Ana SayfaListelerEagles'ın Hotel California'sı ve...

Eagles’ın Hotel California’sı ve hikayesi

Google News presshaber.com

Müzik grubu Eagles’ın 1970’lerde doğan bir rock grubu olması, bugün bile dinlemekten keyif aldığımız gerçeğini değiştirmiyor. Kendi döneminde listelerde 1 numaraya çıkmış 5 single ve 4 albümü ile 1970’lerin en başarılı gruplarından biri olan Eagles‘ın başarısı, kuşkusuz bugün okuduğumuzda dahi hayretler içinde kaldığımız şarkılarının hikayelerinden ve müziği bir iş değil, bir yaşam biçimine dönüştürmelerinden geliyor.

1980’de dağılan grup; 14 yıl boyunca ayrı kalmış, ardından birleşerek tekrar turlara çıkmaya başladı.

Gelelim Eagles‘ın en çok sevilen şarkılarından Hotel California‘ya ve onun hikayesine…

1.

1969 yazında hikayenin kahramanı olan adam uzun bir seyahate çıkar ve yolu California’dan geçerken dinleneceği Hotel California‘ya düşer…

Ufak, sevimli bir oteldir.. Sıcak bir havası vardır… Bir odaya yerleştirirler…

Eagles - Hotel California hikayesi

 

2.

Oteldeki ikinci gününde odasının hemen yanındaki odada kalan kadınla tanışır, arkadaş olurlar.

Birlikte gezmeye başlarlar. Çok fazla zaman geçmeden birbirlerine aşık olurlar ve tatili Hotel California’da birlikte geçirmeye karar verirler.

Eagles - Hotel California hikayesi

 

3.

Çok severler birbirlerini, bütün bir yaz hep beraberdirler. Otelin sıcak insanları, sevimliliği, sadeliği onları çok etkilemiştir. Unutamayacakları bir yaz, bir sevgi yaşarlar.

Eagles - Hotel California hikayesi

 

4.

Yazın bitiminde bir karar vermek zorundadırlar ayrılık için. Ve şöyle derler:
“Eğer bir sene sonra birbirimizi unutmaz ve yine bu kadar çok sevecek olursak, gelecek yazın ilk gününde, (yani tanıştıkları günü kastederek) Otel California‘da buluşacağız.”

Eagles - Hotel California hikayesi

 

5.

Sözleşirler. O zamana kadar birbirlerini hiç aramayacaklardır.

Bu aşk bir yaz aşkı mı, yoksa gerçek bir aşk mı anlamak için yaparlar bunu.

Eagles - Hotel California hikayesi

 

6.

Eagles hikayenin buraya kadar olanını yaşadıkları günleri, otelin güzelliğini, kasabanın sadeliğini anlatır şarkısında genel olarak.

Eagles - Hotel California hikayesi

 

7.

Tam bir sene geçmiştir. Adam sözleştikleri gibi bir sene sonra otelde buluşmak için yola çıkar. Tanıştıkları ilk gündür o gün, yol uzundur bitmek bilmez adam için ve sonunda California’ya varır.

Otelin oraya geldiğinde kapkara bir bina bulur. Otel dün yanmıştır. Sevdiği adamla buluşmak için bir gün önceden otele gelen kadın gece çıkan yangında ölmüştür.

Eagles - Hotel California hikayesi

 

8.

Adam otele gelirken sevdiği kadınla bir ömür yaşamayı, birlikte olmayı düşünürken, onu bir ömür kaybeder.

Gurubun üyeleri hikayeyi duyduğunda çok etkilenir ve bunun için bir şeyler yazmaya karar verirler.

 

9.

Ve Hotel California’yı yazarlar:

On a dark desert highway, cool wind in my hair
Karanlık bir çöl otoyolunda, serin rüzgar saçlarımda

Warm smell of colitas, rising up through the air
Colitaların sıcak kokusu, yükseliyor havaya

Up ahead in the distance, I saw a shimmering light
İleride bir mesafede, parlak bir ışık gördüm

My head grew heavy and my sight grew dim
Ağırlaştı başım ve bulanıklaştı görüşüm.

I had to stop for the night
Gece için durmalıydım

There she stood in the doorway;
Orada, kapının önünde durdu

I heard the mission bell
Görev zili duyuldu

And I was thinking to myself,
Ve kendi kendime düşünüyordum ki

‘This could be Heaven or this could be Hell’
‘Cennet de olabilir bu, cehennem de’

Then she lit up a candle and she showed me the way
Sonra bir mum yaktı ve bana yolu gösterdi

There were voices down the corridor,
Koridor boyunca sesler vardı

I thought I heard them say…
Sanırım şöyle dediklerini duydum onların:

Welcome to the Hotel California
California oteline hoşgeldiniz

Such a lovely place
Ne kadar hoş bir yer

Such a lovely face
Ne kadar hoş bir çehre

Plenty of room at the Hotel California
Bir çok oda var otel california da

Any time of year, you can find it here
Yılın herhangi bir zamanı, bulabilirsiniz burada

