Dünyanın en ilginç sanatçısından en ilginç savaş aracı

Evlenecek çiftlere 25 poz önerisi

Ortadoğu’nun kadife sesi Mohsen Namjoo ve 10 şarkısı

Vadim Stein’in 32 fotoğrafıyla dansçılar

Taht Oyunları bir fantezi değil, iklime dair bir uyarı

Bilim 11 Mayıs, 10:22'de eklendi


Taht Oyunları bir düşlem değil, iklime dair bir uyarı

Taht Oyunları dizisinde anlatılan vakalar en baştan beridir kendi geleceğimizle ilgiliydi. Bilinçaltımızda bastırdığımız toplu yok oluş korkusu zombi ordusuyla temsil edilirken, onlara yaşam veren kara büyü, fosil yakıtlarını simgeliyor.


Alf Hornborg

Taht Oyunları dizisinin son sezonunu ve kurgusal Ortaçağ İngiltere’sindeki doğaüstü canavarlar ve pornografinin garip karışımını merakla bekledim. Sürem süresince pornografi git gide yok olurken, komplolar hız kazanarak yoğunlaştı ve George R.R. Martin’in fantastik öyküsünün bir mesajı olduğu ortaya çıktı. Kim bilir bu büyük başarısını, bilinçaltındaki rüya benzeri bir düzlemde, insanlığın en köklü sorunuyla iyi mi başa çıkacağını değerlendirmesi vasıtasıyla açıklayabiliriz.

Yorumumun, tv izleyerek geçen tüm bu atıl saatleri meşrulaştırmak için acınası bir teşebbüsten daha çok anlam taşıdığına inanmak isterim. Tıpkı büyük antropolog Claude Lévi-Strauss’un efsanelerini çözümleme ederek kimi Amerikan halklarının temel sorunlarını ortaya koyması benzer biçimde, bilinçaltımıza işkence eden açmazların ve görünüşte çözülemeyen ikilemlerin farkına varmak için kendi hikâyelerimizi gözden geçirebiliriz.

EFSANELER, GERÇEKLERİN AYNASIDIR

Lévi-Strauss’un “mytheme”* diye adlandırdığı şey, şu demek oluyor ki hikâyelerin temel unsurlarının soyutlamaları, temel mesajları ifade eden temel konulardır. Efsaneleri parçalarına ayırarak incelemek amacıyla Satruss’un yöntemini kullanarak düşlem ve bilim kurguda gizli saklı durumdaki anlamları açığa çıkarabiliriz. Ve bu sayede, bu rüya benzeri dünyalar bizlere kendimizle ilgili daha oldukça şey anlatabilir.

Mesela, film yönetmeni James Cameron’ın gişe rekorları kıran Aliens (Mahluk/1986) ve Avatar (2009) filmleri, beyaz perde izleyicilerinin baskın dünya görüşünde yaşanmış olan temel bir dönüşümü yansıtıyordu. İki filmi birbirinden ayıran çeyrek yüzyılda, tabiat, çeşitlilik ve teknolojiyle ilgili işaretler tersine dönmüştü. Aliens’ın final sahnesinde, insanüstü güçler elde eden bir makinenin içindeki Sigourney Weaver, değişik bir gezegenden gelen korkulu bir yaratıkla savaşıyordu. Weaver, değişen teknolojinin yardımıyla şeytani doğayı yeniyordu. Uzaydan gelen canavar, evcilleşmemiş ve tehditkâr bir biyolojik çeşitliliği simgeliyordu ve yalnızca bir makinenin yardımıyla insanoğlu hayatta kalabilirdi.

Yirmi yıl sonraysa roller tersine döndü. Avatar’daki final sahnesi, bunun yerine, benzer bir teknolojik zırhla donanmış fena niyetli bir adam kapitalistin, iyi huylu tabiat tarafınca yenildiğini gösterdi. Pandora gezegendeki ekosistemin tamamı, insan sömürgecilere karşı harpte seferber ediliyordu ve artık başka bir gezegenden gelen canavarlar yerine makineler söz mevzusuydu. Bu hikâyede, teknoloji doğaya karşı verilen savaşı kaybediyor. Tabiatın yaşayabilmesi için makinelerin durdurulması gerekiyor.

