18.4 C
İstanbul
Cuma, Nisan 23, 2021
spot_img

İktisatçı Piketty’ye göre ‘corona’dan sonra adil kalkınma mümkün: Bekleyecek vaktimiz yok




[ad_1]

Dünya çapında yoğun ilgi gören ’21’inci Yüzyılda Kapital’ kitabının yazarı Fransız iktisatçı Thomas Piketty, Covid-19 salgının yarattığı ekonomik krizin daha sürdürülebilir ve adil bir kalkınma modelinin habercisi olabileceğini düşünüyor.

Fotoğraf: Reuters

Piketty, kriz koşullarından faydalanarak ‘ekonomide alternatif bir yeniden başlangıç’ yapılabileceğini savunuyor. Fransız iktisatçıya göre bu değişim için öncelikle ‘parasal ve mali tabuların yıkılması, yani reel ekonomide sosyal ve ekolojik hedeflerin yeniden belirlenmesi’ gerekli.

Piketty, Fransız Le Monde gazetesindeki köşesinde* şunları yazdı:

Covid-19 krizi daha sürdürülebilir ve adil bir kalkınma modelinin habercisi olabilir mi? Evet, bu değişim parasal ve mali tabuların yıkılmasıyla, yani reel ekonomide sosyal ve ekolojik hedeflerin belirlenmesiyle mümkün olacaktır. 

Ekonomide alternatif bir yeniden başlangıç için kriz koşullarından faydalanmak zorundayız. Bu ağır resesyonun ardından gelecek kamu yatırımları, ekonomik aktivitenin canlanması ve iş gücünün geri dönüşünde merkezi rol üstlenmelidir. Bu süreçte sağlık, inovasyon ve çevre alanlarında yeni yatırımların yapılması, karbon salınımına yol açan faaliyetlerin kademeli olarak azaltılması çok önemlidir. Özellikle hastane, okul ve üniversite çalışanlarının, sosyal hizmetlilerin, binaların ısı yalıtımında çalışanların maaşlarının artırılması, bu alanlarda milyonlarca iş olanağının açılması gerekmektedir.

‘Zenginler daha da zenginleşti’

Kısa vadede gerekli finansman borçlanılarak değil, merkez bankalarının aktif rol oynamasıyla aşılabilir. 2008’den beri finansal krizin sorumlusu olan bankaları kurtarmak için yüksek miktarda para basılıyor. Eurosystem’ın (Avrupa Merkez Bankası-AMB tarafından yönetilen merkez bankaları ağı) bilançosu 2007’nin başında 1.150 trilyon avrodan 2018’in sonunda 4 bin 675 trilyon avroya, yani neredeyse avro bölgesi gayrisafi milli hasılasının (GSMH) (12 trilyon avro) yüzde 10’undan yüzde 40’ına kadar yükseldi. Bu karar, kuşkusuz dünyayı 1929’da depresyona sürükleyen iflaslar zincirinin benzerinin yaşanmasına engel oldu. Ancak kapalı kapılar ardında, yeterli demokratik katılım sağlanmadan alınan bu parasal politika kararları reel ekonominin yapısal sorunlarını (yatırım eksikliği, gelir eşitsizliğindeki artış, iklim krizi) çözemedi. Aksine hisse ve emlak fiyatlarının artmasına, dolayısıyla zenginlerin daha da zenginleşmesine yol açtı.

Ne yazık ki alınacak kararlarda benzer bir yolun takip edilmesi riski devam ediyor. Covid-19 kriziyle başa çıkmak için AMB yeni bir varlık alım programı başlattı. Eurosystem’in bilançosu 28 Şubat’ta 4 bin 692 trilyon avrodan 1 Mayıs 2020’de 5 bin 395 trilyon avroya yükseldi (AMB tarafından 5 Mayıs’ta yayınlanan verilere göre). Ancak, bu büyük parasal enjeksiyon (iki ayda 700 milyar avro) yeterli olmayacak: AMB’nin mart ayı ortası kararlarının ardından ekonomisi daralan İtalya’nın borçlanma faizi oranı, tekrar çok çabuk yükselmeye başladı.

‘Sabit faiz oranı belirlenmeli’

Peki ne yapmalı? İlk olarak, avro bölgesinin 19 farklı faiz oranına izin vererek piyasa spekülasyonuna engel olmadığı sürece kırılgan kalacağı anlaşılmalı. Acilen sabit bir faiz oranıyla avro bölgesinin ortak bir şekilde borçlanması gerekiyor. Amacımız, mevcut düzenin aksine faiz oranını her ülkede aynı hale getirmek ve ülkeleri birbirlerinin borcunu ödemek zorunda bırakmamak olmalıdır. Bu sorunla en çok uğraşan ülkeler (Fransa, İtalya, İspanya) somut adımlar atmalıdır, sorunun ortak idaresini sağlayacak bir asamble kurulmalıdır (geçen senenin Fransız-Alman asamblesine benzer, ancak gerçek güçler içeren, katılmak isteyen her ülkenin yer aldığı şekilde). Almanya, anayasa mahkemesi hakimleri tarafından Avrupa ile ilişkilerini netleştirilmesi için baskı altında olduğu için ancak Avrupa’daki ana partnerlerinin de katıldığı somut bir plan hazırlanırsa bu projeye dahil olacaktır. Fakat durum o kadar acil ki, bu konuda zaten sağlanması imkansız bir oy birliğini bekleyecek kadar vaktimiz yok.

