Yeni bir yaşam alanı: Yeşil Bina

0

Deniz Aysel Aldemir

Yeşil bina deyince aklınıza yeşil renkli, etrafı bitkilerle kaplı yalnızca görsel nedenlerden ötürü bu ismi almış yapılar gelebilir. Aslında çağrıştırdığının çok daha ötesinde özelliklere sahip olan bu yapılar; doğayla uyumlu, sürdürülebilir, ekolojik, çevre dostu gibi isimlerle son günlerde sık sık karşımıza çıkıyor. Kavram olarak gündelik hayatın içine bu kadar girmiş olsalar da diğer yapılarla arasındaki farklar pek bilinmiyor.

 

Yeşil binaların doğa ve çevre dostu olma özelliği; yapım öncesi ve sonrası süreçlerin insan sağlığı ve doğal çevre üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirilecek şekildeUntitled-1 tasarlanmasından kaynaklanıyor. Baz alınan kriterler, sadece yapıların tasarım aşamasında değil, uygulama ve sonlandırılma aşamalarında da gözetiliyor. Binaların yapım sürecinde; enerji, su, diğer kaynakların etkin kullanımı, atık, kirlilik, çevresel bozulmanın azaltılması gibi sertifika sistemine bağlanmış konulara dikkat ediliyor. Yani biz bu binalarda, yalnızca barındığımız esnada değil, üretim aşamasında da ekolojik sisteme duyarlı olunduğunu bilerek gönül rahatlığıyla yaşayabileceğiz.

 

Günümüzde inşaat sektörü küresel ısınmanın başlıca sebeplerinden biri olan sera gazı (CO2) salımında diğer sektörlerin önüne geçmiş durumda. Sektör doğal kaynakların 1/3’ünü ve temiz suyun %12’sini kullanırken, toplamkatı atığın %40’ından ve elektrik tüketiminin de % 71’inden sorumlu bulunuyor. İstatistiki verilere baktığımızda, binaların yalnızca insanı doğadan koparan kütleler olmadığını, üretim sürecinde çevreye verdiği zararla asıl kopuşu gerçekleştirebilecek ciddi bir tehlike olduğunu görmek hiç de zor değil.

 

Ekolojik binalarda, yapım sonrasında da doğa ve insan dostu olma özelliği; ısıtma, soğutma, havalandırma ve elektrik ihtiyaçlarının karşılanması için sürdürülebilir enerji çözümlerinden yararlanılarak devamettiriliyor. Doğru iklimlendirme yapılarak insan için ideal oksijen oranı sağlanıyor. Tasarımlar, doğal ışıktanmaksimum yararlanacak şekilde dizayn edilerek enerji verimliliği ön planda tutuluyor. Atık üretmeyen, ekosistemlere duyarlı, çevre dostu yapı malzemeleri kullanılıyor. Binada ya da bahçesinde bulunan bitkiler, suyu az tüketen türlerden seçiliyor ve bu bitkilerin yetiştirilmesinde evsel atık suların arıtılmasıyla elde edilen temizlenmiş sular kullanılıyor.

 

AF
AFAD’ın yapım aşamasındaki yeni “Yeşil Binası”

Dünyada yeşil bina kavramını hayata geçirip, kendilerine ait yeşil standartlar ve bina değerlendirme sertifikası oluşturan veya yeşil bina sertifikalarından birini adapte eden birçok ülke bulunuyor. Çevre dostu yeni yaşam alanların en yoğun olduğu ülkelerin başında sırasıyla Amerika, İngiltere, Avustralya ve Almanya geliyor. Dünyada pek çok örneğine rastladığımız bu alternatif yaşamalanlarına Türkiye’de de 2009’dan beri rastlıyoruz. Dünya sıralamasında 9. sırada yer alan ülkemiz yeşil bina sayısı ile de 237’ye ulaşmış durumda. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) yapımaşamasındaki yeni kurum binasıyla birlikte resmi kurumların da desteğini almış görünüyor. Kurumsal misyonunu da pekiştiren AFAD’ın yeni kurumbinası ile Türkiye’de yeşil binaların yaygınlaşmasına öncü olması bekleniyor.

 

İstanbul’dan sonra Ankara’da da yoğunlaşan çağımızın yeni yaşam alanları “yeşil bina konsepti,” çevreci ve çevreye duyarlı bir aklın ürünü olmakla beraber, kendini tekrara başlayan mimariye de yeni bir bakış kazandırıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here