8.5 C
İstanbul
Cuma, Nisan 3, 2020

Dedikodu üzerine söylenmiş 15 acımasız söz

Türk Dil Kurumu’na (TDK) göre “Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılan konuşma” anlamına gelen ve “kov, gıybet, kılükal” gibi eş anlamlı kelimeleri olan dedikodu,...

Bunlara bakmalısınız

Gabriel García Márquez Nobel Konuşması: Latin Amerika’nın Yalnızlığı

Gabriel García Márquez'in Nobel Konuşmasında okuduğu Latin Amerika'nın Yalnızlığı adlı metini sizlerle paylaşıyoruz.Antonio Pigafetta, Macellan’ın dünya çevresinde yaptığı ilk seyahate katılan Floransa’lı denizci, Amerika’nın...

20 şiiriyle Ülkü Tamer

1937 senesinde Antep’te dünyaya gelen Ülkü Tamer, 1 Nisan 2018’de yaşamını devam ettirdiği Muğla’nın Bodrum ilçesinde hayatını kaybetti.İkinci Yeni şiir akımının önde gelen temsilcilerinden...

Henüz izlemediyseniz ‘Mutlaka’ izlemeniz gereken 15 film!

Derleme/Eren Aşnaz Henüz izlemediyseniz izlemeniz gereken 15 filmi bu hafta sizler için derledik. Usta oyuncu ve efsane olmuş yönetmenlerden derlediğimiz filmlerin hepsini, yok olması imkansız...

Dresden’de Gezilecek 8 Yer

Doğu Almanya’nın mücevheri Dresden, nefes kesici güzelliğiyle şehri çevreleyen Elbe Nehri‘ne nazır nefis bir kent.

Erkekler için 7 maddelik “eril düzene katılmama” rehberi

Erkekler karşılarında bir feminist olduğu zaman “Ben kadınları ezmiyorum ki.”, “Bütün erkekler aynı değil” gibi argümanlara sarılabiliyorlar. İlginçtir, kadınların eziliyor olduğu gerçeğini kendilerine kişisel...

Sema Moritz’in hikayesi ve taş plak sesi

Sema Moritz, Türkiye Müziğinde Taş plak sesli şarkıcı olarak kendine yer edinmiş, bir daha onun gibisi gelir mi acaba dedirten bir müzisyen. Nokta dergisine...

Korkut Boratav: Ekonomik panorama

TÜİK yedi gün sonrasında Ocak-Mart 2019 millî gelir tahminlerini yayımlayacak. Iktisat kriz içindedir; GSYH verilerine yansımasını o süre mercek altına alırız.

Bugün, öteki güncel verilere odaklanmayı, bunalımın gelişim doğrultusu üstünde panoramik bir gezinti yapmayı isterim.

Kısa hatırlatma: Kriz iyi mi başladı?

Krizin tetikleyicisi AKP iktidarının “saçmalıkları” oldu. Kriz sebebi ise, ana para hareketlerindeki sert gerilemedir. Hatırlayalım:

Ekonominin kronik dış bağımlılığını, giderek artan kırılganlığını AKP iktidarı asla algılamadı. 2013 sonrasında bozulan dış ortama karşın; kısa döneme, “günü kurtarma” gündemine, “sonrası Tanrı kerim…” anlayışına esir oldu.

2017’den itibaren kamu destekli iç talep pompalaması iç ve dış dengeleri bozdu; enflasyon ve cari açık tırmandı. Finans çevrelerinin, “seçim ekonomisidir; geçicidir” hoşgörüsünü Cumhurbaşkanı çökertti: TCMB özerkliğine, “faiz lobisi”ne açıkça (üstelik Londra’da) hücum etti. Ekonominin yönetimine de “eski banker” (Merrill Lynch kökenli) Mehmet Şimşek’in   yerine damadını getirdi.  Bu sorunlara ABD ile “rahip” gerilimi de eklendi.

Netice, Ağustos-Aralık 2018’de yabancı ana para hareketlerinde 4,5 milyar dolarlık “net çıkış” oldu. Bunlara “kayıt dışı ve yerli” ana para hareketlerini ilave edin: Toplam (net) ana para akımları eksi 10,8 milyar dolardır.Bu iki dış kaynak akımını 2017’nin aynı beş aylık dönemiyle karşılaştırın: 20 ve 18 milyar dolarlık net girişbelirleyeceksiniz.

