Ana SayfaPolitikaTapu çalışanlarının sorunları TBMM’ye...

Tapu çalışanlarının sorunları TBMM’ye taşındı

Google News presshaber.com

CHP’li vekil Mahmut Tanal, tapu müdürlüklerinde görevli çalışanların sorunlarıyla ilgili Meclis’e 4 farklı soru önergesi sundu. Tanal ayrıca milletvekili arkadaşlarıyla birlikte tapu emekçileri için TBMM Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi.

CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal, tapu müdürlüklerinde görev yapan personelin sorunlarını Meclis gündemine taşıdı.  Tanal, tapu müdürlükleri çalışanlarının özlük hakları, döner sermaye ödemeleri, unvan farkı, yemek ücreti ve yemekhane hizmeti gibi sorunlarıyla ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un cevaplandırması talebiyle TBMM Başkanlığı’na ayrı ayrı soru önergesi sundu. 

Bunun yanı sıra CHP’li Tanal, milletvekili arkadaşlarıyla birlikte Meclis Başkanlığı’na araştırma önergesi sunarak, tapu müdürlüklerinde aynı işi yapan çalışanlar arasında sağlanan haklar ve ödenen maaşlar konusunda yaşanan eşitsizliğin ortadan kaldırılması, tapu müdürlükleri emekçilerinin maaş, özlük hakları ve çalışma koşullarının iyileştirilmesinin sağlanması ve diğer sorunların incelenerek mağduriyetlerin giderilmesi hususunda adım atılmasını talep etti.

TAPUDA PERSONEL YETERSİZ

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ile diğer CHP’li milletvekili arkadaşlarının imzasını taşıyan Meclis Araştırması önergesinde, günümüzde hemen hemen bütün tapu müdürlüklerindeki personellerin sayı bazında yeterli olmadığı, tapu müdürlüklerinin ihtiyaç duyduğu kadronun neredeyse yarısı kadar personel ile hizmet verdiği iddiaları iddialarının mevcut olduğu hatırlatıldı.

EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET İLKESİ UYGULANMIYOR 

Önergede ayrıca, “Aynı tapu müdürlüğünde aynı işi yapan personeller arasında unvan eşitsizliği yaşandığı, unvan eşitsizliğinden dolayı çalışanların aynı ücrete hak kazanamadığı, uygulamada her bir tapu müdürlüğünde birçok konuda farklılıklar bulunduğu, kimi tapu müdürlüğünde çalışanlara yemek ücreti gibi haklar sunulurken, birçok tapu müdürlüğünde bu hakların sunulmadığı, tapu müdürlüklerinde görev yapan memurlar ile kamuya ait diğer birimlerde görev yapan memurlar arasında maaş ve özlük hakları konusunda ciddi farkların ve eşitsizliğin olduğu” belirtildi. 

Pek çok kurumun; fon, döner sermaye, komisyon ücreti, ek ders ücreti, fazla çalışma ücreti gibi pek çok uygulamayla memurlarına ek bir gelir katkısı sağladığının aktarıldığı önergede, tapu müdürlüğü çalışanlarının ek yardım ve katkıdan mahrum bırakıldığı vurgulandı.

ANAYASAYA AYKIRI 

“Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı Anayasanın 5’inci maddesinin, eşitlik ilkesinin düzenlendiği Anayasanın 10’uncu maddesi ile herkesin, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunun hüküm altına alındığı Anayasanın 17’nci maddesinin anımsatıldığı önerge gerekçesinde, “Tapu Müdürlüklerinde çalışan personeller arasında maaş, özlük hakları ve diğer konularda yaşanan eşitsizlik, yine kamuya ait diğer birimlerde görev yapan memurlarla tapu müdürlüklerinde görev yapan memurlar arasındaki maaş ve özlük hakları konusunda yaşanan eşitsizlik, tapu müdürlüklerinde çalışan personellere sağlanan ek hak ve hizmetlerden farklı Müdürlüklerde farklı uygulamaların olması, açıkça hakkaniyete aykırılık teşkil etmektedir ve Anayasamıza açıkça aykırıdır” ifadelerine yer verildi. 

