8.5 C
İstanbul
Salı, Kasım 24, 2020

Biricik şair Metin Altıok’un bestelenen 10 şiiri

Türkçe şiirin en naif şairlerinden biri kuşkusuz Metin Altıok'tur. Birçok şiiri şarkı olarak da bestelenen şair Metin Altıok, şiirlerinde genellikle toplumsal sorunlara eğilerek, bunları lirizmin en...

Bunlara bakmalısınız

Erkekler için 7 maddelik “eril düzene katılmama” rehberi

Erkekler karşılarında bir feminist olduğu zaman “Ben kadınları ezmiyorum ki.”, “Bütün erkekler aynı değil” gibi argümanlara sarılabiliyorlar. İlginçtir, kadınların eziliyor olduğu gerçeğini kendilerine kişisel...

Marquez’in 2001’de Marcos’la yaptığı röportaj

Kendisini Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu'nun (EZLN) sözcüsü olarak tanımlayan ve herkesin bir kere olsun ağzında piposuyla, yüzü gizli halde çekilmiş bir fotoğrafını görmüş, muhterem...

Patti Smith’ten Frida Kahlo ve Diego Rivera’ya bir aşk mektubu

Frida Kahlo da her kadın gibi kurbanıydı toplumun, öteki idi. Ama köşesine çekilip acılarının öylece geçmesini beklemedi. Kendisi ile yüzleşirken aslında kadınlığı ile de...

Modern hayatlar, suni mutluluklar, senkronize yalnızlıklar

Yapmak isteyip de yapamayacağımız şeylerle doldu taştı dünya. İzlenecek tonla film, dizi, okunacak kitap, gidilecek, görülecek, gezilecek yerler ve ortalama 70 yıl ömür var...

Yapay Zeka: Dost Mu, Düşman Mı?

Londra'daki Kraliyet Cemiyeti'nde sıradan bir Haziran'ın bir Cumartesi sabahı. Bilgisayar bilimcileri, halk arasında ünlü isimler ve gazeteciler, onlarca yıldır süregelen bir mücadeleye tanıklık etmek...

Ataerkil bir toplumda 4 maddeyle kadınların giyimine göre takılan isimler

Ataerkil bir zihniyetin hakim olduğu dünyada tahakküm altındaki cins olan kadına da erkeklerin rol biçtiğini söylemek yanlış olmaz. Ne var ki hayatın her alanında...

Özlem Derici Şengül: Esneklikten sadeleşmeye dönüş

Bugünlerde ismi yeniden anılan Alaattin Çakıcı kimdir? İlk suçunu nerde işledi? MİT’le ilişkisi neydi? Eşini niye öldürttü? Çiller’i niye hedef aldı? Derin devlet tarafından nasıl korundu? Daha önce hakaret ettiği Erdoğan ve Bahçeli’ye niye teşekkür etti? Deneyimli gazeteci Faruk Bildirici, DW için Çakıcı portresi kaleme aldı.

Eline tutuşturulan Walter marka tabancayla fındık ağaçlarının önünde poz verdiğinde, dört yaşındaydı. Alaattin Çakıcı, silahla ilk kez o gün tanışmıştı. 1957 yılında çekilen bu fotoğraf, hem Alaattin Çakıcı’nın silahla ilk tanışmasına tanıklık etti; hem de Çakıcı Ailesi’nin baba topraklarındaki son günlerine. Fotoğrafın çekilmesinden kısa süre sonra Çakıcı Ailesi, Trabzon’un Fındıklı köyünü terk edip İstanbul’a göçmek zorunda kaldı. Baba Ali Çakıcı, birini vurmuş; cezasını yatıp çıktıktan sonra kan davası başlamıştı.

Gültepe’ye yerleşen aile, bir kahvehane açtı. Baba Çakıcı’nın adı, o bölgenin ünlü kabadayıları Kürt Hasan ve Tahsin Çakıroğlu ile birlikte anılıyordu. Oğlu da babasını örnek alıyor, ilkokulda her gün birileriyle kavga ediyordu. İki kez okul değiştirmek zorunda kaldı. Bir İETT görevlisini yaraladığında, 17 yaşındaydı.

Çek-senet işlerine ilk adım

Alaattin Çakıcı, “meslek yaşamı”na ilk adımları yine Gültepe’de attı. Bir kumarhane işletmeye başladı. Ülkücü camia ile de bu yıllarda tanıştı. Kağıthane Ülkü Ocakları Başkanlığı’na kadar yükseldi. Bölgesindeki silahlı eylemlerde aktif rol aldı.

