Ana SayfaKültür SanatSinemaPedofili konusuna değinen ‘The...

Pedofili konusuna değinen ‘The Trouble with Being Born’, Berlinale’de tartışmalara neden oldu

Google News presshaber.com

[ad_1]

Yetişkin bir adamla, 10 yaşındaki bir kız çocuğu gibi görünen bir robotun ilişkisine odaklanan “The Trouble with Being Born”, ilkgösterimin yaptığı 70. Berlin Film Festivali’nde tartışmalara neden oldu.

FilmLoverss‘ın Independent‘ten aktardığına göre, 2016 yılında “Das unmögliche Bild” ile ilk uzun metrajlısına imza atan Avusturyalı yönetmen Sandra Wollner, bu yıl ikinci uzun metrajlısı olan “The Trouble with Being Born” ile Berlin Film Festivali’ne konuk oldu. Film, ilkgösterimini geçtiğimiz günlerde 70. Berlin Film Festivali’nde yaptı. Pedofili gibi tepkilere açık bir konuya değinen film, bazı eleştirmenler tarafından beğeniyle karşılanmış olsa da pek çok izleyici tarafından tepkiyle karşılandı.

Yetişkin bir adamla, 10 yaşındaki bir kız çocuğu gibi görünen bir robotun cinsel bir boyut da kazanan ilişkisine odaklanan filmin Berlin’deki gösteriminde çok sayıda izleyici tepki göstererek salonu terk ederken, bu tepkiler gösterim sonrasında sosyal medyaya da yansıdı. 10 yaşındaki Lena Watson‘ın hayat verdiği robotun filmde yetişkin bir adamla cinsel ilişki yaşaması tepki çekerken, filmi “pedofili propagandası” yapmakla suçlayacak kadar ağır suçlamalarda bulunanlar da oldu.

Bir çocuğun CGI kullanılarak da olsa çıplak gösterilmesi tepkileri arttırdı

Filmde çocuk gibi görünen robot ile yetişkin adam arasındaki cinsel ilişki açıkça gösterilmiyor olsa da, hikâyenin anlatılma şekli böyle bir ilişkinin varlığına şüphe bırakmıyor. Ayrıca her ne kadar CGI kullanılarak ortaya çıkarılmış olsa da 10 yaşındaki çocuğun bazı sahnelerde çıplak olarak resmedilmiş olması da tepkilerin artmasına neden olmuş gibi görünüyor.

Aslında filmde yer alan robotun 20 yaşlarındaki genç bir kadını andırması planlanıyordu. Ancak senaryodaki müstehcen sahnelerin bir kısmını çıkaran Sandra Wollner, karakterin yaşını düşürerek bir çocuk oyuncuyla çalışmaya karar verdi. The Hollywood Reporter’a verdiği bir demeçte bu kararını savunan Wollner, Lena Watson’ın ailesiyle filmi detaylı bir şekilde konuştuklarını ve çekimler sırasında da ailenin sette bulunduğunu ifade etti.

Berlin’deki ilkgösteriminin ardından aldığı tepkilerin “The Trouble with Being Born”un festival yolculuğunu ne şekilde etkileyeceği merak konusu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[ad_2]

Listeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler haberler

Schwarzkopf İle Saç Bakımı

Saç bakımında her zaman yanınızda olan Schwarzkopf saç beyazlarının kapanmasında yardımcı ürün Root...

VDS sunucular hangi alanlarda ve ne amaçla kullanılır?

Vds sunucu yani diğer adıyla sanal sunucular büyük ve orta ölçekli...

‘Neowise’ Ankara’da görüldü

'Neowise' Ankara'da görüldü 'Neowise' kuyruklu yıldızı Dünya'nın yakınından geçmeye devam ediyor:...

Neden yüzleri tanır da isimleri hatırlamayız?

Yüzleri ve isimleri hatırlamak için beynimizin aynı şekilde çalıştığını düşünürüz; fakat...

Tartışı-Yorum

Cumartesi Anneleri: Gözaltındaki kayıpların hikayesi

Kadir Gürhan “Kayıplar” ve “yargısız infazlar” denilince akla ilk gelen Latin Amerika ülkeleridir. Bu ülkelerde askeri cunta yönetimleri “gözaltında kayıplar” ve “yargısız infazlarla” kendisine muhalif olan tüm kesimlere karşı bir korku ve sindirme politikası uyguladı. Hayatın bir parçası haline gelen bu uygulamalarda kaybedilenlerin çoğunu; öğrenciler, öğretmenler, sendikacılar (örgütlü...

Ölümü öldürmek, sonsuz bir umudun baharıdır…

“Evîn Biharek e…”* - Arjen Arî   Bir acılar sarmalıdır sancı, zamanın derinliklerinde gezinen ve hayatın kıyılarına vurur hafızalarının unutulmayacak sesleri. “Lal bû zimanê xwezayê, Girî herikî, jan bû banî” (“Dilsizdi doğanın dili, gözyaşı aktı, acı köprü oldu…”) dizeleri ile anlatıyor şair Semra Çelebî, ‘Birîn’ adlı şiir kitabında, gerçeğin...

