8.5 C
İstanbul
Cuma, Ağustos 14, 2020

Dünyanın En Havalı Otelleri!

Dünyanın En Havalı Otellerini görmek için resme tıklayınız;

Bunlara bakmalısınız

Erkekler için 7 maddelik “eril düzene katılmama” rehberi

Erkekler karşılarında bir feminist olduğu zaman “Ben kadınları ezmiyorum ki.”, “Bütün erkekler aynı değil” gibi argümanlara sarılabiliyorlar. İlginçtir, kadınların eziliyor olduğu gerçeğini kendilerine kişisel...

Çocuğunuzu ‘cinsel istismardan’ korumak için ‘İç Çamaşırı Kuralı’nı öğretin

Beş çocuktan biri cinsel şiddete, cinsel istismara maruz kalıyor. Çocuğunuzun böyle bir durumla karşılaşmaması için ona İç Çamaşırı Kuralı'nı öğretebilirsiniz. İç Çamaşırı Kuralı, Avrupa Konseyi'nin...

Sema Moritz’in hikayesi ve taş plak sesi

Sema Moritz, Türkiye Müziğinde Taş plak sesli şarkıcı olarak kendine yer edinmiş, bir daha onun gibisi gelir mi acaba dedirten bir müzisyen. Nokta dergisine...

Ataerkil bir toplumda 4 maddeyle kadınların giyimine göre takılan isimler

Ataerkil bir zihniyetin hakim olduğu dünyada tahakküm altındaki cins olan kadına da erkeklerin rol biçtiğini söylemek yanlış olmaz. Ne var ki hayatın her alanında...

Marquez’in 2001’de Marcos’la yaptığı röportaj

Kendisini Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu'nun (EZLN) sözcüsü olarak tanımlayan ve herkesin bir kere olsun ağzında piposuyla, yüzü gizli halde çekilmiş bir fotoğrafını görmüş, muhterem...

Tomris Uyar ve aşıkları

Sizce en kıskanılan, çoğu kişinin yerinde olmak istediği kadın kim? Öyle bir kadın var ki en güzel isimler, en güzel eserlerini onun için yazdı.O...

İstanbul’da aşkın büyüsü kazandı

39. İstanbul Film Festivali, Ulusal Yarışma filmlerini pandemi koşullarında hem çevrimiçi hem de açıkhava gösterimleriyle seyirciyle buluşturdu. Yarışmanın öne çıkan yapımları “Aşk, Büyü vs.” ile “Nasipse Adayız” oldu.

Koronavirüs’ün tüm dünyada ekonomiyi vurduğu süreçte kültür-sanat dünyası epey zarar gördü. Aylarca kapalı kalan sinema salonları, çevrimiçine dönen yahut tehir edilen festivaller, pandeminin sanat dünyasında yarattığı zararın sadece sinema tarafı. Temmuzda kapılarını açan sinema salonlarından kaçının ayakta kalacağı, hepbirlikte beyazperdede seyredilememiş filmler seçkisinin ne ölçüde festival niteliği taşıyacağı tartışma konusu. Tarihleri, tam da pandeminin hız kazandığı döneme denk gelen 39. İstanbul Film Festivali, önce erteleme yapmış sonra da iki farklı zaman diliminde uluslararası seçkisinden çeşitli filmleri çevrimiçi olarak seyirciyle buluşturmuştu. Programın en merak edilen ve ilgi çeken seçkisi olan Ulusal Yarışma filmlerinin gösteriminde ise iki yöntem birlikte izlendi. Çevrimiçi sistem devam ederken Sakıp Sabancı Müzesi’nde açıkhava gösterimlerinde ‘birlikte izleme’ ritüeli devam ettirildi. Yaz dönemi olması nedeniyle yerinde bir tercih olan bu açıkhava gösterimleri, muhtemelen Adana ve Antalya Film Festivalleri’nde de uygulanacak.

