Ana SayfaHaberlerTeknolojiÇağımızın yarım elması: Apple!
Google Haberler'de takip et!

ABD merkezli teknoloji şirketlerinden biri olan Apple, fabrikasız, imalatsız şirketlere emsal oluşturan bir şirket. Apple 2010 yılının ortasından 2011 yılının ortasına kadar 100 milyondan biraz fazla sayıda iPad sattı. Peki bu pazarlamanın altında ne yatıyor dersiniz? Kalite mi?

 

Apple, bilgisayarlar ve iletişim ekipmanları geliştiriyor, tasarlıyor, patentliyor ve satıyor. Öte yandan sattığı malların asıl imalatını başkalarına yaptırıyor. Tüm iPad’lerin montajı Çin’de yapılıyor. Apple üretim zincirine 748 malzeme ve bileşen tedarikçisini entegre etmiş durumda ve bunların %82’si Asya‘dan geliyor, 351’iyse Çin‘de bulunuyor.

 

Üretim zincirindeki her bir halkada, üzerine ücretlerin, yönetimin, genel giderlerin ve kârların eklendiği bir malzeme girişi var. Zincirin tüm halkalarındaki bu faktörlerin toplam fiyatı, ürünün satış fiyatına eşittir. Clelland’ın bir emtia zincirindeki “parlak değer” olarak adlandırdığı şeydir bu.

Bir hapishane olarak iPhone. Sanatçı: Felipe Luchi.
   Bir hapishane olarak iPhone. Sanatçı: Felipe Luchi.

Bir iPad’in piyasa değeri 2010-2011 yıllarında 499 dolarken, fabrika çıkış fiyatı 275 dolardı. Fabrika fiyatının ancak 33 doları Güney’deki [Çin’deki] işçilerin maaşlarına giderken, Apple’ın brüt kar marjının 150 doları birden, yüksek tasarıma, pazarlamaya ve idari maaşlara, bunun yanı sıra temel olarak küresel Kuzey’de [ABD’de] devam eden araştırma-geliştirme ve işletme maliyetlerine gidiyor.  “Smile eğrisi” bu değerin maaşlara ve kârlara dağılımının nasıl olduğunu çok iyi temsil eder.

 

Ancak, kapitalist dünya ekonomisi bir buzdağı gibidir. Üzerinde en çok çalışılan alan olan “parlak değer” yüzeyde dururken, onu alttan destekleyen muazzam yapı gözden uzakta kalır. Buzdağından farklı olarak, dünya ekonomisi değerlerin aşağıdan yukarı doğru, Güney’den Kuzey’e doğru akışına dayalıdır…

 

Eğer iPad’in montajı ABD’de yapılıyor olsaydı, üretim sürecindeki işçi maaşlarının maliyeti 45 dolar değil, 442 dolar olacaktı. iPad’in üretim yapısını biraz daha derinlemesine inceleyip, alt-bileşenlerine ve hammadde girdilerine de bakalım. Kullanılan malzemeler de Güney’de, iPad başına yaklaşık 35 dolarlık bir maliyeti olan işçiler tarafından üretiliyor. Eğer bu hammadde üretimi de ABD’de gerçekleşiyor olsaydı, maaşların maliyeti yaklaşık 210 dolar olacaktı.

 

iPad’in üretim zincirindeki işçilerin Kuzey’dekilerden daha az maaş almasının nedeni, onlar kadar üretken olmamaları değil. Aslında, muhtemelen daha üretkendirler. Apple’ın tedarikçileri mevcut olan son teknolojiyi kullanmak konusunda dünya lideri konumunda. Bu şirketlerin idari personeli, işçileri Taylorcu yöntemler kullanarak ve Kuzey’de yasal olarak izin verilmeyen uzun saatler boyunca çalıştırıyor.

 

Tedarikçiler işçilerin üretkenliğini arttıran on iki saatlik vardiyalar düzenliyor, üretimi hızlandırmak için rutin olarak denetimler gerçekleştiriyor. Haftalık çalışma süresi 60 saati geçiyor, çünkü işçilerin yasal gereklilikleri aşan sürelerle mesai yapması gerekiyor. ABD Devlet Başkanı Obama, 2011 yılında, Beyaz Saray’daki bir akşam yemeğinde o zamanlar Apple’ın CEOsu olan Steve Jobs‘a “Apple’ın imalatını ABD’de yapması neye malolur?” diye sorduğunda, Jobs’un “bu işleri geri getiremeyiz” demesi şaşırtıcı değildir.

