izmir escort
Ana SayfaHaberlerEkonomiTürk Eximbank’tan 380 milyon...

Türk Eximbank’tan 380 milyon Euro’luk imza…

Google News presshaber.com

[ad_1]

ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, dünya genelinde eşcinselliğin toplumlarda kabul görme eğilimi arttı. Eğilim ülkelere göre farklılık gösterirken Türkiye’deki kabul oranı yüzde 25.

ABD merkezli Pew araştırma şirketinin açıkladığı anket sonuçlarına göre dünya genelinde giderek daha fazla kişi eşcinselliğin daha fazla kabul görmesi gerektiği görüşünde.

Ancak eşcinselliğin kabulünde genel olarak bir artış olsa da oranlar demografik yapıya bağlı ülkelere göre değişiyor. Buna göre ağırlıklı olarak Batı Avrupa’da, zengin ülkelerde ve eğitim düzeyi yüksek toplumlarda gençler eşcinselliği toplumun parçası olarak kabul ediyor.

2002 ile 2019 yıllarının karşılaştırıldığı araştırma sonuçlarına göre ABD’de eşcinsel bireylerin topluma dahil olduğunu düşünenlerin oranı 2002’de yüzde 51 iken 2019’da bu oran yüzde 72’ye yükseldi. Güney Kore’de yüzde 25’ten yüzde 44’e, Japonya’da yüzde 54’ten yüzde 68’e, Güney Afrika’da yüzde 33’ten yüzde 54’e, Almanya’da yüzde 83’ten yüzde 86’ya ve İngiltere’de yüzde 74’ten yüzde 86’ya çıktı.

Araştırmada bireylerin siyasi eğilimleriyle eşcinsellere bakışı arasında bir paralellik olup olmadığına da bakıldı. Araştırma ABD’deki iki farklı siyasi cephe arasında eşcinsellere bakışta derin bir ideolojik uçurum olduğu ortaya koydu.

Buna göre ABD’de Demokrat seçmenin yüze 85’i eşcinselleri desteklerken Cumuriyetçilere yakın olanların eşcinsellere desteği ise yüzde 58’de kalıyor.

İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası programı açıklandı

Türkiye alt sıralarda

Araştırmada eşcinselliğin hoş karşılanmadığı toplumlar da sıralandı. Buna göre eşcinselliğin toplumda en az kabul gördüğü ülke yüzde 7 ile Nijerya. Endonezya ve Tunus’ta yüzde 9, Lübnan’da yüzde 13, Rusya, Ukrayna ve Kenya’da yüzde 14 ve Türkiye’de yüzde 25 olarak belirlendi.

Pew’in araştırmasına göre din de eşcinselliğe bakışta etkileyici faktörlerden. Buna göre dindar kişilerde eşcinselleri kabullenme oranı, dindar olmayanlara göre daha düşük.

Almanya’da dine önem veren, dindar kişilerin yüzde 73’ü eşcinsellerin toplumda kabul görmesi gerektiğini düşünürken bu oran dindar olmayan Almanlarda yüzde 91.

İsrail’de eşcinsellere destek veren dindarların oranı yüzde 22 iken dindar olmayanlarda bu oran yüzde 62. Polonya’da da dindar olan ve olmayanlar arasında eşcinsellere destek oranı değişiyor. Ülkedeki dindar kesimin yüzde 73’ü, dindar olmayanların da yüzde 53’ü eşcinselliğin kabul görmesi gerektiğini düşünüyor.

İtalya’da dindar kişilerin yüzde 62’si, dindar olmayanların yüzde 80’i, Brezilya’da dindarların yüzde 66’sı, olmayanların da yüzde 76’sı eşcinselliği toplumun bir parçası olarak görüyor.

Türkiye’de ise dindar kişilerin yüzde 19’u eşcinselliği toplumun parçası olarak görürken kendini dindar olarak tanımlamayanlarda bu oran yüzde 45’i buluyor. ABD’de bu durum yüzde 57 ve yüzde 86 seviyesinde.

