Küresel ticaret düşerse onunla birlikte küresel ekonomi de düşer

0


Uluslararası ticaret, dünya ekonomisinin nasıl yürüdüğü ve nereye gittiğinin iyi bir barometresi olma eğilimindedir. Bu nedenle ABD-Çin ticaret savaşındaki manevralar ve dünya ticaretindeki diğer gelişmeler çok fazla dikkat çekiyor.

Son ticari veriler ne anlama geliyor? Haberler pek iyi değil.  Son veriler sadece dünya ekonomisinin bu yılın başından daha zayıf olduğunu değil, ileride daha fazla zayıflığın da olduğunu gösteriyor. Yine de, dünya çapında bir küresel durgunluk uyarısı yapmak için erken. Gidişatın yönü, ABD’nin ticaret politikasına ve Trump yönetiminin, yalnızca Çin’le değil, aynı zamanda Avrupa Birliği gibi diğer büyük ABD ticaret ortaklarıyla olan ticari anlaşmazlıklarını bastırmayı veya artırmayı seçip seçmemesine de bağlı olacak. Trump’ın seçimleri küresel ticaretin seyri üzerinden dünyada büyümenin de yönünü belirleyecek.

İlk olarak, verilere bakalım. Uluslararası ticaret hacimleri genellikle küresel GSYİH büyümesi ile aynı oranda ya da ondan daha hızlı büyüme eğilimindedir. Dünya ticaretini izleyen Dünya Ticaret Örgütü kısa bir süre önce 2019’da küresel ticaret büyüme tahminini yüzde 2,6’dan yüzde 1,2’ye düşürdü. 2020 için, tahmin yüzde 3’ten yüzde 2,7’ye düşürüldü ki bu bile bir toparlanma beklendiğini gösteriyor.

Ancak diğer göstergeler daha az umut vaat eden bir tablo çiziyor. Gelecekteki ticaret faaliyetinin güvenilir bir göstergesi olarak hizmet veren toplu emtia taşımacılığına dayanan yakından izlenen bir gösterge olan Baltık Kuru Yük Endeksi, yılın ilk sekiz ayında ikiye katlandıktan sonra Ağustos ayından bu yana yaklaşık % 50 oranında düşerek küresel ticarette bir toparlanma umutlarını söndürdü.

Bu ticaret dinamiklerinden bazılarını daha iyi anlamak için, DHL Küresel Ticaret Barometresi’ne bakmak da gerekli.

Endeks, yedi büyük ekonomi için hem hava hem de deniz taşımacılığını kapsayan, farklı ürün kategorileri için ayrıştırılmış ticaret verilerine dayanıyor. 50’nin üzerindeki endeks değeri, ticaretteki büyümeyi gösterir ve 50’nin altındaki bir değer daralmayı belirtir.

En son GTB güncellemesi, ticaret akışlarının neredeyse tüm büyük ekonomilerde olumsuz etkilendiğini gösteriyor. Küresel büyümenin iki ana itici gücü olan Çin ve ABD endeksleri 50’nin altında ve düşüyor. Diğer önemli gelişmiş ekonomiler için endeksler de gerilemiş durumda ve bu durum, GSYİH büyümesinin yanı sıra ticaretteki yavaşlamanın geniş temelli doğasını yansıtmakta. Avrupa’daki büyümenin ana itici gücü olan Almanya için düşük ve azalan endeks, son çeyrekte neredeyse sıfır büyüme yaşadığı için resesyon ile flört eden bir ekonomiye işaret ediyor.

Yerel faktörler ve büyümeye zarar veren jeopolitik gerilimler olsa da, ticari gelişmeler de önemli bir rol oynuyor. ABD ile Çin dâhil ana ticaret ortakları arasındaki ticaret gerilimleri zaman zaman azalır gibi olsa da muhtemelen büyümeye devam ediyor. Japonya ve Kore de dahil olmak üzere, dünyanın diğer bölgelerinde yükselen ticaret gerilimleri ve dağınık bir Brexit’in olması ihtimali, dünya ticaret hacimleri üzerinde giderek daha fazla yıkıcı bir etkiye sahip olacak gibi görünüyor.

Ticaret gerilimleriyle daha da artmakta olan makroekonomik büyüme konusundaki belirsizlik düzeyi, makine ve teçhizatın sınır ötesi ticaretini olumsuz yönde etkileyerek dünya çapındaki ticari yatırımları aşağı çekti. Hane halkı tüketimi çoğu büyük ekonomide güçlü seyretti, ancak GTB bileşen endekslerine yansıyan tüketim malları ticaretindeki durgunluk, GSYİH büyümesinin bu ana itici gücünde de zayıflamaya işaret ediyor.

Bu gelişmeler, genel GSYİH ve yatırım büyümesi gibi ilerideki sorunları ayrıca ortaya koyan diğer makroekonomik verilerle de uyumlu. Dünya ekonomisi, bazı büyük ekonomilerdeki zayıf ve yavaşlayan büyümeyi yansıtan bir durağanlık diğer bazılarındaysa büyüyememe ya da hafif bir daralma aşamasına giriyor.

Dünyadaki durgunluğa dair korku, büyük ekonomilerin hala büyümesi nedeniyle aşırı gözükebilir. Ancak, politika yapıcılara para ve maliye politikaları ile manevra yapmak için çok az yer bulunduğundan ve verimlilik artışını canlandırmak için gerekli olan ürün, işgücü ve finansal piyasalarda önemli yapısal reformlar yapmakta isteksiz oldukları için riskler artmış durumda.

Yavaşlayan ticaret büyümesi dünyadaki ekonomik sıkıntıları arttırıyor. Daha da kötüsü, ticari gerilimler ve doğurdukları belirsizlik iş güvenini ve dolayısıyla yatırım büyümesini etkilemeye devam ederlerse dünya ekonomisinde kalıcı bir iz bırakma ihtimalleri yüksek.

Büyüme durgunluğuyla baş etmek, uygulanması kolay olmayan sert hükümet politikalarının makul bir karışımını gerektirir. Ticaret gerilimlerinin çözülmesi ise, politika yapıcıların yönetmesi en kolay olan ve bu tehlikeli zamanlarda küresel büyümeye en çok ihtiyaç duyulan desteği sağlayabilecek bir katalizör olabilir.

Eswar Prasad-Brookings Institute



CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here