Ana SayfaKültür SanatMüzikYedi sanatçının kadrosu reddedilince...

Yedi sanatçının kadrosu reddedilince İBB Meclisi’nde tartışma çıktı

Google News presshaber.com

[ad_1]

İBB Meclis toplantısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Orkestralar Şube Müdürlüğü’nde 43 sanatçının kadrosunun onaylanması, yedi sanatçının ise reddedilmesi üzerine AKP ile CHP meclis üyeleri arasında tartışma çıktı.

İBB Meclis toplantısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Orkestralar Şube Müdürlüğü’nde 43 sanatçının kadrosunun onaylanması, yedi sanatçının ise reddedilmesi üzerine AKP ile CHP meclis üyeleri arasında tartışma çıktı. AKP’li Muhammet Kaynar’ın “Buralara söz verilen bazı örgütlerden gelen isimler var” dedi. CHP’li Tarık Balyalı ise “MİT misiniz, polis misiniz? Gidin ihbar edin, neyse gereği yapın. Kim kime söz vermiş” karşılığını verdi.

Görüşmeler sırasında yedi sanatçının reddedilmesi üzerine CHP’li Meclis Üyesi Melendiz Dalyan İzgi, “İsme özel meclis kararı çıkmaz, genel olur. Ama isimler istendi. İsimler de geldi. Şimdi de personel listesine 43 kişinin ismi yazılmış, yedisinin yazılmamış. Yedi arkadaşın neyini beğenmediniz, çaldıkları enstrümanı mı beğenmediniz?” diye sordu.

‘Buralara söz verilen bazı örgütlerden gelen isimler var’

İBB Hukuk Komisyon Başkanı AKP’li Muhammet Kaynar ret oyu verme gerekçelerini şöyle anlattı:

“Sözleşmeli personeller zaten rutin olarak vizelendiriliyor. Burada yapılmak istenen yeni sanatçıların alınması işlemidir. Hem pandemi dönemindeyiz zaten herhangi bir şekilde bir faaliyet yok, mevcut sanatçılar zaten boşta bekletiliyor. Ama kademe kademe buralara yerleştirmelere devam ediliyor.  Yani engellenmeye çalışılan şey buraların hızlı bir şekilde kadrolaşmasının önüne geçilmesidir. Burada sanatçı olarak teklif edilen kişilerin bazılarının sanatçı da değil, maliyeci, muhasebeci, tarihçi falan var. Aslında ‘engelleniyor’ lafı bir bahane. Bunların çalışma falan gibi bir niyeti yok. Buralara söz verilen bazı örgütlerden gelen isimler var. Onların buralara doldurulma çalışılması gibi bir durum söz konusu. Biz de buna elimizden geldiği kadar engel olmaya çalışıyoruz.”

Balyalı: ‘Mit misiniz, polis misiniz?’

CHP Grup Sözcüsü Tarık Balyalı da sert tepki göstererek şunları söyledi:

“Şehir Tiyatroları ile ilgili bir konu konuşuyoruz, müzisyen alınacak. Davulcu, klarnetçi alınacak. Hiçbirini tanımayız etmeyiz. Eleştirisi olabilir, saygıdeğer bulurum. Ama bizim ona duyduğumuz saygıyı kendisi aşağıya indirmek için elinden gelen çabayı sarf ediyor. Ne demek örgütlere verdiğiniz sözleri yerine getirmek için buralara adam sokmaya çalışıyorsunuz? MİT misiniz, polis misiniz? Gidin ihbar edin, neyse gereği yapın. Kim kime söz vermiş? Hangi örgüte söz vermiş? Bazı şeyler hepimizin haddini aşan sözlerdir. Bu sözler de Muhammed Bey’in haddini de hakkını da hududunu da aşan bir sözdür. Kendisine çeki düzen vermesi gerekir. Yapacağı her türlü siyasi eleştiriye eyvallah, saygıdeğerdir. Ama üstüne basa basa ısrarla söylemeye devam ediyorum kahvehanede konuşur gibi sokakta konuşur gibi dedikodu yapar gibi insanları mimleyemezsiniz. Böyle bir hakkınız da yok, haddiniz de yok hukukunuz da yok.”