Döviz krizinin sebebi, böylece, dış kaynak hareketlerinin sert bir tempoyla tersine dönmesi oldu. Bunalım, hızla, iç öğrenci, üretime, istihdama ve millî gelire yansıdı; iktisat küçüldü.

Dış bağımlılığın zirve noktası

Dış kaynak akımlarının coşkulu konjonktürü, artan dış bağımlılık ve kırılganlıklar ile sonuçlanır.   Tersine dönmesi ise, dış dünyaya kaynak aktarımına neden olur.

Yakın geçmişin coşkulu bilançosunu, akımlara değil, stoklara, varlıklara bakarak özetleyelim.

Net kaynak girişlerinin birikimi, Mart 2018 civarında zirveye ulaşır. Bu tarihte brüt dış borç stoku 467 milyar dolardır. IMF’nin dolarlı ulusal gelir verisine oranlayın: Yüzde 60,9… Çoğu zaman “tehlikeli sonuç eşik” olarak belirlenen yüzde 50 bir fazlaca aşılmıştır.

Dış borç stokuna, yabancıların Türkiye’de dış borç oluşturmayan varlıklarını da ilave edin. Mart 2018’deki toplam 683 milyar dolardır; millî gelirin yüzde 89’u aşılmıştır. Bu son oran Aralık 2016’da yüzde 68’in altındaydı. Doğrusu, Türkiye ekonomisi iki yılda hızla “yabancılaşmıştır”.

“Küreselleşmeci ekip” itiraz edebilir: “Ne gam? Şirketleri, bankaları, rantiyeleri ile Türkiye burjuvazisi de dış dünyaya yatırım yapmıyor; kaynak aktarmıyor mu?”

Normal olarak yapıyor. Doğası gereği burjuvazi “gayri millî”dir; gözü dışardadır; fakat bizimkiler fazla kuvvetli değildir. Türkiye burjuvazisinin dış dünyadaki varlıkları Mart 2018’de millî gelirin yüzde 31’ine dahi ulaşamamıştı.  Bu toplamdan yabancıların Türkiye’deki varlıklarını çıkarın; internasyonal yatırım pozisyonuna (ve “eksi” bir değere) ulaşırsınız: -449 milyar dolar…

Emperyalist sistemin bağımlı çevresinde bulunmanın bir nicel yansıması söz mevzusudur: Iktisat giderek artan boyutlarda net ana para ithal eden konumdadır. 

Artan dış bağımlılık, dışsal kırılganlıkları da zirveye taşımıştır: Kısa vadeli dış borçlar 122 milyar dolara çıkmış ve TCMB rezervlerini fazlasıyla (yüzde 144’e ulaşarak) aşmıştır. Bunlara bir yıl içinde vadesi gelecek öteki dış borçları da ilave edin: 182 milyar dolar… Mart 2018’deki on iki aylık cari işlem açığını da katın: Bir senelik dış finansman gereksinimi millî gelirin yüzde 31’ine ulaşır.

IMF de Nisan 2018’deki Türkiye raporunda bu tespite dayanarak AKP iktidarını uyarmıştı.

Zirveden iniş: Emperyalist sisteme kaynak aktarımı

AKP’nin ilk Lale Devri, Ekim 2008’de son bulmuş; Türkiye ekonomisi sonraki on  iki ayda yüzde 7,9 oranında küçülmüştü.

AKP, kriz patlayınca IMF ile görüşmeye başladı; yarım bıraktı. FED’in likidite pompalaması sonunda Cenup” coğrafyasına taşan spekülatif fonlar Türkiye’de yeni bir Lale Devri başlattı. Yabancı ana para girişleri 2012 ve 2013’te üst üste 70’şer milyar doları aştı; cari açık 65 milyar dolara ulaştı.

İkinci Lale Devri, FED’in “muslukları sıkması” sebebiyle aslen 2015’te son bulmuştu. Olağan uzantısı bir durgunluk konjonktürü olacaktı. AKP durgunlaşmayı sineye çekemezdi; yazının başlangıcında değindiğim “saçmalıklara” savruldu; krizi tetikledi.