Mayıs ve Ekim 2019 dönemini kapsayan araştırmaya 34 ülkeden toplam 38 bin 426 kişi katıldı.



[ad_2]

Listeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler haberler

3. Köprüde son durum!

Yapımına 2013’te başlanan, 3 milyar dolar maliyetli 3. köprü ve Kuzey...

‘Kadınlar silah eğitimi alsın’ diyen Livaneli’den yeni açıklama: ‘Yargı yetmiyor’

Sanatçı Zülfü Livaneli, Bayburt’ta Zehra Erdemir’in kendisini rahatsız eden bir...

BAE, Türkiye dahil 13 ülkenin vatandaşlarına yeni vize vermeyi durdurdu

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Türkiye de dahil olmak üzere çoğunlukla...

Tartışı-Yorum

Cumartesi Anneleri: Gözaltındaki kayıpların hikayesi

Kadir Gürhan“Kayıplar” ve “yargısız infazlar” denilince akla ilk gelen Latin Amerika ülkeleridir. Bu ülkelerde askeri cunta yönetimleri “gözaltında kayıplar” ve “yargısız infazlarla” kendisine muhalif olan tüm kesimlere karşı bir korku ve sindirme politikası uyguladı. Hayatın bir parçası haline gelen bu uygulamalarda kaybedilenlerin çoğunu; öğrenciler, öğretmenler, sendikacılar (örgütlü...

Ölümü öldürmek, sonsuz bir umudun baharıdır…

“Evîn Biharek e…”* - Arjen Arî Bir acılar sarmalıdır sancı, zamanın derinliklerinde gezinen ve hayatın kıyılarına vurur hafızalarının unutulmayacak sesleri. “Lal bû zimanê xwezayê, Girî herikî, jan bû banî” (“Dilsizdi doğanın dili, gözyaşı aktı, acı köprü oldu…”) dizeleri ile anlatıyor şair Semra Çelebî, ‘Birîn’ adlı şiir kitabında, gerçeğin...

Kalbi atan ölü bedenler

Bazı anlar vardır zihinlerimizde çocukluğumuza dair. Hayal mi gerçek mi olduklarını ömrü billah çözemeyiz. Bize anlatılanları, oradan buradan duyduklarımızı kurgulayarak bir görüntü yaratmış da olabiliriz, bizzat gözlerimizle tanık olduğumuz bu anlar zihnimizde mıh gibi tüm gerçekliğiyle çakılı da olabilir. Dediğim gibi hangisinin doğru olduğunu sınamak mümkün değil.Zihnimde...

Kuzguni Gömüt

Siyah kuzguni elbisesi içinde dilinde tek bir Arapça cümle ile Aisha Faris, sadece ağlıyordu. Bizim bilmediğimiz bir dilde, İç’inde kopan çığlıkların gümbürtüsü, siyah elbisesinde kara kara dalgalanıyordu. Aynı Arapça cümleyi tekrarlayarak Engin dertlerine bir de çağlayanlar ekliyordu. Gözyaşları bakışımızın değdiği her yerdeydi. Kara elbisesi; pul parlaklığını, onun...

Direniş Suflesi: Hayır

‘Oku’ diye başlıyor olmasına rağmen kutsal sayılan kelam; ilk maraza mevzunun başında ortaya çıkıyor.Taraflaşmanın daha kolay belirlendiği, hudutların keskin olduğu süreçler elbette yaşandı. Her konuya dair yaklaşımlar farklı idi ve tariflenen alandan hangi konuya nasıl yaklaşılması gerektiği de kendiliğinden açığa çıkıyordu. Karışık ama bence kesinlikle böyleydi.İnsanın yaşadığı...

