8.5 C
İstanbul
Salı, Haziran 30, 2020

Rob Gonsalves’in elinden çıkmış 37 muhteşem resim

Optical Illusion Paintings By Rob GonsalvesThe beautiful and mind-bending illusions in Canadian artist Robert Gonsalves’ paintings have a fun way of twisting your perception...

Bunlara bakmalısınız

Ortadoğu’nun kadife sesi Mohsen Namjoo ve 10 şarkısı

Mohsen Namjoo Meşhed şehrinde geleneksel yapıdaki bir aile içerisinde büyüdü. Edebiyat ve müziğe olan ilgisi daha çocukluğunda başlamıştı. okuldaki sanat etkinliklerinde aktif olarak rol...

Mutlaka izlemeniz gereken En iyi 18 Uzay Filmi

Yine bir sinema listesiyle karşınızdayız. Yaşadığımız evrenin büyüklüğünü düşünüp hayretler içinde kalmayan insan neredeyse yok.Bu listede de yüzünü evrene dönen sinema yapıtlarından en...

Çocuğunuzu ‘cinsel istismardan’ korumak için ‘İç Çamaşırı Kuralı’nı öğretin

Beş çocuktan biri cinsel şiddete, cinsel istismara maruz kalıyor. Çocuğunuzun böyle bir durumla karşılaşmaması için ona İç Çamaşırı Kuralı'nı öğretebilirsiniz. İç Çamaşırı Kuralı, Avrupa Konseyi'nin...

Dünyanın en çok satan 20 kitabı

İnsanoğlu bu güne kadar kesin olmamak kaydıyla 130 milyana yakın kitap basmıştır. Biz bu listeyi hazırlarken bile basımda olan yeni kitaplar olduğunu biliyoruz. Bu...

20 şiiriyle Ülkü Tamer

1937 senesinde Antep’te dünyaya gelen Ülkü Tamer, 1 Nisan 2018’de yaşamını devam ettirdiği Muğla’nın Bodrum ilçesinde hayatını kaybetti.İkinci Yeni şiir akımının önde gelen temsilcilerinden...

Üretim ve Tüketim üzerine bir film

Gıda üretimi ve tüketiminin bugünkü halini gösteren çok etkileyici bir kısa belgesel. Samsara film şirketinin Mark Magidson yapımcılığında gerçekleştirdiği 102 dakikalık filmin 6 dakikalık bir...

TÜSİAD Başkanı’ndan ekonomi yönetimine eleştiri ve 5 temel soru: Bütçe, borç, enflasyon, rekabet ve yapısal reformlar

TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski Dünya Gazetesi’ne veridği ropörtajda, Türk ekonomisindeki kırılganlıkların devam ettiğini belirterek önümüzdeki günlerde açıklanması beklenen YEP’in içeriğinin büyük önem taşıdığını söyledi. Küresel ekonomideki son gelişmelerin Türkiye’ye kırılganlıklarıyla başetme zamanı tanıdığını söyleyen Kaslowski “Sorulara inandırıcı cevaplar veren, kendi içinde tutarlı bir programa ihtiyaç var. Söz verilen reformların yapılması ve hedeflerin gerçekleşme oranı programa duyulan güven ve inandırıcılığı etkileyen bir faktör” dedi. Kaslowski, “Son birkaç yılda yaşadığımız finansal dalgalanmalardan sonra güvenin geri gelmesi için uzun vadeli bir istikrar programı lazım” dedi. Kaslowski, YEP için 5 temel sorunun netlikle cevaplanması gerektiğini belirtti.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) önümüzdeki günlerde açıklanacak Yeni Ekonomi Programı (YEP) için ana beklentilerini, ‘güveni yeniden inşa edecek adımların atılması’ şeklinde belirtti. TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski, DÜNYA’nın sorularını yanıtladı.

Küresel ekonomideki son gelişmelerin Türkiye’ye kırılganlıkları ile baş etme zamanı tanıdığını dile getiren Kaslowski, “Borç yükünü hafifletme ve maliyetini düşürme fırsatı var elimizde. Enflasyonla mücadele devam etmeli, fiyat istikrarını mutlaka sağlamalıyız. Reform gündemine hız vererek ve güveni artıracak adımlar atarak doğrudan yatırımları çekecek bir ortam yaratabiliriz” diyor.