İstanbul Film Festivali, sezon açılışı olarak nitelendirilen ve sene boyunca hem vizyonda hem de diğer ulusal festivallerde yer alacak birçok yerli filmin ilk gösterim alanı olma özelliği taşıyor. Bu sene ise durum biraz değişti. Ulusal yarışmayı kaldırma yanlışından dönen Antalya Film Festivali’nin geleneğine geri dönmesiyle geçen sene orada yarışan filmlerden bazıları, İstanbul Film Festivali seçkisinde de yer aldı. İlk filmlerin çoğunlukta olduğu yarışmadaki 11 filmden 6’sı; “Aşk, Büyü vs.” (Ümit Ünal), “Bilmemek” (Leyla Yılmaz), “Bina” (Orçun Behram), “Ceviz Ağacı” (Faysal Soysal), “Topal Şükran’ın Maceraları” (Onur Ünlü) ve “Soluk” (Özkan Yılmaz) prömiyerini Antalya’da yapmıştı. “Plaza” (Anıl Gelberi), “Körleşme” (Hacı Orman), “Uzak Ülke” (Erkan Yazıcı), “Şair” (Mehmet Emin Yıldırım) ve “Nasipse Adayız” (Ercan Kesal), seçkinin yeni yapımlarıydı.

Benzer temalar

Seçkideki bazı filmlerde bazı ayrıntılar ortak tema olarak karşımıza çıktı. Örneğin yaratım sancısı… “Körleşeme”de bu sancı, görme ameliyatı geçiren âmâ bir şairin yeni duruma adapte olamamasıyla ortaya çıkmaktaydı. “Şair”de sessiz sakin bir ortam olsun diye satın aldığı evde bir türlü yeni romanına başlayamayan yazarı izledik. “Ceviz Ağacı”ndaki başkarakter ise evlendikten sonra yazma yeteneği körelen ve başına buyruk (!) karısı yüzünden hep mağdur (!) olan edebiyat ödüllü bir öğretmendi.

Kadınlar cinayete, tacize, tehdide maruz kalırken sinemamızdaki erkek karakterlerin güçsüz, mağdur halleri gerçekten düşündürücüydü. Bunun simgesel karşılığı erkek ceketindeki sökükler, ipliği gevşemiş yahut düşmüş düğmeler olarak karşımıza çıktı; “Körleşme”de, “Ceviz Ağacı”nda ve “Nasipse Adayız”da…

Kadın temsiliyeti

11 film içinde yönetmeni kadın olan tek film “Bilmemek” idi. Leyla Yılmaz imzalı yapım, eşcinsellikle suçlanıp dışlanan bir genci boğan genel yargıları, onun cinsel tercihini açıklamadan ve bunun sorgulanmasının gereksizliğine dikkat çekerek eleştirdi.

Kadın hikâyesi anlatan filmlere baktığımızda “Aşk, Büyü vs.” ile “Topal Şükran’ın Maceraları” çıkıyor karşımıza. “Topal Şükran’ın Maceraları”nı izleyemediğim için yorum yapamayacağım ama “Aşk,Büyü vs.”nin, iki kadının yarım kalmış aşkını sınıf farklılığı üzerinden tüm hüznü, gerçekliği ve umuduyla anlatması açısından yarışmanın en iyilerinden biri olduğu net. Selen Uçer ve Ece Dizdar’ın oyunculuğu tartışmasız çok iyi.

Selen Uçer, Metin Akpınar, Ece Dizdar

Başkarakter olmasa da iki filmdeki kadın karakterinin de iyi yazılmış ve oynanmış olduğunu söylemek gerek. “Nasipse Adayız”da belediye başkan aday adayının boşandığı eşi (Nazan Kesal canlandırıyor), formaliteden katıldığı etkinlikte, maço geleneğin hükümranlığından biran önce uzaklaşmak istiyor. Sadece o bölüm bile ‘neden siyasette bu kadar az kadın var’ sorusunun cevabını veriyor. Diğer önemli karakter ise Aslı İnandık’ın Soluk’ta canlandırdığı kafası karışık genç kadın. Ailesinde bulamadığı anlayış, sohbet ve dışadönüklüğü dışarıda buldukça yaşadığını hisseden karakter, doğal ve samimi.