Her mind is Tiffany-twisted, she got the Mercedes bends
Aklı “Tiffany-dalgın”, “Mercedes kavisleri”

She got a lot of pretty, pretty boys, that she calls friends
Bir sürü tatlı çocukları vardı, arkadaş diye çağırdığı

How they dance in the courtyard, sweet summer sweat.
Sahnede nasıl dansettikleri, tatlı yaz teri

Some dance to remember, some dance to forget
Bazı danslar hatırlamak içindir, unutmak içindir bazısı

So I called up the Captain,
Böylece hatırlattım kaptana

‘Please bring me my wine’
‘lütfen şarabımı getirin bana’

He said,’We haven’t had that spirit here since nineteen sixty nine’
O dedi ki; “o ruhu yakalayamamıştık 1969 dan bu yana”

And still those voices are calling from far away,
Ve o sesler çok uzaklardan çağırıyor hala

Wake you up in the middle of the night
Uyandırır seni gecenin ortasında

Just to hear them say…
Sadece onların şunu demelerini duymaya…

Welcome to the Hotel California
California oteline hoşgeldiniz

Such a lovely place
Ne kadar hoş bir yer

Such a lovely face
Ne kadar hoş bir çehre

They livin’ it up at the Hotel California
Otel California’da yaşarlar şaşaa içinde

What a nice surprise, bring your alibis
Ne kadar güzel bir sürpriz, getirir bahanelerinizi

Mirrors on the ceiling,
Aynalar tavanda

The pink champagne on ice
Buzda pembe şampanya

And she said ‘We are all just prisoners here, of our own device’
Ve o dedi ki; “burada hepimiz sadece mahkumlarız, kendi düzeneğimizin”

And in the master’s chambers,
Ve ana salonda

They gathered for the feast
ziyafet için toplandılar

The stab it with their steely knives,
Çelik bıçaklarıyla onu doğradılar

But they just can’t kill the beast
Fakat canavarı öldüremezler

Last thing I remember, I was
Hatırladığım son şey, benim

Running for the door
Kapıya koştuğumdu

I had to find the passage back
Geçidi tekrar bulmalıydım.

To the place I was before
Daha önce bulunduğum yere açılan

‘Relax,’said the night man,
“Rahatla” dedi adam

We are programmed to receive.
Varmak için programlandık

You can checkout any time you like,
İstediğin zaman kontrol edebilirsin

but you can never leave!
Ama ayrılamazsın asla!

https://soundcloud.com/mustafa3rgun/eagles-hotel-california

Kaynak: Presshaber.com

Listeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler haberler

Şarköy Çiftlik: Tereyağı ve Sucukta Bir Numaralı Online Market

Tereyağı ve sucuk alışverişinin modern yolu Şarköy çiftlik online marketinde alışveriş yapmaktır....

Ticaret Antlaşması haberi ile Wall Street’te yeni rekorlar

TSİ 21:00:  ABD ve Çin’in Faz 1 Ticaret Antlaşması’nı 2...

Johnny Clegg hayatını kaybetti

Güney Afrikalı  “Beyaz Zulu” lakaplı müzisyen ve antropolog Johnny Clegg,...

Schalke 04 kulübü, milli futbolcu Ozan Kabak’la ‘asker selamı’nı görüşecek

Alman Schalke 04 kulübünün, milli futbolcu Ozan Kabak’la Türkiye-Fransa maçındaki...

Tartışı-Yorum

Cumartesi Anneleri: Gözaltındaki kayıpların hikayesi

Kadir Gürhan“Kayıplar” ve “yargısız infazlar” denilince akla ilk gelen Latin Amerika ülkeleridir. Bu ülkelerde askeri cunta yönetimleri “gözaltında kayıplar” ve “yargısız infazlarla” kendisine muhalif olan tüm kesimlere karşı bir korku ve sindirme politikası uyguladı. Hayatın bir parçası haline gelen bu uygulamalarda kaybedilenlerin çoğunu; öğrenciler, öğretmenler, sendikacılar (örgütlü...

Ölümü öldürmek, sonsuz bir umudun baharıdır…

“Evîn Biharek e…”* - Arjen Arî Bir acılar sarmalıdır sancı, zamanın derinliklerinde gezinen ve hayatın kıyılarına vurur hafızalarının unutulmayacak sesleri. “Lal bû zimanê xwezayê, Girî herikî, jan bû banî” (“Dilsizdi doğanın dili, gözyaşı aktı, acı köprü oldu…”) dizeleri ile anlatıyor şair Semra Çelebî, ‘Birîn’ adlı şiir kitabında, gerçeğin...

Kalbi atan ölü bedenler

Bazı anlar vardır zihinlerimizde çocukluğumuza dair. Hayal mi gerçek mi olduklarını ömrü billah çözemeyiz. Bize anlatılanları, oradan buradan duyduklarımızı kurgulayarak bir görüntü yaratmış da olabiliriz, bizzat gözlerimizle tanık olduğumuz bu anlar zihnimizde mıh gibi tüm gerçekliğiyle çakılı da olabilir. Dediğim gibi hangisinin doğru olduğunu sınamak mümkün değil.Zihnimde...

