Ana SayfaHaberlerDünyadanSuriye, Türkiye-Rusya görüşmesi öncesi...

Suriye, Türkiye-Rusya görüşmesi öncesi Halep’i muhaliflerden geri aldı

Google News presshaber.com

[ad_1]

Suriye hükümetine bağlı kuvvetler, Türkiye ile Rusya arasında bugün yapılacak görüşmeler öncesinde Halep şehrinin batı kesiminde Türkiye’nin desteklediği muhaliflerin elinde bulunan toprakların büyük bölümünü geri aldı.

Fotoğraf: Reuters (Arşiv)

Suriye hükümet güçlerinin son haftalarda muhaliflerin elindeki son bölge olan İdlib ve çevresine düzenlediği saldırılar ve neticesinde elde ettiği toprak kazanımları, Türkiye ile Rusya arasındaki işbirliğini zedeliyor.

İç savaşta hasım tarafları destekleyen Türkiye ve Rusya, iki tarafın birbiriyle çatışıyor olmasına rağmen iç savaşa siyasi çözüm bulmak için çalışıyor.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı savaşan muhalifleri destekleyen Türkiye iki hafta içinde 13 Türk askerinin hayatını kaybetmesine yol açan saldırıların ardından Suriye hükümet güçlerinin geri çekilmesi için ültimatom vermişti.

Ankara, Suriye hükümet güçlerinin ay sonuna kadar muhaliflerin elindeki İdlib bölgesinde elde ettikleri mevzilerden geri çekilmemeleri halinde Esad güçlerini Türkiye’nin kendisinin püskürteceğini Moskova’ya da bildirmişti.

Ancak pazar günü Rus savaş uçakları Halep vilayetinin batısında kalan muhaliflerin kontrolü altındaki kasabalara ağır hava saldırıları düzenledi.

Reuters’ın verdiği bilgiye göre kasabalar daha sonra İran’ın desteklediği milis kuvvetlerin eline geçti.

Ajansa konuşan muhalif kaynaklar, Anadan ve Haritan kasabaları dahil olmak üzere bölgedeki muhalif güçlerin geri çekildiğini bildirdi.

İç savaşı sahadaki kaynaklardan izleyen Suriye İnsan Hakları Gözlem Örgütü’nün başında bulunan Rami Abdulrahman şunları söyledi: “Sekiz yıldır tek bir köyü alamadıkları bölgeyi bir günde ele geçirdiler. Bölgedeki rejim güçleri çok hızlı ilerliyor. (Muhalif) askeri gruplar bölgenin büyük bölümünden çekildi.” Abdulrahman’ın verdiği bilgiye göre hükümet güçleri bölgede 13 köyü ele geçirdi.

Esad güçlerinin bu son kazanımları, ülkenin iki büyük kenti Halep ve Şam’ı birbirine bağlayan M5 karayolunda 2012 yılından bu yana ilk defa kontrolü ele geçirmelerini izledi.

Diğer taraftan Türkiye’nin desteklediği Suriyeli muhalif güçlerin kaybettikleri mevzileri ele geçirmek için başlattığı karşı taarruz da devam ediyor. Asker, tank ve askeri araçlardan oluşan 100 araçlık bir konvoy dün İdlib’e vardı.

İdlib vilayetinde yaşadığı belirtilen birkaç milyon Suriyeli’nin sınırlarına gelmesinden kaygı duyan Anakara’nın İdlib bölgesinde Rusya ile 2018 yılında yaptığı anlaşma kapsamında 12 askeri gözlem noktası bulunuyor.

Ancak İdlib’de Suriyeli muhalif ve Esad güçleri arasındaki çatışmaların önlenmesi amacıyla kurulan bu gözlem noktalarından bazıları cephe hattının gerisinde kaldı. Türkiye gözlem noktalarını kuvvetlendirmek için binlerce asker ve yüzlerce konvoy silah ve askeri ekipmanı bölgeye gönderdi.