TÜSİAD’DAN 5 TEMEL SORU

İşte bu kapsamda YEP’te bazı temel sorunların cevaplarının net bir şekilde verilmesi gerektiğine de işaret ediyor Kaslowski ve “Programdan beklentimiz; ‘Enflasyon nasıl düşecek’, ‘Bütçe açığı nasıl kontrol altına alınacak’, ‘Yüksek dış borç nasıl azaltılacak’, ‘Reel sektörün rekabet gücünü artırmak için ne yapılacak’ ve ‘Hangi yapısal reformlar, ne zaman yapılacak’ sorulara cevap vermesi. Bu sorulara inandırıcı cevaplar veren, kendi içinde tutarlı bir programa ihtiyaç var. Programda bahsedilen politikalara uyulması, söz verilen reformların yapılması ve hedeflerin gerçekleşme oranı programa duyulan güven ve inandırıcılığı etkileyen bir faktör. Geçmiş yıllarda özellikle reform kısmında bahsedilen, özel sektörün beklediği pek çok reform maalesef yapılamadı” şeklinde konuşuyor. Kaslowski’nin sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

Türkiye ekonomisini nasıl görüyorsunuz, kırılganlıklarımız devam ediyor mu?

Evet, maalesef devam ediyor. Geçtiğimiz yıl ağır bir kur şoku ve onun yansımalarını tecrübe ettik. Bugün, oldukça büyük bir dış borç yükümüz var.

Aslında krizin temelinde kırılgan hale gelen finansal sistemimiz yatıyor. Dünyadaki borç sorunu bizde de var. Şirket borçlulukları yüksek. Geçtiğimiz on yılda şirketler özkaynakla büyümek yerine krediyle büyüdüler. Kredilerin mevduata oranı TL’de yüzde 140’ları buldu. Türkiye’nin dış borcu milli gelirin yüzde 60’ını geçti. En son 2001 krizinde yüzde 56 dolayında dış borcumuz vardı. Yüksek büyümemizden dolayı tasarruflarımızın çok üzerinde kaynak ihtiyacı oluştu ve büyük ölçüde yurt dışından borçlanıldı. Kısacası ayağımızı yorganımıza göre uzatmadık.

Ayrıca kredi büyümesi son yıllarda bir ekonomi politikası aracı haline geldi. Özellikle seçim dönemlerinde normal olmayan kredi dalgalanmaları gördük. Oysaki bankacılık sektörü bir ekonominin sağlıklı işleyebilmesi için kritik bir görevi yerine getirir. Ülkenin tasarruflarını yani finansman kaynağını en verimli alanlara ve projelere finansman olarak aktarır.

Sorunlu borçlar…

Sistemde bugün önemli ölçüde sağlıksız borç var, bunlar kredi kanalının verimli işlemesine engel oluyor. Son dönemde 46 milyar TL’lik kredinin aslında sorunlu olduğu ve takibe alınması gerektiği açıklandı. Benzer açıklamalar devam edebilir mi? Bu konuda daha fazla şeffaflığa ihtiyacımız var.

Sorunlu kredilerle ilgili olarak en başından beri gerekli mekanizmaların kurulması gerektiğinin altını çiziyoruz. Bazı çalışmalar var ama piyasadaki risk algısı çok yüksek. Bu nedenle finansal istikrarı sağlayacak adımların atılması gerekir ki ülke risk primi düşsün, finansal sistem ihtiyaç duyduğu makul şartlarda dış kaynağa ulaşabilsin.

KIRILGANLIKLAR DEVAM EDİYOR

Türkiye’de büyüme, işsizlik, ihracat gibi göstergeler bize nasıl bir yılsonunu ve 2020’yi işaret ediyor?

Büyüme yavaş yavaş geri dönüyor ama daha kriz öncesi gelir seviyemize ulaşmış değiliz, yani daha tam çıkmış değiliz. Bu küçülme döneminde 2009’dan farklı olarak tamamen iç talepte düşüş oldu, ihracat ancak belli ölçülerde arttı. O yüzden sektörlere göre de bir ayrışma oldu. Dışarıya ihracat ağırlıklı çalışan sektörlerde sıkıntı diğerlerine göre daha az ama finansal dalgalanmalar onları da etkiledi.

İşsizlik ise ekonomide yaşadığımız küçülmenin boyutuna kıyasla çok daha kötü bir durumda. 2009 krizinin üzerine çıkan bir işsizlik oranı var, genç işsizliği yüzde 25.8’e ulaştı. Sokaktaki insan krizi tüm şiddetiyle yaşamaya devam ediyor. Üstelik krize neden olan kırılganlıklarımız devam ediyor. Özel sektör ve bankalar bir miktar borç ödemesi yaptılar ama hala yeterli değil. Az önce de bahsettiğim gibi bankacılık sektöründeki tıkanıklığı aşmadan potansiyel büyümeye yani yüzde 5 civarında bir büyümeye dönmek zor. Bu yılı sıfıra yakın bir büyümeyle kapatacağız. Önümüzdeki yıl büyümenin artması beklenebilir.