Ailenin öbür fertleri de ülkücüydü. Dev-Sol militanları, 18 Eylül 1978’de amcasının oğlu Necati’yi, Gültepe’deki dükkanında öldürdüler. Alaattin Çakıcı da 1979’da Şişli’de beş kurşun yarası almasına rağmen kurtuldu. Ama babası onun kadar şanslı değildi. Mayıs 1980’de öldürüldü.

Çakıcı, 12 Eylül’den sonra tutuklandı. 1982’de serbest bırakılınca ülkücü arkadaşlarını etrafına topladı. Önce kumar borcu tahsilatını iş edindi. Sonra çek senet tahsilatına girişti. İmzası, bacaktan tek kurşundu.

Eğlenmesi de bir başkaydı. Gece kulüplerine 10-15 kişilik kalabalık bir güruh halinde gidiyorlardı. Çakıcı, istediği sanatçıyı sahneden indirtiyor; “Çırpınırdı Karadeniz” adlı türküyü defalarca söyletiyordu.

Türkeş’e laf ettirmedi

Artık “Baba” sınıfına girmişti, “mafyanın yeni kuşağı”nın temsilcisiydi. Haraca bağladığı isimler arasında “Hayali İhracat Kralı” olarak tanınan Turan Çevik de yer alıyordu. Sanatçı Nükhet Duru’nun eski nişanlısı Metin Arı’nın konfeksiyon mağazasını adamlarına kurşunlattı.

“Gazinocular Kralı” Fahrettin Arslan’ın oğlu Selçuk Arslan’ın kurşunlanmasında yine onun adı geçti. Ankara’da eğlenirken, bir bardak rakıyı ünlü bir kabadayının başından aşağı dökmesi de şöhretini pekiştirdi. Söylentiye göre, kabadayının Alparslan Türkeş ile ilgili sözlerine sinirlenmişti. “Sen nasıl Türkeş’e laf edersin?” deyip rakıyı boşaltıvermişti.

MİT ile ilişki

12 Eylül’ün sisleri dağılmaya başlayınca eski babalar yerlerine dönmeye başlamıştı. Çakıcı’nın, Dündar Kılıç ile yıldızı hiç barışmadı. 12 Eylül’ün “Babalar Operasyonu”ndan nasibini alan Kılıç, cezaevinden çıktıktan sonra Çakıcı ile karşı karşıya geldi.

1987 yılında Ankara’da, Kılıç’ın iki adamını vurduran Çakıcı yakalanamadı. Garip biçimde, olay sırasında Mehmet Eymür ve Korkut Eken, otelin karşısındaki işkembecide oturuyordu.

Zira Çakıcı bu olaydan birkaç ay önce MİT ile ilişki kurmuş, Mehmet Eymür ve Yavuz Ataç ile dost olmuştu. MİT elemanı Süleyman Seba’nın Beşiktaş’a başkan seçildiği kongrenin güvenliğinin Çakıcı’ya emanet edilmesi, işbirliğinin somut bir örneğiydi.

1988’de ortaya çıkan ünlü MİT raporunu hazırlarken Eymür’e bilgi verenlerden biri, Çakıcı’ydı. O da Çakıcı’nın Ankara Kapalı Cezaevi’nde rahat ettirilmesi için Yusuf Koç ve Ahmet Turgut’a (Kürt Ahmet) haber göndererek karşılık verdi onun yardımına. Çakıcı, 8 Haziran 1989’da cezaevinden çıkarken Koç ve Turgut’a teşekkür etti ve kurbanlar kestirdi.

Çakıcı’nın adı artık etrafta ürküntü veriyordu. Tahsilat işine “bir kamu görevlisinin katkıda bulunduğunu” söylemekten çekinmiyordu. Selçuk Ural, Kadir İnanır gibi sanatçılarla, hatta iş insanları ve politikacılarla da arası iyiydi.

1991’e kadar Çakıcı’nın yaşamındaki en önemli kadın Gönül’dü. O yıl, rakibi Dündar Kılıç’ın kızı Uğur ile ilişkiye girdi. O sırada Uğur Kılıç da 10 yıllık evliydi ve iki çocuğu vardı. Uğur Kılıç, Çakıcı ile birlikte olmaya başladıktan sonra eşi Uğur Özbizerdik’ten boşandı. Çakıcı ile Trabzon’da sade bir nikahla evlendiler.

