izmir escort
Ana SayfaDerlemelerİki maç yaptılar; İki...

İki maç yaptılar; İki kez futbol tarihine geçtiler!

Google News presshaber.com

Türkiye ve İngiltere’nin lokomotif kulüplerinden Beşiktaş ve Liverpool 2007-2008 sezonunda Şampiyonlar liginde, gruplarda oynadıkları iki maçta iki kez dünya futbol tarihine girdiler. Ayrıca oynanacak UEFA Avrupa Ligi 2. Tur maçlarında ilk iki maçta forma giymiş iki oyuncu bulunuyor.

 

2007-2008 sezonunda Şampiyonlar ligi A grubunda karşılaşan Liverpool ve Beşiktaş oynadıkları bu iki maçlarla dünya futbol tarihine girdiler. 24.10.2007 tarihinde İnönü stadında Beşiktaş’ın Liverpool’u 2-1 yendiği maçta futbol takımı yerine siyah beyazlı taraftarlar dünya futbol tarihine geçtiler. Maçın başlama düdüğünden bitiş düdüğüne kadar hiç susmayarak, desibel rekorunu kırdılar. İngiliz Daily Telegraph gazetesi, “Maç öncesindeki 1 dakika saygı duruşunun ardından inanılmaz ve insanı sağır eden bir akşam başladı… İnönü, futbol tarihinin en yüksek desibel seviyesiyle gurur duyabilir. ” diye yazdı o geceyi.

BJK-futbol-taraftarLiverpoollu bazı taraftarlar, seyircilerin hiç bitmeyen yüksek düzeydeki tezahüratlarının maçı TV’den anlatan eski futbolcu ve yorumcu Andy Gray’i bile susturduğunu yazdılar. Maçtan sonra İngiliz taraftarların sitelerinde yayınladıkları yorumlarından bazıları;

“Alkışlar Beşiktaş taraftarına. Maçı evimin salonundan izlerken bile ezildiğimi hissettim. Gören herkesin içinde olmak isteyeceği inanılmaz bir atmosfer. Her hafta böyle mi acaba? Tezahüratlardaki koordinasyon da inanılmaz. Dört saat durmadan bağırdılar. Liverpool taraftarı olarak dünyanın dört bir yanındaki statları gören biri olarak söylüyorum, bu en müthişi ve tartışmasız en iyisi. Orada olmak isterdim.”

“Bravo Beşiktaş taraftarına, onlara şapka çıkarıyorum.”

“Dinleyin, tribünlerin inanılmaz desteğini duyuyor musunuz?”

“Beşiktaşlılar maç boyunca şarkılar söyleyip, zıplayarak nasıl taraftar olunacağının dersini verdi. Ne yazık ki sadece çok az Liverpool taraftarı bu dersi alabildi!”

“Şşştt sesinden başka bir şey duyamıyorum!”

“En büyük taraftar. Bu geceden önce Şampiyonlar Ligi’nde hiç başarısı olmayan bir takım için gerçekten büyük bir destek. Beşiktaş da cesur bir yürekle oynadı.”

“Hem takıma, hem taraftarına şapka çıkarıyorum.”

“İnanılmaz ve fantastik bir atmosfer. Sadece bu nedenle bile kazanmayı hak ediyorlar.”

“Tezahüratın ses seviyesine inanamıyorum. Bu gerçek olamaz. Tüm stadın katıldığı müthiş bir uyum içindeki koro, şarkılar söylüyor. İnönü Stadı’nı mutlaka gidilmesi gereken yerler listesine aldım bile.”

“Keşke Anfield’da da böyle bir atmosfer yaratabilsek.”

“Maçtan sonra Liverpoollu futbolcuları alkışlamaları sürpriz oldu. Oysa maç sırasında çok saldırgan ve düşmanca duruyorlardı. Korkarım ki Liverpoollu futbolcuların sahayı alkışlarla terk ettileri son maç bu olacak!”

“Taraftarlık konusunda ne büyük bir ders. Zaten Tottenham maçında da müthiştiler.”

 

‘Bizde futbol ölmüş’

“Beşiktaş taraftarından müthiş bir şov. Bu sahne beni, 1970’li yıllardaki Liverpool tribünlerine götürdü.”

“Belki de artık Liverpool’un tribün liderlerini değiştirmenin zamanı geldi!”

