Ana SayfaHaberlerTüm HaberlerYayın yasağı kararının hukuki...

Yayın yasağı kararının hukuki dayanağı yok!

Google Haberler'de takip et!

Diyarbakır 2. Sulh Ceza Mahkemesi, Charlie Hebdo dergisinin Hz. Muhammed’i tasvir eden karikatürü yayımlayan bazı internet sitelerinin ilgili bölümüne erişimin engellenmesi kararına tepkiler gelmeye devam ediyor.

 

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, “Kararın hiçbir hukuki dayanağı yok, Avrupa’nın her yerinde kapış kapış giden bir derginin, Türkiye’de yasaklanmasının AİHS’e uygun olduğunu söylemek de mümkün değildir” dedi. T24’ün sorularını yanıtlayan Altıparmak’ın röportajı şu şekilde;

Diyarbakır 2. Sulh Ceza Hakimi’nin verdigi karar amacına ulaşır mı?
Amacın ne olduğuna bağlı. Dünyanın birçok yerinde serbest olan bir yayını İnternette engellemenin iki yolu var. Birincisi İnternetin fişini tamamen çekmek. İkincisi ise Çin tarzı devasa bir sansür sistemi kurmak. Sabah, başvuruyu yapan avukat 4 tane adres tespit edip başvuru yapmış, Mahkeme Türkiye standartlarında rekor sayılabilecek bir süre içerisinde bu 4 siteye tedbir koymuş. Ama o tedbir koyuncaya kadar muhtemelen 400 ayrı yerde yayımlanmış aynı karikatür. İnternette cin şişeden çıkarsa bir daha geri koyamazsınız.

Ama bu tür kararların hiçbir etkisi yok demek değil. Bu kararlar sayesinde insanların gözü korkuyor, ana akım medya buralara bulaşmıyor. Normalde 100 kişi görecekse 10 kişi görüyor bu sayede. Amaç da bu olsa gerek. O anlamda bu tür kararlar, hele bir de sistematik bir şekilde verildiğinde gayet de net sonuç doğuruyor.hakkında internete sansur yasasi ne getiriyor84c94538b68f27fb3cf7 Charlie hebdo sansür 

 

Yasal dayanak yokken nasıl böyle kararlar alabiliyorlar?
Hatırlayacaksınız 6552 sayılı torba yasayla, 5651 sayılı yasanın 8. maddesine bir 16. fıkra eklenmişti. Bu hükümde “Millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi nedenlerinden bir veya bir kaçına bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, erişimin engellenmesi Başkanın talimatı üzerine Başkanlık tarafından yapılır” deniyordu. Bu hükmün amacı, TİB’e dilediği zaman dilediği siteyi erişime engelleme imkanı vermekti. Bu hüküm iptal edilince, mahkemelerden sadece 5651 sayılı yasanın 8. maddesinde sayılan suçlar bakımından erişime engelleme isteme imkanı kaldı. Ne var ki, ne dine hakaret (TCK 216) ne de MİT’in yakalanan TIR’ı bu sayılan suçlarla ilişkilendirilemiyor. 8. maddenin 16 fıkrası da yok, çünkü Anayasa Mahkemesi iptal etti.

Bu kez mahkemeler yine 2014 bambaşka amaçlarla çıkarılmış olan 6518 sayılı torba yasayla 5651 sayılı yasaya eklenen 9. maddeye sarıldılar. Bu hüküm diyor ki, “İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşlar, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması hâlinde yer  sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğin yayından çıkarılmasını isteyebileceği gibi doğrudan sulh ceza hâkimine başvurarak içeriğe erişimin engellenmesini de isteyebilir”. Hükümet bu kuralı getirirken demişti ki “insanlara hakaret ediliyor, İnternetten çıkarılıncaya kadar çok zaman geçiriliyor, bu hükmü onun için getirdik”.
Kişiye hakaret edilmesiyle Charlie Hebdo kapağının veya MİT’in TIR’larının ne ilgisi var?
Şöyle bir ilgi kurdu hakimlikler: Adana 5. Sulh Ceza Hakimine göre MİT tırları ile ilgili yapılan haberler Milli İstihbarat Teşkilatı‘nın kişilik haklarına saldırı olduğu için yayın yasağı geldi. Üstelik ilgili hakim, içeriğin engellenmesinin mümkün olmaması halinde ilgili İnternet sitelerinin tamamına erişimin engellenmesine karar verdi. Tırlarla ilgili her türlü (ne demekse) yayının da engellenmesine karar verdi.