Kalbi atan ölü bedenler

Bazı anlar vardır zihinlerimizde çocukluğumuza dair. Hayal mi gerçek mi olduklarını ömrü billah çözemeyiz. Bize anlatılanları, oradan buradan duyduklarımızı kurgulayarak bir görüntü yaratmış da olabiliriz, bizzat gözlerimizle tanık olduğumuz bu anlar zihnimizde mıh gibi tüm gerçekliğiyle çakılı da olabilir. Dediğim gibi hangisinin doğru olduğunu sınamak mümkün değil. Zihnimde...

Kuzguni Gömüt

Siyah kuzguni elbisesi içinde dilinde tek bir Arapça cümle ile Aisha Faris, sadece ağlıyordu. Bizim bilmediğimiz bir dilde, İç’inde kopan çığlıkların gümbürtüsü, siyah elbisesinde kara kara dalgalanıyordu. Aynı Arapça cümleyi tekrarlayarak Engin dertlerine bir de çağlayanlar ekliyordu. Gözyaşları bakışımızın değdiği her yerdeydi. Kara elbisesi; pul parlaklığını, onun...

Direniş Suflesi: Hayır

‘Oku’ diye başlıyor olmasına rağmen kutsal sayılan kelam; ilk maraza mevzunun başında ortaya çıkıyor. Taraflaşmanın daha kolay belirlendiği, hudutların keskin olduğu süreçler elbette yaşandı. Her konuya dair yaklaşımlar farklı idi ve tariflenen alandan hangi konuya nasıl yaklaşılması gerektiği de kendiliğinden açığa çıkıyordu. Karışık ama bence kesinlikle böyleydi. İnsanın yaşadığı...

Üşüyor bir coğrafyanın yüreği

'Eylül Mayıs'a dönüşecek...' Geo Milev   Üşüyor bir şehrin yüreği,  geceler buzdan karanlık. Yan yana dizilmiş çadırlar kanıyor. Üşüyor yeryüzü ve şehrin sokaklarında geziyor soğuk. Bir çocuk gözlerinde acının izlerini taşıyor. Bir bahar var ve gelecek mutlaka çocuk. Umudun ışığını taşıyor, geleceğimiz umudumuz çocuk. En amansız fırtınalar diner çocuk, savrulur...

En çok mor

Sıcak beterdi. Bıyıkları terlememiş bir delikanlılık çağında boncuk boncuk ter atıyordu. Çimento torbaları eşek ölüleri kadar ağırdı. Tuğlalar, yamalı şalvarında kahverengi tozlar bırakıyordu. Yamasını çepeçevre saran alelacele dikişleri hep terden söküktü. Daha O Boy’uyla karar vermişti ev yapmaya. Bir evin temelini attı. Atış o atış.. Seni inşaat işçisi; fayans...

Sınırlar ve rahatça uyunamayan ülkeye dair: Ordu, yeniden…

Levent Ünsaldı Devlet ve milletin yüksek çıkarlarını ait olduğu kurumun çıkarlarıyla eş gören, dolayısıyla bunları yorumlama tekelini de kendisine veren Türk subayı, kışladaki eriyle kurduğu paternalist ilişkisini (“oğlum” ifadesiyle çağrılan er) milletin geneliyle olan ilişkisine de kolayca yansıtabilmiştir. Aktarılan bu hususi ethos (değerler sistemi), subayın tüm yaşamını geçirdiği...

Rıza Yalçın Koçak yazdı: Olağanüstü zulüm

Rıza Yalçın Koçak Etrafımızdaki insanlar büyük bir şaşkınlıkla cevabı bir yanı ile çok basit bir yanıyla ise iler tutar yanı olmayan sorular soruyorlar. İşyerlerinden atılan arkadaşlarının masumiyetlerine iliklerine kadar inanıp ve ama ‘devletin de bir bildiği vardır’ fikriyatının serin sularında kol gezmeye devam ediyorlar. Hükümet ile ‘paralel’ devlet...

Halkın vicdanı; “Gelemem” diyorsun, peki sen bizdeki “öf öf” ü duyuyor musun?

Ne desek, ne etsek, nasıl yapsak bilemiyoruz… Az şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler anlatabilmek için yeterli yaşadıklarımız. Çok şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler yapabilmek için çok şey görmedik henüz… “Derin bir ah” çekiyoruz, çünkü şu kelimeler sayfaya değerken Hurşit Külter hala kayıp. Ve “ah vicdan”...

Rütbelerin Er’leri

Rıza Yalçın Koçak ‘Türk halkı sessiz kalarak onayladığı bu savaşın mağduru olmaya mahkumdur.’ (TAK-Haziran 2016) Erleri çekin rütbeliler gelsin! Erleri çekmeyecek rütbeliler ordusu. Ere göre tanımlı omuzlardaki apoletler. Kaç erin başı olduğunu bildiriyor unvanlar. Erlerle tanımlayıp erlerle var ediyorlar kendilerini. Erleri çekin rütbeliler gelsin çığlığını bir iyi niyet olarak okumak gerekiyor en başta....

Kadim Süryanilerin Akitu Bayramı

Yerinden yurdundan edilen, sürgün halkların derdini en içten şairler dillendirir. Bu sebeple Yuhanna Bar Madeni der ki: “Ey sağduyulu! Ana vatanında kalman, Saygınlığını korur. Hakareti ve acı dolu gurbeti hor gör. Saç, başta oldukça değerlidir. Olmadığında, küçümsenir ve ayaklar altına alınır” Bundan tam 6766 yıl önce (MÖ 4750) Asur ve Babil kaynaklarına göre, tarihte...