Ana SayfaKadınTürkiye'de kadının adı: 44,7'si...

Türkiye’de kadının adı: 44,7’si şiddet görüyor, 67.8’i kocası tarafından öldürülmekten korkuyor

8 Mart öncesi Gezici’nin 2 bin 864 kadınla yaptığı anket çalışmasında Türkiye’de kadınlarla ilgili dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu.

 

Kadın anketörler tarafından yüz yüze görüşülerek yapılan araştırmaya katılan kadınların yüzde 44.7’si şiddet gördüğünü söyledi. Şiddet görenlerin yüzde 67.8’i “Eşimin beni öldürmesinden korkuyorum” dedi.

 

Cumhuriyet’teki habere göre, Emekçi Kadınlar Günü öncesinde 2 bin 864 kadınla anket çalışması yapan Gezici Araştırma Şirketi’nin çalışması çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Kadın anketörler tarafından yüz yüze görüşülerek yapılan araştırmaya katılan kadınların yüzde 44.7’si şiddet gördüğünü söyledi. Yaş yükseldikçe şiddet gördüğünü söyleyen kadınların oranı artarken, “Ev hanımıyım” diyen kadınların yüzde 68.4’ünün şiddet gördüğü ortaya çıktı. “Şiddet gördüğünüz halde neden bir şey yapmıyorsunuz” sorusuna katılımcıların yüzde 58.4’ü “Gidecek yerim yok”, 27.7 ise ise “ekonomik imkânsızlıklar” yanıtını veriyor.

 

Araştırmaya katılan kadınların yüzde 71.9’u genel olarak hayatından mutlu olmadığını ifade ediyor. Eğitim ve hane geliri arttıkça “Mutluyum” cevaplarının hızla arttığı araştırmada “Mutlu değilim” diyenlerin genelini üzerinde baskı olan kadınlar oluşturuyor.

 

“Eğitimli mağdurlar”

Eğitim düştükçe fiziksel şiddet oranı hızla yükseliyor. Üniversite mezunu kadınların yüzde 22.6’sı, lise mezunu kadınların yüzde 44’ü, ilkokul mezunu kadınların yüzde 65’i şiddet görüyor. Şehir merkezinden kıra doğru gidildikçe ‘Evet’ diyenlerin oranı artıyor. En fazla şiddet yüzde 53.2 ile Güneydoğu’da, en düşük şiddet oranı ise yüzde 8.1’le Ege bölgesinde. Fiziksel şiddet gören kadınların yüzde 30.8’i ‘Bazı durumlarda erkekler eşlerini dövebilir’ diyor. Yüzde 34.2’si eşlerinin kendilerini dayakla tehdit ettiğini söylüyor. Hakarete uğrayanların oranıysa yüzde 46.3.

 

“Çalıştırılmıyoruz”

Peki kadınlar şiddet gördüğü halde neden bir şey yapmıyor? Katılımcıların yüzde 58.4’ünün bu soruya cevabı: “Kadının gidecek yeri yok.” Onu yüzde 27.7’lik bir oranla ekonomik imkânsızlıklar takip ediyor. Yani kadınlar eğitim ve geliri olmadığı için eşlerine tahammül ediyor. Öyleyse neden çalışmıyorlar? Cevap sorunun kaynağını veriyor; yüzde 35.6’sı anne, baba veya ağabeyinin baskısında çalışamadığını söylüyor. Bunu yüzde 19.8’le eğitimsizlik takip ederken, üçüncü sırada yüzde 16.9’la eş veya sevgili baskısı geliyor.

 

“Mesleğimiz bile yok”

Eğitim seviyesi arttıkça eş ve anne-baba baskısı cevabı artıyor; okuma-yazma bilmeyen ve ilkokul/ortaokul mezunlarıysa ‘Eğitimim yeterli olmadığı için’ cevabını veriyor. Çalışmayan kadınların yüzde 81.5’i bir mesleği olmadığını söylüyor. Batıdan doğuya gidildikçe ‘Hayır’ cevapları hızla artıyor ve oranlar katlanıyor. Çalışmayan kadınların yüzde 60.2’si SGK olmadan bir işte çalışabileceğini ifade ediyor. Üniversite mezunlarının en çok aradığı iş memurluk, lise veya ortaokul mezunlarıysa fabrika ve büro elemanlığı. İlkokul mezunu kadınlar “Ne iş olsa yaparım” diyor.

 

Yüzde 71.9 mutsuz

Birleşmiş Milletler’den de destek alınarak yapılan araştırmaya katılan kadınların yüzde 71.9’u genel olarak hayatından mutlu olmadığını ifade ediyor. Eğitim ve hane geliri arttıkça “Mutluyum” cevapları hızla artıyor. “Mutlu değilim” diyenlerin genelini üzerinde baskı olan kadınlar oluşturuyor. Türkiye’nin en mutlu kadınlarıysa Ege’de. Önceki gün açıklanan Kadir Has Üniversitesi’nin araştırmasında farklı bir sonuç çıkmış, katılımcıların yüzde 67.5’i genel olarak hayatlarından memnun olduğunu söylemişti.

