izmir escort
Ana SayfaKültür SanatEdebiyatÜşüyor bir coğrafyanın yüreği

Üşüyor bir coğrafyanın yüreği

Google News presshaber.com

‘Eylül Mayıs’a dönüşecek…’

Geo Milev

 

Üşüyor bir şehrin yüreği,  geceler buzdan karanlık. Yan yana dizilmiş çadırlar kanıyor. Üşüyor yeryüzü ve şehrin sokaklarında geziyor soğuk. Bir çocuk gözlerinde acının izlerini taşıyor. Bir bahar var ve gelecek mutlaka çocuk. Umudun ışığını taşıyor, geleceğimiz umudumuz çocuk. En amansız fırtınalar diner çocuk, savrulur uzaklara bu karanlık soğuk.

‘Baharın ardından dönmüştük şehre’

Fırtına sonrası gündüze kalkmış gibiydi küçük Adar’ın yüreği, ailesi ile birlikte dönmüşlerdi şehirlerine yeniden. En çok küçük kardeşi Şevîn’i düşünüyordu. Hemen evlerinin yanında çadır kurmuşlardı ve her gün yeni yeni çadırlar kuruluyordu ev önlerine.

Bir baharın ardından dönebilmiştik şehre, şehrin bahar aylarındaki çiçek açışını görememiş, kokusunu ve havasını içimize çekememiştik. Acılar savurmuştu insanları gurbete, zor günleri getirmişti, ardı sıra hüzün kokan günler, amansız bir fırtına gibiydi. Erken kalkmıştı Adar, her zaman erken saatte kalkıp okula gitmeden önce tartıcılık yapar, öğleden sonra elinde kitaplar, okula giderdi. Gittikleri şehirde de mendil, sakız satmıştı ve boyacılık yapmıştı.

Dünyanın birçok yerinde çocuklar, büyük acılar içinde büyürler, ölümün karanlık gölgesi sarar birçoğunu hayattan alır, kendi coğrafyasının sınırlarında kaçakçı denir adlarına ve erken başlarlar çalışmaya, ekmek telaşına küçücük yürekleriyle.

‘Mecburdu demirleri çıkarmaya’

Enkazlardan yükselen taş ve demir molozları şehrin yalnızlığını anlatan bir dil oluyordu, sessiz bir sis gibiydi şehrin sokakları, gündüzü arıyordu elektrik lambaları. Adar, enkazlara bakıyordu. Molozlar yığılmıştı, taş, demir ve betondan yüksek molozlar. Demirleri toplayan çocukları gördü, enkaz molozlarının sonradan oluşmuş bir tepeyi andıran en üstünde, uzun-kısa demirleri küçücük elleri ile çıkarmaya çalışıyorlardı. Bir süre izledi onları öylece, dolaştı biraz Adar, biraz ilerlemişti ki kimsenin daha önce bakmadığı, enkaza dönen bir başka evin önünde durduktan sonra üst üste yığılı haldeki betonlara basarak, ince uzun ve kısa demirlerin arasında buldu kendini. Demirler çok sağlam yapışmışlardı çimento ile duvarlara.

Elleri acıyordu Adar’ın, demiri her çekişinde kendine doğru. Ama mecburdu demir çıkarmaya, ailesi vardı, en çok küçük kardeşini düşünüyordu, bebekti daha ve abisi iş bulamamıştı gittiği şehirde. Adar bir kaç kilo demir çıkarmanın sevinci ile uzaklaştı enkazından evin, ekmek alacaktı o demirleri satabilirse, süt alacaktı küçük kardeşi Şevîn’e.

Üşüyor bir coğrafyanın yüreği

‘Tüm insanlar üşüyor…’

Üşüyor bir coğrafyanın yüreği, acılar biriktirmiş ölümler sığmıyor tabutlara. Annelerin dillerindeki ağıtlar yükseliyor, yürek yangını bir çığlıktır mevsimleri zamanın. Şehrin mahallelerinde enkaza dönen evlerin yanlarındaki çadırlarda kalanlar üşüyor, toprağından uzağa savrulmuş gurbette acılar üşüyor. Çocuklar ve minicik elleriyle bebekler üşüyor,  tüm insanlar üşüyor, geçen sonbahar mevsiminde yazdan kalma hüzün üşüyor, kış ayı üşüyor şimdi metrelerce biriken karda, elektriksiz uzun geceler,  yanmayan sokak lambaları karanlıkta üşüyor.