“Beşiktaş tribünleri göz kamaştırıcıydı. Hep birlikte zıplarlarken sanki stat darpaneye dönüştü!”

“Çok neşeli ve ilginç bir taraftar kitlesi. Tribünde olup bitenlere çok şaşırdım.”

“Bizde futbol ölmüş. Bizim stadımız bir ses cehennemi olmaktan çok endüstriyel bir tema parkı gibi duruyor.”

“Kulakları sağır eden ıslıklar, şarkılar, tezahüratlar. Tribünler karşılıklı bağırıyor. Biz 10 dakika tezahürat yaptık diye övünüyoruz, Beşiktaş taraftarı hiç susmuyor!”

2

06.11.2007 Tarihinde İngiltere’nin Liverpool şehrinde oynanan gruptaki ikinci maçta ise Liverpool’un Beşiktaş’ı 1980’den sonra bu güne kadar Avrupa’da henüz kırılmayan 8-0’lık tarihi skoruyla gündemde tutuyor.

Maç sonrasında Beşiktaş Menajeri Sinan Engin yaptığı açıklamalarla hala hatırlanıyor. Engin’in maçtan sonraki açıklamalarından bazıları;

”İngiliz ekibi maçta toplam 12 atak yaptı ve 8 gol buldu, ama bunlar mazeret değil. Avrupalı acımıyor ve atabildiğini atıyor. Bugünkü kadromuz buydu. Buraya daha diri bir takımla gelseydik, sonuç belki de farklı olurdu.”

“Eğer bir maçta bir takım 12 atak yapar ve bunlardan 8’i abuk subuk şekilde gol olursa, böyle bir sonuç ortaya çıkar. Topu uzaklaştırmak istiyorsun vuruyor gol oluyor, çarpıyor gol oluyor! Liverpol takımı güçlü olabilir, bizi yenebilir ama bu sonucu beklemiyorduk, bu bizi çok üzdü.”

 

İlk maçtan sonra sadece 14 gün geçti ve durumlar değişti. Maçtan sonra İngiliz basını Liverpool’u göklere çıkarırken, Türkiye basını Beşiktaş’ı adeta yerin dibine soktu.

Sözün bittiği yer: 8-0 (Milliyet)

İngilizlerden 8 gol yiyen kaleciler kulübü (Habertürk)

Hatta dönemin gazetelerinden Radikal ‘Sanal âlemde 8-0 esprileri: Sürekli atıyorlar efendim, durduramıyoruz’ başlığıyla haber yaptı.

Daily Mail: Hindi Avlandı!

The Guadian: Merhametsizce ezildi!

The Times: 80’den bu yana en büyük zafer

The İndependent: Muhteşem Sekizler

The Independent: Liverpool kan kokusunu aldı, maça yüklendi

 

Maç sonrası açıklama yapan Liverpool’un efsane kaptanı Steven Gerrard’ın sözleri şu şekilde; ‘Neredeyse attığımız her şut gol oluyordu!’

820414-20573336-1600-900

19.02.2015 Tarihinde Anfield’daki ve  26.02.2015 tarihinde Olimpiyattaki maçlar bakalım neler gösterecek. İlk iki maçta forma giyen Steven Gerrard ve Serdar Kurtuluş bu maçlarda da forma giyecek. İngiliz işçi takımı Liverpool ile Türkiye futbolunun emekçi takımı Beşiktaş maçı emin olun izlenmeye değer.

 

Beşiktaş Kulübünün Tarihine bir göz atmak gerekirse;

1902 yılının aralık ayında Beşiktaş Serencebey Mahallesi’nde, o zamanın Medine Muhafızı olan Şhaplı Osman Ferit Paşa’nın konağının bahçesinde, 22 kişilik genç grup, haftanın bazı günlerinde toplanıp jimnastik hareketleri yapmaktaydı. Başta Şhaplı Osman Ferit Paşa’nın oğulları Mehmet Şamil Şhaplı ve Hüseyin Bereket ile mahellenin gençlerinden Ahmet Fetgeri, Mehmet Ali Fetgeri, Nazımnazif, Cemil Feti ve Şevket Beyler’in aralarında bulunduğu gençlerin ilk ilgilendikleri spor branşları, özellikle barfiks, paralel, güreş, boks, halter, aletli ve aletsiz jimnastikti.