Kadın temsiliyetinde sorun yaşayan iki yapımdan da söz etmeliyiz. Genellikle hep “Ceviz Ağacı” konuşuldu ama Körleşme de ondan çok aşağı kalır değildi. Düzenini kurmuş ve âmâ olarak bir sıkıntı yaşamayan kocasını, görme ameliyatına teşvik eden, bunu uluorta açıklayan, çocuk yapmaktan kaçınan, kısacası kocasını kendi istediği şekle dönüştürmeye çalışan bir eş portresi izledik “Körleşme”de. “Ceviz Ağacı” kadar dikkat çekmemesinin nedeni, bunu onun kadar aşırı göze batırmamasıydı. “Ceviz Ağacı”nda ise Farhadi’nin “Bir Ayrılık”ı gibi kadının boşanma talebiyle hızlanan ve Semih Kaplanoğlu’nun mevcut ideolojiyle ‘yerli ve milli kadını’ tanımladığı “Bağlılık- Aslı”ya ulaşan bir anlayış hakim. Kasaba dışında bir gelecek arayan, başına buyruk kadın ‘şirret’ olarak tanımlanırken, erkeğe anne şefkatiyle yaklaşan, hiçbir şeye itiraz etmeyen kadın ise idealize ediliyor filmde. “Bağlılık – Aslı”da da “Ceviz Ağacı”nda da benzer karakterleri Kübra Kip’in canlandırması da ilginç bir detay.

Eleştirmek ya da eleştirmemek

Filmlerde neyin nasıl eleştirildiği de irdelenmesi gereken bir konu. Atanamamış bir öğretmenin boş bir plazada güvenlikçi olmasını anlatan “Plaza”, başkarakterini neden atanamamış bir öğretmen seçtiğinin altını dolduramıyor, neyi eleştirdiğinin de… Başka bir meslek grubundan biri aynı hikâyeye konulsa, denge değişmeyecek neredeyse.

Otoriterleşmeye dair net eleştirisi ile dikkat çeken “Bina”, seçkinin cesur yapımı. Ancak o da gereğinden uzun süresi ve referanslarla dolu tanıdık sahneleriyle eleştiri kısmını birazcık arka planda bırakmayı tercih ediyor.

Ercan Kesal’ın “Nasipse Adayız”ı, siyasete atılacak herkes için bir nevi rehber niteliğinde. Sistemdeki çürümüşlük, çıkar ilişkileri, hizmet değil rant kavgası, kurnazlık hezeyanları, her şey açık seçik ortada. Kara komedi olarak tanımlansa da gerilim türüne çok daha yakın. Hatta mockumentary (sahte belgesel) olarak da tanımlanabilir. Film hakkında ‘neden diğer tarafı anlatmadı da sosyal demokrat tarafı anlattı?’ eleştirilerini ise ‘herkes bildiği, deneyimlediği tarafın defolarını daha gerçekçi anlatır’ diye cevaplamak mümkün.

Anadolu Efes Türkiye Genel Müdürü Tuğrul Ağırbaş, Ercan Kesal ve Hakan Bıçakçı

Ödüller üzerine

Açıkçası mevcut seçkinin en sağlam yapımı “Nasipse Adayız”, En İyi Film ödülü için favori olarak görünüyordu. Ulusal Yarışma’nın jüri başkanlığını Mahmut Fazıl Coşkun’un yapması ve Coşkun ile Kesal’ın “Yozgat Blues” ve “Anons”ta birlikte çalışmış olmaları, Kesal’ın “Nasipse Adayız”ın son jeneriğinde teşekkür ettiği isimler arasında Coşkun’un da bulunması, ödül kararında bir tereddüt oluşturdu mu, bilemiyoruz. Velhasıl jüriden Kesal’a, ilk kez yönetmen koltuğuna oturduğu “Nasipse Adayız” ile En İyi Yönetmen ödülü çıkarken En İyi Film ödülü de Ümit Ünal imzalı “Aşk, Büyü vs.”nin oldu. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının ve Netflix sansürünün konuşulduğu günümüz için bu ödülün önemli olduğu tartışmasız. Senaryo ve kadın oyuncu ödülleri (Selen Uçer ve Ece Dizdar arasında paylaştırıldı) hak edilmiş sonuçlar. En İyi Erkek Oyuncu ödülünün Fatih Al’a gitmesi ise Akademi’nin çokça uyguladığı, dikkat çekici fiziki değişimin ödüllendirilmesi rutinini anımsattı.