Söz konusu Meclis Araştırma önergesiyle ülkemizde bulunan tapu müdürlüklerinde görev yapan vatandaşlarımızın sorunlarının araştırılıp saptanarak, hizmet şartlarının, aylıklarının, ödeneklerini ve diğer özlük işlerinin iyileştirilme yollarının belirlenmesinin amaçlandığının altı çizildi.

Listeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler haberler

Cengiz’den İlk Gol Geldi!

Sezon başında Roma’da fazla forma şansı bulamamasından dolayı İngiltere ligine transfer...

Arda Kural yeni imajıyla ekranlara dönüyor

2000’li yılların başında hem yakışıklılığı hem de oyunculuğuyla tüm dikkatleri...

Piyasalar seneyi kapattı, ya dünya ekonomisi?

Öncelikle tüm koç, öküz, düvel ve toynaklı kardeşlerimin Kurban Bayramı’nı...

Tartışı-Yorum

Cumartesi Anneleri: Gözaltındaki kayıpların hikayesi

Kadir Gürhan “Kayıplar” ve “yargısız infazlar” denilince akla ilk gelen Latin Amerika ülkeleridir. Bu ülkelerde askeri cunta yönetimleri “gözaltında kayıplar” ve “yargısız infazlarla” kendisine muhalif olan tüm kesimlere karşı bir korku ve sindirme politikası uyguladı. Hayatın bir parçası haline gelen bu uygulamalarda kaybedilenlerin çoğunu; öğrenciler, öğretmenler, sendikacılar (örgütlü...

Ölümü öldürmek, sonsuz bir umudun baharıdır…

“Evîn Biharek e…”* - Arjen Arî   Bir acılar sarmalıdır sancı, zamanın derinliklerinde gezinen ve hayatın kıyılarına vurur hafızalarının unutulmayacak sesleri. “Lal bû zimanê xwezayê, Girî herikî, jan bû banî” (“Dilsizdi doğanın dili, gözyaşı aktı, acı köprü oldu…”) dizeleri ile anlatıyor şair Semra Çelebî, ‘Birîn’ adlı şiir kitabında, gerçeğin...

Kalbi atan ölü bedenler

Bazı anlar vardır zihinlerimizde çocukluğumuza dair. Hayal mi gerçek mi olduklarını ömrü billah çözemeyiz. Bize anlatılanları, oradan buradan duyduklarımızı kurgulayarak bir görüntü yaratmış da olabiliriz, bizzat gözlerimizle tanık olduğumuz bu anlar zihnimizde mıh gibi tüm gerçekliğiyle çakılı da olabilir. Dediğim gibi hangisinin doğru olduğunu sınamak mümkün değil. Zihnimde...

Kuzguni Gömüt

Siyah kuzguni elbisesi içinde dilinde tek bir Arapça cümle ile Aisha Faris, sadece ağlıyordu. Bizim bilmediğimiz bir dilde, İç’inde kopan çığlıkların gümbürtüsü, siyah elbisesinde kara kara dalgalanıyordu. Aynı Arapça cümleyi tekrarlayarak Engin dertlerine bir de çağlayanlar ekliyordu. Gözyaşları bakışımızın değdiği her yerdeydi. Kara elbisesi; pul parlaklığını, onun...

Direniş Suflesi: Hayır

‘Oku’ diye başlıyor olmasına rağmen kutsal sayılan kelam; ilk maraza mevzunun başında ortaya çıkıyor. Taraflaşmanın daha kolay belirlendiği, hudutların keskin olduğu süreçler elbette yaşandı. Her konuya dair yaklaşımlar farklı idi ve tariflenen alandan hangi konuya nasıl yaklaşılması gerektiği de kendiliğinden açığa çıkıyordu. Karışık ama bence kesinlikle böyleydi. İnsanın yaşadığı...