 

Bir meta, tüketicinin ayağına gelinceye kadar küresel zincirin çok sayıda halkasından geçtiğinde, yalnızca düşük ücretli emek-gücünün girdilerinden yararlanmakla kalmıyor. Aynı zamanda muazzam miktarda düşük ücretli ve karşılığı ödenmemiş emeğin girdileri ile ekolojik girdilerden de faydalanıyor. Kapitalistler ev içi ve kayıtdışı sektörün faaliyetlerinden gizli artı değerler çekiyorlar. Her bir işçinin üretici kapasitesinin yaratılabilmesi ve hayatını devam ettirebilmesi için gıda imalatçıları ve kayıtdışı sektör faaliyetlerinden oluşan uzun bir karanlık değer zinciri mevcut. Bu karanlık değerin akışı, çevre ülkelerdeki emeğin yeniden üretimini düşürerek kapitalistlerin ödediği ücretin düzeyini aşağı çekiyor. Bu ev içi ve kayıtdışı sektörler kapitalizmin dışında değil, küresel emtia zincirlerinin içsel unsurları.

 

Ekolojik bozulma, kirlenme ve kaynakların tükenmesi, Apple’ın tedarikçilerinin bu karanlık değeri çekme yöntemlerinden bazıları. Her iPad için 15 kilogram maden kullanıyor. Bunlardan bazıları çok nadir bulunuyor ve sınırlı miktarda mevcut. Bir iPad için 300 kilo su ve fosil yakıtlardan elde edilen, 30 kilogram karbondioksit üretmeye yetecek kadar elektrik kullanılıyor. Dahası, bir iPad’in üretilmesi 105 kilogramlık sera gazı emisyonu yaratıyor.6 Tüm bu ekolojik yükler Çin ve diğer Asya ülkelerinin omuzlarına yüklenirken, ortaya çıkan ürün Kuzey’de tüketiliyor.

 

Ekolojik bozulma iPad’in bir karanlık değer olarak içerisinde taşıdığı bir dışsal sonuç. Yalnızca bu kirliliğin sonuçlarına bakan Clelland, bir iPad başına Apple’ın 190 dolarlık maliyetten kaçındığını tahmin ediyor. Eğer bu ürün ABD’de üretiliyor olsaydı, ürünün yarattığı ekolojik sonuçlar nedeniyle bu parayı ödemek zorunda kalacaktı.7 Kapitalizm bu türden karanlık değer biçimlerine bağlı, hatta onların güdümünde. Üretim maliyetlerinden söz ederken, bu tür unsurların adı bile geçmiyor. Bunlar kapitalistlere ve ürünleri satın alınlara verilmiş görünmez “hediyeler”.

 

(Gezite)

10,053BeğenenlerBeğen
244TakipçilerTakip Et
1,038TakipçilerTakip Et

Listeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler haberler

17 Fotoğrafla bitmeyen savaşların muhabiri Robert Capa kimdir?

Savaşın fotoğrafı dendiğinde kaçınılmaz olarak ilk akla gelen isin Robert Capa...

Makyöz Laura Jenkinson’dan akıllara ziyan 30 yüz boyama çalışma

Dünyada sanat yolculuğuna çıktığımızdan beri anlıyoruz ki bu gezinin ucu bucağı...

World Leaders Are People Too: Artist Shows Them Doing Their “Duty”

Given all the hefty decisions that today’s world leaders often have...

Evlenmeden önce bir daha düşünmeniz için 10 evlilik filmi

Evlilikle ilgili filmler ya da evlilik filmleri demeden önce "evlilik kurumu"...

Tartışı-Yorum

Rıza Yalçın Koçak yazdı: Olağanüstü zulüm

Rıza Yalçın Koçak Etrafımızdaki insanlar büyük bir şaşkınlıkla cevabı bir yanı ile çok basit bir yanıyla ise iler tutar yanı olmayan sorular soruyorlar. İşyerlerinden atılan arkadaşlarının masumiyetlerine iliklerine kadar inanıp...

Sınırlar ve rahatça uyunamayan ülkeye dair: Ordu, yeniden…

Levent Ünsaldı Devlet ve milletin yüksek çıkarlarını ait olduğu kurumun çıkarlarıyla eş gören, dolayısıyla bunları yorumlama tekelini de kendisine veren Türk subayı, kışladaki eriyle kurduğu paternalist ilişkisini (“oğlum” ifadesiyle çağrılan...

Murat Sevinç’ten Yılmaz Özdil’in “şarjör” benzetmesine dair bir yazı

Murat Sevinç'ten Yılmaz Özdil'in "kalaşnikof'a sürülen şarjör" benzetmesine göndermeli bir yazı kaleme aldı: "Kürtler mevzubahis olduğunda, gerisi teferruat ve utanç…"Sözcü yazarı Yılmaz Özdil'in HDP'ye verilecek oyları "kalaşnikof'a sürülen şarjör"e...