Özal Ailesi’ni açıklayan eşini öldürttü

1993’te aranmaya başlanınca MİT’teki “abi”lerinin sağladığı sahte pasaportla yurtdışına kaçtı. Çakıcı, kırmızı pasaportuyla hiçbir zorluk çekmeden dünyayı dolaştı durdu. Palermo’da İtalyan mafyasının önde gelenleriyle toplantı yapacak kadar rahattı.

Türkiye’deki işlerini telefonla idare ediyordu. Gücü, dönemin Devlet Bakanı Cavit Çağlar’ı tehdit edecek kadar yerindeydi. Eşi Uğur’un başı polisle sık derde giriyordu. Kendisine “Çapkın kadın” denilen Nokta dergisini okuduğu sırada hastanede yatıyordu. Derginin Genel Yayın Yönetmeni Ayşe Önal’ı oraya çağırdı ve tabancasını çekti. Önal üzerine atılınca vuramadı.

Çakıcı da eşini eleştiren gazeteci Hıncal Uluç’u kurşunlattı. Saldırgan, 4 Mart 1994’te tetiğe basarken bağırdı: “Bu kurşunlar Alaattin abimin hediyesi.” Çakıcı da ertesi gün telefonla gazeteleri arayıp üstlendi: “Hıncal Uluç’u ben vurdurdum…”

1994 Ağustos’unda eski arkadaşı Tevfik Ağansoy ile Brüksel’de buluştular. O da MİT adına çalışıyordu. Daha önce de Dev-Sol lideri Dursun Karataş’ı öldürmekle görevlendirilmişlerdi. Ama Belçika ve Köln’de günlerce Karataş’ı aramış, bulamamışlardı.

Bu kez hedef, eski DEP milletvekilleriydi. Ancak DEP’lilerin Brüksel’deki basın toplantısı son anda Hollanda’ya aktarılınca yine başarısız oldular.

Eski Emlak Bankası Genel Müdürü Engin Civan’a saldırı olayının talimatını da Çakıcı vermişti. Zeynep ve Semra Özal, iş insanı Selim Edes’i Uğur Çakıcı ile tanıştırmışlar ve ardından Çakıcı, Civan’ı vurdurmuştu. Uğur, araya giren “hatırlı kişiler”in Özal ailesi olduğunu açıklayınca eşiyle ilişkisi bozuldu. Çakıcı, ayrıldıktan sonra da Uğur’un peşini bırakmadı. Çakıcı’nın bir adamı, Uğur’u, 20 Ocak 1995’te Uludağ’da çocuklarının gözü önünde kurşunladı.

ASALA kampı baskını yok

Türkiye’ye dönen Tevfik Ağansoy, Engin Civan’ın vurulması nedeniyle aranınca yine Yavuz Ataç’ın yardımıyla yurtdışına kaçmıştı. 30 Ağustos 1995’te, Almanya’da yakalandı.   İlk günlerde ailesinden haber alamayan Ağansoy, endişelendi. 1 Kasım 1995’te, Türkiye’ye, “ilgililere” tehdit dolu bir mektup gönderdi. Ağansoy, Çakıcı’nın “devlet adına eylem yaptığı” böbürlenmesini de yalanladı. 1982’de Beyrut’taki ASALA kampını basıp Ermeni bir lideri öldürdüğü doğru değildi! Çakıcı’nın ülke yararına bir şey yaptığı yoktu!

Çakıcı’nın katilleri, Türkiye’ye iade edilen Ağansoy’u, 3 Nisan 1996’da Bebek’te kıstırıp kurşun yağmuruna tuttular.

Operasyon fiyaskosu

Çakıcı, ülkeden ülkeye geçmeye devam ediyordu. Kasım 1996’da eski eşi Gönül’ü aradığında İskoçya’daydı. O güne değin telekulakların ilgi alanı dışında kalmıştı. Ancak Türkiye’de Susurluk olayı patlayınca dengeler değişmiş ve telefonu dinlenmeye başlanmıştı.

Susurluk’un ardından gündemi dönemin ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’ın Budapeşte’de yumruklanması kapladı. Bu dönemde Çakıcı, Erol Evcil’in Türkbank’ı alması için çalışıyordu. Ancak planlarını bozan, Hanefi Avcı’nın TBMM Susurluk Komisyonu’nda ifade vermesi oldu. Avcı, ifadesinde “Çakıcı’nın işlerini MİT’in organize ettiğini ve Yavuz Ataç’ın ona yardım ettiğini” anlattı.




