü oldu…”) dizeleri ile anlatıyor şair Semra Çelebî, ‘Birîn’ adlı şiir kitabında, gerçeğin...

Kalbi atan ölü bedenler

Bazı anlar vardır zihinlerimizde çocukluğumuza dair. Hayal mi gerçek mi olduklarını ömrü billah çözemeyiz. Bize anlatılanları, oradan buradan duyduklarımızı kurgulayarak bir görüntü yaratmış da olabiliriz, bizzat gözlerimizle tanık olduğumuz bu anlar zihnimizde mıh gibi tüm gerçekliğiyle çakılı da olabilir. Dediğim gibi hangisinin doğru olduğunu sınamak mümkün değil.Zihnimde...

Kuzguni Gömüt

Siyah kuzguni elbisesi içinde dilinde tek bir Arapça cümle ile Aisha Faris, sadece ağlıyordu. Bizim bilmediğimiz bir dilde, İç’inde kopan çığlıkların gümbürtüsü, siyah elbisesinde kara kara dalgalanıyordu. Aynı Arapça cümleyi tekrarlayarak Engin dertlerine bir de çağlayanlar ekliyordu. Gözyaşları bakışımızın değdiği her yerdeydi. Kara elbisesi; pul parlaklığını, onun...

Direniş Suflesi: Hayır

‘Oku’ diye başlıyor olmasına rağmen kutsal sayılan kelam; ilk maraza mevzunun başında ortaya çıkıyor.Taraflaşmanın daha kolay belirlendiği, hudutların keskin olduğu süreçler elbette yaşandı. Her konuya dair yaklaşımlar farklı idi ve tariflenen alandan hangi konuya nasıl yaklaşılması gerektiği de kendiliğinden açığa çıkıyordu. Karışık ama bence kesinlikle böyleydi.İnsanın yaşadığı...

Üşüyor bir coğrafyanın yüreği

'Eylül Mayıs'a dönüşecek...'Geo Milev Üşüyor bir şehrin yüreği,  geceler buzdan karanlık. Yan yana dizilmiş çadırlar kanıyor. Üşüyor yeryüzü ve şehrin sokaklarında geziyor soğuk. Bir çocuk gözlerinde acının izlerini taşıyor. Bir bahar var ve gelecek mutlaka çocuk. Umudun ışığını taşıyor, geleceğimiz umudumuz çocuk. En amansız fırtınalar diner çocuk, savrulur...

En çok mor

Sıcak beterdi. Bıyıkları terlememiş bir delikanlılık çağında boncuk boncuk ter atıyordu. Çimento torbaları eşek ölüleri kadar ağırdı. Tuğlalar, yamalı şalvarında kahverengi tozlar bırakıyordu. Yamasını çepeçevre saran alelacele dikişleri hep terden söküktü.Daha O Boy’uyla karar vermişti ev yapmaya. Bir evin temelini attı. Atış o atış..Seni inşaat işçisi; fayans...

Sınırlar ve rahatça uyunamayan ülkeye dair: Ordu, yeniden…

Levent Ünsaldı Devlet ve milletin yüksek çıkarlarını ait olduğu kurumun çıkarlarıyla eş gören, dolayısıyla bunları yorumlama tekelini de kendisine veren Türk subayı, kışladaki eriyle kurduğu paternalist ilişkisini (“oğlum” ifadesiyle çağrılan er) milletin geneliyle olan ilişkisine de kolayca yansıtabilmiştir. Aktarılan bu hususi ethos (değerler sistemi), subayın tüm yaşamını geçirdiği...

Rıza Yalçın Koçak yazdı: Olağanüstü zulüm

Rıza Yalçın Koçak Etrafımızdaki insanlar büyük bir şaşkınlıkla cevabı bir yanı ile çok basit bir yanıyla ise iler tutar yanı olmayan sorular soruyorlar. İşyerlerinden atılan arkadaşlarının masumiyetlerine iliklerine kadar inanıp ve ama ‘devletin de bir bildiği vardır’ fikriyatının serin sularında kol gezmeye devam ediyorlar. Hükümet ile ‘paralel’ devlet...

Halkın vicdanı; “Gelemem” diyorsun, peki sen bizdeki “öf öf” ü duyuyor musun?

Ne desek, ne etsek, nasıl yapsak bilemiyoruz… Az şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler anlatabilmek için yeterli yaşadıklarımız. Çok şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler yapabilmek için çok şey görmedik henüz… “Derin bir ah” çekiyoruz, çünkü şu kelimeler sayfaya değerken Hurşit Külter hala kayıp. Ve “ah vicdan”...

Rütbelerin Er’leri

Rıza Yalçın Koçak ‘Türk halkı sessiz kalarak onayladığı bu savaşın mağduru olmaya mahkumdur.’ (TAK-Haziran 2016)Erleri çekin rütbeliler gelsin! Erleri çekmeyecek rütbeliler ordusu. Ere göre tanımlı omuzlardaki apoletler. Kaç erin başı olduğunu bildiriyor unvanlar. Erlerle tanımlayıp erlerle var ediyorlar kendilerini. Erleri çekin rütbeliler gelsin çığlığını bir iyi niyet olarak okumak gerekiyor en başta....

Kadim Süryanilerin Akitu Bayramı

Yerinden yurdundan edilen, sürgün halkların derdini en içten şairler dillendirir. Bu sebeple Yuhanna Bar Madeni der ki:“Ey sağduyulu!Ana vatanında kalman,Saygınlığını korur.Hakareti ve acı dolu gurbeti hor gör.Saç, başta oldukça değerlidir.Olmadığında, küçümsenir ve ayaklar altına alınır”Bundan tam 6766 yıl önce (MÖ 4750) Asur ve Babil kaynaklarına göre, tarihte...