Üşüyor bir coğrafyanın yüreği

'Eylül Mayıs'a dönüşecek...' Geo Milev   Üşüyor bir şehrin yüreği,  geceler buzdan karanlık. Yan yana dizilmiş çadırlar kanıyor. Üşüyor yeryüzü ve şehrin sokaklarında geziyor soğuk. Bir çocuk gözlerinde acının izlerini taşıyor. Bir bahar var ve gelecek mutlaka çocuk. Umudun ışığını taşıyor, geleceğimiz umudumuz çocuk. En amansız fırtınalar diner çocuk, savrulur...

En çok mor

Sıcak beterdi. Bıyıkları terlememiş bir delikanlılık çağında boncuk boncuk ter atıyordu. Çimento torbaları eşek ölüleri kadar ağırdı. Tuğlalar, yamalı şalvarında kahverengi tozlar bırakıyordu. Yamasını çepeçevre saran alelacele dikişleri hep terden söküktü. Daha O Boy’uyla karar vermişti ev yapmaya. Bir evin temelini attı. Atış o atış.. Seni inşaat işçisi; fayans...

Sınırlar ve rahatça uyunamayan ülkeye dair: Ordu, yeniden…

Levent Ünsaldı Devlet ve milletin yüksek çıkarlarını ait olduğu kurumun çıkarlarıyla eş gören, dolayısıyla bunları yorumlama tekelini de kendisine veren Türk subayı, kışladaki eriyle kurduğu paternalist ilişkisini (“oğlum” ifadesiyle çağrılan er) milletin geneliyle olan ilişkisine de kolayca yansıtabilmiştir. Aktarılan bu hususi ethos (değerler sistemi), subayın tüm yaşamını geçirdiği...

Rıza Yalçın Koçak yazdı: Olağanüstü zulüm

Rıza Yalçın Koçak Etrafımızdaki insanlar büyük bir şaşkınlıkla cevabı bir yanı ile çok basit bir yanıyla ise iler tutar yanı olmayan sorular soruyorlar. İşyerlerinden atılan arkadaşlarının masumiyetlerine iliklerine kadar inanıp ve ama ‘devletin de bir bildiği vardır’ fikriyatının serin sularında kol gezmeye devam ediyorlar. Hükümet ile ‘paralel’ devlet...

Halkın vicdanı; “Gelemem” diyorsun, peki sen bizdeki “öf öf” ü duyuyor musun?

Ne desek, ne etsek, nasıl yapsak bilemiyoruz… Az şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler anlatabilmek için yeterli yaşadıklarımız. Çok şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler yapabilmek için çok şey görmedik henüz… “Derin bir ah” çekiyoruz, çünkü şu kelimeler sayfaya değerken Hurşit Külter hala kayıp. Ve “ah vicdan”...

Rütbelerin Er’leri

Rıza Yalçın Koçak ‘Türk halkı sessiz kalarak onayladığı bu savaşın mağduru olmaya mahkumdur.’ (TAK-Haziran 2016) Erleri çekin rütbeliler gelsin! Erleri çekmeyecek rütbeliler ordusu. Ere göre tanımlı omuzlardaki apoletler. Kaç erin başı olduğunu bildiriyor unvanlar. Erlerle tanımlayıp erlerle var ediyorlar kendilerini. Erleri çekin rütbeliler gelsin çığlığını bir iyi niyet olarak okumak gerekiyor en başta....

Kadim Süryanilerin Akitu Bayramı

Yerinden yurdundan edilen, sürgün halkların derdini en içten şairler dillendirir. Bu sebeple Yuhanna Bar Madeni der ki: “Ey sağduyulu! Ana vatanında kalman, Saygınlığını korur. Hakareti ve acı dolu gurbeti hor gör. Saç, başta oldukça değerlidir. Olmadığında, küçümsenir ve ayaklar altına alınır” Bundan tam 6766 yıl önce (MÖ 4750) Asur ve Babil kaynaklarına göre, tarihte...