izmir escort
Ana SayfaHaberlerEkonomiKPMG: Karantina sonrası araç...

KPMG: Karantina sonrası araç satışı artacak

Google News presshaber.com

[ad_1]

KPMG Türkiye, koronavirüs salgınının otomotiv sektörüne etkilerini analiz etti. 2020’nin ilk çeyreğini üretimde yüzde 6, ihracatta yüzde 14 kayıpla geçiren otomotiv sektörünün, ikinci çeyrekte toparlanmaya başlayacağı öngörülüyor. Sektörde biriken talebin temmuz ayında satışa döneceğini belirten KPMG Türkiye Endüstriyel Üretim ve Otomotiv Sektör Lideri Hakan Ölekli, “Virüsün yarattığı tedirginlik özel otomobille ulaşıma talebi artıracak. Bu süreçte lojistikte sıkıntı yaşayan Avrupalı otomobil üreticileri ise Türkiye gibi yakın bölgelerdeki tedarik sanayine yönelecek” dedi.

Koronavirüsün sarstığı sektörlerin başında otomotiv geliyor. Karantina sürecinde ana sanayide üretime ara verilirken, yan sanayi de durdu. Türkiye’de Ocak-Mart döneminde toplam üretim bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde altı azalarak 341 bin 136 adet olarak gerçekleşti. İhracat ise bir önceki yıla göre adet bazında yüzde 14 azalma ile 276 bin 348 adet oldu. KPMG Türkiye’nin değerlendirmesine göre; küresel otomotiv üretiminde bu yıl 20 milyonluk düşüş öngörülüyor ancak salgın sonrası işler çabuk düzelecek. Avrupa ve Türkiye’de kademeli olarak başlayan üretimin mayıs ayında bantları daha hızlı döndürmesi bekleniyor.

KPMG Türkiye Endüstriyel Üretim ve Otomotiv Sektör Lideri Hakan Ölekli, Türkiye’nin 700 bin adetlik pazar tahminini koruduğunu söyledi. Ölekli, “Sektörde son iki yıldır biriken talebin temmuz gibi satışa dönmesi ve pazarın yükselmesi bekleniyor. Düşen faizlerin yanı sıra virüsün tedirginliği özel otomobile talebi artıracak. İnsanlar hijyen nedeniyle toplu taşıma kullanmak yerine kendilerine ait bir otomobil satın almak istiyor. Bu ilginin sektörde bir süre sonra satışlarda kendisini hissettireceğine dair güçlü bir kanı var” dedi.

Dijital kanallar büyüyor

Salgının çalışma şekillerini de değiştirdiğini söyleyen Ölekli, “Otomotiv sanayii yetişmiş iş gücünün öneminin farkında. Koşullarda yaşanacak değişime hızla ayak uydurabilmek için istihdamı korumaktan yana. Bu konuda hükümetin kısa çalışma ödeneği başta olmak üzere değişik teşvikleri dikkate alınıyor. Sektör, satış ve pazarlama ayağında dijital kanallara yönelimini en üst boyuta çıkardı. Çalışanların evden çalışmaları da sürece eklendi. Bazı şirketler müşteri temsilcileri ile müşteri arasında online bağlantı linkleri kurularak, internet siteleri üzerinden yeni sanal showroomlar oluşturdu. Görünen o ki önümüzdeki yıllarda otomobil almak için bayiye gitmeye gerek kalmayacak. Pazarlık süreci dahil pek çok şey internet üzerinden yapılabilecek” diye konuştu.

Elektrikli araca geçiş uzayabilir

Salgın sürecinde otomotivde lojistiğin öneminin ortaya çıktığını belirten Ölekli, “Avrupalı otomotiv üreticilerinin, lojistik alanındaki sıkıntıları görerek daha çok Türkiye gibi yakın bölgelerdeki tedarik sanayiine yönelmeleri söz konusu olacak. Her şeye rağmen otomotiv üretim, dağıtım, servis ayaklarında fiziki varlığını sürdürecek bir sektör. Yaşanan salgının motor teknolojileri düzeyinde etkisi olmayacak. Sanayinin elektrikli araç dönemine geçişi uzayabilir. Çevreci yasal düzenlemeler, hükümet kararlarıyla ötelenebilir. Ama hükümetlerin vereceği sübvansiyonlardan en büyük pay alacak olanlardan biri kesinlikle otomotiv olacak” değerlendirmesini yaptı.