Kuzguni Gömüt

Siyah kuzguni elbisesi içinde dilinde tek bir Arapça cümle ile Aisha Faris, sadece ağlıyordu. Bizim bilmediğimiz bir dilde, İç’inde kopan çığlıkların gümbürtüsü, siyah elbisesinde kara kara dalgalanıyordu. Aynı Arapça cümleyi tekrarlayarak Engin dertlerine bir de çağlayanlar ekliyordu. Gözyaşları bakışımızın değdiği her yerdeydi. Kara elbisesi; pul parlaklığını, onun...

Direniş Suflesi: Hayır

‘Oku’ diye başlıyor olmasına rağmen kutsal sayılan kelam; ilk maraza mevzunun başında ortaya çıkıyor.Taraflaşmanın daha kolay belirlendiği, hudutların keskin olduğu süreçler elbette yaşandı. Her konuya dair yaklaşımlar farklı idi ve tariflenen alandan hangi konuya nasıl yaklaşılması gerektiği de kendiliğinden açığa çıkıyordu. Karışık ama bence kesinlikle böyleydi.İnsanın yaşadığı...

Üşüyor bir coğrafyanın yüreği

'Eylül Mayıs'a dönüşecek...'Geo Milev Üşüyor bir şehrin yüreği,  geceler buzdan karanlık. Yan yana dizilmiş çadırlar kanıyor. Üşüyor yeryüzü ve şehrin sokaklarında geziyor soğuk. Bir çocuk gözlerinde acının izlerini taşıyor. Bir bahar var ve gelecek mutlaka çocuk. Umudun ışığını taşıyor, geleceğimiz umudumuz çocuk. En amansız fırtınalar diner çocuk, savrulur...

En çok mor

Sıcak beterdi. Bıyıkları terlememiş bir delikanlılık çağında boncuk boncuk ter atıyordu. Çimento torbaları eşek ölüleri kadar ağırdı. Tuğlalar, yamalı şalvarında kahverengi tozlar bırakıyordu. Yamasını çepeçevre saran alelacele dikişleri hep terden söküktü.Daha O Boy’uyla karar vermişti ev yapmaya. Bir evin temelini attı. Atış o atış..Seni inşaat işçisi; fayans...

Sınırlar ve rahatça uyunamayan ülkeye dair: Ordu, yeniden…

Levent Ünsaldı Devlet ve milletin yüksek çıkarlarını ait olduğu kurumun çıkarlarıyla eş gören, dolayısıyla bunları yorumlama tekelini de kendisine veren Türk subayı, kışladaki eriyle kurduğu paternalist ilişkisini (“oğlum” ifadesiyle çağrılan er) milletin geneliyle olan ilişkisine de kolayca yansıtabilmiştir. Aktarılan bu hususi ethos (değerler sistemi), subayın tüm yaşamını geçirdiği...

Rıza Yalçın Koçak yazdı: Olağanüstü zulüm

Rıza Yalçın Koçak Etrafımızdaki insanlar büyük bir şaşkınlıkla cevabı bir yanı ile çok basit bir yanıyla ise iler tutar yanı olmayan sorular soruyorlar. İşyerlerinden atılan arkadaşlarının masumiyetlerine iliklerine kadar inanıp ve ama ‘devletin de bir bildiği vardır’ fikriyatının serin sularında kol gezmeye devam ediyorlar. Hükümet ile ‘paralel’ devlet...

Halkın vicdanı; “Gelemem” diyorsun, peki sen bizdeki “öf öf” ü duyuyor musun?

Ne desek, ne etsek, nasıl yapsak bilemiyoruz… Az şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler anlatabilmek için yeterli yaşadıklarımız. Çok şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler yapabilmek için çok şey görmedik henüz… “Derin bir ah” çekiyoruz, çünkü şu kelimeler sayfaya değerken Hurşit Külter hala kayıp. Ve “ah vicdan”...

Rütbelerin Er’leri

Rıza Yalçın Koçak ‘Türk halkı sessiz kalarak onayladığı bu savaşın mağduru olmaya mahkumdur.’ (TAK-Haziran 2016)Erleri çekin rütbeliler gelsin! Erleri çekmeyecek rütbeliler ordusu. Ere göre tanımlı omuzlardaki apoletler. Kaç erin başı olduğunu bildiriyor unvanlar. Erlerle tanımlayıp erlerle var ediyorlar kendilerini. Erleri çekin rütbeliler gelsin çığlığını bir iyi niyet olarak okumak gerekiyor en başta....

Kadim Süryanilerin Akitu Bayramı

Yerinden yurdundan edilen, sürgün halkların derdini en içten şairler dillendirir. Bu sebeple Yuhanna Bar Madeni der ki:“Ey sağduyulu!Ana vatanında kalman,Saygınlığını korur.Hakareti ve acı dolu gurbeti hor gör.Saç, başta oldukça değerlidir.Olmadığında, küçümsenir ve ayaklar altına alınır”Bundan tam 6766 yıl önce (MÖ 4750) Asur ve Babil kaynaklarına göre, tarihte...