Alışılmış festival seçkilerinin dışında yer alan “Bina”nın En İyi İlk Film ödülü dahil 4 ödül alması, yerli-yabancı festivallerde genelde üvey evlat muamelesi gören fantastik ve korku türüne dair ezber bozucu bir karar oldu. Ancak bu ödüller içinde sinematografi ödülünün, çok zor plan sekanslarla harikalar yaratan “Nasipse Adayız”ın hak ettiğini düşünüyorum. Yarışma filmleri içinde Bilmemek ve Soluk’un ödülsüz dönmesi ise festivalin ‘keşke’si oldu. Ancak genel anlamda ödüller konusunda mutabık kalındığını söylemek mümkün. Umarız önümüzdeki sene en iyi filmi seçmekte çok zorlandığımız ve pandeminin etkilerini azaltıp salonları eskisi gibi doldurduğumuz festivaller yaşarız.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 






CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bunları kaçırmayın

Çocuğunuzu ‘cinsel istismardan’ korumak için ‘İç Çamaşırı Kuralı’nı öğretin

Beş çocuktan biri cinsel şiddete, cinsel istismara maruz kalıyor. Çocuğunuzun böyle bir durumla karşılaşmaması için ona İç Çamaşırı Kuralı'nı öğretebilirsiniz. İç Çamaşırı Kuralı, Avrupa Konseyi'nin...

Dünyanın en ilginç sanatçısından en ilginç savaş aracı

Arjantinli sıradışı sanatçı Raul Lemesoff, insanlara kitabı sevdirmenin belkide hiç denenmemiş bir yolunu deniyor. Sanatçının çalışmasını derlediğimiz listemizde aşağılara doğru kaydıkça önyargılarınız yıkılacak.Dilerseniz sıradışı listemize...

Mutlaka izlemeniz gereken En iyi 18 Uzay Filmi

Yine bir sinema listesiyle karşınızdayız. Yaşadığımız evrenin büyüklüğünü düşünüp hayretler içinde kalmayan insan neredeyse yok.Bu listede de yüzünü evrene dönen sinema yapıtlarından en...

Patti Smith’ten Frida Kahlo ve Diego Rivera’ya bir aşk mektubu

Frida Kahlo da her kadın gibi kurbanıydı toplumun, öteki idi. Ama köşesine çekilip acılarının öylece geçmesini beklemedi. Kendisi ile yüzleşirken aslında kadınlığı ile de...

Son haberler

Bu yıl Venedik’te Altın Aslan için 18 film yarışacak

Bu yıl 2-12 Eylül tarihlerinde düzenlenecek olan 77. Venedik Film Festivali programında yer alacak filmler belli oldu. Festivalde Altın Aslan ödülü için 18...

İş Dünyasının Ekonomiye Güveni Arttı

2020 yılı Temmuz ayında mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Bileşik Endeksi, bir önceki aya göre 10,2 puan artarak 55,5 değerine yükseldi. Temmuz ayında...

SABAH Raporu:   CDS’lerde satış dalgası, dışarda kaygılı piyasalar

Corbyn’in sola çektiği İşçi Partisi’nin dümenini sağa kıran Starmer’a tepki büyük. Tabandan kopuşlar devam ediyor. Gerekçe yeni liderin Blair benzeri neoliberal politikalara geri...

Yunanistan: Türkiye ile diyalog kurmaya açığız ama tehdit altında olmaz

Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, ülkesinin Türkiye ile diyalog kurmaya açık olduğunu ancak bunun tehdit altında yapılamayacağını söyledi.Türkiye, Meis Adası’nın güney ve doğusunda...

Frances McDormand’lı ‘Nomadland’in ilkgösterimi Venedik ve Toronto’da eş zamanlı yapılacak

Chloé Zhao’nun Frances McDormand’lı yeni filmi “Nomadland”, ilkgösterimini 11 Eylül’de Venedik ve Toronto film festivallerinde eş zamanlı olarak yapacak. FilmLoverss’ın Deadline’dan aktardığı habere göre,...