Üşüyor Kürdistan’ın yüreği, dünyanın bütün acılarını yüreğime sarıyorum. Bir çocuk masumluğudur baharı getirecek olan. Yarınlara hasretim, güzel günler gelecek. Göreceğiz inanıyorum çocuklar, umuttur bahara giden yol. Geceleri gündüz edecek düştür sevda…

Çocuklarımız bugünümüz ve geleceğimiz, çocuklar gündüzlerini getirecekler yarınların…

Listeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler haberler

48. İstanbul Müzik Festivali dijital programıyla tüm Türkiye’ye ulaşacak

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından bu yıl 48’incisi düzenlenecek...

Euler Hermes 18 ülkenin ve 126 sektörün risk derecelendirme notunu düşürdü

Euler Hermes, Covid-19 salgınının etkisiyle uzun sürebilecek ekonomik durgunluk ve...

İngiltere ve İskoçya’da büyük elektrik arızası: Yüzbinlerce insan etkilendi

Britanya adasının büyük kısmını etkileyen elektrik arızasından kaynaklanan kesinti, tren...

Microsoft, Azure hizmetlerinin güvenliğini artırmak için CyberX’i satın aldı

Kullanıcıların var olan IoT varlıklarını, daha iyi yönetebilmek ve cihazları...

Tartışı-Yorum

Cumartesi Anneleri: Gözaltındaki kayıpların hikayesi

Kadir Gürhan“Kayıplar” ve “yargısız infazlar” denilince akla ilk gelen Latin Amerika ülkeleridir. Bu ülkelerde askeri cunta yönetimleri “gözaltında kayıplar” ve “yargısız infazlarla” kendisine muhalif olan tüm kesimlere karşı bir korku ve sindirme politikası uyguladı. Hayatın bir parçası haline gelen bu uygulamalarda kaybedilenlerin çoğunu; öğrenciler, öğretmenler, sendikacılar (örgütlü...

Ölümü öldürmek, sonsuz bir umudun baharıdır…

“Evîn Biharek e…”* - Arjen Arî Bir acılar sarmalıdır sancı, zamanın derinliklerinde gezinen ve hayatın kıyılarına vurur hafızalarının unutulmayacak sesleri. “Lal bû zimanê xwezayê, Girî herikî, jan bû banî” (“Dilsizdi doğanın dili, gözyaşı aktı, acı köprü oldu…”) dizeleri ile anlatıyor şair Semra Çelebî, ‘Birîn’ adlı şiir kitabında, gerçeğin...

Kalbi atan ölü bedenler

Bazı anlar vardır zihinlerimizde çocukluğumuza dair. Hayal mi gerçek mi olduklarını ömrü billah çözemeyiz. Bize anlatılanları, oradan buradan duyduklarımızı kurgulayarak bir görüntü yaratmış da olabiliriz, bizzat gözlerimizle tanık olduğumuz bu anlar zihnimizde mıh gibi tüm gerçekliğiyle çakılı da olabilir. Dediğim gibi hangisinin doğru olduğunu sınamak mümkün değil.Zihnimde...

Kuzguni Gömüt

Siyah kuzguni elbisesi içinde dilinde tek bir Arapça cümle ile Aisha Faris, sadece ağlıyordu. Bizim bilmediğimiz bir dilde, İç’inde kopan çığlıkların gümbürtüsü, siyah elbisesinde kara kara dalgalanıyordu. Aynı Arapça cümleyi tekrarlayarak Engin dertlerine bir de çağlayanlar ekliyordu. Gözyaşları bakışımızın değdiği her yerdeydi. Kara elbisesi; pul parlaklığını, onun...

Direniş Suflesi: Hayır

‘Oku’ diye başlıyor olmasına rağmen kutsal sayılan kelam; ilk maraza mevzunun başında ortaya çıkıyor.Taraflaşmanın daha kolay belirlendiği, hudutların keskin olduğu süreçler elbette yaşandı. Her konuya dair yaklaşımlar farklı idi ve tariflenen alandan hangi konuya nasıl yaklaşılması gerektiği de kendiliğinden açığa çıkıyordu. Karışık ama bence kesinlikle böyleydi.İnsanın yaşadığı...