 

Hane geliri yükseldikçe ifade özgürlüğü artıyor

Katılımcılar arasında aile içinde fikirlerini çekinmeden ifade edebilenlerin oranı yalnızca yüzde 36.7. Kadınların yüzde 63.3’ü aile içerisinde fikirlerini ifade edemediklerini söylüyor. Eğitim seviyesi daha yüksek olan ve çalışan kadınlar aile içinde fikirlerini açıkça ifade edebiliyor. Doğudan batıya doğru gittikçe bu oran artmaktadır. Aynı şekilde hane geliri arttıkça aile içinde fikirler çekinmeden ifade edilmektedir.

 

İşte o araştırmanın sonuçları:

Yaş yükseldikçe ve eğitim seviyesi düştükçe ’’Kadın erkek himayesinde yaşamını devam ettirmeli’’ cevapları hızla artmaktadır. Şehir merkezinden kırsala doğru gittikçe aynı şekilde oran arttığı görünmektedir. 18 – 27 Yaş arası gençlerin çoğunluğu hayır cevabını vermektedir.

“Kadın ev işlerinden sorumlu mudur?’’ sorusuna bekar kadınların her 2 kişiden biri evet derken, evli ve boşanmış kişilerde ise her 4 kişiden biri hayır demektedir. Eğitim seviyesi ve çalışan bayanların sayısı arttıkça hayır cevabı artmaktadır.

“Kadınlar ev dışında istediği işte çalışabilmeli midir?’’ sorusuna okuma yazma bilmeyen ve ilkokul mezunu kadınların %75,1’i hem cinsleri için hayır demektedir.

“Kadınlar kazandığı parayı istediği yere harcayabilmeli midir?’’ sorusuna okuma yazma bilmeyen ve ilkokul mezunu kadınların %76,2’si hem cinsleri için hayır diyor.

Eğitim seviyesi arttıkça çağdaş dünya görüşü artmaktadır. Eğitimin önemi burada daha net olarak görülmektedir.

“Kız çocukları lise ve üniversitede okutulmalı mıdır?’’ sorusuna kadınlar %71,5’i evet demektedir. Hayır diyenlerin oranı ise %28,5’dir. Eğitim ve gelir seviyesi azaldıkça hayır cevapları artmaktadır. Yaş oranı arttıkça hayır cevapları artmaktadır. Burada dikkat çeken çarpıcı durum ise 18 – 27 yaş arasında hayır diyenlerin de bulunmasıdır. Bekarların % 24,8’i de hayır dediği görülüyor.

Doğu Anadolu ve Güney Doğuda hayır cevapları Türkiye ortalamasının üzerindedir. Okuma yazma bilmeyen 18-27 yaş arası gruptaki kişilerde kadınların okumasına hayır cevabını vermektedir.

“Kadın, erkeğe karşı teslimiyetçi olmalı mı?’’ sorusuna kadınların %41,6’sı evet diyor. Evet diyen kadınların eğitim ve gelir seviyesi azaldıkça evet oranı artmaktadır. Yaş arttıkça evet oranı yine artmaktadır. Okuma yazma bilmeyenlerin %85’i evet derken, ilkokul ve ortaokul mezunlarının da % 88’i evet demektedir. Eğim arttıkça hayır cevapları hızla artmakta ve üniversite mezunlarının %85 oranında hayır cevapları vermektedir. Eğitim seviyeleri değiştikçe cevaplarda değişmektedir.

Kadınların geneli; erkeklerin eşlerini dövebilmek için haklı görebilecek dayak yoktur diyor.  Bu oran % 82,7 olarak görmekteyiz.

Kadınlarda fiziksel şiddet gören kadınların % 30,8’i “Bazı durumlarda erkekler eşlerini övebilirler’’ diyor.

Çalışan kadınların ortalamanın üzerinde “Haklı görebilecek dayak yoktur.’’ diyor. Eğitim seviyesi arttıkça ve yaş azaldığında “Haklı görebilecek dayak yoktur’’ diyor.

Marmara ve Ege bölgesinde ortalamanın üzerinde “Haklı görebilecek dayak yoktur.’’  demektedir. Okuma yazma bilmeyenlerin ve ilkokul mezunu kadınların ortalamanın üzerinde evet cevabı vermektedir. Kadınların %46,3’ü eşinin kendisine hakaret ettiğini ifade etmektedir.

Evli kadınların %31,8’i eşinin kendisine hakaret ettiğini söylemekte.

Boşanmış/Dullarda ise %60,8’dir bu oran oldukça yüksektir.

İlkokul/ortaokul mezunlarında ortalamanın üzerinde evet cevabı vermektedir.