Krizin sonucu, emperyalist sisteme kaynak aktarımıdır. Dış bağımlılığın “zirve noktası” (Mart 2018) için yukarıda verdiğim verilerin, sonraki 9-12 aylık seyrini milyar dolar olarak izleyelim. Krizin dışsal faturalarından biri ortaya çıkacaktır:

Şirketlerin net döviz konumu: -222→-197; dış borç stoku: 467→448… 

Şirketlerin, net döviz açıkları 25 milyar dolar daralmıştır. Bir kısmı dövizli borçları ödeyerek, bir kısmı “açıktan”… Dış borç stoku da 19 milyar dolar azalmıştır. Dış dünyaya kaynak aktarımının bir boyutuna böylece ulaşıyoruz.

Internasyonal yatırım pozisyonu (yerlilerin ve yabancıların milyar dolar olarak varlıkları) açısından daha acıklı bir dönüşüm gözleniyor: Yabancıların Türkiye’deki varlıkları: 683→579; internasyonal net yatırım pozisyonu: -449→-337…  

Ekonominin “yabancılaşma düzeyi” bakımından 100 milyar doları aşan bu “düzelme” yanıltıcıdır. Zira, yabancıların TL’li varlıkları, yalnız tasfiye edilerek dış dünyaya aktarıldığı için değil, salt doların pahalılaşması sebebiyle de aşınır. Bu etkenler ayrıştırılmalı ki, yabancı varlıklardaki erime “dış dünyaya kaynak aktarımı” olarak yorumlanabilsin.

Kısa vadeli kırılganlıklar ve rezervler…

Kısa vadeli dış yükümlülüklerdeki 9-12 aylık değişmelere de göz atalım.

Kısa vadeli dış borç: 122→119; vadesi on iki ayda gelen dış borçlar: 182 → 177… 

Bu veriler gösteriyor ki, Türkiye’nin kısa vadeli dış kırılganlığı internasyonal ana paraya kaynak aktarımlarına karşın hafiflememiştir.

Kısa vadeli dış yükümlükler ılımlı boyutlarda daralırken, dolarlı GSYH hızla düşmüştür: Pahalılaşan dolar, ekonominin gerçek olarak büyümüş olduğu son iki yılda dahi,  dolar hesabına gore millî geliri aşağı çekmiştir.

IMF’nin bu yıla ilişkin tahminlerini de ekleyelim ve dolarlı GSYH’nın 2017, 2018 ve 2019’daki değişiklik oranlarını (yüzdeler olarak) verelim: -1,4 → -10,0 → -7,9… 

Bu oranlar toplumsal refahtaki değişimi yansıtmaz; fakat, Türkiye ekonomisinin kaderine hükmeden finans kapital, dolarlı millî gelir göstergelerine saygınlık eder.

Yukarıda değindiğim iki kısa vadeli dış yükümlülük kriz sorasında 3-5 milyar dolar azalmıştır; fakat bunların dolarlı GSYH’ya oranları zirveye (%16,7 ve %25,1’e) çıkmıştır.

Daha da tehlikeli sonuç bir mesele, TCMB rezervleriyle ilgilidir.

Brüt döviz rezervleri Mart 2018 ile Mayıs 2019 içinde 17,7 milyar dolar erimiş; 73 milyar dolara inmiştir. Kısa vadeli dış borçların rezervlere oranı da   yüzde 158’e tırmanmıştır.

Ne var ki, ticari bankaların TCMB’de tutulan karşılık oranlarının bir kısmı de dövizlidir; net biriki hesabına girmez. TCMB’nin 10 Mayıs 2019’daki net rezervler toplamı yalnız 27,1 milyar dolardır; dış şoklara karşı müdafa araçlarının “zafiyeti” ortadadır.  Dahası, bu toplamın 20,6 milyar dolarlık bölümünün altın rezervlerinden oluştuğu anlaşılmaktadır. Kullanılabilir, likit rezervler, böylece 6,5 milyar dolara inmiştir. CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, bu detayları, “Merkez Bankası rezervleri fiilen sıfırlanmıştır” tespiti ile kamuoyuna taşımıştır ve haklıdır.