FOSİL ENERJİ KAYNAKLARI TABİATA KARŞI

Benzer bir çözümleme, Martin’in düşsel Westeros kıtasında savaşan Ortaçağ krallıkları karşısındaki gerçek tehdidi ortaya koyuyor. Devam eden iklim değişikliği (“kış geliyor”) eşliğinde, insanların dünyasını yok etmekle tehdit eden ölülerin Ak Yürüyenler ordusu, fosil yakıtların simgesel bir göstergesi. Günümüzde teknolojik uygarlığımızı ilerleten enerji, sönmüş kıvılcımları yerkabuğunun içine gömülmüş haldeki milyarlarca ölü organizmadan elde ediliyor. Meydana getirilen benzetme {hiç de} zorlama değil: Her iki durumda da fosil enerji yaşamın kendisine karşı bir cenk halinde.

Gece Kralı’nın katil cesetlerinin yarattığı korku, elbet, özetlemek gerekirse tüm insanları bir araya getirebilecek varoluşsal bir ölüm korkusu biçiminde yorumlanabilir. Öteki taraftan, ölüler ordusu ile iklim değişikliği arasındaki ilişki, daha politik bir kinayeyi ikna edici hale getirecek biçimce yeterince açık. Ölü yaratıklara can veren güçler, bizleri, bir tüm olarak uygarlığı, her bir insan yaşamının ötesinde çökertmekle tehdit ediyor. Kaçakçı devşirmesi şövalye Davos Seaworth’un Daenerys’e söylediği suretiyle; “Düşmanlıkları bir kenara bırakmaz ve bir araya gelmezsek öleceğiz. Ondan sonrasında kimin iskeletinin Demir Taht’a oturacağının bir önemi kalmıyor.”

YAKLAŞAN KÜRESEL KIŞ

Yaklaşan Ak Yürüyenler kışının iklim değişikliğiyle ilgili bir benzetme olarak görülebileceği sezgisi Taht Oyunları seyircileri içinde oldukça yaygın olsa bile, ölü (fosil) enerjinin insanlığa karşı ölümcül bir tehdit olduğu gerçeğinin ortaya konması gerekliliği, bir çok gözden firar etmiş benzer biçimde görünüyor. Zombi ordusu, kömür, petrol ya da gaz formunda uzun süreden beri ölü durumda olan inorganik enerjiyle yaşam verilen çağdaş toplumun makine birikimini çağrıştırıyor. Çağıl Çağ öncesi insanları benzer biçimde bu tür bir teknik tertibatla karşı karşıya kalan Westeros sakinleri de ölü nesnelerin hareket etmeye ve yaşama karşı cenk açmaya ilişkin taşımış olduğu muhteşem kapasiteden dolayı şok oluyorlar.

George R.R. Martin’in verdiği mesaja nazaran, iktidar olma amaçlı sonsuz insan rekabetinin, ölüler ordusundan gelen tehdidi yenmek için ortak bir çaba zemininde bir kenara bırakılması gerekiyor. Taht Oyunları’nın taşımış olduğu bildiri, insanlığın, iklim krizini bilgisizce halının altına süpürme mevzusundaki paradoksal kabiliyetiyle savaşım eder ve hem de kendini başka şeylerle meşgul ederken, krizle bilgili bir halde savaşım etmiş olduğu bir dönemde tanıdık ve acil görünüyor. Tıpkı bir rüyada olduğu benzer biçimde, yaklaşmakta olan bir felakete ilişkin farkındalığımız ve onu görmezden gelme mevzusundaki dikkat çekici kapasitemiz arasındaki çelişkiyi algı etmeye çabalıyoruz. Hayaller ve fanteziler, bilinçaltında bastırdığımız meseleleri yansıtmamızı sağlar. Bu bağlamda Taht Oyunları, dönemimizi özetleyen bir öykü.

*Yapısalcı insanbilim ve yazınsal eleştiride, efsanelerin inşa edilmiş olduğu kabul edilen bir takım (tipik olarak bir karakter, bir vaka ve bir tema arasındaki ilişkiyi içeren) temel genel anlatı yapısının her biri.

** Yazının aslı Popular Science sitesinden alınmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.