Batıdan doğuya doğru gidildikçe evet cevabı artmaktadır. Kadınların %29,6’sı eşinin ailesiyle görüşmesine engel koyduğu ifade etmektedir.

Evlilerin %20,8’i, Boşanmış/Dulların %38,4’ü eşinin ailesiyle görüşmesini engellediğini ifade etmektedir.

Okuma yazma bilmeyen ve ilkokul/ortaokul mezunları ortalamanın üzerinde evet cevabı vermektedir.

Hane geliri ve eğitim seviyesi azaldıkça evet cevabı hızla artmaktadır. Kadınların %11,2’si eşlerinin çocuklarına zarar vermekle tehdit ettiğini söylemektedir. Bu oran Boşanmış / dullarda daha yüksektir.

Hanenin Aylık geliri 1000 TL’nin altında olan kadınlar evet cevabı oldukça yüksek çıkmaktadır.   Kadınların %32,5’i eşinin arkadaşlarını görmesine engellediğini ifade etmektedir.

Burada dikkat çeken sonuç ise eğitim seviyesi yükseldikçe ve hanenin toplam geliri arttıkça kadınların eşleri tarafından arkadaşlarıyla görüşmesine engel olmaktadır. Bu oran Ege ve Marmara Bölgesinde daha yüksektir. Boşanan kadınlarda bu oran oldukça yüksek çıkmıştır. Kadınların %34,2’si eşlerinin dayakla tehdit ettiğini söylemektedir.

Buradaki sonuçta dikkat çeken diğer bir sonuç ise; Şiddet görmedim diyen kadınlar dayak tehdidi almıştır. Aynı zamanda 44 yaş üstü şiddet gören kadınlar oldukça yüksek oranda dayak tehdidi aldıklarını söylemektedir. Gelir ve eğitim seviyesi azaldıkça evet cevapları artmaktadır. Kadınların %32,5’i eşinin arkadaşlarını görmesine engellediğini ifade etmektedir.

Burada dikkat çeken sonuç ise eğitim seviyesi yükseldikçe ve hanenin toplam geliri arttıkça kadınların eşleri tarafından arkadaşlarıyla görüşmesine engel olmaktadır. Bu oran Ege ve Marmara Bölgesinde daha yüksektir. Boşanan kadınlarda bu oran oldukça yüksek çıkmıştır. Kadınların %34,2’si eşlerinin dayakla tehdit ettiğini söylemektedir.

Buradaki sonuçta dikkat çeken diğer bir sonuç ise; Şiddet görmedim diyen kadınlar dayak tehdidi almıştır. Aynı zamanda 44 yaş üstü şiddet gören kadınlar oldukça yüksek oranda dayak tehdidi aldıklarını söylemektedir. Gelir ve eğitim seviyesi azaldıkça evet cevapları artmaktadır.

Diğer kadın haberleri için tıklayın.

Listeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler haberler

13 fotoğrafla büyüleyici tarihi yerlere farklı açıdan bakmak

Gördüğümüzde büyülendiğimiz birçok tarihi yer vardır. Bununla birlikte bu tarihi yerlerin...

Türkçeleştirilen Kürtçe şarkılar: bir kültürel yağma hikayesi

Asimilasyon politikalarının en şiddetlisi kuşkusuz kültür alanında yaşanmakta. İngiltere, Fransa, ABD...

Avrupa’nın En Ucuz 10 Şehri

10. Varşova-POLONYA Polonya’nın başkenti olan Varşova, Avrupa’nın en ucuz şehirlerinden biri....

Tarihin önemli anlarına tanıklık eden 15 fotoğraf

Tarihin önemli anlarına tanıklık etmemizi sağlayan fotoğraflar bazen tarih kitaplarında geçen...

Tartışı-Yorum

Oruç nedir?

Oruç, insanın bedenini kontrol etmek, disiplin ve denetim altına almak, ruhsal yapısını güçlendirmek için yaptığı bir ibadettir. Oruç ibadeti belirli zamanlarda yeme, içme, cinsellikve eğlenmekten mahrum bırakma gibi; istekleri/duyguları  terk ederek, zihinsel/ruhsal yapıya...

Fikirsiz fikir sahipleri

Mehmet Uzun* - Tartışı-Yorum “Ustalık” dönemiyle kendini belli eden otokratik yönetimin neşter vurduğu sahalardan biride hiç şüpehiz akademi olmuştur. Ülkemiz üniversitelerinde öteden beri endişe verici düzeyde olan bilimsel kaygı yerini...

Kara cumartesi; 95 ölü, 246 yaralı

Bu sabah uyandığımda hafta sonu tatili ve çiseleyen yağmurun gölgesinde daha düşünsel bir içeriği olan “zannımın kıpırtıları 2” başlıklı yazımı kaleme almayı düşünüyordum. Ancak öğle saatlerinde Ankara'dan gelen yürekleri...