Bu “zafiyet”, Mayıs’ta Londra finans çevrelerinde ortaya çıkan bir iddia sebebiyle daha da ağırlaştı: TCMB, döviz fiyatlarındaki tırmanmayı frenlemek için Türkiye’deki ticarî bankalardan kısa vadeli (TL karşılığı) on milyar dolar borçlanmış; piyasalara aktarmıştır. (Bk. Financial Times, 5 Mayıs).

TCMB bu iddiayı   reddetmedi; yalnız, “mühim olan brüt döviz hesabıdır…” açıklaması ile geçiştirdi (bk. TCMB Enflasyon Raporu, 2019-II, ss.80-82).

Iktisat, hemen hemen, bankaları da  kapsayan bir dış borç krizi içinde değildir. Yukarıdaki bilgiler, 2019 içinde bu olasılığın gündemde bulunduğunu göstermektedir.

İzlemeyi, tartışmayı, eleştirmeyi sürdüreceğiz.

The post Korkut Boratav: Ekonomik panorama appeared first on ParaAnaliz.






Bunları kaçırmayın

Vadim Stein’in 32 fotoğrafıyla dansçılar

Ukraynalı Fotoğrafçı Vadim Stein, drama, heykelcilik ve grafik üzerine yaptığı çalışmalarının ardından dansçıların fotoğraflarını çekmeye karar verir.Fotoğrafçı Vadim Stein'in çalışmalarından küçük bir demeti sizin...

Dünyanın en ilginç sanatçısından en ilginç savaş aracı

Arjantinli sıradışı sanatçı Raul Lemesoff, insanlara kitabı sevdirmenin belkide hiç denenmemiş bir yolunu deniyor. Sanatçının çalışmasını derlediğimiz listemizde aşağılara doğru kaydıkça önyargılarınız yıkılacak.Dilerseniz sıradışı listemize...

Marquez’in 2001’de Marcos’la yaptığı röportaj

Kendisini Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu'nun (EZLN) sözcüsü olarak tanımlayan ve herkesin bir kere olsun ağzında piposuyla, yüzü gizli halde çekilmiş bir fotoğrafını görmüş, muhterem...

Sema Moritz’in hikayesi ve taş plak sesi

Sema Moritz, Türkiye Müziğinde Taş plak sesli şarkıcı olarak kendine yer edinmiş, bir daha onun gibisi gelir mi acaba dedirten bir müzisyen. Nokta dergisine...

Son haberler

Turhan Kaya’nın oğlu, oyuncunun koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirdiğini açıkladı

Oyuncular Sendikası’nın dün yaşamını yitirdiğini açıkladığı oyuncu Turhan Kaya’nın yeni tip koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirdiği belirtildi. İHA‘dan aktarılan haberlere göre,  Kaya, yaklaşık 10 gün...

Garanti CEO’su: Nisan’da çok ciddi nakit akışı sorunu olacak

Garanti BBVA Genel Müdürü Recep Baştuğ, önümüzde nakit akışlarımızı öngöremediğimiz, ne olacağını bilemediğimiz birkaç aylık dönem bulunduğunu, nisan ayında çok ciddi nakit akışı...

Evden ve masa başında çalışanlara özel egzersiz yazılımı: Pergono

Corona Virüs salgınının tüm dünyayı etkisi altına almasıyla büyük ölçekli şirketler başta olmak üzere çok sayıda kurum ve kuruluş, çalışanlarını evde çalışmaya teşvik...

ARAŞTIRMA: Virüs online alışverişe nasıl bulaştı?

Türkiye’de corona virüs (Covid-19) vakasının ilk kez ortaya çıkmasının ardından evlerinden çıkamayan milyonlarca tüketici online alışverişe yüklendi. Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan pandemi...

Nisan ayında Ay’ın boşlukta olduğu günlere dikkat!

Ay'ın boşlukta olduğu zamanlar bir nevi boş işler zamanıdır. Çünkü Ay boşlukta olduğunda duraklama dönemine girilir. Her türlü işler askıda ve havada...