Yıllardır Beşiktaş’ın ilk renklerinin kırmızı – beyaz olduğu, Balkan Savaşı’nın kaybedilmesinin ardından ölenlerin yası amacıyla siyah-beyaz olarak değiştirildiği söylenir. Beşiktaş tarihi ile ilgili birçok kaynak böyle yazmaktadır. Ancak 100. yıl belgeselinin hazırlanması sırasında yapılan ayrıntılı araştırmalarda, kırmızı rengin kullanılmadığı, renklerin her zaman siyah – beyaz olduğu yönündeki belgeler ağırlık göstermiştir. Beşiktaş 100. Yıl Belgeseli yapımcısı Tuğrul Yenidoğan, yaptığı araştırmalar sonucunda bu tartışmalara noktayı koymuştur.

13 Süper Lig, 9 Türkiye kupası, 8 Türkiye Süper kupası, 6 Başbakanlık kupası, 3 Milli Küme kupası, 4 Spor Toto kupası, 2 Türkiye Futbol Şampiyonası kupası, ve 1 Atatürk kupası olmak üzere toplam 46 kupayı müzesinde barındırmaktadır. Türkiye’de üst üste beş yıl İstanbul Şampiyonu olan tek kulüptür. (1939-1943).

İki senede sadece 1 yenilgi alan tek takım. Bir sezonda 4 derbiyi de gol yemeden kazanan ilk ve tek takım (2002-2003 sezonunda Fenerbahçe ve Galatasaray ile oynanan 4 maçı da gol yemeden kazanmıştır). İstanbul Ligleri’nde bir sezonda en fazla gol atan takım (1 Sezonda 90 Gol, 1938-46 arasında 8 sezonda 599 Gol)

Beşiktaş’ın Efsane oyuncuları

Hakkı Yeten (Baba Hakkı), Şükrü Gülesin, Necmi Mutlu, Sabri Dino, Samet Aybaba, Rıza Çalımbay, Metin Tekin, Ali Gültiken, Feyyaz Uçar, Daniel Amokachi, Mehmet Özdilek, Pascal Nouma, İlhan Mansız, Nihat Kahveci, Süleyman Seba, Sergen Yalçın, Oscar Cordoba, Ricardo Quaresma

 

Liverpool Kulübün tarihine bir göz atmak gerekirse;

Liverpool FC ; Merseyside, Liverpool’da kurulmuş İngiltere’nin en köklü futbol kulüplerinden birisidir. Kurulduğu yıl olan 1892’den beri, 5 Avrupa şampiyonluğu, 18 Premier Lig şampiyonluğu ve 7 FA Cup şampiyonluğu elde etmiştir. İngiliz kulüpleri arasında en fazla lig şampiyonluğu olan iki takımdan biri ve toplamda en fazla sayıda kupası bulunan kulüptür. Kulübün stadyumu 45.362 kapasiteli Anfield Road stadyumudur. Lakabı ambleminde de olduğu gibi Kırmızı Anka Kuşları’dır ancak Kırmızılar olarak bilinir. Kulübün sloganı “You’ll Never Walk Alone” (asla yalnız yürümeyeceksin), en ateşli olarak bilinen taraftar grubu ise The Kop’tur.

25 Mayıs 2005 tarihi UEFA Şampiyonlar Ligi finalinde Atatürk Olimpiyat Stadı’nda İtalyan ekibi AC Milan ile karşılaşan İngiliz ekibi ilk yarısı 3-0 AC Milan’ın üstünlüğüyle sona eren maçta ikinci yarı bulduğu gollerle maçı 3-3’lük eşitliğe getirmiştir. Uzatmalardan sonra penaltılarda AC Milan’ı 3-2 mağlup eden Liverpool UEFA Şampiyonlar Ligi kupasını müzesine götürmüştür. O maçta muhteşem bir geri dönüş yapan İngiliz temsilcisinin bu başarısının en büyük payı kaptan Steven Gerrard’ın olmuştur ve maçın adamı ilan edilmiştir. Bu maç kulüp ve UEFA Şampiyonlar Ligi tarihinin efsane maçlarından birisi olmuştur.