İlişkileri ayyuka çıkınca, Erol Evcil’in, Çakıcı’nın yardımıyla Türkbank’ı alma girişimi boşa çıktı. Banka işi yatınca Çakıcı, Çiller ailesini hedef aldı. Gazetecileri arayıp, “Çiller Ailesi aleyhine yazarsan kalemin kırılır” diye uyardığı günler geride kalmıştı artık.

Tetikçileri, ilk olarak, 12 Mart 1997’de borsacı Adil Öngen’e saldırdı. Öngen, arabasının zırhlı olması sayesinde kurtuldu. Çakıcı, Çiller’e darbe vurmak için 1 Mayıs 1997’de Flash TV’ye çıkıp, Tansu Çiller’e ağır hakaretler yağdırdı; Özer Çiller’in rüşvet istediğini öne sürdü.

Çiller, kızgındı; dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener’e “Çakıcı’yı yakalayın” talimatını verdi. Akşener, ABD’ye gidecek iki kişilik polis ekibi kurdu. Ancak Akşener, görev yazısını imzalamaya fırsat bulamadan hükümet düştü.

İçişleri Bakanlığı’nı devralan Murat Başesgioğlu’nun ilk işi, ekibin görev yazısını imzalamak oldu. 13 Temmuz’da New York’a uçan ekip, ABD polisiyle evrak işlerini tamamlamaya çalışırken MİT’teki “hamisi” Yavuz Ataç, operasyonu haber verdi ve Çakıcı, Kanada’ya kaçtı.

Beş yıldır kaçak olan Çakıcı, peşine düşülmesini hazmedemedi. Üstelik yeni kabinede bakan olan Eyüp Aşık ile telefon görüşmeleri sürüyordu!

Türkbank ihalesi

Amerika’daki takipten kurtulan Çakıcı, Avrupa’ya geçti. Sık sık yer değiştiriyor ama “işini” aksatmıyordu. Çakıcı’nın yardım ettiği Korkmaz Yiğit, 4 Ağustos 1998’de yapılan ihalede 600 milyon dolar teklif vererek Türkbank’ı aldı.

Bu sırada Çakıcı’nın telefon trafiğindeki yoğunlaşma, polisin dikkatini çekti. Kuryesi Cenk Çoktosun’u takip eden polis, Çakıcı ve sevgilisini Nice’te bir otelde buldu. Sevgilisi, sanatçı Selçuk Ural’ın kızı Aslı Ural’dı. Çakıcı’nın üzerinden Turizm Bakanlığı müşaviri Nesim Acar adını taşıyan bir kırmızı pasaport ve 17 bin dolar çıktı.

Tutuklanarak Nice cezaevine konulan Çakıcı, intikam peşine düştü. Eyüp Aşık ile konuşurken kaydettiği kaseti sürdü savaş alanına. Çakıcı, telefonda Aşık’a “Senin lafından sonra yer değiştirdim, Kanada’ya çıktım” diyor, onun sayesinde kurtulduğunu anlatıyordu. Aşık, bakanlıktan istifa etmek zorunda kaldı.

CHP Milletvekili Fikri Sağlar da Alaattin Çakıcı ile Korkmaz Yiğit’in telefon konuşmasının kasetini buldu. Sağlar’ın 13 Ekim’de açıkladığı kasette Çakıcı, Yiğit’e “Sonuna kadar seninleyim. Tek başına girer alırsın” diyordu. Gözaltına alınan Yiğit, önceden doldurduğu bir video kaseti kendisine ait Kanal 6 ve Kanal E televizyonlarında yayınlattı.

Bitkin bir ifadeyle konuşan Yiğit, Çakıcı kendisini aradığında “Kimyasının bozulduğunu, hayır diyemediğini” anlatıyordu. Video kasetin medya kuruluşlarının alımıyla ilgili 14 dakikalık bölümü yayınlanmadı. Yayınlandığı kadarı, ortalığı allak bullak etmeye yetti.

Ancak video kaset, Yiğit’i kurtaramadı. Türkbank ihalesi iptal edildi; Korkmaz Yiğit, Yavuz Ataç ve Alaattin Çakıcı hakkında dava açıldı. Korkmaz Yiğit, Bank Ekpres’in içini boşalttığı gerekçesiyle yargılandı ve aylarca cezaevinde kaldı.

Vatana dönüş

Türkiye’de olup bitenler, Çakıcı’nın Fransa’nın en sıkı korunan mahkumu haline gelmesine yol açmıştı. Üstelik Marsilya’daki “Les Baumettes” cezaevinde, Türkiye’deki cezaevlerinde olduğu gibi cep telefonu da yoktu!