UFAK TEFEK MADDELERLERLE VAKİT KAYBETMEYELİM BÜYÜK REFORMLAR YAPALIM




Makroekonomik hedeflerin yanında daha uzun vadeli bakarsak rekabet gücümüzü artırmak için ne yapılmalı? Dünya ihracatı içerisindeki payımız son 10 yıldır neredeyse hiç artmıyor. Gelişmekte olan piyasalara kıyasla ise düşüyor. Önümüzdeki tablo açık: Rekabet gücümüz ve yatırım çekme potansiyelimiz azalıyor. Bu nedenle artık sadece makro hedeflere odaklanarak, kur bugün de artmadı diye sevinerek vakit kaybedemeyiz. Artık hukuk sistemi, eğitim, işgücü ve vergi alanlarındaki reformlar gerçekleştirilmeli. Ne zaman bir reform gündemi oluşsa hep en kısa zamanda ne yapabiliriz, en hızlı sonuç verecekler hangileri gibi sınıflandırmalara gidiliyor ve gerçekten fark yaratacak reformlar erteleniyor. Artık ufak tefek maddelerle vakit kaybetmeyelim. Büyük düşünelim, büyük reformlar yapalım. Dijital dünyada yine takipçi pozisyonunda kalacaksak, dünyadaki sıralamamız da, ihracattan aldığımız pay da değişmez.

Düşen faizler, artan krediler ekonomiyi canlandırır mı?

İş dünyası için faizlerin düşmesi ya da bankaların kredi vermesi kadar, güven de önemli. Çünkü yatırım yapmak için baktığınız kriterler uzun vadeli. Avrupa’da negatif faiz var ama yatırımlar bir türlü canlanmıyor. 2000’li yılların başında Türkiye’de faizler yüksekti ama yatırımlar çok güçlüydü. Bugünkü faiz düşük olduğu için değil geleceğe dair umut gördüğünüzde yatırım yaparsınız. Finansman maliyeti kriterlerden sadece biri.

OYUNUN KURALLARI TÜRKİYE’DE ÇOK SIK DEĞİŞİYOR

Güvenin geri gelmesi için ne yapılmalı?

Son birkaç yılda yaşadığımız finansal dalgalanmalardan sonra güvenin geri gelmesi için uzun vadeli bir istikrar programı lazım. Politikalarımız yani oyunun kuralları Türkiye’de çok sık değişiyor. Kuralların sürekli değiştiği bir ortamda istikrar olmaz. İstikrar olmayınca güven olmaz ve yatırım olmaz. Tüm dünyada iş dünyası bir ülkeye yatırım yaparken faiz kaç, kur kaç diye bakmıyor bugün, kurallar var mı, hukuk var mı, güvence var mı diye bakıyor. Serbest piyasa ilkelerinin çalışıp çalışmadığına bakıyor.

Faizler ve enflasyonun düşmesine ve dünyadaki olağanüstü parasal genişlemeye rağmen talebin bir türlü canlanmaması, ekonomik işleyişe güvenin henüz tesis edilmemiş olmasındandır. Bu çerçevede, kurumlarımıza ve demokrasimize güveni artırırsak zaten yatırım ortamı da iyileşecek, talep canlanacaktır.

SURİYELİ GÖÇMENLERİN SORUNU KÜRESEL İŞBİRLİĞİ İLE ÇÖZÜLÜR

Türkiye’ye göç eden Suriyelilerle ilgili nasıl bir yol izlenmeli?

Suriyelilerin ülkelerini terk etmek durumunda kalmaları bir insanlık dramı. Türkiye halkı ve devleti bu konuda son derece fedakar ve kapsayıcı duruş sergiledi. Güvenlik, istihdam, eğitim ve sağlık gibi birçok boyutu olan bir sorunlar yumağı söz konusu. Çözüm araçları da bu duruma uygun olarak her boyutta düşünülmeli.

Bu çerçevede Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu İstanbul’da gerçekleştirilen 12. Astana Zirvesi sonrasında tekrar vurguladığı güvenli bölge çözümü kritik öneme sahip. Başta ABD, AB, Rusya ve İran olmak üzere tüm siyasi aktörlerin bölgede sürdürülebilir bir iktisadi altyapı ve güvenliğin oluşturulmasına katkı vermesi beklenir. Ancak böyle bir girişimle göç sorununa kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm bulunur.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın işaret ettiği 1 milyon Suriyeli göçmenin güvenle, gönüllü bir şekilde ve huzurla ülkelerine dönmesi sağlanır. Bu sorun artık bir bölge sorunu değil. Ancak küresel işbirliği ile çözülebilecek bir konu.

Simone Kaslowski kimdir?

İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamlayan Simone Kaslowski ABD’de Clark Worcester Üniversitesi’nden 1984’te mezun olduktan sonra, 1985 ‘te aile şirketi olan Organik Kimya İstanbul’da satış bölümünde göreve başladı. 1995’te şirketlerinin CEO’su olan ve Yönetim Kurulu Üyeliği’ni üstlenen Kaslowski, kimya sektörünün gelişimi için de sivil toplum projelerine öncülük yaptı. TÜSİAD’taki çalışmalarına ilk Kimya Görev Gücü Başkanlığı görevini üstlenerek başladı. 2013’ten bu yana TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi olan Kaslowski, 2017’de TÜSİAD Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi. Kaslowski, 20 Şubat 2019 tarihli Genel Kurul Toplantısı’nda TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine seçildi.