1985 yılında kulüp tarihinin en büyük trajedisini yaşamış ve Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası finalinde Juventus’la oynanan maçta çıkan ve tarihe Heysel Faciası olarak geçen olaylarda kulüp ve taraftarları sorumlu tutulmuştur. Bu olay sonrası UEFA tüm İngiliz kulüplerini Avrupa kupalarından beş yıl süreyle men etmiştir. Liverpool’a ise önce on yıl ceza verilmiş daha sonra yapılan itirazlarla bu ceza altı yıla indirilmiştir.

Liverpool’un Efsaneleşmiş oyuncuları;

Ray CLEMENCE, Phil NEAL, Alan HANSEN, Mark LAWRENSON, Alec LINDSAY, Billy LIDDELL, Graeme SOUNESS, Steven GERRARD, Kevin KEEGAN, Lan RUSH, Roy Hudson, Jamie Carragher

 

Emin Ergün / Press Haber

Listeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler haberler

Almanya Merkez Bankası: Ekonomide durgunluk görülecek ama resesyon yaşanmayacak

Almanya Merkez Bankası Bundesbank, Avrupa’nın en büyük ekonomisi olan Almanya’daki...

Roberto Carlos tekrar Spor Toto Süper Lig’de

Spor Toto Süper Lig takımlarından Sivasspor'un teknik direktörlüğünden ayrılan Roberto Carlos,...

Woody Allen kadrajından orgazm esnasında ne oluyor

Woody Allen'in kadrajından orgazm esnasında vücudun işleyiş biçimi anlatılıyor. İzleyeceğiniz video Woody...

Petrol devi Aramco’nun karı çakıldı: Suudi Arabistan kemer sıkmaya başladı

Suudi Arabistan’ın devlet kontrolündeki petrol devi Aramco corona virüsünün talebi...

Tartışı-Yorum

Cumartesi Anneleri: Gözaltındaki kayıpların hikayesi

Kadir Gürhan“Kayıplar” ve “yargısız infazlar” denilince akla ilk gelen Latin Amerika ülkeleridir. Bu ülkelerde askeri cunta yönetimleri “gözaltında kayıplar” ve “yargısız infazlarla” kendisine muhalif olan tüm kesimlere karşı bir korku ve sindirme politikası uyguladı. Hayatın bir parçası haline gelen bu uygulamalarda kaybedilenlerin çoğunu; öğrenciler, öğretmenler, sendikacılar (örgütlü...

Ölümü öldürmek, sonsuz bir umudun baharıdır…

“Evîn Biharek e…”* - Arjen Arî Bir acılar sarmalıdır sancı, zamanın derinliklerinde gezinen ve hayatın kıyılarına vurur hafızalarının unutulmayacak sesleri. “Lal bû zimanê xwezayê, Girî herikî, jan bû banî” (“Dilsizdi doğanın dili, gözyaşı aktı, acı köprü oldu…”) dizeleri ile anlatıyor şair Semra Çelebî, ‘Birîn’ adlı şiir kitabında, gerçeğin...

Kalbi atan ölü bedenler

Bazı anlar vardır zihinlerimizde çocukluğumuza dair. Hayal mi gerçek mi olduklarını ömrü billah çözemeyiz. Bize anlatılanları, oradan buradan duyduklarımızı kurgulayarak bir görüntü yaratmış da olabiliriz, bizzat gözlerimizle tanık olduğumuz bu anlar zihnimizde mıh gibi tüm gerçekliğiyle çakılı da olabilir. Dediğim gibi hangisinin doğru olduğunu sınamak mümkün değil.Zihnimde...

Kuzguni Gömüt

Siyah kuzguni elbisesi içinde dilinde tek bir Arapça cümle ile Aisha Faris, sadece ağlıyordu. Bizim bilmediğimiz bir dilde, İç’inde kopan çığlıkların gümbürtüsü, siyah elbisesinde kara kara dalgalanıyordu. Aynı Arapça cümleyi tekrarlayarak Engin dertlerine bir de çağlayanlar ekliyordu. Gözyaşları bakışımızın değdiği her yerdeydi. Kara elbisesi; pul parlaklığını, onun...