Erdoğan: Gerekirse zor yoldan Suriye rejimini İdlib’de geri çekeceğiz

ABD İdlib’de bir taşla üç kuş vurmak istiyor

[ad_2]

Listeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler haberler

SpaceX’ten Uluslararası Uzay İstasyonuna ‘süper fare’li kargo

SpaceX'ten Uluslararası Uzay İstasyonuna 'süper fare'li kargo Uluslararası Uzay İstasyonuna gönderilen...

Büyük Bir Tecrübe İle AG Asfalt!

İş ortakları ile arasındaki güveni büyük oranda sağlamış ve sektördeki yerini giderek daha da güçlü bir hale getirmiş olan firma 2004 yılı içerisinde kurulmuş ve alanındaki başarısında kesin olarak kanıtlamıştır.

Rojava’da af çıkarıldı

Rojava’da Kurban Bayramı vesilesiyle Cezire Kantonu’nda af ilan edildi. Cezire Kantonu...

ABD’deki ‘Floyd’ protestolarında federal mahkeme binasının girişi ateşe verildi

ABD'nin Portland kentinde, siyah vatandaş George Floyd'un polis şiddeti sonucu...

Tartışı-Yorum

Cumartesi Anneleri: Gözaltındaki kayıpların hikayesi

Kadir Gürhan“Kayıplar” ve “yargısız infazlar” denilince akla ilk gelen Latin Amerika ülkeleridir. Bu ülkelerde askeri cunta yönetimleri “gözaltında kayıplar” ve “yargısız infazlarla” kendisine muhalif olan tüm kesimlere karşı bir korku ve sindirme politikası uyguladı. Hayatın bir parçası haline gelen bu uygulamalarda kaybedilenlerin çoğunu; öğrenciler, öğretmenler, sendikacılar (örgütlü...

Ölümü öldürmek, sonsuz bir umudun baharıdır…

“Evîn Biharek e…”* - Arjen Arî Bir acılar sarmalıdır sancı, zamanın derinliklerinde gezinen ve hayatın kıyılarına vurur hafızalarının unutulmayacak sesleri. “Lal bû zimanê xwezayê, Girî herikî, jan bû banî” (“Dilsizdi doğanın dili, gözyaşı aktı, acı köprü oldu…”) dizeleri ile anlatıyor şair Semra Çelebî, ‘Birîn’ adlı şiir kitabında, gerçeğin...

Kalbi atan ölü bedenler

Bazı anlar vardır zihinlerimizde çocukluğumuza dair. Hayal mi gerçek mi olduklarını ömrü billah çözemeyiz. Bize anlatılanları, oradan buradan duyduklarımızı kurgulayarak bir görüntü yaratmış da olabiliriz, bizzat gözlerimizle tanık olduğumuz bu anlar zihnimizde mıh gibi tüm gerçekliğiyle çakılı da olabilir. Dediğim gibi hangisinin doğru olduğunu sınamak mümkün değil.Zihnimde...

Kuzguni Gömüt

Siyah kuzguni elbisesi içinde dilinde tek bir Arapça cümle ile Aisha Faris, sadece ağlıyordu. Bizim bilmediğimiz bir dilde, İç’inde kopan çığlıkların gümbürtüsü, siyah elbisesinde kara kara dalgalanıyordu. Aynı Arapça cümleyi tekrarlayarak Engin dertlerine bir de çağlayanlar ekliyordu. Gözyaşları bakışımızın değdiği her yerdeydi. Kara elbisesi; pul parlaklığını, onun...

Direniş Suflesi: Hayır

‘Oku’ diye başlıyor olmasına rağmen kutsal sayılan kelam; ilk maraza mevzunun başında ortaya çıkıyor.Taraflaşmanın daha kolay belirlendiği, hudutların keskin olduğu süreçler elbette yaşandı. Her konuya dair yaklaşımlar farklı idi ve tariflenen alandan hangi konuya nasıl yaklaşılması gerektiği de kendiliğinden açığa çıkıyordu. Karışık ama bence kesinlikle böyleydi.İnsanın yaşadığı...