[ad_2]

Listeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler haberler

Sınav dönemlerinde not tutan ineklerden not istemek

Yine finaller dönemi, derslerde en önde oturup not tutan ve sözümüz...

Timur Acar: “Milletin verdiği karara saygı duymak gerekir”

Kadir İnanır, Vahide Perçin ve Timur Acar’ın başrolünü paylaşmış...

Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Tarımdaki büyümeye açılım’

Türkiye yeni bir Navtex ilanı ile sismik araştırma gemisi Oruç...

Sanatçılar Hasankeyf için sahnedeydi: Elimizden geleni yapmalıyız

“Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi” çatısı altında buluşan sanatçılar, “Hasankeyf sular altında...

Tartışı-Yorum

Cumartesi Anneleri: Gözaltındaki kayıpların hikayesi

Kadir Gürhan“Kayıplar” ve “yargısız infazlar” denilince akla ilk gelen Latin Amerika ülkeleridir. Bu ülkelerde askeri cunta yönetimleri “gözaltında kayıplar” ve “yargısız infazlarla” kendisine muhalif olan tüm kesimlere karşı bir korku ve sindirme politikası uyguladı. Hayatın bir parçası haline gelen bu uygulamalarda kaybedilenlerin çoğunu; öğrenciler, öğretmenler, sendikacılar (örgütlü...

Ölümü öldürmek, sonsuz bir umudun baharıdır…

“Evîn Biharek e…”* - Arjen Arî Bir acılar sarmalıdır sancı, zamanın derinliklerinde gezinen ve hayatın kıyılarına vurur hafızalarının unutulmayacak sesleri. “Lal bû zimanê xwezayê, Girî herikî, jan bû banî” (“Dilsizdi doğanın dili, gözyaşı aktı, acı köprü oldu…”) dizeleri ile anlatıyor şair Semra Çelebî, ‘Birîn’ adlı şiir kitabında, gerçeğin...

Kalbi atan ölü bedenler

Bazı anlar vardır zihinlerimizde çocukluğumuza dair. Hayal mi gerçek mi olduklarını ömrü billah çözemeyiz. Bize anlatılanları, oradan buradan duyduklarımızı kurgulayarak bir görüntü yaratmış da olabiliriz, bizzat gözlerimizle tanık olduğumuz bu anlar zihnimizde mıh gibi tüm gerçekliğiyle çakılı da olabilir. Dediğim gibi hangisinin doğru olduğunu sınamak mümkün değil.Zihnimde...

Kuzguni Gömüt

Siyah kuzguni elbisesi içinde dilinde tek bir Arapça cümle ile Aisha Faris, sadece ağlıyordu. Bizim bilmediğimiz bir dilde, İç’inde kopan çığlıkların gümbürtüsü, siyah elbisesinde kara kara dalgalanıyordu. Aynı Arapça cümleyi tekrarlayarak Engin dertlerine bir de çağlayanlar ekliyordu. Gözyaşları bakışımızın değdiği her yerdeydi. Kara elbisesi; pul parlaklığını, onun...

Direniş Suflesi: Hayır

‘Oku’ diye başlıyor olmasına rağmen kutsal sayılan kelam; ilk maraza mevzunun başında ortaya çıkıyor.Taraflaşmanın daha kolay belirlendiği, hudutların keskin olduğu süreçler elbette yaşandı. Her konuya dair yaklaşımlar farklı idi ve tariflenen alandan hangi konuya nasıl yaklaşılması gerektiği de kendiliğinden açığa çıkıyordu. Karışık ama bence kesinlikle böyleydi.İnsanın yaşadığı...