Aylar sonra karar veren Fransız yargıç, Çakıcı’nın idamı istenen davalardan iadesini reddetti. Sadece Hıncal Uluç’un vurulması ve “cinayet işlemek üzere çete oluşturarak yönetmek” suçlarından yargılanmak üzere iadesini kabul etti. Bu, Çakıcı için iyi haberdi.

13 Aralık 1999’da uçakla onu Türkiye’ye getiren polisler oldu, “Alaattin abi” diye hitap ettiler yolculuk boyunca. Kartal Cezaevine girince “Oh ne rahat” dedi. Cep telefonu kullanabiliyor, gardiyanlarını lahmacun almaya yollayabiliyordu. Bu kadarla da kalmıyor, kahve tarama ve cinayet emirleri verebiliyor; Karagümrük çetesi lideri Nuri Ergin’e hakaret ve tehdit mektupları gönderebiliyordu. Çakıcı, cezaevinin özel konukları arasına Mehmet Ali Ağca’nın da katılmasına sevindi; “Hoşgeldin” mesajı gönderdi, avukatını onun emrine verdi.

“Cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak” suçundan çarptırıldığı 5 yıllık ağır hapis cezasının 2 yıl 2 gün tutan infazı, Ocak 2001’de tamamlanınca serbest bırakıldı.

Doktorlardan “Allah bilir” raporu

Ancak tahliye olduktan sonra yasalardaki değişiklikler ve idam cezasının kaldırılması nedeniyle eski dosyalar yeniden açıldı. Yargıtay, Karagümrükspor Lokali’nin basılmasıyla ilgili “çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve yönetmek” suçundan verilen 5 yıllık mahkûmiyet kararını onayladı. Bunun üzerine Çakıcı, eski MİT’çi Faik Meral adına düzenlenmiş sahte pasaportla 3 Mayıs 2004’te Yunan adaları üzerinden Avrupa’ya kaçtı. Bir kez daha “derin devlet” tarafından korunmuş, “gıyabi tutuklama” kararına rağmen kaçabilmişti.

Bu sefer kısa sürdü kaçak dönemi. İki ay kadar sonra Avusturya’da yakalandı. Hızla yapılan yargılama sonrasında Türkiye’ye iade edilmesine karar verildi. Cezaevindeyken de 2017 yılında da Tevfik Ağansoy cinayeti davasında 18 yıl 4 ay hapis cezası aldı.

Tayyip Erdoğan’a “sorumsuz sultan, yezit kişilikli” diye hitap ettiği iki mektup gönderdi. Ama 15 Temmuz darbe girişimi ardından Erdoğan bütün hakaret davalarından vazgeçince Çakıcı’nın hakaret davaları da düştü. Çakıcı bu kez rotasını dönemin Başbakanı Binali Yıldırım ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye çevirdi. 2017’de Bahçeli’ye gönderdiği mektupta “Miadı dolmuş, yürüyen Buda kılıklı efendi” dedi.

Sonra nasıl olduysa Alaattin Çakıcı’nın Devlet Bahçeli ile arası düzeldi. Bahçeli, Kırıkkale Keskin T Tipi Cezaevi’nde tutulduğu sırada rahatsızlanan Çakıcı’yı hastanede ziyaret etti.

Bu ziyaretten sonra Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi’nde düzenlenen “süresiz sağlık kurulu raporu” da hayli ilginçti. Raporda Çakıcı’nın hastalıklarından dolayı hayatını kaybetme riskinin yüksek olduğu belirtiliyor ve “Yine de her şeyi Allah bilir. Odasında her türlü açık görüş yapabilir” deniyordu. Altı doktorla ilgili dava açılırken, Çakıcı da “hastaneden kaçırılma şüphesi” nedeniyle geniş güvenlik önlemleri altında Sincan Cezaevi’ne nakledildi.

Koruma kalkanı altında hakaret

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bahçeli’nin, 2018 yılında Çakıcı ile görüştükten sonra gündeme getirdiği af önerisine sıcak bakmamıştı. Ama Bahçeli, pandemi önlemlerini fırsat bilerek, Erdoğan’ı ikna etti ve af yasasını Meclis’ten geçirdi.

