Şeker Hastalığı Hakkında Bilmeniz Gerekenler

0
doktor tutuklandı

Şeker hastalığı, çağdaş son zamanların en büyük problemlerinden biri olarak kabul ediliyor. İşlenmiş ürünlerin, fast food seçimi yiyeceklerin ve rafine şekerle meydana getirilen tatlıların yaygınlaşmasıyla daha büyük bir sorun hâline gelen şeker hastalığı, günümüzde 40 yaş üstünde her beş kişiden birinde görülüyor. Meydana getirilen araştırmalar, Türkiye’de bu hastalığın nüfusun %18’ine dayandığını göstermekte. Bu şekilde bir durumda şeker hastalığının hepimiz için risk teşkil ettiğini söyleyebiliriz. Bu hastalıkla savaşım etmek için bilmemiz ihtiyaç duyulan bazı mevzular var.

Şeker Hastalığı Nedir?

Tıp literatüründe diyabet olarak malum şeker hastalığı, kandaki şeker seviyesinin düzgüsel oranların üstünde seyretmesiyle ortaya çıkar. Şeker seviyesinin deneglenmesini elde eden insülin hormonu yetersiz seviyede salgılandığında ya da asla salgılanmadığında şeker hastalığı görülür. Diyabetin birçok çeşidi olmakla beraber, üretilen insülinin salgılanamamasıyla ortaya çıkan Tip 2 diyabet bu hastalıklar içinde en yaygın görülendir. Diyabet, lüzumlu önlemler alınmadığında ve tedavi uygulanmadığında ölümcül bir hastalık hâline gelebilir.

Fazla Kiloların Yarattığı Çekince

Vücutta biriken aşırı yağlar, hormonal dengenin bozulmasına sebep olur. Ek olarak, yağ birikimi sebebiyle salgılanan hormonlar ve kimyasallar metabolizmayı negatif etkisinde bırakır. Bu yağ birikimi, insülin salgılanmasını bloke ederek kan şekerinin dengede olmasını engelleyecektir. Meydana getirilen araştırmalar, aşırı kiloluluğun diyabete neden olan en kuvvetli etkenlerden biri bulunduğunu göstermektedir. Aşırı kilolara haiz olan hepimiz diyabet riski altındadır.

İngiltere’de meydana getirilen bir araştırma 15 kilo ve üstünde veren kişilerin diyabeti yendiğini gösteriyor. Kilo verdikçe vücut düzene gireceği için, diyabetin önüne büyük seviyede geçilmiş olacaktır. Normal olarak, diyabet yalnızca kilo problemi olan insanlarda görülen bir hastalık değil. Sadece boy kilo endeksi uyumsuz olan kişilerin diyabete yakalanma riskinin ve oranının diğerlerine gore daha yüksek olduğu biliniyor.

Hareketsizlik

Fizyolojik aktivitelerin azaltılması, diyabet riskini doğuran en büyük faktörlerden biri.  Egzersiz ve hareket, hormonal salınımın gerektiği düzeyde seyretmesini sağlarken, hareketsizlik ciddi bir sıhhat problemi yaratıyor. Hareketsizliğin diyabet için yarattığı tek risk, aşırı kilo alımı değil. Vücut fonksiyonları yavaşladığı için, insülin salınımı azalabiliyor yada durabiliyor. Bu durumda, haftada minimum üç gün otuzar dakika spor yapmakta yarar var. Tempolu bir yürüyüş bile diyabet riskini ciddi anlamda azaltıyor.

Dengesiz ve Yanlış Beslenme

Diyabetin beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak arttığı malum bir şey. Paketlenmiş gıdalar, fast food, rafine şekerin kullanıldığı tatlı ürünler, halk içinde abur cubur olarak malum gıdalar diyabet riskini ciddi anlamda arttırıyor. Glisemik indeksi yüksek gıdalar, kilo alma oranını hızlandırdığı şeklinde kan şekeri dengesini de ciddi anlamda etkiliyor. Hatta sofrada kullandığımız şeker ve tuz bile endüstri ürünü olduğundan, gereksiz kalori alımına ve şeker hastalığı riskine yol açabiliyor.

Bu durumda, şeker hastalığından korunmanın yolu sıhhatli ve dengeli beslenmeden geçiyor. Et, balık ve sebze ağırlıklı bir beslenme rejimi uygulayarak aşırı kilolardan ve diyabetten korunmak mümkün. Öteki taraftan, meyve şekeri aşırı tüketilmediği sürece bir çekince yaratmıyor. Sıhhatli bir beslenme için glisemik indeksi düşük ve lif oranı yüksek gıdalar tüketmekte yarar var. 

Genetik Faktörler

Diyabetin kalıtsal olarak aktarılabilen bir hastalık olduğu bilinmekte. Meydana getirilen araştırmalar, diyabet şikayetiyle tedaviye başvuran kişilerin büyük kısmının ailesinde de bu hastalığın bulunduğunu gösteriyor. Dolayısıyla, ailenizde şeker hastalığına haiz olan biri var ise, bu mevzuda fazlaca daha davranışlarında ölçülü olmanız gerekiyor.

Stres

Stresin vücuttaki insülin direncini arttırdığı bilinmekte. Direncin artması ise kalp ve damar hastalıklarıyla beraber diyabet riskini de arttırır. Dolayısıyla, diyabet hastalığına karşı mücadelenin ruhsal bir yöne de haiz bulunduğunu söyleyebiliriz. Yoğun bir stres altındaysanız, diyabet riskiyle karşılaşmamak için ruhsal tedavi almayı düşünebilirsiniz.

Kaynak: http://www.metabolikcerrahi.com/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here