Diyarbakır 2. Sulh Ceza hakimi ise karikatür hem o dine inananlara hem de ölen kişiye (yani muhtemelen Peygambere) hakarettir o nedenle bunların yayımlanması ile Müslümanların kişilik haklarına saldırılmıştır diyerek 9. maddeyi uyguladı.

Şimdi 9. maddeyle getirildiği söylenen korumayla bu iki olayın ikisinin de yakından uzaktan ilgisi yok. Bu uygulamaların öngörülebilir olduğunu söylemek de mümkün değil. Eğer, 5651 sayılı yasanın 9. maddesi bu şekilde anlaşılırsa, dilediğiniz her siteyi kapatırsınız. “Benim canım şuna sıkıldı, ben bundan rahatsız oldum” diyen herkes gider bir mahkemeye kapattırır siteyi. Bunun, hukuk devletinde mutlak koşul olan yasallık ilkesiyle bağdaşır hiçbir yanı yok.

Kaldı ki, eğer bu hüküm bu şekilde anlaşılıyorsa, hakimin bunun insan hakları sözleşmelerine uygun olup olmadığını tartışması gerekir. Avrupa’nın her yerinde kapış kapış giden bir derginin, Türkiye’de yasaklanmasının AİHS’e uygun olduğunu söylemek de mümkün değildir.24-7-IjcUz2s

Bu kararları veren ‘Sulh Ceza Hakimlikleri’ne ilişkin ne denebilir?
Sulh Ceza Hakimlikleri cemaatle mücadele için oluşturuldu. Günümüzün DGM’leridir bunlar. Özel yargılama usulleri ile en kritik konularda karar veriyorlar. Çok az sayıdalar ve kararlarına karşı üst mahkemelere değil, yine sulh cezalara itiraz edilebiliyor. Az sayıda oldukları için siyasi iktidarın kontrol ve denetimine çok daha açıklar.

Böyle olduklarını tabii ki kanıtlayamazsınız ama HSYK’deki kriz sonrasında bu yapının oluşturulmasının meşru başka bir açıklamasını yapabilen hükümet yetkilisi de ben duymadım. Bu nedenle, sulh cezalar tarafından verilen tüm siyasi kararlara zorunlu olarak şüpheli yaklaşmak gerekiyor.

10,053BeğenenlerBeğen
244TakipçilerTakip Et
1,038TakipçilerTakip Et

Listeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler haberler

Ankara tarım müzesinden tarım tarihimize ışık tutan 20 antika

Tarih kokan Türkiye'nin ilk ve en kapsamlı tarım müzesi olan Ankara...

Karadeniz’de Mutlaka Gidilmesi Gereken Yerler

Karadeniz kıyıları, keşfedilmeyi bekleyen zengin kültürel ve tarihi mirasıyla gizli bir...

Körlerle ilgili herkesin mutlaka bilmesi gereken 10 şey

KaosGL muhabiri Esra Güleç'in* körler üzerine hazırladığı listeyi çok beğendik ve...

Karavan tatili için 6 kış rotası

Türkiye’de yani tatil anlayışının merkezindeki karavan tatili, yazın aksine kışın da yapılabilmesiyle tatilcilerin gözdesi olmaya devam ediyor.

Tartışı-Yorum

Levent Ünsaldı “Melezim ben, köksüzüm… ve bundan gayet memnunum!”

2 göbek öncesinden nenemin o gün, samanlıkta kiminle seviştiğini bilmiyorum ki!Melezim ben, köksüzüm… ve bundan gayet memnunum!Bizim peder eski asker, emekli albay, Kıbrıs gazisi kendisi. İyi bir askermiş… Pederin...

Güvenlik Bilimleri Analisti Onur Dikmeci, merkeziyetsiz güvenlik felsefesi üzerine açıklamalarda bulundu

Güvenlik Bilimleri Analisti Onur Dikmeci siyasi-güvenlik felsefesiyle ilgili daha önce Türkiye’de tartışılmamış bir konuyu gündeme getirerek ulus devlet yapılarının ve ulusal güvenlik mekanizmalarının dönüşüm sürecine girebileceğini belirtti:Elektro-Devletler Petro-Devletlerin Tahtını...

Slavoj Zizek: Türkiye’nin bir devlet olması devletin işlediği suçları aklamaz

Dünyaca ünlü filozof Slavoj Zizek, Cumhurbaşkanı sözcüsü İbrahim Kalın'ın “PKK'nın Marksist-Leninist bir terör örgütü olması, işlediği suçları aklamaz” sözlerine yanıt verdi. Zizek yanıtında "Evet, Türkiye’nin bir devlet olduğu gerçeği de Türk...