Üşüyor bir coğrafyanın yüreği

'Eylül Mayıs'a dönüşecek...'Geo Milev Üşüyor bir şehrin yüreği,  geceler buzdan karanlık. Yan yana dizilmiş çadırlar kanıyor. Üşüyor yeryüzü ve şehrin sokaklarında geziyor soğuk. Bir çocuk gözlerinde acının izlerini taşıyor. Bir bahar var ve gelecek mutlaka çocuk. Umudun ışığını taşıyor, geleceğimiz umudumuz çocuk. En amansız fırtınalar diner çocuk, savrulur...

En çok mor

Sıcak beterdi. Bıyıkları terlememiş bir delikanlılık çağında boncuk boncuk ter atıyordu. Çimento torbaları eşek ölüleri kadar ağırdı. Tuğlalar, yamalı şalvarında kahverengi tozlar bırakıyordu. Yamasını çepeçevre saran alelacele dikişleri hep terden söküktü.Daha O Boy’uyla karar vermişti ev yapmaya. Bir evin temelini attı. Atış o atış..Seni inşaat işçisi; fayans...

Sınırlar ve rahatça uyunamayan ülkeye dair: Ordu, yeniden…

Levent Ünsaldı Devlet ve milletin yüksek çıkarlarını ait olduğu kurumun çıkarlarıyla eş gören, dolayısıyla bunları yorumlama tekelini de kendisine veren Türk subayı, kışladaki eriyle kurduğu paternalist ilişkisini (“oğlum” ifadesiyle çağrılan er) milletin geneliyle olan ilişkisine de kolayca yansıtabilmiştir. Aktarılan bu hususi ethos (değerler sistemi), subayın tüm yaşamını geçirdiği...

Rıza Yalçın Koçak yazdı: Olağanüstü zulüm

Rıza Yalçın Koçak Etrafımızdaki insanlar büyük bir şaşkınlıkla cevabı bir yanı ile çok basit bir yanıyla ise iler tutar yanı olmayan sorular soruyorlar. İşyerlerinden atılan arkadaşlarının masumiyetlerine iliklerine kadar inanıp ve ama ‘devletin de bir bildiği vardır’ fikriyatının serin sularında kol gezmeye devam ediyorlar. Hükümet ile ‘paralel’ devlet...

Halkın vicdanı; “Gelemem” diyorsun, peki sen bizdeki “öf öf” ü duyuyor musun?

Ne desek, ne etsek, nasıl yapsak bilemiyoruz… Az şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler anlatabilmek için yeterli yaşadıklarımız. Çok şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler yapabilmek için çok şey görmedik henüz… “Derin bir ah” çekiyoruz, çünkü şu kelimeler sayfaya değerken Hurşit Külter hala kayıp. Ve “ah vicdan”...

Rütbelerin Er’leri

Rıza Yalçın Koçak ‘Türk halkı sessiz kalarak onayladığı bu savaşın mağduru olmaya mahkumdur.’ (TAK-Haziran 2016)Erleri çekin rütbeliler gelsin! Erleri çekmeyecek rütbeliler ordusu. Ere göre tanımlı omuzlardaki apoletler. Kaç erin başı olduğunu bildiriyor unvanlar. Erlerle tanımlayıp erlerle var ediyorlar kendilerini. Erleri çekin rütbeliler gelsin çığlığını bir iyi niyet olarak okumak gerekiyor en başta....

Kadim Süryanilerin Akitu Bayramı

Yerinden yurdundan edilen, sürgün halkların derdini en içten şairler dillendirir. Bu sebeple Yuhanna Bar Madeni der ki:“Ey sağduyulu!Ana vatanında kalman,Saygınlığını korur.Hakareti ve acı dolu gurbeti hor gör.Saç, başta oldukça değerlidir.Olmadığında, küçümsenir ve ayaklar altına alınır”Bundan tam 6766 yıl önce (MÖ 4750) Asur ve Babil kaynaklarına göre, tarihte...