Üşüyor bir coğrafyanın yüreği

'Eylül Mayıs'a dönüşecek...'Geo Milev Üşüyor bir şehrin yüreği,  geceler buzdan karanlık. Yan yana dizilmiş çadırlar kanıyor. Üşüyor yeryüzü ve şehrin sokaklarında geziyor soğuk. Bir çocuk gözlerinde acının izlerini taşıyor. Bir bahar var ve gelecek mutlaka çocuk. Umudun ışığını taşıyor, geleceğimiz umudumuz çocuk. En amansız fırtınalar diner çocuk, savrulur...

En çok mor

Sıcak beterdi. Bıyıkları terlememiş bir delikanlılık çağında boncuk boncuk ter atıyordu. Çimento torbaları eşek ölüleri kadar ağırdı. Tuğlalar, yamalı şalvarında kahverengi tozlar bırakıyordu. Yamasını çepeçevre saran alelacele dikişleri hep terden söküktü.Daha O Boy’uyla karar vermişti ev yapmaya. Bir evin temelini attı. Atış o atış..Seni inşaat işçisi; fayans...

Sınırlar ve rahatça uyunamayan ülkeye dair: Ordu, yeniden…

Levent Ünsaldı Devlet ve milletin yüksek çıkarlarını ait olduğu kurumun çıkarlarıyla eş gören, dolayısıyla bunları yorumlama tekelini de kendisine veren Türk subayı, kışladaki eriyle kurduğu paternalist ilişkisini (“oğlum” ifadesiyle çağrılan er) milletin geneliyle olan ilişkisine de kolayca yansıtabilmiştir. Aktarılan bu hususi ethos (değerler sistemi), subayın tüm yaşamını geçirdiği...

Rıza Yalçın Koçak yazdı: Olağanüstü zulüm

Rıza Yalçın Koçak Etrafımızdaki insanlar büyük bir şaşkınlıkla cevabı bir yanı ile çok basit bir yanıyla ise iler tutar yanı olmayan sorular soruyorlar. İşyerlerinden atılan arkadaşlarının masumiyetlerine iliklerine kadar inanıp ve ama ‘devletin de bir bildiği vardır’ fikriyatının serin sularında kol gezmeye devam ediyorlar. Hükümet ile ‘paralel’ devlet...

Halkın vicdanı; “Gelemem” diyorsun, peki sen bizdeki “öf öf” ü duyuyor musun?

Ne desek, ne etsek, nasıl yapsak bilemiyoruz… Az şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler anlatabilmek için yeterli yaşadıklarımız. Çok şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler yapabilmek için çok şey görmedik henüz… “Derin bir ah” çekiyoruz, çünkü şu kelimeler sayfaya değerken Hurşit Külter hala kayıp. Ve “ah vicdan”...

Rütbelerin Er’leri

Rıza Yalçın Koçak ‘Türk halkı sessiz kalarak onayladığı bu savaşın mağduru olmaya mahkumdur.’ (TAK-Haziran 2016)Erleri çekin rütbeliler gelsin! Erleri çekmeyecek rütbeliler ordusu. Ere göre tanımlı omuzlardaki apoletler. Kaç erin başı olduğunu bildiriyor unvanlar. Erlerle tanımlayıp erlerle var ediyorlar kendilerini. Erleri çekin rütbeliler gelsin çığlığını bir iyi niyet olarak okumak gerekiyor en başta....

Kadim Süryanilerin Akitu Bayramı

Yerinden yurdundan edilen, sürgün halkların derdini en içten şairler dillendirir. Bu sebeple Yuhanna Bar Madeni der ki:“Ey sağduyulu!Ana vatanında kalman,Saygınlığını korur.Hakareti ve acı dolu gurbeti hor gör.Saç, başta oldukça değerlidir.Olmadığında, küçümsenir ve ayaklar altına alınır”Bundan tam 6766 yıl önce (MÖ 4750) Asur ve Babil kaynaklarına göre, tarihte...