Direniş Suflesi: Hayır

‘Oku’ diye başlıyor olmasına rağmen kutsal sayılan kelam; ilk maraza mevzunun başında ortaya çıkıyor.Taraflaşmanın daha kolay belirlendiği, hudutların keskin olduğu süreçler elbette yaşandı. Her konuya dair yaklaşımlar farklı idi ve tariflenen alandan hangi konuya nasıl yaklaşılması gerektiği de kendiliğinden açığa çıkıyordu. Karışık ama bence kesinlikle böyleydi.İnsanın yaşadığı...

Üşüyor bir coğrafyanın yüreği

'Eylül Mayıs'a dönüşecek...'Geo Milev Üşüyor bir şehrin yüreği,  geceler buzdan karanlık. Yan yana dizilmiş çadırlar kanıyor. Üşüyor yeryüzü ve şehrin sokaklarında geziyor soğuk. Bir çocuk gözlerinde acının izlerini taşıyor. Bir bahar var ve gelecek mutlaka çocuk. Umudun ışığını taşıyor, geleceğimiz umudumuz çocuk. En amansız fırtınalar diner çocuk, savrulur...

En çok mor

Sıcak beterdi. Bıyıkları terlememiş bir delikanlılık çağında boncuk boncuk ter atıyordu. Çimento torbaları eşek ölüleri kadar ağırdı. Tuğlalar, yamalı şalvarında kahverengi tozlar bırakıyordu. Yamasını çepeçevre saran alelacele dikişleri hep terden söküktü.Daha O Boy’uyla karar vermişti ev yapmaya. Bir evin temelini attı. Atış o atış..Seni inşaat işçisi; fayans...

Sınırlar ve rahatça uyunamayan ülkeye dair: Ordu, yeniden…

Levent Ünsaldı Devlet ve milletin yüksek çıkarlarını ait olduğu kurumun çıkarlarıyla eş gören, dolayısıyla bunları yorumlama tekelini de kendisine veren Türk subayı, kışladaki eriyle kurduğu paternalist ilişkisini (“oğlum” ifadesiyle çağrılan er) milletin geneliyle olan ilişkisine de kolayca yansıtabilmiştir. Aktarılan bu hususi ethos (değerler sistemi), subayın tüm yaşamını geçirdiği...

Rıza Yalçın Koçak yazdı: Olağanüstü zulüm

Rıza Yalçın Koçak Etrafımızdaki insanlar büyük bir şaşkınlıkla cevabı bir yanı ile çok basit bir yanıyla ise iler tutar yanı olmayan sorular soruyorlar. İşyerlerinden atılan arkadaşlarının masumiyetlerine iliklerine kadar inanıp ve ama ‘devletin de bir bildiği vardır’ fikriyatının serin sularında kol gezmeye devam ediyorlar. Hükümet ile ‘paralel’ devlet...

Halkın vicdanı; “Gelemem” diyorsun, peki sen bizdeki “öf öf” ü duyuyor musun?

Ne desek, ne etsek, nasıl yapsak bilemiyoruz… Az şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler anlatabilmek için yeterli yaşadıklarımız. Çok şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler yapabilmek için çok şey görmedik henüz… “Derin bir ah” çekiyoruz, çünkü şu kelimeler sayfaya değerken Hurşit Külter hala kayıp. Ve “ah vicdan”...

Rütbelerin Er’leri

Rıza Yalçın Koçak ‘Türk halkı sessiz kalarak onayladığı bu savaşın mağduru olmaya mahkumdur.’ (TAK-Haziran 2016)Erleri çekin rütbeliler gelsin! Erleri çekmeyecek rütbeliler ordusu. Ere göre tanımlı omuzlardaki apoletler. Kaç erin başı olduğunu bildiriyor unvanlar. Erlerle tanımlayıp erlerle var ediyorlar kendilerini. Erleri çekin rütbeliler gelsin çığlığını bir iyi niyet olarak okumak gerekiyor en başta....

Kadim Süryanilerin Akitu Bayramı

Yerinden yurdundan edilen, sürgün halkların derdini en içten şairler dillendirir. Bu sebeple Yuhanna Bar Madeni der ki:“Ey sağduyulu!Ana vatanında kalman,Saygınlığını korur.Hakareti ve acı dolu gurbeti hor gör.Saç, başta oldukça değerlidir.Olmadığında, küçümsenir ve ayaklar altına alınır”Bundan tam 6766 yıl önce (MÖ 4750) Asur ve Babil kaynaklarına göre, tarihte...