Kaynar ise kimseye örgüt üyesi demediğini savundu.

 

Kaynak: ANKA 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[ad_2]

Listeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler haberler

İmalat Sanayi Kapasite Kullanımı Ekim’de 0,8 puan arttı…

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre Ekim ayında İmalat...

İstanbul’da 90 saat su kesintisi!

İSKİ; Anadolu Yakası'nın bir çok ilçesinde su kesintisi yapılacağını açıkladı. Yapılan açıklamada,...

Özel sektörün yurtdışından sağladığı uzun vadeli kredi borcu 196,6 milyar dolar

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB)’nin, yurtiçinde yerleşik banka ve firmalardan...

Merce Cunningham belgeseli: ‘Cunningham’

Eserleriyle yaşamaya devam eden Merce Cunningham’ın 100. doğumgününde, 70 yıldan uzun...

Tartışı-Yorum

Cumartesi Anneleri: Gözaltındaki kayıpların hikayesi

Kadir Gürhan“Kayıplar” ve “yargısız infazlar” denilince akla ilk gelen Latin Amerika ülkeleridir. Bu ülkelerde askeri cunta yönetimleri “gözaltında kayıplar” ve “yargısız infazlarla” kendisine muhalif olan tüm kesimlere karşı bir korku ve sindirme politikası uyguladı. Hayatın bir parçası haline gelen bu uygulamalarda kaybedilenlerin çoğunu; öğrenciler, öğretmenler, sendikacılar (örgütlü...

Ölümü öldürmek, sonsuz bir umudun baharıdır…

“Evîn Biharek e…”* - Arjen Arî Bir acılar sarmalıdır sancı, zamanın derinliklerinde gezinen ve hayatın kıyılarına vurur hafızalarının unutulmayacak sesleri. “Lal bû zimanê xwezayê, Girî herikî, jan bû banî” (“Dilsizdi doğanın dili, gözyaşı aktı, acı köprü oldu…”) dizeleri ile anlatıyor şair Semra Çelebî, ‘Birîn’ adlı şiir kitabında, gerçeğin...

Kalbi atan ölü bedenler

Bazı anlar vardır zihinlerimizde çocukluğumuza dair. Hayal mi gerçek mi olduklarını ömrü billah çözemeyiz. Bize anlatılanları, oradan buradan duyduklarımızı kurgulayarak bir görüntü yaratmış da olabiliriz, bizzat gözlerimizle tanık olduğumuz bu anlar zihnimizde mıh gibi tüm gerçekliğiyle çakılı da olabilir. Dediğim gibi hangisinin doğru olduğunu sınamak mümkün değil.Zihnimde...

Kuzguni Gömüt

Siyah kuzguni elbisesi içinde dilinde tek bir Arapça cümle ile Aisha Faris, sadece ağlıyordu. Bizim bilmediğimiz bir dilde, İç’inde kopan çığlıkların gümbürtüsü, siyah elbisesinde kara kara dalgalanıyordu. Aynı Arapça cümleyi tekrarlayarak Engin dertlerine bir de çağlayanlar ekliyordu. Gözyaşları bakışımızın değdiği her yerdeydi. Kara elbisesi; pul parlaklığını, onun...

Direniş Suflesi: Hayır

‘Oku’ diye başlıyor olmasına rağmen kutsal sayılan kelam; ilk maraza mevzunun başında ortaya çıkıyor.Taraflaşmanın daha kolay belirlendiği, hudutların keskin olduğu süreçler elbette yaşandı. Her konuya dair yaklaşımlar farklı idi ve tariflenen alandan hangi konuya nasıl yaklaşılması gerektiği de kendiliğinden açığa çıkıyordu. Karışık ama bence kesinlikle böyleydi.İnsanın yaşadığı...