En çok mor

Sıcak beterdi. Bıyıkları terlememiş bir delikanlılık çağında boncuk boncuk ter atıyordu. Çimento torbaları eşek ölüleri kadar ağırdı. Tuğlalar, yamalı şalvarında kahverengi tozlar bırakıyordu. Yamasını çepeçevre saran alelacele dikişleri hep terden söküktü.Daha O Boy’uyla karar vermişti ev yapmaya. Bir evin temelini attı. Atış o atış..Seni inşaat işçisi; fayans...

Sınırlar ve rahatça uyunamayan ülkeye dair: Ordu, yeniden…

Levent Ünsaldı Devlet ve milletin yüksek çıkarlarını ait olduğu kurumun çıkarlarıyla eş gören, dolayısıyla bunları yorumlama tekelini de kendisine veren Türk subayı, kışladaki eriyle kurduğu paternalist ilişkisini (“oğlum” ifadesiyle çağrılan er) milletin geneliyle olan ilişkisine de kolayca yansıtabilmiştir. Aktarılan bu hususi ethos (değerler sistemi), subayın tüm yaşamını geçirdiği...

Rıza Yalçın Koçak yazdı: Olağanüstü zulüm

Rıza Yalçın Koçak Etrafımızdaki insanlar büyük bir şaşkınlıkla cevabı bir yanı ile çok basit bir yanıyla ise iler tutar yanı olmayan sorular soruyorlar. İşyerlerinden atılan arkadaşlarının masumiyetlerine iliklerine kadar inanıp ve ama ‘devletin de bir bildiği vardır’ fikriyatının serin sularında kol gezmeye devam ediyorlar. Hükümet ile ‘paralel’ devlet...

Halkın vicdanı; “Gelemem” diyorsun, peki sen bizdeki “öf öf” ü duyuyor musun?

Ne desek, ne etsek, nasıl yapsak bilemiyoruz… Az şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler anlatabilmek için yeterli yaşadıklarımız. Çok şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler yapabilmek için çok şey görmedik henüz… “Derin bir ah” çekiyoruz, çünkü şu kelimeler sayfaya değerken Hurşit Külter hala kayıp. Ve “ah vicdan”...

Rütbelerin Er’leri

Rıza Yalçın Koçak ‘Türk halkı sessiz kalarak onayladığı bu savaşın mağduru olmaya mahkumdur.’ (TAK-Haziran 2016)Erleri çekin rütbeliler gelsin! Erleri çekmeyecek rütbeliler ordusu. Ere göre tanımlı omuzlardaki apoletler. Kaç erin başı olduğunu bildiriyor unvanlar. Erlerle tanımlayıp erlerle var ediyorlar kendilerini. Erleri çekin rütbeliler gelsin çığlığını bir iyi niyet olarak okumak gerekiyor en başta....

Kadim Süryanilerin Akitu Bayramı

Yerinden yurdundan edilen, sürgün halkların derdini en içten şairler dillendirir. Bu sebeple Yuhanna Bar Madeni der ki:“Ey sağduyulu!Ana vatanında kalman,Saygınlığını korur.Hakareti ve acı dolu gurbeti hor gör.Saç, başta oldukça değerlidir.Olmadığında, küçümsenir ve ayaklar altına alınır”Bundan tam 6766 yıl önce (MÖ 4750) Asur ve Babil kaynaklarına göre, tarihte...

Şiddete Davet

Rıza Yalçın Koçak Tamam, ölümün dondurucu ayazını buz kesme tehlikesine rağmen düşürmeyelim dilimizden. Kan kokusunun karşısına dikiverelim baharın buğusunu. Envai çeşit çiçekten, yağmuru çekiverince içine buram buram eden topraktan ilham aldığımız hikâyelerle çevreleyelim etrafı. Göz bebeklerimize gelip konan yaşları hesapsızca salıverelim yaşamın göbeğine, çağlayan misali. Tamam, yaşamdan yana...