Ve sonunda Çakıcı 15 Nisan 2020’de Sincan L Tipi Cezaevi’nden konvoylar eşliğinde tahliye oldu. Erdoğan ve Bahçeli’ye hakaret mektupları, yerini teşekkür mektuplarına bıraktı. Çakıcı’nın Bahçeli’ye teşekkür ziyareti, Bodrum’da eski Bakan Mehmet Ağar, Emekli Korgeneral Engin Alan ve emekli Albay Korkut Eken ile buluşması sürpriz değildi. Bu ilişkileri zaten biliniyordu. Ama Edirne’nin CHP’li Belediye Başkanı Recep Gürkan’ın, Çakıcı’yı makamında ağırlaması şaşırtıcıydı.

Çakıcı bu görüşmelerle kalmadı, köşesine çekilmek yerine Bahçeli’yi eleştiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na hakaret ve tehdit içeren bir mektup gönderdi. Bahçeli’nin, hakaret yağdıran Çakıcı’yı savunması kadar Erdoğan’ın sessiz kalması da dikkat çekiciydi.

Çakıcı, Cumhur İttifakı’nın koruma kalkanı altına girmişti, hukuk işlemiyordu. Belki de himaye göreceğini hesaplamıştı! Kılıçdaroğlu’nu hedef alarak hem Bahçeli ve Erdoğan’a minnet borcunu ödemeyi, hem de bir hafta önce yeğeni Adem Çakıcı’yı öldürtmeye azmettirmeye teşebbüsten aldığı 17 yıllık yeni hapis cezasından kurtulmayı hedefliyordu. Ne de olsa onca karanlık geçmişine, işlediği suçlara rağmen “derin devlet” tarafından korunmaya alışkındı.








CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bunları kaçırmayın

Dresden’de Gezilecek 8 Yer

Doğu Almanya’nın mücevheri Dresden, nefes kesici güzelliğiyle şehri çevreleyen Elbe Nehri‘ne nazır nefis bir kent.

Yaşar Kemal: Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne

Siz ne derseniz deyin, ben bıktım. Nah burama geldi. Neredeyse öfkeden, çaresizlikten boğulacağım. Kendimi kandırmaya çalışıyorum. İyi olacak, iyi olacak! Başkalarını da kendimle birlikte...

Aman doktor, Canım doktor: August Bier

Bilim kurgu filmlerin favori tiplemesi hafif(!) kaçık bilim insanları en sevdiğim klişe karakterlerdendir. Mary Shelley’le aynı kumaştan mı dokunduk bilemeyeceğim ama bilim insanları ve...

Mutlaka izlemeniz gereken En iyi 18 Uzay Filmi

Yine bir sinema listesiyle karşınızdayız. Yaşadığımız evrenin büyüklüğünü düşünüp hayretler içinde kalmayan insan neredeyse yok. Bu listede de yüzünü evrene dönen sinema yapıtlarından en...

Son haberler

Sanal etkinliklere yeni nesil çözümler sunan yerli girişim VEM, Lima Ventures liderliğinde 800 bin TL’lik ilk yatırımını aldı

Etkinlikler, eğitimler ve işbirlikleri için çevrimiçi dünyada sürükleyici etkileşim ortamları yaratan VeMaker (VEM), ilk yatırım turunu tamamladı. Kerem Gençler, Alper Gökçer ve Yaman Terzioğlu...

Konya Büyükşehir 700 bin metrekare araziyi üretime ve ekonomiye kazandırıyor

Bu haber 0 kez okunmuştur. Konya Büyükşehir Belediyesi, Çomaklı Mahallesinde mülkiyeti kendisine ait 700 bin metrekare araziyi üretime...

Çetin Ünsalan: Ekonomi yönetimi itibar peşinde

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Direktörü Kluge, Avrupa’da salgında son bir haftada 29 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Bu Avrupa’da her...

FÖŞ anlattı: TL Nasıl Değer Kazanır?

https://www.youtube.com/watch?v=bhRl8KUCUF8   Cambly’yi hemen indirip “60Atilla” koduyla ücretsiz deneyebilir, ilk ve son kez %60 indirimle abone olabilirsiniz. İndirim için: https://bit.ly/60atilla Ücretsiz deneyin: https://bit.ly/600atilla   4-15 yaş arası çocuklar için...

ABD’de, Trump’ın tedavisinde kullanılan antikor kokteyline onay çıktı

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), ABD Başkanı Donald Trump'ın, Covid-19'a yakalandığı süreçte tedavisinde kullanılan Regeneron Pharmaceuticals Inc’in geliştirdiği Covid-19 antikor kokteyline onay...