Teknolojinin kullanıcısı ile tedarikçisini buluşturan program

TÜSİAD, dijital dönüşüme son yıllarda yoğun bir şekilde odaklanıyor. Türk sanayisinin dijital dönüşüm konusunda bilgi birikimi ve farkındalık seviyesinin yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Sanayi 4.0 uygulamalarında sanayimiz genel olarak pilot projeler üretme aşamasında. Ancak üretimde mükemmeliyet ve otomasyon teknolojileri konusundaki gelişmeler çok kıymetli.

Uygulamaların verimli ve etkili bir şekilde yaygınlaştırılması küresel rekabet gücümüz açısından önemli. Teknoloji üretme yetkinliğimizi de desteklememiz ve güçlendirmemiz gerekiyor. Bu amaçla teknoloji ekosisteminde arz ve talebi buluşturmak için Sanayide Dijital Dönüşüm TÜSİAD SD2 Programı’nı başlattık. Bu sene ikinci senemizdeyiz.

Teknoloji kullanıcısı şirketler ile teknoloji tedarikçileri bu programla buluştu. Birlikte çalışarak yaratacakları iyi örnekleri heyecanla bekliyoruz. Ülke olarak dijital dönüşümü kaçırma lüksümüz yok. Kamu politikaları; geniş bant iletişim ağ ve hizmet altyapısının güçlendirilmeye devam etmekten herkesin özgürce bilgiye erişimini güvence altına almaya, kişisel verilerin korunmasından KOBİ’lerin teknoloji kullanımının desteklenmesine kadar geniş bir alanı kapsıyor. Siyasetin ve Ankara’nın gündeminde de odak bu olmalı.








CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bunları kaçırmayın

Marquez’in 2001’de Marcos’la yaptığı röportaj

Kendisini Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu'nun (EZLN) sözcüsü olarak tanımlayan ve herkesin bir kere olsun ağzında piposuyla, yüzü gizli halde çekilmiş bir fotoğrafını görmüş, muhterem...

Dünyanın en çok satan 20 kitabı

İnsanoğlu bu güne kadar kesin olmamak kaydıyla 130 milyana yakın kitap basmıştır. Biz bu listeyi hazırlarken bile basımda olan yeni kitaplar olduğunu biliyoruz. Bu...

Aman doktor, Canım doktor: August Bier

Bilim kurgu filmlerin favori tiplemesi hafif(!) kaçık bilim insanları en sevdiğim klişe karakterlerdendir. Mary Shelley’le aynı kumaştan mı dokunduk bilemeyeceğim ama bilim insanları ve...

Dresden’de Gezilecek 8 Yer

Doğu Almanya’nın mücevheri Dresden, nefes kesici güzelliğiyle şehri çevreleyen Elbe Nehri‘ne nazır nefis bir kent.

Son haberler

ANALİZ:  Piyasalarda ”Gerçeğe Çağrı”  ayı başlıyor

Örgütün ofisi, yürüteceği çalışmalarda Türkiye hükümetinin önerilerini dikkate alacak. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını boyunca dikkatlerin üzerinde olduğu Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Türkiye’de ofis...

Gedik Trader Yatırım Kulübü’nün Canlı Teknik Analizleri Devam Ediyor

Haziran 28, 2020 Yunanistan’ın başkenti Atina, Osmanlı Devleti’nden bağımsızlığın kazanılmasından bu yana ilk resmi caminin açılışına hazırlanıyor. Yunan Eğitim ve Diyanet İşleri Bakanlığı yaptığı açıklamada...

Kudret Ayyıldır / Bist30, USDTRY, Kardemir ve Ereğli Viop Teknik Görünüm

İrlanda’da koalisyon hükümeti aylar süren pazarlıkların ardından kuruldu ve Micheal Martin ülkenin yeni başbakanı oldu. İrlanda’da koalisyon hükümeti aylar süren pazarlıkların ardından merkez sağcı...

Çetin Ünsalan Yazdı: “Enerjiniz satışınızı etkiler”

Türkiye, iklim ve enerji ilişkisinin önemini bir türlü anlayamadı. Küresel ısınmadan, iklim değişikliğine, son olarak da iklim krizi haline dönüşen tanımlamasını, dünyada kredi...

Piyasalarda Bugün…

ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, dünya genelinde eşcinselliğin toplumlarda kabul görme eğilimi arttı. Eğilim ülkelere göre farklılık gösterirken Türkiye’deki kabul oranı yüzde 25. ABD...