Üşüyor bir coğrafyanın yüreği

'Eylül Mayıs'a dönüşecek...'Geo Milev Üşüyor bir şehrin yüreği,  geceler buzdan karanlık. Yan yana dizilmiş çadırlar kanıyor. Üşüyor yeryüzü ve şehrin sokaklarında geziyor soğuk. Bir çocuk gözlerinde acının izlerini taşıyor. Bir bahar var ve gelecek mutlaka çocuk. Umudun ışığını taşıyor, geleceğimiz umudumuz çocuk. En amansız fırtınalar diner çocuk, savrulur...

En çok mor

Sıcak beterdi. Bıyıkları terlememiş bir delikanlılık çağında boncuk boncuk ter atıyordu. Çimento torbaları eşek ölüleri kadar ağırdı. Tuğlalar, yamalı şalvarında kahverengi tozlar bırakıyordu. Yamasını çepeçevre saran alelacele dikişleri hep terden söküktü.Daha O Boy’uyla karar vermişti ev yapmaya. Bir evin temelini attı. Atış o atış..Seni inşaat işçisi; fayans...

Sınırlar ve rahatça uyunamayan ülkeye dair: Ordu, yeniden…

Levent Ünsaldı Devlet ve milletin yüksek çıkarlarını ait olduğu kurumun çıkarlarıyla eş gören, dolayısıyla bunları yorumlama tekelini de kendisine veren Türk subayı, kışladaki eriyle kurduğu paternalist ilişkisini (“oğlum” ifadesiyle çağrılan er) milletin geneliyle olan ilişkisine de kolayca yansıtabilmiştir. Aktarılan bu hususi ethos (değerler sistemi), subayın tüm yaşamını geçirdiği...

Rıza Yalçın Koçak yazdı: Olağanüstü zulüm

Rıza Yalçın Koçak Etrafımızdaki insanlar büyük bir şaşkınlıkla cevabı bir yanı ile çok basit bir yanıyla ise iler tutar yanı olmayan sorular soruyorlar. İşyerlerinden atılan arkadaşlarının masumiyetlerine iliklerine kadar inanıp ve ama ‘devletin de bir bildiği vardır’ fikriyatının serin sularında kol gezmeye devam ediyorlar. Hükümet ile ‘paralel’ devlet...

Halkın vicdanı; “Gelemem” diyorsun, peki sen bizdeki “öf öf” ü duyuyor musun?

Ne desek, ne etsek, nasıl yapsak bilemiyoruz… Az şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler anlatabilmek için yeterli yaşadıklarımız. Çok şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler yapabilmek için çok şey görmedik henüz… “Derin bir ah” çekiyoruz, çünkü şu kelimeler sayfaya değerken Hurşit Külter hala kayıp. Ve “ah vicdan”...

Rütbelerin Er’leri

Rıza Yalçın Koçak ‘Türk halkı sessiz kalarak onayladığı bu savaşın mağduru olmaya mahkumdur.’ (TAK-Haziran 2016)Erleri çekin rütbeliler gelsin! Erleri çekmeyecek rütbeliler ordusu. Ere göre tanımlı omuzlardaki apoletler. Kaç erin başı olduğunu bildiriyor unvanlar. Erlerle tanımlayıp erlerle var ediyorlar kendilerini. Erleri çekin rütbeliler gelsin çığlığını bir iyi niyet olarak okumak gerekiyor en başta....

Kadim Süryanilerin Akitu Bayramı

Yerinden yurdundan edilen, sürgün halkların derdini en içten şairler dillendirir. Bu sebeple Yuhanna Bar Madeni der ki:“Ey sağduyulu!Ana vatanında kalman,Saygınlığını korur.Hakareti ve acı dolu gurbeti hor gör.Saç, başta oldukça değerlidir.Olmadığında, küçümsenir ve ayaklar altına alınır”Bundan tam 6766 yıl önce (MÖ 4750) Asur ve Babil kaynaklarına göre, tarihte...