Öyleyse her şeyden önce, para basmanın çevresel ve sosyal kalkınmayı finanse etmek için kullanılmasını sağlamalıyız, borsa fiyatlarını yükseltmek için değil. İspanyol hükümeti, 1 ila 1.5 trilyon avronun ortak bir şekilde borçlanılmasını (avro bölgesi GSMH’sinin yaklaşık yüzde 10’u) ve bu faizsiz borcun AMB bilançosuna süresiz veya uzun vadeli olarak eklenmesini önerdi. Geçmişe bakıp Alman dış borcunun 1953’te dondurulduğunu, 1991’de silindiğini, savaş sonrası dönemin muazzam kamu borcunun en yüksek miktardaki finansal varlıklara ek vergiler getirilmesiyle kapatıldığını hatırlamamız gerekiyor (benzer önlemlere şu an da ihtiyacımız var). Enflasyon kontrol altında kaldığı sürece, İspanyol teklifi desteklenmeli ve gerekirse tekrarlanmalıdır. Ayrıca sizlere Avrupa Birliği antlaşmalarının fiyat istikrarı konusunda net bir tanım yapmadığını da hatırlatmak isterim (AMB enflasyon hedefini yüzde 2 olarak ilan etse de yüzde 3-4’lere çıkılabilir). Aynı antlaşmalar, AMB’nin tam istihdam, toplumsal kalkınma ve çevrenin korunması gibi AB’nin genel hedeflerine hizmet etmesi gerektiğini bildirir (Maastricht Antlaşması, Madde 3). 

‘Ölümcül bir tehlike’

Kesin olan bir şey varsa, bu meblağları borç almadan karşılamanın imkansız olduğudur. Brüksel’deki bürokratlar, finansman sağlamadan ve siyaseten hiçbir adım atmadan bir Yeşil Yeni Düzen’den (Green New Deal) bahsediyor. Gelgelelim aslında söz konusu olan, bütçenin başka kısımlarında zaten vadedilmiş harcamaların sanki yeni yatırımlarmış gibi ele alınmasından başka bir şey değil (AB’nin yıllık 150 milyar avroluk ufak bütçesi, avro bölgesi GSMH’sinin yüzde 1’ine tekabül ediyor).

Bu aldatmaca, aynı harcamaların başka kalemler altında tekrar tekrar gösterilmesi ve hem özel, hem kamu harcamalarının toplamının sayılmasıyla yapılıyor (sanki dünyadaki tüm spekülatörler bir anda yeşil yatırımları destekleyecekmiş gibi). Bu uygulamalar durmalı. Avrupa, bankalara yardımcı olduğu kadar vatandaşlarına da yardım etmezse, Covid-19’a karşı halktan yana bir seferberlik ilan etmezse, ölümcül bir tehlike altında kalacaktır.

*Çeviren: Can Efe Aydoğ

Kaynaklar

Eurosystem bilançosu hakkında kaynaklar: Capital et idéologie, 13’üncü bölüm

Eurosystem ödemeler dengesi, 1 Mayıs 2020 : 5 bin 395 milyar avro https://www.ecb.europa.eu/press/pr/wfs/2020/html/ecb.fst200505.en.html

Eurosystem ödemeler dengesi, 28 Şubat 2020 : 4 bin 692 milyar avro https://www.ecb.europa.eu/press/pr/wfs/2020/html/ecb.fst200303.en.html

Hem yeni Pandemi Acil Satın Alma Programı (PEPP) hem de eski programların (özellikle PSPP, Kamu Sektörü Satın Alma Programı) artan kullanımı, ülkelere göre harcama rakamları ektedir: https://www.ecb.europa.eu/mopo/implement/omt/html/index.en.html

Avro bölgesi 2019 GSMH’si (12 trilyon avro), EU 27 grubu (14 trilyon avro): https://ec.europa.eu/eurostat/databrowser/view/tec00001/default/table

’21’inci Yüzyılda Kapital’in yazarı Piketty: Bunlar politik çalkantının sadece başlangıcı

[ad_2]






Son Haberler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bağlantıda Kal

10,199BeğenenlerBeğen
1,093TakipçilerTakip Et
276AboneAbone Ol
- Advertisement -spot_img

Popüler Listeler