Üşüyor bir coğrafyanın yüreği

'Eylül Mayıs'a dönüşecek...'Geo Milev Üşüyor bir şehrin yüreği,  geceler buzdan karanlık. Yan yana dizilmiş çadırlar kanıyor. Üşüyor yeryüzü ve şehrin sokaklarında geziyor soğuk. Bir çocuk gözlerinde acının izlerini taşıyor. Bir bahar var ve gelecek mutlaka çocuk. Umudun ışığını taşıyor, geleceğimiz umudumuz çocuk. En amansız fırtınalar diner çocuk, savrulur...

En çok mor

Sıcak beterdi. Bıyıkları terlememiş bir delikanlılık çağında boncuk boncuk ter atıyordu. Çimento torbaları eşek ölüleri kadar ağırdı. Tuğlalar, yamalı şalvarında kahverengi tozlar bırakıyordu. Yamasını çepeçevre saran alelacele dikişleri hep terden söküktü.Daha O Boy’uyla karar vermişti ev yapmaya. Bir evin temelini attı. Atış o atış..Seni inşaat işçisi; fayans...

Sınırlar ve rahatça uyunamayan ülkeye dair: Ordu, yeniden…

Levent Ünsaldı Devlet ve milletin yüksek çıkarlarını ait olduğu kurumun çıkarlarıyla eş gören, dolayısıyla bunları yorumlama tekelini de kendisine veren Türk subayı, kışladaki eriyle kurduğu paternalist ilişkisini (“oğlum” ifadesiyle çağrılan er) milletin geneliyle olan ilişkisine de kolayca yansıtabilmiştir. Aktarılan bu hususi ethos (değerler sistemi), subayın tüm yaşamını geçirdiği...

Rıza Yalçın Koçak yazdı: Olağanüstü zulüm

Rıza Yalçın Koçak Etrafımızdaki insanlar büyük bir şaşkınlıkla cevabı bir yanı ile çok basit bir yanıyla ise iler tutar yanı olmayan sorular soruyorlar. İşyerlerinden atılan arkadaşlarının masumiyetlerine iliklerine kadar inanıp ve ama ‘devletin de bir bildiği vardır’ fikriyatının serin sularında kol gezmeye devam ediyorlar. Hükümet ile ‘paralel’ devlet...

Halkın vicdanı; “Gelemem” diyorsun, peki sen bizdeki “öf öf” ü duyuyor musun?

Ne desek, ne etsek, nasıl yapsak bilemiyoruz… Az şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler anlatabilmek için yeterli yaşadıklarımız. Çok şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler yapabilmek için çok şey görmedik henüz… “Derin bir ah” çekiyoruz, çünkü şu kelimeler sayfaya değerken Hurşit Külter hala kayıp. Ve “ah vicdan”...

Rütbelerin Er’leri

Rıza Yalçın Koçak ‘Türk halkı sessiz kalarak onayladığı bu savaşın mağduru olmaya mahkumdur.’ (TAK-Haziran 2016)Erleri çekin rütbeliler gelsin! Erleri çekmeyecek rütbeliler ordusu. Ere göre tanımlı omuzlardaki apoletler. Kaç erin başı olduğunu bildiriyor unvanlar. Erlerle tanımlayıp erlerle var ediyorlar kendilerini. Erleri çekin rütbeliler gelsin çığlığını bir iyi niyet olarak okumak gerekiyor en başta....

Kadim Süryanilerin Akitu Bayramı

Yerinden yurdundan edilen, sürgün halkların derdini en içten şairler dillendirir. Bu sebeple Yuhanna Bar Madeni der ki:“Ey sağduyulu!Ana vatanında kalman,Saygınlığını korur.Hakareti ve acı dolu gurbeti hor gör.Saç, başta oldukça değerlidir.Olmadığında, küçümsenir ve ayaklar altına alınır”Bundan tam 6766 yıl önce (MÖ 4750) Asur ve Babil kaynaklarına göre, tarihte...